Titreten, nefesi kesen, ihtar eden haşyet!

Mustafa Cilasun

Sevda, muhabbete hasredilen tavdýr, harý rýzadýr!
Bir inşirah limanıydı sanki
O an ve beklenmeyen zamanda sineyi daraltan, çaresiz bırakan
Gözleri boşluğa baktıran, nefs adına yolda koyan, irade bakımından nutku durduran
Ne yapmalıydım, telaşı atmalıydım, sağduyuyla yaklaşmalıydım, acziyeti atmalıydım
adına

Gözler kararıyor, takat kesiliyor, medet adına arayış başlıyordu
Korkuyla geldi, perişanlığımı fark etti, tansiyon aletini koşarak getiryedi
Ölçtü, yeniden ölçtü ve hemen hastaneye gidelim dedi, telefona sarıldı
Acile gittiğimizde şuurum kapanmıştı, idrak ve izan nedense halimi bırakmıştı

Yaşamak adına ne varsa tıkanmıştı, kul olmak ne hiddetli sancıydı
Zevcem kıvranıyordu, zadelerim çırpınıyordu, gözyaşları durmuyordu
Çare adına ne varsa sıralanıyor ve pürtelaş içinde suskun halde bekleniyordu
Etrafımı kuşatan kalabalığın içinde gözlerimi açtım ve doktorun sualiyle karşılaştım

Mustafa Bey; kalbin ana damarı olan aort yırtılmış
Kanama kasıklara kadar ilerlemiş,
Genellikle eksiyle neticelen bir vakıa, siz ne dersin diyor
Nefesin sahibi aşikar değil mi, mütereddit olmanın gereği yok, endişelenmeyin… Devamı sonra…

Mustafa CİLASUN
 
Üst