vicdan'ın mutasyonu

|Ⓢєччαh|

MiM
Yönetici
Admin
Tema üyesi
Dünyanın bugüne dek Gazze'de sergilenen insanlık dışı uygulamalara karşı sessizliğini anlamamızı kolaylaştıracak en iyi anekdot bir Kızılderili'ye ait. İşte insanlığın artık nelere daha duyarlı olduğunu gösteren çarpıcı örnek.

Başta Filistin’e komşu Arap ülkeleri olmak üzere İslam alemi ve tüm insanlık Gazze’de yaşanan insanlık dramına neden bu kadar duyarsızlaştı sorusuna cevap olabilecek hoş bir anekdota denk geldim. Bugün sizlerle onu paylaşmak istiyorum.

Bir gün New-York'ta bir grup iş arkadaşı, yemek molasında dışarıya çıkar. Gruptan biri, Kızılderili'dir.

Yolda kalabalıklar arasında yürürken siren sesleri, işmakinelerinin ve araçların çıkardığı gürültü ve korna sesleri arasında ilerlerken, Kızılderili arkadaşlarına dönüp kulağına cırcır böceği sesinin geldiğini söyleyerek biran durur ve böceği aramaya başlar.

Arkadaşları, bu kadar gürültünün arasında bu sesi duyamayacağını, kendisinin öyle zannettiğini söyleyip yollarına devam ederler. Aralarından bir tanesi inanmasa da, o güne kadar güvenip itimat ettiği arkadaşının haklı olabileceğini düşünerek onunla beraber o da aramaya başlar. Kızılderili yolun karşı tarafına doğru yürür, arkadaşı da onu takip eder. Binaların arasındaki küçük bir yeşillikte gerçekten bir cırcır böceği bulurlar.

Arkadaşı, Kızılderili'ye: 'Senin insanüstü güçlerin var. Bu kadar gürültü patırdı arasında böceğin sesini nasıl duydun?' diye sorar. Kızılderili ise; “Bu sesi duymak için insanüstü güçlere sahip olmaya gerek yok” der ve arkadaşına kendisini takip etmesini söyler.

Kaldırıma geçerler ve Kızılderili cebinden çıkardığı bozuk parayı kaldırımda yuvarlar.

Birçok insan, bozuk para sesini duyunca sesin geldiği tarafa dönerek paranın kendi ceplerinden düşüp düşmedigini kontrol eder. Kimi elini cebine atar, kimi çantasını kontrol eder. Biran duraklar ve kimden düştü acaba diye dikkat kesilir insanlar. Para kalabalıkların arasında yuvarlanıp gözden kayboluncaya kadar bakışlarıyla takip edenler olur. Yere düşen bozuk para biran için oranın en önemli meselesiymiş gibi görünür.

Kızılderili, aklı bozuk paraya takılan kalabalıklara işaret ederek arkadaşına şunları söyler: “Önemli olan, nelere değer verdiğin ve neleri önemsediğindir. Her şeyi ona göre duyar, görür ve hissedersin” der...

Bu hikayenin vermek istediği en önemli mesaj, tüm insanlığın değer yargılarında görülen aşınma meselesidir. Öncelikler değişmiş, kalp ve vicdanların pusulasının ayarı bozulmuştur.

Değer yargıları aşındı...

İnsanlık vicdanı adeta mutasyona uğramış, siyasi, ekonomik vb. herhangi bir maddi menfaat getirisi olmayacağı düşünülen konularda ortada gerçek bir haksızlık olsa bile gözler kapatılmıştır. İnsanlar görmedim, duymadım oyunu oynamaya başlamışlardır. “Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın” sözü bile anlamını yitirmiş, insanlar kimi zaman ucu kendilerine dokunsa bile, aman başımıza daha büyük sorun almayalım diye başkalarının uğradığı açık haksızlıklara gözlerini yummaya başlamışlardır.

İnsanlık tarihinin gözler önünde cereyan eden en önemli insanlık ayıbı son yıllarda Gazze’de yaşanıyor. Bebekler öldürülüyor, sivil halk her türlü insani yaşam hakkından mahrum bırakılıyor. Bunun son örneğini, Gazze’ye insani yardım götüren Mavi Marmara gemisinin başına gelen olayda gördük. İçinde 32 ülkeden insanın bulunduğu yardım konvoyuna hem de uluslararası açık sularda terör saldırısı gerçekleştirildi. Onlara bu saldırı reva görüldüyse, varın dünyadan tecrit edilen Gazze’de gerçekte neler olup bittiğini ve neler çektiklerini oradan anlayın.

İsrail'in BM içindeki en güçlü destekçisi olan ABD'nin Konsey'de veto yetkisi bulunuyor. ABD, son 40 yıl içinde BM Güvenlik Konseyi'nde İsrail'e yönelik bir kınama kararını 30'dan fazla kez veto etti.

BM Güvenlik Konseyi'nin İsrail'i kınayan en son kararı 1990'larda alınmıştı. Konsey, İsrail'i 2006'daki Lübnan savaşı ve 2008'deki Gazze'ye yönelik Dökme Kurşun operasyonlarında kınama konusunda uzlaşma sağlayamamıştı.

Hiçbir ülke, İsrail’i ve ABD’yi karşısına alma pahasına Gazze’de bir insanlık dramı gerçekleştirildiğini, bunun kınanması ve önlenmesi gereken bir insanlık ayıbı olduğunu dünyaya anlatma derdinde olmadı. Gazze’den yükselen feryat, kalabalıklar arasında yere düşen bozuk paranın çıkardığı ses kadar insanların ilgisini çekmedi.

Ne demişti Kızılderili: “Önemli olan nelere değer verdiğin ve neleri önemsediğindir. Her şeyi ona göre duyar, görür ve hissedersin.”

İnsanlık doğallığını kaybetti. Yaradılış formasyonundan çok uzaklaştı. Vicdanlar aşındı, kulaklar başka nağmelere odaklandı. Gazze’nin ve dünyadaki ezilen tüm milletlerin ve toplumların iniltilerinin duyulmamasının en önemli nedeni bu...

Taşlaşan kalplerin bilmediği ise, kapılıp gittikleri duyarsızlıkların birgün duvar gibi kendilerine çarpma ihtimalidir.

O gün artık onlar için çok geç olabilir.

Cırcır böceği deyip geçmemeli... Canlı cansız alemdeki tüm unsurların ahenk içinde çalışması memnun edecektir tüm insanlığı. En büyük felaket, farkındasızlığın derinleşmesi olacaktır.

Korkum o ki, bir gün doğa, yani varlık alemindeki herşey isyan edebilir, toprak üstündeki bu insafsızlıklara ve öyle bir kükrer ki...

İniltilere kulak vermek lazım.

Kimden gelirse ve sorunu her ne ise...

Ve son söz.... Türkiye’nin bu yöndeki çabaları insanlık vicdanında karşılıksız kalmayacak ve Yaratan bereketini ihsan edecektir.

Prof. Dr. Osman ÖZSOY
 
Üst