Yarım Hurmanın Anlattığı...!!!

...Tefekkür...

Hüznüm yüreðime dokunan dûamýn sûkûtudur...
BEREKETLİ BİR hayat deyince aklıma gelen ilk isim, Resulullah aleyhissalatu vesselamdır
Bir hayat ki, her anında bir ders, her sözünde bir hikmet vardır Konuşması kadar, susması da bir ders ve hikmet yüklüdür üstelik
Hayatı hakkında bin küsur yıldan beri binlerce kitap yazılmış olsa bile, her sene daha nice yeni kitap yazılmaktadır ona dair
Sözleri binlerce cilt hadis kitabıyla kayıt altına alındığı gibi, bu hadislerle verdiği derslere dair de binlerce cilt kitap yazılmıştır ve hala yazılmaktadır
Öyle ki, onun tek bir sözünden mülhem, omurgasını onun tek bir hadisinin teşkil ettiği kitaplar vardır
Böyle bereketli bir hayattır kudsi nebi aleyhissalatu vesselamın hayatı
Bin küsur yıldır milyarlarca mü’min onun hayatını kabiliyeti nisbetince yaşamaya talip olagelmiş; bin küsur yıldır milyonlarca arif ve alim onun hayatından yeni yeni dersler çıkaragelmiş; ve bin küsur yıldır bu kadar insanı manen doyuran o bereketli pınarın suyundan zerre eksilmemiştir
Onun hayatından hasıl olan bu berekete bakınca şeytanın ve hizbinin bin küsur yıldır onunla ve onun getirdiği nurla uğraşmayı en birinci iş edinmesi gözüme daha bir anlaşılır görünür
Şu yeryüzünde milyarlarca insanın yüzünü yerden alıp semaya yönelten o usve-i hasene aleyhissalatu vesselam ile uğraşmayıp da kiminle uğraşacaktır ki şeytan ve hizbi?
Ona haset etmeyip de kime haset edecektir?
Yakın bir zaman önce, onun hayatındaki berekete, onun her bir sözündeki hikmete dair taze bir nükte dünyama doldurunca, hem onun hayatındaki o bitimsiz bereketi bir kere daha müşahede ettim, hem şeytan ve hizbinin ona yönelik düşmanlığının ardındaki hasedi bir kez daha hissettim
Hepimizin bir şekilde muhakkak haberdar olduğu bir hadisti dünyama dolan Daha önce defalarca duyduğum, defalarca okuduğum, dilimin defalarca telaffuz ettiği bir hadis Hadisin sadece tek bir kelimesinin içerdiği, daha önce farketmediğim bir ders, beni günlerce düşündürdü ve aklıma başkaca hadislerin açıkça desteklediği bir büyük nebevi hikmeti fısıldadı
“Yarım hurmayla da olsa, kendinizi ateşten koruyun” hadisiydi sözkonusu olan
İnfakın önemine, kendinden geçmenin önemine, Allah’ın ona verdiğini Allah’ın ihtiyaç üzere olan başkaca kullarıyla paylaşmanın önemine dair açık bir ders yüklüydü bu hadis Aza-çoğa, büyüğe-küçüğe bakmadan, Allah için başkalarına vermenin önemini bize haber veriyordu
İyi de, hadis niye ‘yarım hurma’dan söz ediyordu Bu dersi vermesi için ‘bir hurma bile olsa’ da diyemez miydi kudsi nebi? Niye “Bir hurmayla da olsa, kendinizi ateşten koruyun” dememişti de, “Yarım hurmayla bile olsa, kendinizi ateşten koruyun” demişti?
Bu sorunun izini sürdüğümde gördüğüm, bir hikmet ve denge dersiydi Bölünmemiş tek bir hurmanın zihinde uyandıracağı bir “ya hep ya hiç” çağrışımına bedel, ‘yarım hurma’ bir paylaşmanın haberini veriyordu bize Elindeki tek hurmayı bir başkasına vermek elbette büyük bir hasletti ama, Resulullah aleyhissalatu vesselam ‘yarım hurma’dan söz ederek hem nefsimize karşı da sorumlu olduğumuz ders veriyor, hem de tıpkı “Amellerin en hayırlısı az ama devamlı olanıdır” hadisinde olduğu üzere ‘kanun-u fıtrat’a muvafık bir infak yolunu bize gösteriyordu
Elinde kalan tek hurmayı bir başkasına vermek, elindeki son imkanı bir başka mü’min için kullanmak; bunlar güzel hasletlerdi, ama bu şekilde bir infak çabasının devamlı ve kalıcı olması kuşkuluydu Çünkü, işin içinde insanın kendi nefsinin veya vücudunun fıtri ihtiyacını gözardı etmesi gibi bir ‘zorakilik,’ bir ‘kanun-u fıtrata muhalefet’ halini de içeriyordu
Kendisi aç halde bugün elindeki son hurmayı bir başkasına veren, yarın da aynısını yapan kişinin hep böyle gideceğinin garantisi yoktu Bilakis kendi vücudunun ihtiyacını bu kadar görmezden gelmenin ve nefse bu kadar yüklenmenin akıbeti, örneklerine hayat içinde çokça tecrübe edildiği üzere, bir müddet bu duruma tahammül ettikten sonra bir kopma anını müteakip sırf kendi-merkezli bir hayata savrulmaktı İnsanın kendisi de etten ve kemikten ibaret olduğuna ve onun da yemeye-içmeye ihtiyacı olduğuna göre, sırf başkası-merkezli müfrit bir hayat tasavvurunun gelip dayanacağı nokta sırf kendi-merkezli bir tefrite yuvarlanmaktı
Oysa kudsi nebi, böyle bir anlayışın kendisini mazur göreceği bir ifade olarak ‘bir hurma’ yerine ‘yarım hurma’dan söz etmekle, insana bu iki uç nokta arasında bir dengenin dersini veriyordu Ortada infak edilecek bir ‘yarım hurma’ varsa, bu, hurmanın diğer yarısını ayırıp kendimizin yediğinin işareti değil miydi? Resulullah aleyhissalatu vesselam, kendisini merkeze almayan ama kendi nefsinin ve vücudunun ihtiyacını görmezden de gelmeyen bir orta noktaya çağırıyordu bizi
Bir bakıma, İsra suresinde verilen bir dersin; elini omuzuna asıp Allah’ın ona verdiğinden başkalarını mahrum etmekten de, elinde avucunda ne varsa hepsini dağıtmaktan da uzak bir denge noktasında infak etme dersinin bir yansımasıydı bu hadisin ‘yarım hurma’sı Ne kendini unut, ne de kendinde kal Yarım hurmayla kendi nefsini sustur, diğer yarım ile de başka nefislerin ihtiyacına yetiş
Bir ‘yarım hurma’yla kudsi nebinin vermiş olduğu bu denge dersini kavrayabilsek, nice hayatlarda tezahürü görülen ifrat-tefrit arası salınımlar bir orta noktada karar kılacak
Bir ‘yarım hurma’yla kudsi nebinin vermiş olduğu bu hikmet dersini kavrayabilsek, bir uçtan öbür uca savrulması mukadder “Ya hep ya hiç” zorakiliğinin yerini, “Hem o hem bu” fıtriliği alacak İşin sırrı ‘bir hurma’da değil Düğüm ‘yarım hurma’da çözülüyor

Metin KARABAŞOĞLU
 
E

Edeb

Guest
Ynt: Yarım Hurmanın Anlattığı...!!!

teşekkürler sevgili Tefekkür..

anlayan için ne güzel müjdeler veriyor..
 
Üst