Sil gözyaşlarını, yüreğini burkan suskun umutlarını!

Mustafa Cilasun

Sevda, muhabbete hasredilen tavdýr, harý rýzadýr!
Ağlamak ne kadar zarif bir hissiyat
Duygular günyüzüne çıkarken, melulleşen şevk biterken sanki hal bitap
Emel e sıra gelmeden, heves henüz filizlenmeden, gönül lisanı sürur içinde mi harap
Yazmak istersin, muhabbet için zarif yürek beklersin, her lahzada bin bir mecradan geçersin ne tuhaf

Bir dilenci kadın gördüm, yamandı
Kendini ikaz eden kim varsa en galiz küfürler ederek hırlaşan meramdı
İçinde bekleyen nezaketi ve edebi unutan nacardı, insan bu kadar mı vahşi sorardım
Kocası içermiş, çocukları perişanlık içinde beklemiş, hergün böyle yaşamak kaderim deyince, morardım

İnsan öncelikle ruhuyla barışık olmalı
Aklını ve vicdanını töre ve adet üzre karartmamalı, iradeyi iyi kavramalı
Her tercihte ne yaptığını sorgulayıp, nemelazımcılığa kaçmaktan gönlünü arındırmalı
Köle olduğunun farkına varmalı, her kim saikse bu prangalardan kurtulmak için çırpınmalı

Annem gariplere çok acırdı
Sanki içinde yaşatırdı, nasıl çırpınırdı, gönlü onlara çok açıktı
Kolay değildi, iki analığın elinde beş günlük annesiz kalıp büyümek, adeta gazaptı
Anlatırdı rahmetlik neler çektiklerini, benim yaşadıklarımı kimseler yaşamasın diye yanardı

Mustafa CİLASUN
 

[TB] Benzer konular

Üst