UHUVVETE KURŞUN SIKMAK

  • Konbuyu başlatan ebu ömer
  • Başlangıç tarihi
E

ebu ömer

Guest
UHUVVETE KURŞUN SIKMAK



“Hep beraber ALLAH’ın ipine sarılın ve sakın ayrılığa düşmeyin.
ALLAH’ın üzerinizdeki nimetlerini hatırlayın...
Hani siz birbirinize düşman idiniz de ALLAH kalplerinizi
birbirine ısındırdı da O’nun nimeti sayesinde
kardeş oldunuz. Hani siz bir ateş çukurunun
kenarındaydınız, O sizi oraya düşmekten kurtardı...
ALLAH size ayetlerini işte böyle açıklıyor ki, doğru yola erişesiniz.”

(Al-i İmran Suresi: 103)



Kardeşler bu yazı dizimiz nasipse altı bölümden oluşacak.
İlk bölüm sahabe efendilerimizin uhuvveti nasıl oluşturdukları ve efendimizden sonraki çözülmeler olacaktır.Rabbim bizleri yanlışa düşmekten korsun.Konun hassasiyetine binaen ince elemeden geçireceğiz inşALLAH.



1-SAHABENİN UHUVVET ANLAYIŞI.


İslam dininde kardeşlik, bütünüyle akide temeline dayanmaktadır.Bu temel üzere bina edilen tevhidi gelenek izhar dediğimiz( kardeşini kendi nefsine tercih etme)kavramla toplumları islam ümmeti eylemiştir.
Ashabı güzini bu denli eğiten rehberimiz;onlara firdevsin yolu UHUVVETTEN geçer..anlayışını belleklerine yerleştirmiş ve ümmet bilinci meydana getirmiştir.

İleriki safhalarda bu ümmetin bu güzelim kavramın içini nasıl boşalttığına gelecek ve kendi penceremizden çözüm yollarına baş vuracağız inşALLAH..Rabbim emeklerimizi zayi eylemesin.

ALLAH (c.c), Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyurmaktadır "Mü'minler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını bulup-düzeltin ve ALLAH'tan korkup sakının umulur ki esirgenirsiniz" (1)
Muhacir-Ensar ilişkisi, kardeşliğin ne anlama geldiğini bizlere gösteren son derece mükemmel bir örnekliktir. Medineli Ensar, Mekkeli Muhacir kardeşlerinin nefislerini, kendi nefislerinden daha aziz tutmuşlar, onları hiçbir konuda yalnız ve yardımsız bırakmamışlardır. Bu davranışlarıyla Ensar, imanlarında ne denli ihlaslı olduklarını göstermişlerdir elbette.
Ayette şöyle buyurulmaktadır: "Kendilerinden önce o yurdu (Medine'yi) hazırlayıp imanı (gönüllerine) yerleştirenler ise, kendilerine hicret edenleri severler ve onlara verilen şeylerden dolayı da içlerinde bir ihtiyaç duymazlar. Kendilerinde bir açıklık (ihtiyaç) olsa bile (kardeşlerini) öz nefislerine tercih ederler. Kim nefsinin cimri ve bencil tutkularından korunmuşsa, işte onlar, felah bulanlardır"(2).

Peygamberimiz (s.a.s) bir hadisinde şöyle buyurmaktadır: "Hiçbiriniz kendi nefsiniz için arzu ettiğinizi kardeşiniz için etmedikçe iman etmiş olmaz" (3)

Mü'minlerin bu denli birbirlerine bağlı olduklarını Peygamber (s.a.s) şöyle ifade etmektedir. "Mü'minin mü'mine bağlılığı, parçaları birbirini bütünleyen bir bina gibidir." Hadisi rivayet eden Ebu Musa El-Eş'ari'nin bunu tarif için parmaklarını birbirine geçirdiği zikredilmektedir (4)

ALLAH Rasulü Mescid-i Nebevi'nin inşasından sonra Muhacirler ile Ensar'dan doksan sahabe arasında ikişer ikişer kardeşlik akdetti. Kendisi de Hz. Ali'yi kardeş edindi. Bütün mü'minler birbirinin din kardeşi olmakla birlikte, bu özel kardeşleştirme, yardım, ziyaret, ihsan, nasihat ve rehberliği, hatta zevi'l-erhamdan önce mirasçı olmayı kapsamına alıyordu.
İbn Abbas anlatıyor: "Muhacirler Medine'ye geldikleri zaman aralarında akrabalık bağı olmaksızın, Rasulüllah'ın ihdas ettiği kardeşlik dolayısıyla Ensara varis oluyorlardı.

Ayette şöyle buyruluyor: "O kimseler ki iman edip hicret ettiler ve mallarıyla, canlarıyla ALLAH yolunda mücadele ettiler. O Ensar ki Muhacirleri barındırdılar ve onlara yardım ettiler. Onlar birbirinin velileridirler" (5).
Burada velayet; yardım, yardımlaşma, öğüt ve verasetle tefsir edilmiştir. Bedir savaşından sonra Muhacirlerin maddi durumlarının düzelmeye başlaması üzerine Muhacirlerin Ensara mirasçı olma hükmü şu ayetle neshedilmiştir: "Hısımlar ALLAH'ın kitabında birbirine daha yakındırlar
" (6).

Ensar bazı mallarını Muhacir kardeşleriyle bölüşmüş, hurmalıklar üzerinde onlarla ziraat ortakçılığı yapmışlardır (7).

Enes b. Malik'in rivayet ettiği sahih bir hadiste ise Peygamberimiz (s.a.s) şu nasihatlerde bulunmaktadır
"Birbirinizle kinleşmeyiniz hasetleşmeyiniz birbirinizden yüz çevirmeyiniz. Ey ALLAH'ın kulları kardeş olunuz..." (8),
"Bir kişiye, Müslüman kardeşine hakaret etmesi kötülük olarak yeter" (9). Mü'min kardeşinin ufak-tefek kusurlarına ve eksikliklerine bakarak ona kin ve adavet besleyen kişi gerçekte insafsızca ve zalimce davranan kimsedir.

Birbirimizi sevmek zorundayız kardeşlerim.Kesinlikle tali meselelere takılıp asıl olanı elden bırakmamalı.Bazı kusurlarımızdan ve fıkhi ihtilaflarımızdan dolayı akidevi dostlukları heba etmemeliyiz.Ashab son nefesinde düşünün su diye feryad ederken kardeşini kendine tercih ederek susuzluğunu şehadet şerbetiyle gidermiş ulvi mekana hazırlığını çoktan yapmıştı.

Yermük Savaşı’nda, Haris bin Hişam, İkrime bin Ebi Cehil ve Süheyl bin Amr (r.anhüm) akşam üzeri ağır yaralar alarak yere düştüler. Haris bin Hişam içmek için su istedi. Askerlerden biri ona su götürdü. İkrime'nin kendisine baktığını görünce:

“Bu suyu kardeşim İkrime'ye götür” dedi. İkrime suyu alırken, Süheyl’in kendine baktığını gördü, suyu içmeyerek:

“Bu suyu götür, Süheyl kardeşime ver” dedi. Fakat su, Süheyl’e yetişmeden Süheyl ruhunu teslim etti. Bunun üzerine suyu taşıyan kişi İkrime’ye koştu. Fakat İkrime de şehit olmuştu. Hemen Haris’in yanına koştu. Haris de son nefesini vermişti.

Onlar su diyerek feryad edip önceliği kardeşine verirken hayatlarını ortaya koymuşlardır.BİRAZ TEFEKKÜR EDELİM (DİKKAT!!)

Enes bin Malik (r.a.) anlatıyor: Bir gün Peygamber Efendimiz’le beraberdik. ALLAH Resulü:

"Şu anda şuradan Cennetlik biri gelecek” buyurdu. Ensar'dan Sa'd isimli biri geldi. Selam verdi. Ayakkabıları sol elindeydi. Yeni abdest almış, sakalından su damlıyordu. Peygamber Efendimiz, ertesi gün de, bir üçüncü gün de aynı zat için bu müjdeyi tekrarladı.

Bunun üzerine genç Sahabi Abdullah bin Amr bin As (r.a) bu zatın peşinden gitti. Ona:

“Müsaade ederseniz evinizde üç gün misafir kalmak istiyorum” dedi. Sa'd kabul etti. Abdullah bin Amr, üç gece Sa'd ile aynı odada kaldı.

Abdullah, Cennetlik olan bu zatın farklı nafile ibadetini merak ediyordu. Ancak farklı bir gece namazı yoktu. Sadece konuştuğu zaman güzel sözler söylüyordu.

Üçüncü gün akşamı o zata Peygamber Efendimiz’in müjdesini haber verdi. Farklı nafile ibadeti olup olmadığını öğrenmek istiyordu. Sa'd:

“Gördüğün gibi, benim başka yaptığım bir ibadetim yok” dedi. Abdullah kalkıp giderken, Sa'd:

“Ben hiçbir Müslüman kardeşime kin gütmem. ALLAH'ın bir kuluna verdiği nimeti kesinlikle kıskanmam” dedi. Bunun üzerine Abdullah bin Amr:

“Tamam, senin Cennetlik olmana sebep, bu özelliğin olmalıdır” dedi (10)

Hayırlı kardeşim bu güzelim cennete sende girmek istemezmisin.O halde daha neden suizan besleyerek niyetlerimizi okursun..
ALLAH kardeş olun dedi ya yetmez mi?




2-SAHABENİN YOL AYRIMI(hilafet ve saltanat döneminde kardeşliğin gördüğü acı yaralar)devam edeceğiz inşALLAH.Kardeşlerim sizden ricamız olayları iyi tahlil etmemizdir.Bir nebzede olsa kardeşliğimize faydamız olacaksa varsın bu canlarımız kardeşlerimizin gittiği hak yolda feda olsun...

1-(el-Hucurat 49/10).
2-el-Haşr, 59/9
3-(Buhari, iman, 7).
4-(Buhari, salat, 88, Mezalim, 5; Müslim, birr, 65; Tirmizi, birr, 18; Nesai, zekat, 67).
5-el-infal, 8/72
6-el-Enfal, 8/75
7-İbn Sa'd, Tabakat, III, 396; Buhari, II, 71, 111, 164
8-Buhari, Edeb, 57; feraiz 2; Müslim, birr, 23; Tirmizi, birr, 24
9-Müslim, I, 32
10-Ahmed bin Hanbel, Müsned: 3/166; Beyhaki, es-Sünenü'l-Kübra: 6/215; Heysemi, Mecmeu'z-Zevaid: 8/78.
ebu ömer
 

[TB] Benzer konular

Üst