Yüz Milyon İnsanın Ölümüne Yol Açan Kitap..!

Yüz milyon insanın ölümüne yol açan kitap!

Bazı kitaplar tarihin akışı içinde büyük bir role sahiptir. Adolf Hitler’in Kavgam’ı da bunlardan biri.





Aziz Üstel'in Star Gazete'deki köşe yazısı

Büyük Britanya Başbakan’ı Neville Chamberlaine, Münih Konferansı’da Çekleri resmen Hitler’e sattıktan sonra Londra’ya döndüğünde alkışlarla bir kahraman olarak karşılanmış, Parlamento’a, ‘Size Münih’ten barış getirdim!’ diye bağırdığındaysa, orta boylu, gözlükleri burnunun üzerine devrilmiş, hırıltılı sesi dinleyenin sinirlerini törpüleyen bir adam, Winston Churchill, ayağa kalkarak elindeki bir kitabı sallamış ve şöyle demişti:

‘Sayın Başbakan bu kitabı okusaydı... barış güvercinleriyle Münih’ten aramıza döndüğünü söylemek yerine, savaş davullarının çalmaya başladığını anlatırdı bizlere!’ Ve yuhalanarak yerine oturmuştu. Bu kitabın adı Mein Kampf ‘tı. Ya da Kavgam.

Gerçekten de dünyayı yönetenler, bu kitaba ‘deli saçması’ demek yerine ellerine alıp okusalardı, belki Adolf Hitler’i ta işin başında, Sudetenland’a girdiğinde durduracaklar ve yüz milyona yakın insan ölmeyecek, binlerce kent ve kasaba yerle bir olmayacaktı.

Hitler kitabın adını, ‘Yalanlar, Aptallıklar Ve Korkaklara Karşı Sürdürdüğüm Dört Buçuk Yıllık Savaş’ koymak istemişti. Yayıncısı Max Amman, bunun uzun olduğunu söyleyince, kitabın adı Kavgam olarak değiştirildi.

Hitler, kitabın yazımına, hapishanede, Kasım 1923’de başladı. Kısa sürede, söyleyeceği o kadar çok şey olduğuna karar verdi ki, ‘bu kitap iki cilt olmalı’ diye düşündü. Kitabı yazmıyor, aklına gelenleri anlatıyor ve ‘dava arkadaşı’ Rudolf Hess, bunları kağıda döküyordu. Hapisten çıktıktan sonra, 1925’te de kitabı yazdırmayı sürdürdü.

Kavgam’ın ilk cildinde Yahudi Tehlikesi’ne odaklanır daha çok. Sürekli olarak, dünyayı ele geçirmeye çalışan bir Yahudi komplosundan söz eder. Özellikle Viyana’daki yıllarda nasıl antisemitizmi kucakladığını, militarizmi tek düzen olarak gördüğünü anlatır.

‘Viyana’ya ayak basıncaya kadar hiç Yahudi tanımamıştım. O zamana kadar Yahudilere yaklaşımım hoşgörülü olarak tanımlanabilir. ‘

Ama sonra, nedenini açıklamadan, birdenbire, olağanüstü bir Yahudi düşmanı kesilir: ‘İnsan hem Yahudi hem de Alman olamaz!’ diyerek kestirip atar. Kimi tarihçilere göre, Komünizme ve bir Yahudi olan Karl Marx’a duyduğu nefret Yahudi düşmanlığına neden olmuştur. Kimi tarihçiler, 694 sayfalık kitaptaki ‘en çok 12-15 bin Yahudi öldürülse, milyonlarca asker boşuna hayatını yitirmiş sayılmaz’ cümlesine dikkat çekerek, Hitler’in ta 920’li yıllarda Yahudilerin tümünü yok etmek gibi bir amacı olmadığını söyler. Aslında Hitler’in düşüncesi, dünya Yahudilerini toplayıp Madagaskar Adası’na sürmekti. Bundan da kitabında söz eder zaten.

H H H

Ancak 25 Mayıs 1940 tarihinde, Heinrich Himmler’den gelen ‘Yahudi Sorununa Nihai Çözüm’ başlıklı yazı, Madagaskar Tasarısı’nı rafa kaldırır ve Yahudilerin toptan imhasını gündeme getirir.

Kavgam’ın, siyasi kuramlar içeren bir kitap olarak tanımlayanlar da vardır Örneğin, ‘Komünizm ve Siyonizm, dünyayı ve insanlığı yok etmeyi amaçlayan iki şeytandır’ der ve Almanya’nın kutsal görevini, dünyayı bu iki şeytandan kurtarmak olarak tanımlar.

Kavgam’ın ilk cildi, birbiri ardına, düzensiz, bağlantısız, kopuk kopuk düşünce kırıntıları ve kuramlardan oluşur. Örneğin bir yerde Komünizmi yerden yere vururken, hemen ardından ‘demokratik seçimler sonucu iyi bir önder bulabilmek, deveye hendek atlatmaktan daha zordur!’ diyerek, demokrasiyi de karalar. Bir Halk, Bir Önder ve Bir Ulus sık sık vurguladığı bir söylemdir. Ari ırkını tanımlarken de, ‘Alman, sarışın, mavi gözlü’ diye bir tanımlama yapar ve bu ırkın ‘dünyayı yöneteceğini’ vurgular. Ama kendi, esmere çalan kumral, kahverengi gözlü, çarpık bacaklı ve orta boyludur! Yani kendi tanımlamasına göre ‘üstün ırkla’ hiçbir ilgisi yoktur!

Amacının yalnız Komünizm, Siyonizm ve Demokrasiyi yok etmek değil, Alman ırkına ‘yetecek kadar toprak’ sağlamak olduğunu da anlatır; böylece de hem Batı’ya hem de Doğu’ya doğru sınırlarını genişleteceğini açıkça söyler.

Kitabın ikinci cildinde Nasyonal Sosyalist hareketi tanımlar. Gene düşünceleri kopuk kopuktur. Konuları birbirine bağlamaz, anlattığı birçok şey havada kalır.

Kavgam’ı bir dış politika kitabı olarak da nitelendirmek mümkündür. Çünkü Versailles Anlaşması’nın çöpe atılmasından, Almanya’nın yeniden silahlanmasına, Büyük Britanya İmparatorluğu ve İtalya’yla ittifaka girilmesine değin birçok konuya değinir: ‘Eğer yaptığınız uluslararası anlaşmaların sonucunda savaşa girmiyor ve ülkenize toprak kazandırmıyorsanız, bu anlaşmaların hiçbir anlamı yoktur!’ İtalya ve İngiltere’yle anlaşma imzaladıktan sonra amaç, Fransa ve Doğu Avrupa ülkelerine saldırmaktır. Son olarak da toplarını Sovyetler Birliği’ne çevirecek ve bu ülkeyi Alman topraklarına katacaktır. Yani Mein Kampf ya da Kavgam, tarihci Andreas Hilgruber’in dediği gibi ‘adım adım savaşa uzanan bir yol haritasıdır.’

‘Yaşamak isteyen savaşmak zorundadır; savaşmalıdır da. Ölümüne savaşın sürüp gittiği bir dünyada savaşmak istemeyen, barışı tercih eden kişi, yaşam hakkını da yitirmiş sayılır!’ Bu satırlar, kitabın bir özetidir belki de. ‘Başarıya (!) ulaşmak için ölmeyi göze alan, öldürmeyi de göze almak zorundadır. Kan alıp kan vermezseniz, üzerinde yaşadığınız toprağın gerçek sahibi olamazsınız!’ Bu da Kavgam’ın nasıl bir kişi tarafından kaleme alındığını kanıtlamaya yeter de artar bile sanırım.

Kitap, yayınladığı günden bu yana çok ağır eleştirilere uğramıştır. Sadece ırkcı ve savaş yanlısı içeriği nedeniyle de değil; en yakın ‘dostu’ Mussolini örneğin, Kavgam için: ‘bu kitap falan değil... çok uzun, yarım yamalak öngörüler, fikirler, tarihi çarpıtan, gerçekleri görmezden gelen bir çorba...’ demiştir, ilk okuduğunda.

Churchill, Hitler iktidara geldikten sonra, kitabın baştan aşağı büyük bir dikkatle okunması gerektiğini her fırsatta söylemiş, ‘sapık bir inanç, savaş, kan, nefret ve ölüm kusan sayfalarla dopdolu... demiş ve eklemiştir: ‘Kendimizi bu akıllara ziyan tehlikeden korumak için yazdığı çok iyi olmuş. Kiminle çarpıştığımızı böylece anladık!’

Bu gün, İnsanlık Tarihi adlı ünlü dergi, Kavgam’ı, Komünist Manifesto’dan sonra, dünyada yazılmış ‘en zararlı kitap’ olarak nitelendirir, her yıl yayınladığı ‘insanlığı birbirine kırdıran kitaplar’ listesinde...

Ne derseniz deyin, Kavgam’ın, yirminci yüzyılda, insanlığı akıl almaz felaketlere sürükleyen, dünyayı yıllarca kan gölüne dönüştüren bir adamın yol haritası olduğu inkar edilemez!
 

[TB] Benzer konular

Üst