TASAVVUF 7 SAFHA HİDAYETİ YAŞAMAKTIR

  • Konbuyu başlatan munip
  • Başlangıç tarihi
M

munip

Guest
TASAVVUF 7 SAFHA HİDAYETİ YAŞAMAKTIR

Tasavvuf nedir?
Tasavvuf, 14 asır evvel Hazreti Muhammed Mustafa (S.A.V) Efendimiz ve sahabenin yaşadığı Kur'an’daki İslam’ın bütünüdür.
14 asır evvel kabile hayatını yaşayan Arap bedeviler, birbirleriyle kavgalı, kanlı bıçaklı, birbirlerine düşman haldeydiler. Ama Resulullah (S.A.V), Allah’tan aldığı Kur'an ayetleriyle sahabeye 7 safha hidayeti öğretti. Sadece öğretmekle kalmadı aynı zamanda 7 safha hidayetin onlar tarafından yaşanmasını sağladı. İşte onların hayatı tasavvuftur. Tasavvuf Resulullah (S.A.V) Efendimiz ve sahabenin yaşadığı Kur'an’daki İslam’dır. Kur'an’daki İslam babamız İbrahim’in hanif dininin bütünüdür.
Tasavvuf insanlık tarihi kadar eskidir. Tasavvuf sadece Peygamber Efendimiz (S.A.V)’le başlamamıştır. Bütün peygamberler ve onlara ihsanla tabi olanların hayatı aslında bir tasavvufi hayattır. Çünkü Allahu Teala’nın onlara indirdiği, öğrettiği ve onlardan yaşamasını istediği din, Allah'ın dini, tek din olan hanif dinidir.
42 / ŞÃ›RA - 13: Şerea lekum mined dini ma vassa bihi nuhan vellezi evhayna ileyke ve ma vassayna bihi ibrahime ve musa ve isa, en ekimud dine ve la teteferreku fih(fihi), kebure alel muşrikine ma ted’uhum ileyh(ileyhi), allahu yectebi ileyhi men yeşau ve yehdi ileyhi men yunib(yunibu).
(Allah) dinde, onunla Hz. Nuh'a vasiyet ettiği (farz kıldığı) şeyi (şeriati); “Dini ikame edin (ayakta, hayatta tutun) ve onda (dinde) fırkalara ayrılmayın.” diye Hz. İbrahim'e, Hz. Musa'ya ve Hz. İsa'ya vasiyet ettiğimiz şeyi Sana da vahyederek, size de şeriat kıldı. Senin onları, kendisine çağırdığın şey (Allah'a ulaşmayı dileme) müşriklere zor geldi. Allah, dilediğini Kendisine seçer ve O'na yöneleni, Kendisine ulaştırır (ruhunu hayatta iken Kendisine ulaştırır).



Bütün peygamberlerin öğretisi aynı olup, aralarında bir fark yoktur. Her ne kadar insanlar farklı dinler varmış gibi yanlış bir algının sahibi olsa da, aslında gerçekte dinler arasında bir fark yoktur. Farklı farklı dinler yoktur. Allah’ın katında yegane din Babamız İbrahimin hanif dini arapça adiyle İslam, teslim dinidir.
3 / ALİ İMRAN - 19: İnned dine indallahil islam(islamu), ve mahtelefellezine utul kitabe illa min ba’di ma caehumulılmu bagyen beynehum, ve men yekfur bi ayatillahi fe innallahe seriul hısab(hısabı).
Muhakkak ki Allah'ın indinde din, İslam'dır (teslim dinidir). Kendilerine kitap verilenler, kendilerine ilim geldikten sonra aralarındaki hased sebebiyle ihtilafa düştüler. Ve kim Allah'ın ayetlerini örterse (inkar ederse), o taktirde, muhakkak ki Allah, hesabı çabuk görendir.
Şeriat, Tarikat, Marifet, Hakikat
Yunus Emre şöyle ifade ediyor: “Şeriat, tarikat yoldur varana. Marifet, hakikat andan içeri.” Şeriat, tarikat Allah'a ulaştıran yolu yükselmeyi içerir. Ama marifet, hakikat, yükselmeden sonra yücelmeyi kemalatı içerir.
Evvela tasavvufun muhatabı insandır. Allah insandan ne istiyor? Allah insandan 7 safha ve 4 teslimi yaşamasını istiyor. Çünkü Allahu Teala bütün insanları kadın-erkek 3 vücut ve serbest iradeyle yaratmıştır. Dolayısıyla 3 vücut ve serbest iradenin de Allah'a teslimi istenmektedir. İşte bu teslimlerin gerçekleştirilmesi 7 safhada olgunlaşır. Bu açıdan hanif dini, babamız İbrahim’in hanif dini, Arapça adıyla İslam, 7 safha 4 teslimin yaşanması demektir.
Evvela kişi Allah'a ulaşmayı diler. Allah'a ulaşmayı dileyen kişiyi mutlaka Allahu Teala mürşidine ulaştırır. Mürşidle birlikte vasıta emirlerin tatbiki sağlanır ve özellikle de en büyük vasıta emir olan zikrin en üst seviyede yerine getirilmesi gerçekleşir. Zikir en büyük ibadettir. Çok kısa bir süre içerisinde Allahu Teala, tabiiyetini gerçekleştiren herkesin ruhunu Kendisine ulaştırır. Böylece, Allah tarafından ruhun teslimi gerçekleştirildikten sonra kişi, buradan daha ötesine geçmek için Allah'ın temel emrine uygun, ona paralel, fizik vücut teslimini diler. Akabinde nefs teslimini, ondan sonra da irade teslimini diler. Böylece 7 safha ve 4 teslimi yaşamak suretiyle kişi olgunlaşır. Allah'ın emrettiği dizayn içinde insanı kamil olur. Allah'ın muradı budur. İnsanı kamil olmanın yolu şeriat, tarikat marifet, hakikati yaşamaktır. Bu gerçek, Osmanlı’da “7 iklim 4 bucak” tabiriyle anlatılmıştır.
7 safha 4 teslim, 7 iklim 4 bucak birbiriyle tamamiyle özdeştir. Allahu Teala Ruhu üfürmüş, onun teslimini istiyor, fizik vücudu yaratmış, onun teslimini istiyor, nefsi dizayn etmiş, onun teslimini istiyor ve iradenin teslimini istiyor. Kısaca Allahu Teala insanın, teslim-i külli ile Allah'a teslim olmasını istiyor. Zaten dinin adının teslim dini olmasının sebebi de budur. Buradaki teslim; Allah'ın verdiği emanetleri sırasıyla Allah’a teslim etmek demektir. Nisa Suresinin 58. ayet-i kerimesinde Allahu Teala bu konuyu şöyle dile getirmiştir:
4 / NİSA - 58: İnnallahe ye’murukum en tueddul emanati ila ehliha ve iza hakemtum beynen nasi en tahkumu bil adl(adli), innallahe niımma yeızukum bih(bihi), innallahe kane semian basira(basiran).
Muhakkak ki Allah, emanetleri sahibine teslim etmenizi ve insanlar arasında hakemlik yaptığınız zaman adaletle hükmetmenizi emreder. Muhakkak ki Allah, onunla (bununla) size ne güzel öğüt veriyor. Ve muhakkak ki Allah, en iyi işiten ve en iyi görendir.
Allah emanetleri sahibi olan Allah'a iade etmenizi, teslim etmenizi emreder.
Evvela ruhumuz bir emanettir. Ama ruh emanetini Allah'a teslim ettikten sonra bu sefer fizik vücut bir emanet olur. Fizik vücudu Allah'a teslim ettikten sonra bu sefer nefs bir emanet olur. Nefsi Allah'a teslim ettikten sonra irade emanet olur ve kişi iradesini de Allah'a teslim etmek suretiyle kendisindeki emanetlerin bütününü Allah'a teslim etmiş olur.
Allah’a ulaşmayı dileyen kişi tasavvufa girmiş midir?
Bir dilek bunun giriş kapısıdır. Tasavvufun giriş kapısı bir dilektir. Tarikatın giriş kapısı bir dilektir. Tasavvufu yaşamak isteyen herkesin yapması gereken tek şey, kalben Allah’a ulaşmayı dilemektir.
Osmanlı’da tasavvufu yaşayanların adı dervişti. Onun için eskiler “Dervişlik bir dilektir.” demişler. Nedir bu dilek? Bu dilek Allah’a ulaşmayı dilemektir. Ruhunu Allah'a ulaştırmış Allah'a teslim etmiş kişinin adı Ermiş Evliya’dır.
Her kim ruhunu Allah'a teslim etmiş, ermiş evliyadan olmuşsa Allahu Teala 7 velayet kademesini daha geçmesini ister. Kişi bunu yapabilirse iradesini de Allah'a teslim eder. İradesini Allah’a teslim eden herkes için Allah'ın bir sözü vardır: “İrşada memur ve mezun kılındın.” “Mezun kılındın” ifadesiyle, “Ben seni izinli kıldım”, “Memur kılındın” ifadesiyle, “Bu yetkiyi Benim emrimle gerçekleştireceksin” diyor Allahu Teala.
Başlangıç noktasında insanoğlu dünya hayatına cehalet standartlarında başlar. Ve irşada ulaşması Allah’ın Kur'an’la insanlara vermek istediği ilmi öğrenmesi ve yaşamasıyla kalbinin 14 kademe müzeyyen olmasıyla olgunlaşması anlamına gelir. Mürşidsiz bir irşad olamaz. Allahu Teala irşadı farz kılmış. Mürşide ihsanla tabi olmadan tek başına hiç kimse irşada ulaşamaz.
Kur’an-ı Kerim’e baktığımız zaman insanla Allah arasında 7 safha ve 4 teslimden oluşan 28 basamaklık İslam merdiveni vardır. Başlangıç noktasında bütün insanlar için olaylar vardır. Bütün insanlar olayları yaşar, olayları değerlendirir. Ama Allah da olayları yaşayan, olayları değerlendiren insanlardan bir kısmını seçer, bir kısmını seçmez.
Seçilmeyenler neden seçilmezler? Seçilmeyenler, kendileri Allah'a ulaşmayı dilemedikleri gibi başkalarının da dilemesine mani olan insanlardır. Seçilmeyenlerin başkalarına karşı sevgisi yoktur. Eğer o kişi hidayeti dilemiş olsaydı, Allahu Teala bir tek dilek karşılığında mutlaka onun kalbini %51 nurlandırırdı. Kalbi %51 nurlanan bir insan başkalarını seven bir insandır.
Allah tarafından seviliyor muyuz? Evet kesinlikle. Çünkü envayi çeşit ni’meti, fizik ve fizik ötesi ni’metleri bir hiç karşılığında bize hibe etmiş. Güneş’ini, Ay’ını, Dünya’sını, havasını, suyunu vs. bütün bunları bize bir ni’met olarak sunmuş. Allahu Teala herşeyi vermiş. Böyle güzel bir hayat vermiş. Sevmeseydi bunlar olur muydu? Bunlar Allahu Teala’nın insanı çok sevdiğinin kesin ifadesidir. Bizim bunun gereğini layıkıyla yerine getirebilmemiz için ne yapmamız gerekir?
Bizim de Allahu Teala’yı sevmemiz lazım. İşte hayatın ilk adımı Resulullah (S.A.V) Efendimiz: “Allah'ı ni’metlerinden dolayı seviniz.” buyuruyor. Herşeyden önce Allah’ı sevmemiz lazım. Allah sevgisi bizi mahlukat sevgisine götürür.
Biz Allah’ı seversek Allah da bizi sever. Rahman esmasıyla tecelli eder ve peşpeşe furkanlar verir, 12 tane ihsanla bizi mürşidimize ulaştırır. Mürşidimize tabi olmamız halinde 7 ni’meti bize verir ve nefsimizi 7 kademede tezkiye ederek ruhumuzu Kendisine ulaştırır. Tezkiyenin varlığı sebebiyle nefsimizin manevi kalbinde biriken nur miktarı %51’dir. Bu, Allah’ı %51 oranında sevdiğimizi ve Allah tarafından da %51 oranında sevildiğimizi gösterir.
Sevmek ve sevilmek doğru orantılı mıdır?
Evet. Severseniz sevilirsiniz. Sevilmediğinden şikayet eden kişinin davranışı hiçbir zaman doğru değildir: “O beni sevsin, ben ondan sonra seveyim.” Hayır, mutlaka ilk adımın bizden gelmesi lazımdır. Seven sevilir. Kanun budur.
Bir de: “Ne yaparsam yapayım başkalarına yaranamıyorum” diye şikayet edenler var.
Allah'ın Resul’ü şöyle buyuruyor: “Dünyadan rağbetini kes ki Allah seni sevsin. İnsanların elinden rağbetini kes ki insanlar seni sevsin.” Başkalarına yaranmak değil önemli olan Allah için yaşamaktır.
Allahu Teala sevmeyi öğretti. Biz ne yaptık da sevmeye başladık, bir dilekle bu noktaya ulaştık. Bir dilekle Allah’a ulaşmayı diledik, Allahu Teala bizi mutlu kıldı, üçüncü kat cennet ve dünya saadetinin yarısıyla bizi mükafatlandırdı. O zaman diğer insanların da bu mutluluğa ulaşması için gayret sarfetmemiz lazım. Kim bildiğiyle amel ederse Allah ona bilmediğini öğretir.
Yunus Emre’nin de söylediği: “Dervişlik bir dilektir. Bilene düğün dernektir.” sözünü bizim de etrafımızdaki huzursuz ve mutsuz insanlara bu dileği anlatmamız lazımgelir. Genelde insanlar hep mutsuz ve huzursuzdurlar, çünkü nefslerinde afetler vardır ve şeytan da o afetlere %100 tesir etmek suretiyle insanları kandırır, huzursuz, mutsuz eder. Öyle ki şeytan insanlara, onların iç seslerini taklit ederek, huzursuzluğunun, çevresindeki insanlar, bulunduğu şartlar sebebiyle olduğunu düşündürür.
İşte bu insanlar mutsuz ve huzursuzluklarının sebebini bilmiyorlar. Hasta olmasına rağmen hastalığın farkında olmayan kişinin tedavisi yok. Çünkü eğer kişi farkına varsa o zaman kesinlikle çözüm arayacak. Doktora gidip reçetesini alacak.
Allahu Teala doğuştan hasta bir nefsle bizi dünyaya getirmiştir. Hepimizin nefsin manevi kalbinde 19 tane hastalık vardır. Kin ve nefret, küfür, yalan, haksızlık ve zulüm, haset ve düşmanlık, cehalet, cimrilik, öfke, isyan, sabırsızlık, kibir ve gurur, hırs ve şehvet, nankörlük, gıybet, zan, kötü alışkanlıklar, vefasızlık, mürayilik, fitne ve fesat olmak üzere 19 tane hastalık.
Bazı insanlar, nefslerinde bu hastalıkların tamamı varolmasına rağmen “benim kalbim temiz” diye bir cümlenin arkasına sığınıyorlar. “Benim namazım niyazım yok ama benim kalbim tertemiz. Ben evelallah gayet iyiyim.” diyorlar.
Bu noktada kişi bilmeden de olsa Allah’a iftira etmiş oluyor. Çünkü Allahu Teala bütün insanları bir nefsle dizayn etmiş ve nefsin manevi kalbinde 19 tane hastalık var.
Öbür tarafta yine bazıları da: “Ben kendi kendime evimde oturur Kur’an-ı Kerim okurum, kendimle Allah arasına hiçkimseyi sokmam, ben kendi nefsimi tezkiye ederim.” diyorlar, bu da şeytanın bir başka tuzağıdır.
Öbür tarafta da alim geçinen birileri bakıyorsun ki: “Ruh insana hayat verir. Ruh vücuttan çıkınca kişi ölür. Ancak ölümle insan ruhu Allah'a ulaşır. Hayattayken insan ruhunun Allah'a ulaşması yoktur” diyorlar.
Halbuki ruhun ölmeden evvel Allah’a ulaşması hem Kur’an-ı Kerim’de farz olduğu gibi, hem de gelmiş geçmiş bütün evliyaların eserlerinde -Abdülkadir Geylani Hazretleri olsun, Mevlana’nın Mesnevisi olsun- herbirinde yer alıyor. Yani yeni icat edilmiş şeyler değil ama her devirde bunları yaşayanlar varolduğu gibi, her zaman için karşı çıkanlar da varolmuştur.
23 / MU'MİNÛN - 44: Summe erselna rusulena tetra, kullema cae ummeten resuluha kezzebuhu fe etba’na ba’dahum ba’dan ve cealnahum ehadis(ehadise), fe bu’den li kavmin la yu’minun(yu’minune).
Sonra Biz, resullerimizi ardarda (arası kesilmeksizin) gönderdik. Her ümmete resulü geldiği zaman, her defasında onu yalanladılar. Biz de onları birbiri arkasından (helak ettik). Ve onları efsane kıldık. Artık mü'min olmayan kavim (Allah'ın rahmetinden) uzak olsun.
Tüm insanlar için Allah'ın seçtiği din hanif dinidir. Ve Allah, bütün herkesi de hanif fıtratıyla yaratmıştır.
30 / RÛM - 30: Fe ekim vecheke lid dini hanifa(hanifen), fıtratallahilleti fataran nase aleyha, la tebdile li halkıllah(halkıllahi), zaliked dinul kayyimu ve lakinne ekseren nasi la ya’lemun(ya’lemune).
Artık hanif olarak kendini (vechini) din için ikame et, Allah'ın hanif fıtratıyla ki; Allah, insanları onun üzerine (hanif fıtratıyla) yaratmıştır. Allah'ın yaratmasında değişme olmaz. Kayyum olan (kaim olacak, ezelden ebede kadar yaşayacak) din budur. Fakat insanların çoğu bilmez.
Aslında Abdülkadir Geylani Hazretleri’nin döneminde de ona karşı yine insanlar aynı şeyi söylemiş, yine karşı çıkmışlar. Yine onların sözüne itibar etmemişler. Ama akabinde onlar Rahmeti Rahman’a kavuştuktan sonra insanlar “Eyvah ne yaptık? Baltayı taşa vurduk. Allah'ın dostlarını kaybettik. Onların hidayet tebliğine uysaydık cehennemliklerden olmazdık.” demişlerdir. Bu hep böyle olmuştur. Hazreti Muhammed Mustafa (S.A.V)’de de, bu dönemde de karşı çıkan, hep Kur'an’la çelişen bid’atlere dayalı bir din yaşayanlardır. Şeytan insanların zihnine ve kalbine tesir etmek suretiyle insanları BİD’ATLERE dayanan bir dinle hep oyalamaktadır.
Allahu Teala tasavvufla, 7 safha hidayetle tüm insanları sonsuz ahiret ve dünya saadetine ulaştırmak ister. Önemli olan, hidayetin temeli olan dünya hayatında Allah'a ulaşmayı dileyerek Allah'ın tayin etiği mürşide ihsanla tabi olmaktır. Böylece nefs tezkiyesi ve tasfiyesiyle sonsuz mutluluğu ve huzuru tasavvufla yaşamaktır.
Tarikat, tasavvuf aslında insanlar için Allah'ın vaaz ettiği mutluluk yoludur. Şeriatsız, tarikatsız, tasavvufsuz huzur ve mutluluğu yaşamak mümkün değildir.
Allah razı olsun.

Dr. Fazıl Nimet, 17.07.2010
 
[TB] Benzer konular Forum Tarih
E silinen mesajlar 0 2
T TASAVVUF 0 778
E TASAVVUF 1 2K
T TASAVVUF 0 1K
à TASAVVUF 0 1K
E silinen mesajlar 0 2
N TASAVVUF 1 872
? Arşiv 0 529

[TB] Benzer konular

T

tevhit06

Guest
Ynt: TASAVVUF 7 SAFHA HİDAYETİ YAŞAMAKTIR

Tasavvuf; Nefsi Ayıklayıp Temizlemek Ve Ruhu Pak Ederek, Lahut Alemine Yükseltmek Yoludur. Tasavvuf Dinin Dişında Degil Bizatihi Dinin Kendisidir.
Tarikatler Tasavvufun Kollarıdır. Mezheblerde Fıkhın Kollarıdır. Bunların İnkarı Cehalettir. Insanı Hayvandan Ayıran Gönlüdür. Gönül Ise; Yaradanını Bilmesi Için Allah-ın Kuluna Bahşettiği Rahmeti-dir, Aşkı İlahidir,Yaratılışın Sırrıdır. Gönlün Kemalata Ermesi; Tasavvuf ve Yaratanının Isimlerini Kesir, Nihayesiz Zikretkmekle Elde Edilir.
 
Üst