Yeniden Kur'an-ı Kerimle DiriLiş...

...Tefekkür...

Hüznüm yüreðime dokunan dûamýn sûkûtudur...
Kur'an-ı Kerim'i okumayan mümin nelerden mahrum kaldığını bir anlamış olsaydı, boş geçen günleri için derin bir teessür duyacak, masiyetle bulanan ruhuna Kur'an'dan şifa arayacaktı Çünkü O, ruhlara ışıtan bir aydınlık ve Hakk'ın yeryüzüne inmiş bir rahmetidir Karanlık kalpler onunla ışığa kavuşur, hayat onunla mana kazanır, gönüller onun nuruyla billurlaşır
Allah Rasulü sav'in haber verdiği üzere, fitnelerin karanlık geceler gibi dört bir tarafı sardığı, kişinin mümin olarak sabahlayıp kafir olarak akşamladığı bu dehşetli devirde kalplerden imansızlık zulmetini silen, günah lekelerini temizleyen Kur'an-ı Kerim'e ne kadar da çok ihtiyacımız var
Kur'an-ı Kerim, manası bilinmeden okunsa bile, mücerred lafzı imanlı sineleri haşyetle titretmeye, gözleri yaşla doldurmaya, deruni bir zevkle içleri ferahlatmaya ve Allah muhabbetiyle latifeleri yakıp kavurmaya yetmektedir Böylece gönül dünyası nurlanan insan, karanlıklar içinde yarasalara arkadaşlık etmekten kurtulmaktadır

Rahmet ve şifa kaynağımız,

Batıl itikatlar günümüzde mikrop gibi yayılmıştır Dünya kuruldu kurulalı vicdan ve düşünceler hiç bu kadar bulanmamıştır Batı dünyasında ortaya çıkan her ahlaksızlık hiç parola sorulmadan bizde kabul görmektedir Dolayısıyla günahlar sel gibi üzerimize gelmektedir Ard arda işlenen büyük günahlar müminin manevi hayatını altüst etmektedir Ortalıkta dolaşan yığınla bozuk akide ve inanışlardan dolayı iman tehlikededir Ne yazık ki zamanımızda dindar insanlar dahi cehalet sebebiyle günde birkaç kere imandan çıkıp tekrar girebilmektedirler Bir insan kafir olduktan sonra tekrar iman edip nikah tazelese bile, önceki bütün sevapları yok olup gitmektedir Bu yüzden manevi hayatımızı felç olmaktan kurtarmanın tek yolu, Kur'an ilimlerini öğrenip mucibince yaşamaktır Allah Teala buyuruyor:
“Kuran'dan müminlere rahmet ve şifa olan şeyler indiriyoruz O, zalimlerin ise sadece kaybını artırır” (İsra, 82)
Evet, Kur'an şifadır Bilumum batıl itikat ve kötü ahlakın ilacı Kur'an'dır O yüzden zaruret miktarı da olsa, akaid ve fıkıhla ilgili ilimleri ve nefsin halleriyle ilgili tasavvufi bilgileri öğrenmek her mümine farzdır Öğrenmeyenler haram işlemektedirler
Ayrıca Kur'an-ı Kerim'i yüzünden okumasını bilmeyen, ondan doğru dürüst ezberi bulunmayan bir kimsenin, hayatı boyunca kılmış olduğu bütün namazları tehlikededir Zira namazda aslına uygun bir şekilde telaffuz edilmeyen bir kelime, o namazı ifsad edebilir Farkında olmadan yıllarca böyle namaz kılan şahıs ahirette -Allah korusun- namazdan hiçbir şey bulamayabilir İşte bütün bu sebeplerden dolayı Allah Rasulü sav: “Sizin en hayırlınız Kur'an'ı (hakikatleriyle birlikte) öğrenen ve öğretendir” buyurmuştur
Yukarıda geçen ayet-i kerimede belirtildiği gibi, Kur'an-ı Kerim manevi hastalıkların yanı sıra maddi hastalıkların da şifasıdır Bizzat Hz Rasul-i Ekrem sav maddi hastalıkların tedavisinde Kur'an ile rukyede bulunmuş, Ashab-ı Güzin'i de bu hususta teşvik etmi ştir Hatta Kur'an'dan şifa aramamayı eksiklik kabul ederek: “Kim Kur'an'la şifa talep etmezse Allah ona şifa vermez” buyurmuştur
O halde müminler tıbbi tedaviyi terk etmemek kaydıyla hastalık ve şifa kudret elinde olan Allah Teala'ya Kur'an ile iltica etmelidirler

Öyle bir taç ki ,

Ne yazık ki günümüzde ailelerin önemli bir kısmı çocukları üniversiteyi kazanabilsinler diye varlarını yoklarını feda ettikleri halde, aynı hassasiyeti dini terbiye verme hususunda göstermemektedirler Daha doğrusu bu mevzuyu yeterince umursamamaktadırlar Böylece kalbinde Allah korkusu kalmayan çocuklar, toplumun içine birer saatli bomba gibi salınmakta, dünyaları gibi ahiretleri de harap olmaktadır
Dindar bir anne babanın en büyük ideali ise Allah'ın rızasını kazanmak ve Kur'an ehli salih evlat yetiştirmektir Bu meseleyi önemsedikleri kadar hiçbir meseleyi önemsemezler İşte böyle bir anne-baba için Hz Rasulullah sav şu müjdeyi vermektedir:
“Kim Kur'an'ı okur ve onunla amel ederse, kıyamet günü babasına bir taç giydirilir Bu tacın ışığı, güneş bir eve girse, onun vereceği ışıktan daha güzeldir Öyleyse Kur'an'la amel edenin ışığı nasıl olacak, düşünebilyor musunuz?” (Ebu Davud)
Böyle anne-babaların öldükten sonra amel defterleri de kapanmaz Çocuklarının bütün ibadet ve taatlerinin bir misli de onların hesabına geçer

Cennet ve şefaat ehli hafızlar ,


Kur'an-ı Kerim'in haber verdiği hakikatlere iman ettikten sonra, onu okuyup ezberleyen ve amel etmek için gayrette bulunan bir mümin, cennete girdiği gibi ailesine de şefaat eder Hadis-i Şerifte şöyle buyrulmaktadır :
“Kim Kur'an okur, ezberler, helal kıldığı şeyi helal kabul eder, haram kıldığı şeyi haram kabul ederse, Allah o kimseyi cennete koyar Ayrıca hepsine cehennem vacip olmuş ailesinden on kişiye şefaatçi kılınır” (Tirmizi)
O yüzden ehlullahtan olan zatlar, göğsünde Kur'an taşıyan, ilmiyle amil hafız ve alimlerin bulunduğu odaya doğru ayaklarını uzatarak yatmamışlardır

Hesapsız sevap vesilemiz,


Günahları en çok eriten, müminin makamını yükselten amellerin başında Kur'an-ı Kerim tilaveti gelmektedir Hadis-i şerifte buyurulur ki:
“Kur'an-ı Kerim'den tek bir harf okuyana bile bir sevap vardır Her hasene on misliyle (kayda geçer)” (Tirmizi)
Fakat alimlerin belirttiği üzere, Cuma akşamları gibi mübarek gün ve gecelerde okunan Kur'an'ın sevabı daha da fazladır Üç aylarda ise katlanarak artmaktadır Mesela: Recep ayında yüz, Şaban ayında üçyüz , Ramazan-ı Şerif'te bin, bu ayın Cuma gecelerinde binlercedir Kadir gecesinde ise, Kur'an-ı Kerim'in her bir harfi için otuzbin hasene vardır Hz Ali ra da nafile namazın kıyamında okunan Kur'an'ın her harfine yüz sevap verileceğini belirtmektedir (Gazali, İhya)
Amr b As ra Hazretleri'nden rivayet edildiğine göre, kişiye ezberlediği her ayet için cennette bir derece verilir Ebu Davud, Tirmizi ve İbn-i Mace'nin rivayet ettiği diğer bir hadis-i şerifte de şöyle buyrulmaktadır :
“Kur'an'ı okuyup ona sahip çıkan kimseye ahirette denir ki: Oku ve (cennetin derecelerine) yüksel Dünyada nasıl ağır ağır okuyor idiysen öyle oku Zira senin makamın okuduğun en son ayetin seviyesindedir”
Burada “Okuduğun ayet sayısınca yüksel” denildiğine göre, Kur'an-ı Kerim'i tamamıyla okuyup hatmeden, ahirette en yüksek dereceyi ihraz eder Bir parça okuyan da okuduğu ayetin sayısına uygun bir mertebeye kadar yükselir ve orada kalır Şu halde sevabın en yüce mertebesi, hatm-i şerifle elde edilir

Hiç bıktırmayan yolculuk,

Dünyada bin kere okunduktan sonra binbirinci kere okunmaya iştiyak duyulan Kur'an'dan başka bir kitap yoktur
Bir sahabi, “Ey Allah'ın Rasulü, Allah'a hangi amel daha sevimlidir?” diye sordu Rasulüllah sav, “Yolculuğu bitirince tekrar yola başlayan” cevabını verdi Sahabi “Yolculuğu bitirip tekrar başlamak nedir?” diye sorunca şu cevabı verdi: “Kur'an'ı sonuna kadar okur, bitirdikçe yeniden başlar” (Tirmizi)
O yüzden günlük olarak Kur'an okuyan ve ondan bazı sureleri ezberleyen kimsenin günahları dökülmekte, sevapları çoğalmakta ve makamı yükselmektedir Günde bir cüz Kur'an okuyan şahsın milyonlarca günahı bağışlanabilir Ya da bir o kadar sevap kazanabilir Özellikle de latifeleri harekete gelen zikir ehlinin Arş-ı Ala'ya doğru çıktığı ulvi yolculuğunda Kur'an tilavetinin çok faydası vardır Süratle mesafe kat etmesine yardımcı olur Her ikisi de zikir olan vird ve Kur'an tilaveti birlikte yürütülmelidir Hz Rasulullah sav'in ve bütün Sadat-ı Kiram'ın yolu budur

En büyük şefaatçi ,

Taberani'nin naklettiği bir hadis-i şerifte: “Allah katında Kur'an'dan daha üstün şefaatçi yoktur Ne peygamber, ne melek, ve ne de başkaları” buyrulmaktadır Diğer bir hadis-i Şerifte de zikir ve duaların çıkardığı sesler şöyle tasvir edilir:
“Arş-ı Azam'ın etrafında daima arı sesi gibi sesler duyulur Sizin tesbih, tehlil, tekbir ve tahmidleriniz, vızıltılar halinde Allah'ın Arşı'nın etrafında tıpkı oğul veren arı şeklinde vızıltılar çıkartır Ve bunların tek dilekleri de sahiplerinin affedilmesidir Rabbiniz'in yanında böyle şefaatçilerinizin bulunmasını istemez misiniz?” (Ahmed b Hanbel)
Başka bir hadis-i şerifte de sırf Allah rızası için Kur'an okuyanların kıyamet günü siyah miskten bir tepe üzerinde oturacaklarını, onlar için korku ve hesap münakaşası olmayacağı belirtilmektedir

Melekler seni dinliyor ,

Güzel sesiyle tanınan Ensar'dan Üseyd ibnu Hudayr ra geceleyin hurma harmanında iken Bakara Suresi'ni okuyordu Hemen yakınında da atı bağlı idi Birden bire atı şahlandı Bunun üzerine okumayı bıraktı At da sakinleşti Üseyd her okumaya başlayışında at şahlanıyordu Oğlu Yahya ata yakındı Ona bir zarar vermesin diye uzaklaştırmak için yanına gitti Bir ara başını göğe kaldırınca bir de ne görsün! Gökte şemsiye gibi bir şey ve içerisinde kandilimsi nesneler var
Sabah olunca koşup gördüklerini Rasulullah sav Efendimiz'e anlattı Hz Peygamber sav, “O gördüklerin neydi biliyor musun?” diye sordu Hayır, cevabı üzerine şöyle buyurdu:
“Onlar meleklerdi Senin sesine gelmişlerdi Sen okumaya devam etseydin, seni sabaha kadar dinleyeceklerdi Öyle ki, sabahleyin herkes onları seyredebilecekti Çünkü gizlenmeyeceklerdi” (Buhari)
Ebu Hüreyre ra'dan rivayet edildiğine göre: “Hangi evde Kur'an-ı Kerim okunursa, orada bolluk bereket çoğalır, şeytanlar uzaklaşır ve melekler oraya hücum eder Hangi evde Kur'an okunmazsa, o evde darlık, sıkıntı, huzursuzluk baş gösterir Rahmet melekleri oradan uzaklaşır ve şeytanlar orayı istila eder” (Gazali, İhya)

Okuyanını koruyan sureler,

Kur'an-ı Kerim'den okunan muhtelif sureler, muhtelif şekillerde temessül edebilir Bir hadis-i şerifte Bakara ve Al-i İmran Surelerini okumak tavsiye edilmiş ve şöyle buyurulmuştur :
“Onlar sanki iki bulut veya aralarında nur ve aydınlık olan iki siyah gölgelik veya sahiplerini savunma vaziyeti almış saflar halinde iki kuş sürüsü gibidirler” (Müslim, Tirmizi, Darimi)
Bu sureler iki bulut ve gölgelik, ya da kuş sürüsü şeklinde temessül ederek mümini korumaktadırlar Kur'an'ın kıyamet günü insan şeklinde geleceğini rivayet eden hadisler de vardır
Dünyada iken de surelerin muhtelif şekillerde temessül etmesiyle alakalı bazı kerametlerin vuku bulduğuna dair haberlere rastlanmaktadır Muhyiddin-i Arabi ks Hazretleri çocukken hastalanmış ve rüyada Yasin Suresi'ni güzel kokulu ve kuvvetli bir adam şeklinde görmüştü Kendisini koruyordu “Sen kimsin?” diye sorduğunda: “Ben Yasin Suresiyim Seni koruyorum” demişti Kendine geldiğinde, babasının başında ağlayarak Yasin Suresi'ni okuyup bitirdiğini anlamıştı
Yine İbnü'l-Arabi Hazretleri'nin anlattığına göre, evliyaullah'tan Fatıma isminde ihtiyar bir kadın vardı Bu kadın Fatiha Suresi'ni okudu ve bu sureden zavallı, kimsesiz bir kadının uzak beldede bulunan kocasını getirmesini rica etti Çok geçmeden Allah'ın izniyle adam geldi

Gönülden gözlere inen RAHMET,

Kur'an-ı Kerim'i güzel ve hüzünlü bir sesle okuyup kalbiyle ya da gözüyle ağlamak müstehaptır Bu kalbin huşuunu artırır Ayet-i kerimede: “Ağlayarak yüzüstü yere kapanırlar (Kur'an okumak) onların huşularını artırır” (İsra, 109) buyrulmaktadır Hadis-i Şerifte ise: “Kur'an okurken ağlayın, eğer ağlayamazsanız ağlar gibi yapın” (İbn-i Mace) buyrulmaktadır
Netice itibariyle Kur'an'ın girmediği kalp mezardan karanlık ve ruhsuz, onsuz duygular bataklık, düşünceler zehir, hayat derbeder, mantık sefil, haller perişan Kısacası onsuz hayat hayat değil Dünyanın mevcudiyeti ona bağlı Çünkü Kur'an dünyanın aklı hükmünde
Evet, yeryüzünde Kitabullah okunmaz hale gelir, Kur'ani değerler ortadan kalkarsa, dünyanın aklı gider, deli divane olur Sonunda akılsız başıyla çırpına çırpına kıyametine yuvarlanır
 

[TB] Benzer konular

Üst