Toplum Açısından Zekatın Önemi

...Tefekkür...

Hüznüm yüreðime dokunan dûamýn sûkûtudur...
Toplum Açısından Zekatın Önemi:
* Zekat mülkiyette kuvvet dengesidir Ne tamamen sahibinin mülkiyetini giderir, ne de tamamen onun elinde bırakıp fakirlerin de onu edinmelerine mani olur Mülkiyeti belli ölçüler içinde fakir ile zengin arasında bölüştürür
* Zekat bir nevi sosyal güvenlik ve içtimai sigortadır İhtiyaç sahiplerine yardım etmek; fakir, miskin, borçlu, yolda kalmış yolcu gibi zayıf insanların elinden tutmak zekatın hedefleri arasındadır Ferdin şahsiyetini takviye eden, iktisaden güçlendiren, maddi ve manevi imkanlarını geliştiren herşey cem'iyeti de kuvvetlendirir
* Zekat ihtiyaç sahibi bütün sınıflara, bu sınıfların bedeni, ruhi, ahlaki her türlü ihtiyaçlarına şamil bir sigortadır Modern sosyal sigorta fikrinin ilk temeli 1941 yılında atılmıştır İngiltere ile ABD temsilcileri 1941 yılında Atlantik andlaşması için toplanmışlar, bu toplantıda ferdler için sosyal sigorta teşkilatının kurulmasını karara bağlamışlardır Halbuki İslamiyet bunu zekat müessesesi ile 1400 yıl önceden vaz'etmiştir
* Zekat, toplumda zengin ile fakir arasındaki uçurumları, farklılaşmaları ortadan kaldırır Sınıflar arası mesafeyi yaklaştırır ve orta sınıfın teşekkülünü sağlar
Toplumda orta halli vatandaşların artması, piyasada rahatlık meydana getirir Mal sadece bir sınıfın inhisarında kalmaktan kurtularak fakirlerin de satın alma güçleri artar Sırf zenginler değil, geniş bir halk kitlesi de cem'iyet içinde sıkılmadan zaruri ihtiyaçlarını te'min ederek yaşayabilme imkanına kavuşur
Malın sadece zenginler elinde dolaşan bir servet olması, ayet-i kerimeyle yasaklanmıştır (el-Haşr, 7) Bu da zekat yoluyla te'min edilir
* Zekat paranın stok edilmesini önler, yatırıma yöneltir Çünkü kardan değil, ana paradan verildiği için, işletilmedikçe devamlı eksilecektir Sahibi de eksilmeyi önlemek için parayı yatırıma yöneltir, artırma yoluna gider
* Zekat sosyal dengeyi sağlar Cenab-ı Hak kulları yaratılış bakımından olduğu gibi yaşayış ve maişet bakımından da farklı seviyede yaratmıştır Kimi zengin, kimi fakir, kimi orta halli
Ayet-i kerimede:
"Allah rızkı vermekte bazınızı bazınıza üstün kıldı" (en-Nahl, 71) buyurulmaktadır
</B>Bütün insanların aynı seviyede gelir sahibi olmaları imkansızdır Çünkü toplumda mes'uliyet ve enerji sarfı bakımından birbirinden çok farklı görevler vardır Bu görevlerin ihmalinden doğacak zararlar, cem'iyeti felce uğratır Bütün görevlerin ücreti aynı olsa, kimse ağır ve mes'uliyetli işe talib olmaz, hep hafifini tercih eder Böylece ağır ve mes'uliyetli işler ihmale uğrayarak hayat nizamı bozulur
Demek ki gelir ve geçim bakımından insanların farklı olması büyük bir zarurettir Ne var ki, bu farklılığın büyük bir uçurum meydana getirmemesi için, arada bir irtibat ve köprü lazımdır İşte o köprü de zekattır
* Zekat toplumun ferdlerini birbirine kenetler
Zekat sosyal bir yardımlaşma olmak hasebiyle ferdleri birbirine kenetler Zenginde fakire karşı sevgi, şefkat, merhamet duyguları gelişir Fakirde ise zengine karşı itaat, hürmet, işinde titizlik hisleri inkişaf eder Kıskançlık, düşmanlık, hased duyguları törpülenir, hatta tamamen yok olur Ne zengin fakire zulmeder ve onu minnet altında bırakır; ne de fakirde zengine karşı zillet ve esaret, kin ve adavet duyguları teşekkül eder Hadis-i şerifte: "Kalbler, insanı iyilik yapanı sevmeye, kötülük yapanı da sevmemeye zorlar" buyurulmuştur
* Zekat cem'iyete kinlenip hınçlanıp toplum düşmanları ile toplum huzurunu bozucularla işbirliği yapılmasını önler Eğer zenginler fakirlerin ihtiyaçlarını gidermezlerse, şiddetli ihtiyaç ve geçim sıkıntısı, onları müslümanlığa düşman kimselerin cebhesine katılmaya veya hırsızlık, yol kesme, adam öldürme gibi kötülükleri yapmaya sevkeder
* Zekat yatırıma açılan bir kapı ve büyük bir kalkınma hamlesidir Zekatın hem sosyal, hem de iktisadi yönü vardır Bu bakımdan aynı zamanda bir kalkınma hamlesidir
* Zengin - fakir tezadı, cem'iyetler var olalı beri açık veya gizli bir şekilde hüküm süren bir sınıf mücadelesini doğurmuştur Tarihteki ihtilaller ve kanlı hareketler, hep bu mücadelenin, yani "senin var, benim yok" kavgasının birer şekilde zuhurudur İslamiyet bu ezeli mücadeleyi yatıştırmak üzere bir taraftan zekat, sadaka ve vakıf müesseselerini kurmuş; bir taraftan da, ferdlere sabır, kanaat ve kadere rıza ahlak ve terbiyesi vermiştir Bu terbiye ve ahlak ile bezenmiş mü'minler arasında, ne servet gururu, ne de fakirlik kıskançlığı görülmüştür
 

[TB] Benzer konular

Üst