YENİDEN YAPILANDIRMA PROJESİNİN FESHİ,TADİLİ,İHLALİ

  • Konbuyu başlatan senarist081
  • Başlangıç tarihi
S

senarist081

Guest
YENİDEN YAPILANDIRMA PROJESİNİN FESHİ,TADİLİ,İHLALİ


YENİDEN YAPILANDIRMA PROJESİNİN FESHİ

Yeniden yapılandırma projesinin feshini adi konkordato hükümlerine atıf yaparak kanun düzenlemiştir.Aslında burada bahsedilen fesih iptal hükmündedir.Çünkü burada projenin geçmişe dönük olarak bir alacaklı ya da tüm alacaklılar için ortadan kaldırılması söz konusudur. Ancak kanunda fesih ibaresi yer aldığından bizde iptal anlamında anlaşılmak üzere fesih nitelendirmesi yapacağız.Projenin feshi kanunda 309.madde de geçer.
Bu durumda yeniden yapılandırma projesi
Tek alacaklı için fesih
Tamamen projenin feshi şeklinde 2 şekilde karşımıza çıkar.

I)YENİDEN YAPILANDIRMA PROJESİNİN ALACAKLI BAKIMINDAN FESHİ

4 başlık altında inceleyeceğiz:
Fesih Nedeni
Feshin istenebileceği zaman
Feshin istenebileceği mahkeme ve başvuru usulü
Feshin Sonuçları


1.FESİH NEDENİ:proje hükümlerinin kendisine karşı yerine getirilmediğini ileri süren projeden etkilenen alacaklı ,projenin kendi açısından feshini isteyebilir.Bunun için projeyle alacaklıya karşı üstlenmiş olduğu edimleri yerine getirmemesi gerekir.Taahhüt ettiği ödemeleri zamanında yapmaması buna bir örnektir.Burada kıstas ihlalin bizzat projeden etkilenen alacaklıya yönelik olmasıdır.Bu ihlalin kısmen ya da tamamen olması fark etmemektedir.Yine borçlunun ediminin para ya da paradan başka bir şey olmasının da önemi yoktur.Sadece yükümlülüğün yerine getirilmemiş olması gereklidir.
İkinci önemli husus projenin yeterince açık olması gereklidir.Yani feshin nedeninin ilgili alacaklının taahhüdünün doğrudan doğruya projeden anlaşılıyor olması gereklidir.Şayet birden fazla alacaklıya karşı edim yerine getirilmemişse hepsinin fesih isteme yetkisi vardır.Ancak bu durum projenin tamamen feshini gerektirmez.
2.FESHİN İSTENEBİLECEĞİ ZAMAN:Fesih ne zaman istenir?Konkordatonun aksine fesih kararının tasdiki ile istenebilir.Ayrıca kesinleşme beklenmez.Tasdik kararıyla birlikte derhal hüküm doğurmaya başlamaktadır.
3.FESHİN İSTENEBİLECEĞİ MAHKEME VE İNCELEME USULÜ:projenin feshi yeniden yapılandırmayı tasdik kararı vermiş mahkemeden istenebilecektir.Bir yerde birden fazla Ticaret Mahkemesi olması durumunda ne olacaktır?Aynı yargı çevresinde birden fazla mahkeme var ise bu mahkemelerin hepsi aynı mahkeme sayılır.(Bkz.14.02.1992 tarih ve 3/2 sayılı İBK)Kanun maddesinin aslında vurgulamak istediği yeniden yapılandırma projesinin dosyasını elinde bulunduran,onu incelemiş ve karar vermiş mahkemenin feshi vermesi gerektiğidir.Fesih talebini alan nöbetçi Ticaret Mahkemesi’nin davayı ilgili olan yani tasdik kararını veren mahkemeye göndermesi asıl olandır. Fesih talebi mahkemeye dava şeklinde yöneltilecektir.(“.......konkordatonun feshi bir dava şeklinde isteneceğinden,mahkeme duruşma yapılarak iddia ve savunma doğrultusunda gösterilen deliller değerlendirilerek sonucuna göre karar vermesi gerekirken evrak üzerinden hüküm kurulması da kabul şekli yönünden usul ve yasaya aykırıdır.19HD.3.7.1997,4625/6973)Basit yargılama usulüyle incelenecektir.
DAVA ‘DA;
· Borçlu alacaklının alacağına ve miktarına itiraz edemez.Çünkü borçlu bu miktarı kabul ve ödemeyi de taahhüt etmiştir.Taksitle ödemenin yapılacağı hallerde tek ödemenin yapılmamış olması alacaklıya dava açma hakkı verir.
o Dava açmadan da alacaklı icra takibi yapabilir.
o Yahut icra takibi yapmaksızın projenin feshini talep edebilir.
Şu soru karşımıza çıkabilir.Peki alacaklı her iki yola da başvurabilir mi?Elbette başvurabilir.Amaç ve sağlayacağı hukuki yarar farklı olduğundan iki yola birden gidebilir.Yani alacaklı projeye bağlı kalarak alacağını tahsil etme yolunu seçebileceği gibi projenin kendisi açısından kendisine projeyle öngörülen miktarı değil de alacağının tamamını tahsil etmek amacıyla projenin feshini talep ederek dava açabilir.

ÖZET: İcra takibi--------------^Projede öngörülen meblağ için
Fesih davası-----------^Alacağın tamamı için

Borçlu projeye uygun ödeme yaptığını ancak kesin delillerle ispat edebilir.
4.YAPILANDIRMA PROJESİNİN FESHİ KARARI VE SONUÇLARI:
Mahkeme yapılan incelemede taahhüdün yerine getirilmediğini tespit ederse,projenin o alacaklı tarafından feshine karar verebilir.Fesih yalnızca fesih davasının tarafı olan alacaklı bakımından sonuç doğuracak alacaklı alacağını tam ve derhal talep etme hakkına sahip olacaktır.Alacaklı bu sebeple fesih istemektedir.Alacaklı fesih istemeden de alacağı için icra ve iflas talep edebilecektir.




ALACAKLI


İflas takibi yaparsa ve borçlunun iflasına Projenin tek alacaklı açısından feshi
Karar verilirse,proje tüm alacaklılar için ise borçlu hakkında tek başına iflas
Feshedilir. Nedeni oluşturmayacağından tüm
projenin feshine yol açmaz.




Alacaklının feshi istemesi onun yeni haklarını sona erdirmez.Buradaki yeni haklardan kasıt konkordatodaki gibi teminat verilmesi hakkı olup asıl olan yeniden yapılandırma projesinde teminat koşulu getirilmemiş olmasına karşın teminat şartı getirilmiş ise feshi isteyen alacaklıda teminattan yararlanacaktır.Ayrıca tanınmış başkaca haklarda var ise bunlardan da yararlanacaktır.
Burada önemli bir sorun ortaya çıkmaktadır.Fesih halinde daha önce ara dönem içerisinde verilmiş olan ihtiyati haciz ve tedbir kararlarının akıbeti ne olacaktır?Bilindiği üzere mahkeme tasdik başvurusu üzerine ara dönemde tüm takiplerle ve ilgili davaların durdurulmasına karar verebileceği gibi yeni takip yapılmasının yasaklanmasına ihtiyati haciz ve tedbir kararlarının uygulanmasına da karar verebilir.Tüm bu kararlar mahkemece aksi kararlaştırılmadıkça tasdik kararına ya da tasdik kararının reddine kadar sürer.Mahkeme tasdik kararının kesinleşmesine kadar da bu kararları verebilir.Ancak tasdik kararı kesinleşirse tüm kararlar ne olacaktır?Projenin kesinleşmesiyle haciz ve tedbirler kalkar,takipler sürer.Bu sebeple fesih halinde fesih talebinde bulunan alacaklı da alacağın tamamı için takip yapabilir,dava açabilir,daha önceki takibine devam edebilir.
Mahkemenin fesih kararı üzerine kanun yoluna gidilebilir mi?307.maddeye göre fesih talebinin reddi ve kabulüne karşı kararın tebliğinden itibaren 10 gün içinde temyiz talep edilmesi mümkündür.

II)YENİDEN YAPILANDIRMA PROJESİNİN YENİDEN FESHİ

1. FESHİN NEDENLERİ VE KOŞULLARI:

Kanunun 308.maddesine göre “her alacaklı suiniyetle muallel bulunan bir konkordatonun feshini” tasdik kararını vermiş olan mahkemeden ister.Burada bahsedilen projenin kötü niyetle yapılmış olmasıdır.Mahkeme tasdik kararını vermeden önce resen borçlunun yenide yapılandırma yoluna giderken iyi niyetli olup olmadığını inceleme yükümlülüğü vardır.(309.md)Şayet bu husus gözden kaçırılmış ise bu husus daha sonra fesih nedeni olarak karşımıza çıkacaktır.

· KONKORDATONUN TAMAMEN FESHİNDE DÜRÜSTLÜK KOŞULU
Kanun kötü niyetle sakat olan bir konkordatonun feshine izin vermiştir.(m.308)Doktrinde oybirliği ile kabul edilen husus borçlunun konkordatonun yapılması sırasında dürüst hareket etmemesi ve kötü niyetli bazı davranışları ile konkordatoyu kabul ve tasdik ettirmeyi başarmış olması konkordatonun tamamen feshini gerektirir.Sadece borçlunun değil borçlu tarafından ispatlanmak koşuluyla 3.kişinin eylemleri de fesih nedeni olabilmektedir.Bazı örnekler vermek gerekirse;borçlunun veya 3.kişinin konkordatonun kabul ve tasdikini sağlamak üzere işletmenin muhasebe kayıtlarında yanıltıcı veya aldatıcı yollara başvurması,gerçeğe aykırı bilanço sunması,nitelikli çoğunluğu sağlamak üzere hayali alacaklılar yaratması ve pasifini çoğaltması,ayrıntılı bilançoda tüm alacaklıları göstermemesi,aktifini doğru yansıtmaması,borçlunun kendisine veya işletmesine ait malvarlığını gizlemesi,kaçırması veya bunlara teşebbüs etmesi gibi davranışlar feshe yol açabilecek kötü niyeti davranışlardır.

· YENİDEN YAPILANDIRMA PROJESİNİN TAMAMEN FESHİNDE DÜRÜSTLÜK KOŞULU
Burada borçlunun bir tüzel kişi olması durumu söz konusu olup dürüstlük kuralına aykırı eylem veya işlemin ilgili tüzel kişinin organlarını oluşturan kişilerden kaynaklanması gerekir.Ayrıca projenin hazırlanmasında rol oynayan organlar örneğin bağımsız denetim kuruluşunun finansal raporlarından kaynaklanan sorunlar nasıl değerlendirilecektir?

-Dürüstlüğe aykırı bir rapor hazırlanması borçlunun bilgisi dahilinde veya onun eylemiyle (örneğin rüşvette)gerçekleşmişse bu da bir fesih nedenidir.
-Yine mali durumuna ilişkin bilgilerde aktiflerine ait veya rehinli mallara ilişkin konularda yanlış veya eksik bilgi vermesi de fesih nedenidir.(m.309,YYY M.8/d)

Kural olarak borçlunun ve 3.kişilerin alacaklıların projeyi kabul etmelerine yönelik eylemleri tasdik başvurusundan önce gerçekleşecektir.Ancak tasdik başvurusunun mahkemeye yapılmasından sonra bu aşamada da fesih nedenleri ortaya çıkabilir.Bu konuyu 2 ayrı şekilde incelemek daha doğru olacaktır.
o TASDİK ÖNCESİNDE DÜRÜSTLÜĞE AYKIRI EYLEM VE İŞLEMLER
Tasdik işleminden önce dürüstlüğe aykırı yapılacak bazı eylemler yeniden yapılandırma projesinin feshine neden olabilecektir.YYY m.7 ve devamında alacaklıların bilgilendirilmesi usulü düzenlemiştir.YYY m.7’e göre borçlu projeyi alacaklardan beklentilerini düştüğü dar boğazı projeden etkilenen alacaklarına anlatacaktır.Borçlu bu durumu iadeli taahhütlü mektup ya da noter kanalıyla bildirecektir.Bu anlamda borçlunun üzerine düşen kendi durumunu en doğru şekilde tasvir ederek bu durumdan kurtulmak için alacaklılardan beklediği özveriyi proje ile açıklayarak düzenlenmiş baz belgelerle alacaklıyı ikna etmeye çalışmaktır.Esas olan alacaklıların ikna olmasıdır.Ancak bu iknayı sağlamak amacıyla dürüstlük kuralına aykırı hareket etmesi halinde aykırı eylem ve işlemlere müracaat etmesi projenin feshine neden olabilecektir.Örnek vermek gerekirse;

-Borçlu alacaklıların tümünü projeden etkilenip etkilenmesin tüm alacak listesi ve miktarlarını bildirmek zorundadır.Borçlunun bu bilgilendirmesi hiç yahut eksik yapması bu konuda alacaklıyı yanlış bilgilendirmesi dürüstlük kuralına aykırı eylemdir.
-İşletmeyi zor duruma düşüren eylem ve işlemler yanında projenin başarısız olmasına neden olabilecek siyasi,hukuki,ticari ve vergi risklerini yani olası engelleri de bildirmek zorundadır.
-Borçlunun aktiflerini gösteren ve malvarlığı değerleri ile bunların tahmini piyasa değerlerini tesis edilen tahmini rehinler,rehinli alacaklar ve 3.kişi zilyetlerinin isim ve adreslerini gösteren bir değerlendirme tablosunun sunulması gerekir.Vergi yükümlülüklerini bildirmek zorundadır.Bu konularda yanıltıcı beyanlarda bulunması feshe neden olacaktır.
-3.kişilerce Hazırlanacak Raporların Feshe Etkisi nedir?Bazı belgelerin hazırlanması için 3.kişilere başvuracaklardır.Bu kişiler mali durumu gösteren denetim raporları,finansal tablolar,bağımsız denetim kuruluşlarının hazırlayacağı fizibilite raporları oluşturacaklardır.Bu raporlarda alacaklılar projeyle ellerine geçecek miktarlar ile borçlunun iflası halinde ellerine geçmesi muhtemel kısımlar karşılaştırılmaktadır.İşte hazırlanacak bu raporların gerçeği yansıtmaması halinde alacaklıların proje lehine oy kullanmasına neden olacağından feshin gerekeceği başka bir durum söz konusu olacaktır.
-Keza hazırlanan bu raporların borçlu kendisini değil özetini gönderecektir alacaklılara.Şayet raporlar aslına uygun olmazsa yine fesih nedeni ortaya çıkacaktır.
-Borçlu bu rapor ve özetlerle beraber alacaklılara oylama davetiyesi,vekaletname ile oy kullanacaklar için vekaletname örneği ve oy pusulası yollayacaktır.Tüm bu bilgi ve belgelerin yollanmaması ile birlikte, oylama yapılırken yalnızca oy kullananlar dikkate alınacağından bu hususun belirtilmemiş olması da fesih nedeni olabilecektir.
-Bilgilendirme zafiyetinin feshe etkisi nedir? Daha öncede belirtmiştik bilgilendirme iadeli taahhütlü mektup yahut noter kanalıya yapılacaktır.Şayet gönderilen mektubun içinin boş çıkması,oylama davetiyesinin bulunmaması gibi durumlarda fesih nedeni olabilecektir.
-Oylama görevlisi görevi ve feshe etkisi nedir?Hazırun cetveli tutacak,oy pusulalarını toplayacak,oylama sonucunu raporla tespit edecek.(YYY 16 md.)Projenin kabul edilip edilmediğini tespitte anahtar kişi oylama görevlisidir.O halde oylama görevlisinin borçlu ile işbirliği halinde dürüstlüğe aykırı eylemlerde bulunması fesih nedeni olacaktır.
-Proje dahilinde borçlu alacaklılarına farklı farklı tekliflerde bulunup ayrıcalıklar tanıyabilir ancak proje haricinde örneğin nitelikli çoğunluğu sağlamak amacıyla ödeme vaat etmesi yahut menfaat sağlaması fesih nedeni olacaktır.
o TASDİK BAŞVURUSUNDAN SONRA GERÇEKLEŞEN DÜRÜSTLÜĞE AYKIRI EYLEM VE İŞLEMLER
Genel kural tasdikten önce dürüstlüğe aykırı eylemlerin gerçekleşmesidir.Ancak bazı hallerde kasıtlı olarak duruşmanın gerçekleşeceği ve itirazların ileri sürüleceği duruşma gününün tebliğ edilmemesi gibi durumlarda dürüstlüğe aykırı eylem ve işlemlerdir.
2-UYGUN NEDENSELLİK BAĞI:
Türk hukukunda İsviçre Hukuku’nun aksine borçludan kaynaklanan fesih nedenleri halinde uygun nedensellik bağının aranmaması gerektiği kabul edilmektedir.Alacaklının kabul oyu sayılmadan konkordatodaki çoğunluk sağlanabilse dahi konkordato feshedilmelidir.Çünkü konkordato dürüst borçluları korumak için kabul edilmiştir ve borçlu hileli veya dürüst olmayan hareketi ile konkordatoya layık olmadığını göstermiştir.Ancak fesih nedeni borçlu değil de borçlunun bilgisi dahilinde olmadan 3.kişinin hareketi dolayısıyla ortaya çıkmışsa bu hileli hareketler ile konkordato tasdiki arasında nedensellik bağı aranmalıdır.
Kanun koyucu borçlunun projeyi alacaklılarına kabul ettirmek amacıyla dürüstlüğe aykırı eylemler yapmasını veya alacaklılarına kasten zarara uğratmasın konkordatodan farklı olarak açıkça tasdike engel olarak görmüştür.Borçlunun hileli hareketlerinin ispat edilmesi halinde ayrıca alacaklı kabul oyu vermeseydi de projenin tasdik edileceğinin ileri sürülmemesi gerekir.Yani ispat gerekmeksizin proje feshedilmelidir.Buna karşılık 3.kişilerin örneğin oylama görevlisinin veya bağımsız denetim kuruluşunun eylem ve işlemlerinde dürüstlüğe aykırı işlem var ise borçlunun bu eylem veya işlemlerden haberi yoksa veya bu eylemlere dahiliyeti yoksa bundan çıkacak faturanın borçluya yüklenmesi adil olmaz.Borçlunun hiçbir kusuru olmadığı halde 3.kişilerin yanıltıcı hareketleri ile proje kabul edilmişse bu da fesih nedeni olmalıdır.Burada nedensellik bağı araştırmalıdır.Her ne kadar projenin kötü niyetli eylem veya işlemlerle kabul ettirilmesi bir fesih nedeni ise de tasdik koşulu olan borçlunun yeniden yapılandırmaya iyi niyetle başvurmasıdır.Dolayısıyla borçlu iyi niyetli olsa da 3.kişinin dürüstlük kurallarına aykırı eylemin varlığı yeterli olmamalı,bu eylemle projenin kabul ve tasdiki arasında nedensellik bağı aranmalıdır.
Ayrıca dürüstlük kuralına aykırı eylemler cezai sonuçlarda doğurur.Dürüstlüğe aykırı işlem ve eylemlerde bulunarak kasden zarara neden olan borçlu hakkında altı aydan bir yıla kadar hapis cezası yaptırımı söz konusudur.(344.md.)
3-FESİH TALEP EDEBİLECEK OLANLAR:
Her alacaklının kötü niyetle gerçekleşmiş veya kötü niyetle sakatlanmış projenin feshini talep etmesine olanak tanımıştır.Fesih isteyebilecek şüphesiz projeden etkilenen alacaklıdır.Esasen bu durum tasdik duruşmasında ileri sürmeli yahut mahkeme resen dikkate almalıdır.Şayet bir alacaklı tasdik duruşmasında fesih nedenlerini ileri sürmüş ancak mahkeme bu talebi reddetmişse aynı nedenlerin tekrar dava konusu yapılmaması gereklidir.Tasdik aşamasında ileri sürülmemiş yahut sonradan ortaya çıkmış nedenler var ise bunlar ileri sürülebilir.Projenin tamamen feshi de dava olarak gerçekleşecektir.Birden fazla alacaklı birlikte fesih davası açabilecekleri gibi açılan davalar da birleştirilebilir.
4-FESHİN İSTENEBİLECEĞİ ZAMAN:
Projenin tasdiki ile fesih istenebilir.Konkordatonun feshi davasında 10 yıllık zamanaşımı söz konusudur.Aynı süre projenin feshi içinde geçerlidir.Zamanaşımının başlangıcı tasdik kararının başlangıcıdır.Proje tamamen uygulanmış olsa bile fesih istenebilir.Çünkü alacaklı proje ile bir özveride bulunmuş ya alacağından vazgeçmiş yada vadeyi uzatmıştır.
5-FESİH TALEBİNİ İNCELEYECEK GÖREVLİ VE YETKİLİ MAHKEME VE İNCELEME USULÜ:
Bir alacaklının fesih istemesinde olduğu gibi projeyi tasdik etmiş olan asliye ticaret mahkemesinde görülmelidir.Basit yargılama usulüne göre davayı inceleyecektir.Dürüstlük kuralına aykırı davranıldığını ispat yükü davacı alacaklıdır.Bilirkişi incelemesi de teknik konularda yapılabilir.
6-FESHİN SONUÇLARI:
Yeniden yapılandırma projesinin feshine karar verilirse ilanen duyurulur.İlandan itibaren 10 gün içinde projeden etkilenen alacaklılar tasdik kararını vermiş olan mahkemeden borçlunun derhal iflasına karar verilmesini isteyebilir.Fesih kararının kesinleşmesiyle kanun yoluna başvurma süresi hükmün tebliğinden itibaren başlar.Fesih kararına karşı hükmün tebliği üzerine 10 gün içinde temyize gidilecektir.
Feshin gerçekleşmesinden çıkan sonuç borçlunun kesinleşen fesih kararıyla ilanın yapılmasıyla ilandan itibaren alacaklılar projeyi tasdik eden mahkemeden borçlunun iflasını isteyebilmesidir.Şayet bu süre geçirilirse bu nedene dayalı olarak borçlunun doğrudan doğruya iflasını isteyemez.Fesih davasını hangi alacaklıların açtığının önemi yoktur. Projenin tasdikini yapacak mahkemenin görev ve yetkisi de kamu düzeninde olduğundan iflasın isteneceği mahkeme ve tasdiki yapacak ve fesih kakarı verecek mahkeme de aynı mahkeme olacaktır.Projenin tamamen feshine iflasın istenebilmesi haricinde bağlanan diğer bir sonuç geriye dönük olarak projenin tamamı ortadan kalkacağından projeyle bağlı kalmaksızın alacaklılar alacaklarını tamamen talep etme yetkisini elde edeceklerdir.
Projenin sona ermesiyle proje denetçisinin iflas idare idare memuru olması muhtemeldir.

B.YENİDEN YAPILANDIRMA PROJESİNİN TADİLİ
Borçlu proje hükümlerini yerine getirmekte bazı sıkıntıları gerçekleşmişse veya proje koşullarında öngörülen bazı hususlarda değişiklikler olmuşsa borçlunun projeyi tasdik edilmiş haliyle uygulayamaması olasılığı ortaya çıkar.İşte bu durumda projenin kısmen gözden geçirilmesi ve değiştirilmesi gerekebilir.Doktrinde beklenmedik olaylar çıkması şeklinde ifade edilmektedir.
Madde hükmünde projenin bir kısmının ihlali halinde bu ihlal sadece bazı alacaklıları etkiliyorsa hakları ihlal edilen bu alacaklıların borçlu ile projenin tadili konusunda anlaşmaya varmaları durumunda tadil edilmiş proje mahkemenin (yeniden) tasdikine sunulur denmektedir.İhlal değişik biçimlerde ortaya çıkabilir.Örneğin;işletmenin kısmen devri,sermaye yapısının veya ana sözleşmenin değiştirilmesi,işletmenin kısmen kapatılması,belirli bölümlerin tasfiye edilmesi veya menkul kıymet ihracı gibi.Ancak taahhüt edilen hususların yalnızca bazı alacakları ilgilendiriyor olması gerekir.Ya da işletmenin bazı bölümlerinin kapatılması veya kısmen devri ile bazı alacaklılar hakkında öngörülen sonuçlar bu söylenenlerin yapılamaması nedeniyle gerçekleşmemiş olabilir.Tüm bu koşullar nedeniyle gerçekleşmemesi projenin ihlalidir.
Projenin ihlali bazı hallerde tadil ile düzeltilebilirken bazı hallerde sonuç projenin ihlali,bazı hallerde sonuç projenin ortadan kalkması ve iflas yaptırımının gerçekleşmesi olabilecektir.Yani tadil projenin ihlali neticesinde ortaya çıkabilecek bir seçenektir.
Kanun koyucu projenin tadilini bazı kurallara bağlamıştır.Projenin tadil edilebilmesi için projenin ihlali projeden etkilenen bütün alacaklılara yönelik olmayıp yalnızca bazı alacaklıları etkilemelidir.YYY 20.md. de “proje,alacaklıların onayı olmadan,hiçbir alacaklıyı olumsuz yönde etkilemeyecek şekilde tadil edilebilir.Projenin tadili sadece belirli bir gruptaki alacaklıları etkiliyorsa o gruptaki alacaklıların davet edilmesi yeterli olacaktır.Tadil için tüm alacaklıların veya ilgili sınıftaki alacaklıların oylarına gerek görüldüğü hallerde,bu Yönetmelikte yer alan davet ve oylama usulü her iki halde de gerçekleşir”denilmektedir.Maddeye göre alacaklıların onayı alınmadan proje tadil edilememelidir.Tadil tasdikin tabi olduğu usul çerçevesinde gerçekleşir.Bu nedenle alacaklılar olumsuz etkilenmese dahi projede yapılacak her değişikliğin tasdik usulüne uygun yapılması gerekir.Tadil koşullarını düzenleyen m.309 ye göre mahkemenin tadili onaylaması için,tadilin projenin devamı için zorunlu olması ve tadil edilmiş projenin hakları ihlal edilmiş olan alacaklıları projeden etkilenen diğer alacaklılardan daha uygun duruma getirmemesi gerekir.O halde tüm alacaklıları etkileyen bir tadilin tasdik edilmesinde ölçüt ne olacaktır?Kanımca tüm alacaklıları etkileyen tadil yeni bir proje anlamına gelir .Dolayısıyla tüm alacaklıları etkileyen bir değişiklik bu çerçevede yapılamamalıdır.Kanun borçlu hakkında iflas kararı vermeden önce projenin tadilinin mümkün olması halinde mahkemenin iflasa karar veremeyeceğini belirtmektedir.
Projenin tadil edilebilmesinin bir başka koşulu projenin kısmen ihlal edilmesidir.Örneğin bir borçlunun belirli veya bir sınıftaki alacaklılarına karşı yükümlülüklerini yerine getirememesi bu tür bir ihlaldir.
Yeniden yapılandırmanın tasdikine ilişkin usul projenin tadili hakkında da uygulanır.Tadil talebi borçludan gelecektir.O nedenle borçlu projeyi projeden etkilenen ve değişiklik yapmak istediği alacaklıların onayına sunacaktır.Onay aldıktan sonra bunu mahkemeye sunması gerekir.Tadil için başvurulacak mahkeme de tasdik kararını veren mahkeme olmalıdır.
Projeden etkilenen alacaklılarda tadil talebinde bulunabilecek midir?Bu yetki kanunda sadece borçluya tanınmıştır.Çünkü tadil talebi de yeni bir proje gibi değerlendirilmekte ve borçlunun bunu alacaklıların onayına sunması gerekmektedir.
Mahkemenin tadil kararı verebilmesi için iki koşul daha gerekmektedir.Tadilatın yapılmasının zorunlu olması ve tadil edilmiş projenin hakları ihlal edilmiş olan alacaklıları projeden etkilenen diğer alacaklılardan daha uygun bir duruma getirmemesidir.

C.YENİDEN YAPILANDIRMA PROJESİNİN İHLALİ:

I)PROJENİN İHLALİNİN GÖSTERDİĞİ ÖZELLİK:
İhlal;yeniden yapılandırma projesinin yapısal,organizasyona yönelik tedbirler içermesi halinde bunların gerçekleştirilmemesi olarak anlaşılmalıdır.Borçlunun projede yeniden yapılandırma amacıyla başvuracağını bildirdiği yöntemlere (işletmenin kısmen veya tamamen devri,diğer bir şirket veya şirketlerle birleşme,borçlu işletmenin yönetiminde yer alacak kişilerin belirlenmesi menkul kıymet ihracı gibi )başvurmakta gecikmesi projenin ihlali hallerini oluşturur.Borçlunun bir yada birden çok alacaklıya karşı edimlerini yerine getirmemesi projenin feshine yol açarken buna karşılık borçlunun projeden kaynaklanan ve para borcundan başka yükümlülüklerini zamanında yerine getirmemesini de ihlal olarak kabul edebiliriz.İhlal neticesinde nasıl bir yol izleneceği kanunda belirtilmemiştir..Çünkü feshin kesinleşmesiyle birlikte alacaklılar borçlunun doğrudan doğruya iflasını isteyebilmektedir.Peki bir alacaklıya karşı ihlal aynı zamanda m.309 anlamında ihlal olarak düşünülürse projenin tamamen feshinden daha ağır bir sonuç ortaya çıkacak ve borçlunun derhal iflası istenecektir.


II)KREDİ ALACAKLILARININ ALACAKLARINI TAHSİL EDEMEMELERİ:
Kredi alacaklılarının alacaklarını alamamasının yaptırımını da aynı madde de düzenlenmiştir.Buna göre “aynı hak,projenin tasdikinden önce borçluya teminat mukabili veya teminatsız olarak kredi finansman kaynağı yaratıp bundan kaynaklanan alacağını kısmen ve tamamen elde edemeyen alacaklı için de söz konusudur.”(m.309)Borçlunun projenin tasdikinden önce 3.kişilerden sağladığı kredi veya diğer finansman kaynaklarını kısmen veya tamamen geri ödemekte temerrüde düşmesi de,kredi alacaklısı bakımından bir ihlaldir.Kanun projeden doğan yükümlülüklerin veya kredi borçlarının zamanında yerine getirilmemesi veya ödenmemesinden söz etmektedir.Ancak borçlu temerrüde düşmesine rağmen,yükümlülüğünü yerine getirmemişse veya ödemeyi yapmışsa ihlale bağlanan yaptırımlar uygulanamayacaktır.Çünkü Kanunda “mahkeme...borçlunun yükümlülüklerini kısmen veya tamamen yerine getirmediğini .......finansman alacaklısının alacağını tamamen veya kısmen elde edemediğini tespit edince derhal borçlunun iflasına hükmeder”ifadesi yer almaktadır.O halde borçlunun mahkemeye bu başvuru yapılıncaya kadar,yani geç de olsa yükümlülüklerini yerine getirmesi veya kredi borcunu ödemesi halinde bu yaptırım ortaya çıkacaktır.
Borçlunun iflasını talep etme hakkı,projenin tasdikinden önce borçluya kredi veya finansman sağlayan kişiler için de geçerli olacaktır.Kanun projenin tasdikinden önceki kredilerden söz etmektedir.Bu anlamda ilk olarak borçlunun ara dönem içerisinde başvurduğu krediler düşünülmelidir.Kredi alacaklısı,borçlunun zamanında kısmen veya tamamen borcunu ifa etmediğini bildirerek,projeyi tasdik eden mahkemeye başvurabilecektir.Aslında bu alacaklının alacağını tahsil için borçluya karşı cebri icra veya iflas takibi yapmasına yahut dava açmasına bir engel bulunmamaktadır.
Kredi alacaklısı dışında proje denetçisi,projeden etkilene alacaklılardan birisi veya borçlu da bu hususu belirterek mahkemeye başvurabilirler mi?Bunun cevabını kredinin türüne göre vermek gerekir.Çünkü kredi ara dönemde alınmışsa,projenin uygulanması ile ilgili bir durum yoktur.O nedenle bildirimin bizzat kredi alacaklısı tarafından yapılması gerekir.Buna karşılık kredi alınması projede öngörülmüşse artık,projeden kaynaklanan bir yükümlülük söz konusu olduğu için en azından denetçinin bu hususu mahkemeye bildirmesi gerekir.Kredi alacaklıları açısından kanun ayrıcalık tanımıştır.Kanun bu alacaklıların teminatlı veya teminatsız olmaları açısından fark yaratmadan bunların zamanında ödenmediğinin tespiti üzerine borçlunun derhal iflasına karar verileceğini öngörmüştür.
III)İHLALİN MAHKEMEYE BİLDİRİLMESİ VE SONUÇLARI
Projeden doğan yükümlülüklerini tamamen veya kısmen zamanında yerine getirmemesi halinde durum proje denetçisi,borçlu veya projeden etkilenen alacaklılar tarafından projeyi tasdik etmiş olan mahkemeye bildirilecektir.Şimdi tek tek kişiler açısından inceleyelim:
· Proje denetçisi projenin yerine getirilmesine ilişkin esasları denetler,alacaklılara durumu bildireceği gibi mahkemeye de bunu bildirecektir.
· Borçlu yükümlülükleri kısmen yahut tamamen yerine getirmediğinde mahkemeye başvurması gerekli değildir.Böyle bir zorunluluğu yoktur.Ancak bildirim yaparsa bu doğrudan doğruya iflasını istediği anlamına gelir.Mahkeme borçlunun iflasına karar verecektir.
· Alacaklı açısından borçlunun yükümlülüklerini yerine getirmediğinden bahisle borçlunun iflasını talep edebilir.

Başvuru üzerine mahkeme borçlunun malvarlığının korunabilmesi için borçlunun malvarlığı üzerindeki tasarruflarını önleyici tedbirlerde dahil olmak üzere gerekli muhafaza tedbirlerini alarak duruşma gününü ilan eder.Kanun mahkemenin alacağı tedbirler konusunda bir sınırlama getirmemiştir.Ancak mahkemenin bu tedbirleri verirken herhangi bir teminat isteyip istemeyeceği konusunda bir düzenleme yapılmamıştır.Projenin ihlalinde ihlalin tespitinden sonra kesinleşmesi,ilanı ve arkasından iflas davası açılması gibi bir prosedür öngörülmemiştir.Başvuru üzerine derhal iflas kararı verilebilmektedir.O nedenle burada doğrudan doğruya iflas talebi söz konusudur.Ne konkordatonun ne de projenin feshinde böyle bir yöntem öngörülmüştür.Esasen doğrudan doğruya iflas hallerinde alacağın elde edilemeyeceği konusunda aşağı yukarı bir kesinlik ve ivedilik söz konusudur.Oysa burada henüz bir ihlal iddiası veya bildirimi söz konusudur.Bu sebeple kanunun bu maddesi eleştirilmektedir.
Kanunun şu noktasında da boşluk bulunmaktadır.proje denetçisi,borçlu,alacaklı yahut 3.kişilerin iflas talebini dava dilekçesi şeklinde mi vereceği yoksa bildirimde mi bulunacağı hususuna açıklık bulunmamaktadır.
· İlan nasıl yapılmalıdır?Doğrudan doğruya iflas hallerinde olduğu gibi gerçekleştirilmelidir.Kanunda mahkemenin projeden etkilenen veya etkilenmeyen alacaklıların vaki itirazlarını dinlemesi gerektiği ifade edilmektedir.Daha önce hiçbir yerde projeden etkilenmeyen alacaklıların dinlenmesi öngörülmediği halde burada mahkeme sonuçta iflasa karar verebileceği için bütün alacaklıları dinleyecek ve borçlunun iflasına herhangi bir itirazları olup olmadığını inceleyecektir.O halde mahkeme yapılacak ilanla projeden etkilensin veya etkilenmesin bütün alacaklıları duruşmadan haberdar edecek ve iflas hükümlerine kıyasen alacaklıların 15 gün içinde itirazlarını veya müdahale taleplerini ileri sürmeleri için davet edecektir.
· Doğrudan doğruya iflas davalarında mahkeme ihlali tespit ederse iflasa karar vermek zorundadır.Şayet mahkeme doğrudan doğruya iflas davasına itiraz ve müdahale eden alacaklıları dinledikten sonra ihlalin oluşmadığı ve iflasın gerekmediği kanısına varırsa iflas davasını reddedecektir.Acaba bu durum 309md de nasıldır?Borca batıklık nedeniyle iflas davasında Yargıtay yine ilanın yapılması ve ilgililerin dinlenmesi gerektiğini belirtmektedir.Mahkeme şayet ihlali tespit ederse projenin tadili de mümkün değilse iflasa karar vermek zorundadır.
· İflas talebinde bulunan kişi doğrudan doğruya iflas nedeninin gerçekleştiğini ispat etmek zorundadır.Alacağı olduğunu ayrıca ispat etmesine gerek yoktur.Ancak başvuran kişi kredi alacaklısı ise hem iflas nedeninin gerçekleştiğini hem de alacağının varlığı ile muacceliyetini ispatlamalıdır.
· Mahkeme bu taleple karşılaşınca res’en projenin tadil imkanının olup olmadığına bakılacaktır.Ancak mahkeme kendiliğinden projenin tadili yoluna gidilemez.
· İhlal iddiasıyla dava görülürken borçlu projeden etkilenen ve hakları etkilene bazı alacaklıları ile uzlaşma yolunda olduğunu bu konudaki işlemlerin sürdürdüğünü belirterek mahkemeden bu hususu dava için bekletici sorun yapmasını talep edebilir.Mahkemenin projenin tadili ve tasdikini bekletici sorun yapması uygun olur.
· Kural olarak mahkeme projeden doğan yükümlülüklerini borçlu kısmen veya tamamen yerine getirilmediğini ve projenin tadilinin de söz konusu olmadığını tespit ettiğinde borçlunun derhal iflasına karar vermesi gerekir.

KAYNAKÇAoç.Dr.Sema TAŞPINAR AYVAZ

T.C.
YARGITAY
12. HUKUK DAİRESİ
E. 2002/543
K. 2002/2036
T. 1.2.2002
• YENİDEN YAPILANDIRMA SÜRECİNDE BANKALARCA KREDİ ALACAKLARININ TAHSİLİ AMACIYLA AÇILAN DAVALAR ( Dava Sonuçlandırılıncaya Kadar Harçlar Kanununun Uygulanmaması )
• BANKALARCA KREDİ ALACAKLARININ TAHSİLİ AMACIYLA AÇILAN DAVALAR ( Yeniden Yapılandırma Amacıyla Açılan Davalarda Sonuçlandırılıncaya Kadar Harçlar Kanununun Uygulanmaması )
492/m.2,23,29
4684/m.Geç.4
ÖZET : 3.07.2001 tarihli Resmi Gazete ile yayınlanan 4684 Sayılı yasanın geçici 4. maddesine göre yeniden yapılandırma süreci içinde bankalarca kredi alacaklarının tahsili amacıyla açılmış veya açılacak dava veya takipler sonuçlandırılıncaya kadar 492 sayılı Harçlar Kanununun 2., 23., 29. maddeleri hükümlerinin uygulanamayacağı hükmü getirilmiştir.
DAVA : Yukarıda tarih ve numarası yazılı merci kararının müddeti içinde temyizen tetkiki şikayetçi vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü:
KARAR : 3.07.2001 tarihli Resmi Gazete ile yayınlanan 4684 Sayılı yasanın geçici 4. maddesine göre yeniden yapılandırma süreci içinde bankalarca kredi alacaklarının tahsili amacıyla açılmış veya açılacak dava veya takipler sonuçlandırılıncaya kadar 492 sayılı Harçlar Kanununun 2., 23., 29. maddeleri hükümlerinin uygulanamayacağı hükmü getirilmiştir.
Mercice şikayetin bu koşullarda değerlendirilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde istemin reddi isabetsizdir.
SONUÇ : Şikayetçi vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile merci kararının yukarıda açıklanan nedenle İİK.366. ve HUMK.428. maddeleri uyarınca ( BOZULMASINA ), 1.2.2002 gününde oybirliğiyle karar verildi.

















T.C.
YARGITAY
19. HUKUK DAİRESİ
E. 2004/6919
K. 2005/2858
T. 18.3.2005
• ALACAK TALEBİ ( Davadan Önce İşlemiş Faiz Alacağına Dava Tarihinden İtibaren Faiz Uygulanacak Şekilde Karar Verilmesi B.K.nun 104/Son Maddesine Aykırı Olduğu )
• FAİZ ALACAĞI ( Dava Tarihinden İtibaren Faiz Uygulanacak Şekilde Karar Verilmesi B.K.nun 104/Son Maddesine Aykırı Olduğu )
• HARÇTAN MUAFİYET ( Yeniden Yapılanma Süreci İçinde Bulunan Bankalarca Açılmış veya Açılacak Dava ve Takipler Sonuçlandırılıncaya Kadar Harçtan Sorumlu Tutulmayacakları )
• YENİDEN YAPILANMA SÜRECİ İÇİNDEKİ BANKALAR ( Bu Bankalarca Açılmış veya Açılacak Dava ve Takipler Sonuçlandırılıncaya Kadar Harçtan Sorumlu Tutulmayacakları )
818/m.104/son
492/m.2,23,29
2548/m.1
ÖZET : Dava alacak talebidir. Davadan önce işlemiş faiz alacağına dava tarihinden itibaren faiz uygulanacak şekilde karar verilmesi B.K.nun 104/son maddesine aykırı olup hükmün bu yönden davalılar yararına bozulması gerekmiştir.
Yeniden yapılanma süreci içinde bulunan bankalarca açılmış veya açılacak dava ve takipler sonuçlandırılıncaya kadar 492 Sayılı Yasanın 2.23.29 maddeleri ile 2548 Sayılı Yasanın 1.maddesinin uygulanmayacağı hüküm altına alındığından bankanın harçtan sorumlu tutulmaması gerekir.
DAVA : Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalılar vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vek.Av.Sezer Yünlü gelmiş, diğer taraftan kimse gelmemiş olduğundan onların yokluğunda duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
KARAR : Davacı vekili, müvekkilinin dava dışı Mimar Sinan Hizmet ve İşletme A.Ş.nin yönetimini üstlendiğini, Mimaroba Sinanoba Konut ve işyerlerine 14.11.1998-2.12.1998 tarihleri arasını kapsayan dönemde kalorifer yakıtı satışı yapıldığını, satış nedeniyle 17.774.912.000.-TL. mal bedeli ve 25.926.815.845.-TL. vade farkı alacağı olmak üzere toplam 43.701.727.845.-TL. alacakları oluştuğunu belirterek bu alacağın faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılardan Emlak Bankası A.Ş. vekili, müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, faturaların Mimar Sinan Hizmet ve İşletme A.Ş. adına düzenlendiğini, paranın bu şirketten talep edilmesi gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
Davalı Tekfen İnşaat A.Ş. vekili, konutların satışa çıkartıldığını ve tamamına yakının satıldığını, davacı ile sözleşme imzalamadıklarını, davanın gerçek maliklere ve yakıtı kullananlara karşı açılması gerektiğini beyanla davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve toplanan delillere göre protokol ve sözleşme hükümleri dikkate alındığında davalıların sözleşmenin kendileri ile yapılmadığı yolundaki savunmalarına itibar edilemeyeceğini, davalıların akaryakıt satış bedelinden sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 43.701.727.845.-TL. alacağın davalılardan müştereken ve müteselsilen dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte tahsiline karar verilmiş, hüküm davalılar Halk Bankası A.Ş. ve Tekfen İnşaat A.Ş. vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere göre davalılar vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Davacı vekili dava dilekçesinde 17.774.912.000.-TL. mal bedeli, 25.926.817.845.-TL. vade farkı olmak üzere toplam 43.701.727.845.-TL.nın dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte tahsilin talep etmiştir. Oysa taraflar arasında vade farkı uygulanacağına dair sözleşme olmadığı gibi vade farkı alınması yolunda teamülün de ( fiili uygulamanın ) bulunmadığı anlaşılmaktadır. Öte yandan davacı vekili 8.3.2002 havale tarihli dilekçesinde 25.926.817.845.-TL.lık alacağın faiz alacağı olduğunu belirtmiştir. Bu durumda hüküm altına alınan 25.926.817.845.-TL. vade farkı alacağı olmayıp faiz alacağıdır. Bu nedenle davadan önce işlemiş faiz alacağına dava tarihinden itibaren faiz uygulanarak şekilde karar verilmesi B.K.nun 104/son maddesine aykırı olup hükmün bu yönden davalılar yararına bozulması gerekmiştir.
3-Emlak Bankasının harçtan sorumlu tutulması yolundaki temyize gelince;
15.11.2000 tarihli 4603 sayılı yasada değişiklik yapan 20.6.2001 tarih 4684 sayılı Yasanın geçici 4.maddesinde ve 24.4.2003 tarihli resmi gazetede yayınlanan ve 4842 Sayılı "Bazı kanunlarda değişiklik yapılması hakkındaki kanun" geçici 3.maddesinde, yeniden yapılanma süreci içinde bulunan bankalarca açılmış veya açılacak dava ve takipler sonuçlandırılıncaya kadar 492 Sayılı Yasanın 2.23.29 maddeleri ile 2548 Sayılı Yasanın 1.maddesinin uygulanmayacağı hüküm altına alındığından bankanın harçtan sorumlu tutulmaması gerekirken bankanın harçtan sorumlu tutulması da isabetli görülmemiştir.
SONUÇ : Yukarıda ( 1 ) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalıların diğer temyiz itirazlarının reddine, ( 2 ) ve ( 3 ) nolu bentte belirtilen nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 18.03.2005 gününde oybirliğiyle karar verildi.


























T.C.
YARGITAY
19. HUKUK DAİRESİ
E. 1997/4625
K. 1997/6973
T. 3.7.1997
• KONKORDATONUN TASDİKİ KARARI ( Kesinleşince İlan Edilmesi Zorunluluğu )
• İLAN MECBURİYETİ ( Kesinleşen Konkordatonun Tasdiki Kararının )
• KONKORDATONUN TASDİKİ KARARININ İLANI ( Mahkemeye Ait Bir Görev Olduğu )
• KONKORDATONUN FESHİ DAVASI ( Konkordato Tasdik Kararının İlan Edilmemesi )
2004/m.298,299,300,308
ÖZET : Kesinleşen konkordatonun tasdiki kararının yurt sathında tirajı en yüksek beş gazeteden birinde ilan edilmesi gerekir. İlanın yapılması mahkemeye ait görev olduğundan bu ilanın yaptırılmaması veya geç yaptırılması konkordatonun feshini gerektirmez.
DAVA: Taraflar arasındaki konkordatonun feshi davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı A. vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
KARAR: Davacı vekili, davalı borçlu tarafından teklif edilen konkordato talebinin kabul edilerek tasdikine karar verildiğini ve kararın kesinleştiğini, İİK.`nun 300. maddesi uyarınca tasdik kararının ilan edilmesi gerekirken, ilan edilmediğini, borçlunun kötüniyetli olduğunu ileri sürerek konkordatonun feshine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece dosya üzerinden inceleme yapılarak konkordatonun tasdiki ile ilgili kararın kesinleşmeyi müteakip ilan edilmesi gerekirken, ilan edilmeyerek İİK.`nun 300. maddesine aykırı davranıldığı gerekçesiyle konkordatonun feshine karar verilmiş, hüküm borçlu A. vekilince temyiz edilmiştir.
Davalının teklif ettiği konkordatonun tasdikine ilişkin karar İİK.`nun 299. maddesinde öngörülen sürede temyiz edilmemesi üzerine kesinleşmiştir. Davacı, tasdikine karar verilen konkordatonun davalı borçlu tarafından ilan edilmediğini, borçlunun kötüniyetli olduğunu ileri sürerek konkordatonun İİK.`nun 308. maddesi uyarınca feshine karar verilmesini istemiş ve mahkemece tasdik kararının ilan ettirilmediği gerekçesiyle konkordatonun feshine karar verilmiştir. İİK.`nın 300. maddesinde, kesinleşen konkordatonun tasdiki kararının yurt sathında tirajı en yüksek beş gazeteden birinde ilan edileceği hükme bağlanmıştır. İlan işlemi konkordatonun tasdikine karar veren mahkemece gerçekleştirilmelidir. Bu ilanın gerektirdiği giderler, konkordatonun tasdikine karar verilmeden önce borçlu tarafından İİK.`nun 298/4. maddesi uyarınca yargılama giderleri ve harçları adı altında mahkeme veznesine depo edilen meblağdan karşılanmalıdır. İlanın yapılması mahkemeye ait görev olduğundan bu ilanın yaptırılmaması veya geç yaptırılması konkordatonun feshini gerektirmez. Mahkemece bu yönler gözetilerek fesih talebinin reddi gerekirken, yazılı gerekçeyle kabulü isabetsizdir.
Diğer taraftan konkordatonun feshi bir dava şeklinde isteneceğinden, mahkemece duruşma yapılarak iddia ve savunma doğrultusunda gösterilen deliller değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, evrak üzerinden hüküm kurulması da kabul şekli yönünden usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, 3.7.1997 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Kazancı Programından alıntıdır. Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir :

"Yeniden Yapılandırma Projesinin Feshi,tadili Ve İhlali" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Sevil Koyuncu Doğru'e aittir ve makale, yazarı tarafından Türk Hukuk Sitesi (http://www.turkhukuksitesi.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.

Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak yazarının izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
 

[TB] Benzer konular

Üst