Sevdiğim Kadın AdLarı (gibi)

D

denge

Guest
Ynt: Sevdiğim Kadın AdLarı (gibi)

büşra,karanfil ne olur bana da anlatın :'(
 
R

Resulehasret

Guest
Ynt: Sevdiğim Kadın AdLarı (gibi)

Bende anlamadım banada anlatın lütfen :)
 
Þ

þeyda

Guest
Ynt: Sevdiğim Kadın AdLarı (gibi)

ŞULE

Sonbahara darılmış bir Eylül sabahıydı…
Gökyüzü kan kırmızı, bulutlar sapsarıydı,
Uykudan mahrum gözler gezinirken şafakta.
Avaz avaz bir sükûn inliyordu afakta…
Bir yerlerde bir deprem sarssa gerekti yeri,
Ya da deli bir boran yutuyordu bir şehri.
Kükrüyordu gök kubbe ve kaynıyordu zemin…
Günahı bir muamma bu kızıl cehennemin…

Uyanmıştı Hüzünkâr müebbet uykusundan…
Azat edilmiş gibi ahiret sorgusundan
Kesilmişti soluğu, yüzü benzi atmıştı;
Korku ve heyecanı birbirine katmıştı.
Duvarlarda sürünen feri sönmüş gözleri
Anımsamıyor gibi yokluyordu her yeri,
Titreyen elleriyle sıvazladı yüzünü.
Kirli sakallarında asılı duran hüznü
Bırakıp bir köşeye yüreğine yöneldi,
Az önceki rüyası ansızın dile geldi:
“Senin bu gördüklerin bir rüyadan fazlası,
Hayal ile gerçeğin, varla yokun teması.
Her gece aynı rüya tam yirmi üç senedir,
Sormadın mı kendine, bundaki hikmet nedir?
Çözmek istersen eğer sözümdeki esrarı
Gerekir bu rüyanın bir kez daha tekrarı…”

Gözlerini mıhlayıp semada bir noktaya
Bilinmez bir korkuyu kalbinde duya duya
Düşündü saatlerce bulmak için bir mana
Ruhunu sarmalayan bu amansız buhrana.
Sinir nöbetleriyle sarsıldı tüm vücudu
Defalarca zorladı aklı saran hududu.
Dolaştı yeri, arşı, bütün evreni kat kat,
Ve nihayet başladı öz yurduna seyahat…

Gitti çok uzaklara, uzaktan da uzağa,
Vardı kendini aşıp mermer kaplı bir dağa.
Vakit zaman öncesi, mekân mekân ötesi,
Hayatın hem evveli, hem de hayat ertesi…
Bir âlem ki burada yaşamak yok ölmek yok…
Ruhlara giydirilen elbiseye gerek yok.
Her şey tek bir gerçeğin varlığından ibaret
Ve her şey o Varlığa şükür ile ibadet.

Ne bir yorgunluk hissi ne bir can sıkıntısı
Kulaklarda ilahi bir nefes fısıltısı…
Dağ, taş, dere, tepe, göz nasıl arzularsa
Zümrüt rengi ırmaklar, hangi yöne bakarsa…
Göğe doğru tırmanan sarmaşık çağlayanlar,
Bulutlar arasında koca bir derya kadar
Havuzlar ki etrafı elmaslarla işlenmiş,
Dibi güneşle, ayla, yıldızlarla süslenmiş…
Her tarafta ferahlık hissi veren kokular,
Bir musiki tadında çeşmeden akan sular.
Renklerin kaç türlüsü varsa burada mevcut,
Gönül ne diliyorsa o lahza bulur vücut…

Hüzünkâr bu âlemde saf bir ışık huzmesi…
Varlığının özünde aşkın kızıl şulesi
Eriterek içini alev alev yanardı,
Hüzünkâr küllerini Huda’sına sunardı.

Çektiği ıstıraptan etmezdi hiç şikâyet
Istırap sayılmazdı Huda’dan ise şayet.
Ateş onu sardıkça Hüzünkâr gülümserdi
“Ben kül olmayacaksam bu ateş niye? ” derdi.
“Yangına koşuyorsam, bil ki aşktır nedeni,
Yanıp küle dönmeden sevdim diyemem Seni.
Öyle bir kor oldum ki, gün ağarır ruhumdan
Doğan güneşin bile farkı kalmadı mumdan…”

Huda’nın rızasını almaktı tek dileği,
O’na yakın olmaktı gönlündeki ereği…
Fikrinde ve zikrinde yalnız O’na ibadet
Bu tarifsiz duyguydu, onun için saadet…
Halini meleklerin seyrederdi gıptayla
Huzura varmak için sabrederdi duayla.
Dilinden düşmezdi hiç, bir an “aşk” kelimesi
Asumanı kaplardı aşktan inleyen sesi…
Bu figanı duyanlar secdeye kapanırdı,
Cehennemden yükselen bir haykırış sanırdı.
Bilmezlerdi ondaki aşka sürgün yüreği,
Bilmezlerdi nedir aşk sürgününün gereği…
Bir karanlık kaplardı Hüzünkâr’ın ruhunu,
Aşk nedir bilmeyenler lanet sayardı bunu.
Hüzünkâr yakarırdı her duada Rabbine
İçinde bir kıvılcım alev alırdı yine;
“Ya Rab, şikâyet değil kelamımdaki niyet
Senden emanet olan niçin etsin şikâyet?
Lakin ruhum ağlıyor bir hicranlı aşk ile.
Huzurunda bekleyen sadık melekler bile
Benim garip halime baktıkça hüzünlenir,
Nihayet ki namıma artık “Hüzünkâr” denir.
Tek dileğim tek arzum yakın olmaktır sana,
Mahrum etme aşkından, al beni de yanına…”

Hakk’a varır dilekler yeter ki yürek ansın…
Huda’nın sarayında gün tutuldu ansızın.
Melekler feryat feryat toplandı bir araya,
İçlerinden üç melek çağırıldı saraya.
Hakk’ın emrini alan melekler karanlıkta
Açtı kanatlarını ve yol aldı boşlukta.
Karanlığı yakarak nice yollar aştılar,
Nihayet Hüzünkâr’ın yurduna ulaştılar.
Bütün heybetleriyle kaplayarak semayı
Selamladılar önce rahman olan Huda’yı;
Hüzünkâr önlerinde el pençe bekliyordu.
Meleklerden birisi öne çıktı ve sordu;
“Ey Hüzünkâr nedir aşk diye figan ettiğin,
Nedir ki onu anan yoktu bugüne değin?
Nasıl bir şey ki her an fikrinde zikrindedir
Hayır mıdır şer midir, bundan dileğin nedir?
Canana seslenirsin, aşkın kime karşıdır?
Huda’dan başka canan ihtimali var mıdır? ”

Hüzünkâr şaşırmıştı bu sual karşısında:
“Ben yanıp kavrulurken aşkın alev tasında
Nasıl olur da anmaz kimse onun adını
Nasıl bilmez kimseler aşkın keskin tadını?
Yoksa ben bir serap mı görmekteyim sahrada
Sizler de mi yoksunuz şu an yoksa burada?
Peki ya içimdeki bu ateş neyin nesi,
Nedir bu alev alev kaybetmek endişesi?
Bütün benliğimi ben teslim etmişim Hakk’a,
Varsa da arzu etmem canan Huda’dan başka.'

Bu cevapla birlikte kanatlandı melekler,
Semayı kırbaç kırbaç parçaladı şimşekler.
Gün karardı, âleme kül rengi bir sis çöktü
Yırtarak karanlığı, fecir kıpkızıl söktü…

Üç melek girer girmez sarayın kapısından
Bütün âlem başladı ağlamaya yasından.
Beyaz gölgeler indi saray duvarlarına
Hüzün kan gibi doldu mermer damarlarına.
İlahi emri alan melekler birer birer
Gerip kanatlarını boşlukta süzüldüler.
Vardılar Hüzünkâr’ın aşk kokan hanesine
Seslerini kattılar şimşeklerin sesine:

Dediler, “Ey Hüzünkâr hayata gideceksin,
Yoksa yüce Rabbine isyan mı edeceksin? ”
Dedi “Burda mutluyum, hem ibadet ederim,
Rabbimin huzurudur ait olduğum yerim.
Rızası olacaksa terk eylerim âlemi,
Aşkım hesaba katmaz Cenneti Cehennemi.”
Açıldı gök kubbede sudan örme bir duvar,
Ve seyretti hayatı bu duvarda Hüzünkâr:

Doğumdan ölüme dek bir hayat serüveni…
Akrebin kıskacında bir zaman değirmeni…
Bir dünya ki burada her şey özünden farklı,
Her şey kendinden uzak bir sis ardında saklı.
Yaşam ve ölüm, iki yoldaş gibi kol kola
Yürürlerken, bir handa vermişler sanki mola.
Emekleyen bir bebek ve bir toprak yığını…
Gördü beşik ve kabrin farkı olmadığını.
Her şey eşyanın somut varlığından ibaret
Ruhlar bedende hapis, duygularsa emanet.
İnsanlar gördü, bir çift kanat farkı melekten,
Ve insanlar gördü yok nasibi bir yürekten.
Savaşlar, ihtilaller, kan, irin ve gözyaşı,
Kalabalıklarında hayatın, can telaşı…
Kimi çırpınır durur yaşamak çabasında
Kimi de havlu atmış bu kurtlar sofrasında.
Almak için öldüren, vermek için öldüren,
İnsanlar gördü, kendi çiğ etini kemiren…
Vahşetin her türlüsü yaşanıyor burada,
Çığlıklar, feryatlar ve ağıtlar bir arada…
Bir gün dahi son bulmaz damlamadan yere kan.
Dakikalar içinde milyonlar verirken can,
Kimi başarısıyla, zaferiyle övünür,
Kimi de yavrusunun acısıyla dövünür.
Gökyüzünü süsleyen bulut kümesi mantar
Şemsiyesi altında doğaya ölüm saçar.
Ve insanlık adına bunu bilim sayanlar,
Vahşetin bir adını da deney koyanlar var.

Hüzünkâr dedi “Hayat buysa istemem gitmek
Burda kalıp Rabbime arzum ibadet etmek.
N’olur beni atmayın o zulüm dolu yere,
Hayata gitmem” diye yalvardı meleklere…
“Bir günden daha kısa, say ki daldın rüyaya,
Önce yükselip sonra düşeceksin sevdaya…
Bulacaksın orada aradığın cananı,
Anlayacaksın aşkı geldiğinde zamanı.”
“Bana canan demeyin, Hakk’ı canan bildim ben
Ondan gayrı bir canan isteyeyim ki neden? ”

Henüz sona ermeden bu sözlerin yankısı
Sardı bütün âlemi bir perinin şarkısı.
Bu şarkıyla Hüzünkâr kapılmış gibi sihre
Söndü ışığı, feri, düştü olduğu yere.
Duvarda alev alev bir siluet belirdi
O lahza Hüzünkâr’ın ruhuna ateş girdi.
Suda yanan bu alev bir peri, bir afetti
Bir bakış Hüzünkâr’ı esir etmeye yetti.
O gözler mavi değil, sanki bir çift girdaptı,
Bir bakıştan fazlası dayanılmaz azaptı.
O saçlar ki, rüzgârı denizleri kuruttu
Öyle bir kızıldı ki Hüzünkâr’ı kan tuttu.
Kulağı sağır, gözü kör, dili lâl kesildi,
Lügatında yazılı tüm isimleri sildi.
Dedi “Kimdir bu melek, beni koydu bu hale.”
Melekler bir ağızdan dediler, “Adı Şule...”

SEDAT BÜYÜK
 
S

SimurG

Guest
Ynt: Sevdiğim Kadın AdLarı (gibi)

ŞEYDA

Gem dağının zirvesinde men çileli uşağam
Azatlığın kölgesinde talan olan bir bağam
Dertler ömrüme ortax,hesret sinemin malı
Könül yüküm intizar,sinem onun hambalı

Sormayın bu yérlerde béçara galdığımı
Üreklere sepilen odnan ucaldığımı
Men élimin sesiyem,élimin kölesiyem
Goluma zincir vuran nadanlar belesiyem

Men bilirem ne zaman gün çıxar, seher olar
Ne zaman bir gurumuş derede axar olar
Kişi bir çadır gurar vaxt kéçer,dövran döner
Zaman olar bu çadır bir kent,bir şeher olar
İndiki men bu fikrin xeyalın şillesiyem
Bülbül ister azatlıx,men bülbül çilesiyem

Hikmet Elp

* * *


ŞEYDAM

Beni avuçlarına al şeyda,
İnleyen kalbimi
Boğuk ve hırıltılı sesimi
Masmavi parmaklarınla okşa….

Parmakların şeyda...
Meryemin zülfü,
Abdullahın nuru,
İsanın masumiyeti gibi...
Parmakların şeyda...
Günaha değmemiş, ak pak
Yuğsun şu kararan bedenimi...

Hadi sil gözlerinin yaşını,
Vicdanımı kirleten sen değilsin.
Ağlıyorsa bu deli çocuk,
Bilki boğulduğu için...
Bilki,
Derinliğinde, benzi soluk,
Bir resim olarak kalacağı için...

Deli çocukların,
Kıyısından geçerken Tuna'nın
Düşledikleri hayallerini
Sen bilmezsin...
Her gece kahramanların,
Tuna'da neden can verdiğini
Sen bilmezsin
Şeyda...

İbrahim Eskil

* * *

ŞEYDA

söylediğim her söz beni vuruyor
yoruldum kendime hedef olmaktan
nicedir bir şeyler var beni böyle yoran
masum bir suç gibi yüzümü kızartan
ah... keşke unutabilseydim seni

zaman kışkırtıyor vebalini ömrün
harflerin mürekkebini emiyor ayrılık
nicedir bir şeyler var sözün bittiği yerde
ölümün hayatta açtığı boşluğu dolduruyor
ah... keşke vazgeçebilseydim senden

aşkla hesaplaşma mevsimindeyim
kederi su götürmez bu hayatta
nicedir bir şeyler var kanatlarımı yakan
yaşanan her şeyin bir karşılığı olmalı
yoksa çok kolay çıldırabilir insan

nicedir dünyaya geldiğim noktada
vakur çığlığımla karşılaşıyorum
ah... kaldırabilseydim üzerimdeki perdeyi
yeni bir sayfa açılırdı makûs tarihimde
nicedir bir şeyler var beni bekri kılan

hiçbir mezar taşı anlatamaz şeyda bu ömrü
yoruldum kendimi telef etmekten
bir serçenin uykusu kadar söylediğim her şarkı
nicedir bir şeyler var rüzgâra yazılan
ah... keşke unutabilseydim beni

Bayram Balcı
 
S

SimurG

Guest
Ynt: Sevdiğim Kadın AdLarı (gibi)

İLk önce senden razı oLsun,

Herkes sevdiceğine şiir yazıyor.. Bizede yayınLamak düşüyor .:)
 
Ynt: Sevdiğim Kadın AdLarı (gibi)

bigun de sen yazarsin, baskalari yayinlar :)
onlarda suan senin dedigin gibi"Herkes sevdiceğine şiir yazıyor.. Bizede yayınLamak düşüyor" derler ;)
 
B

Büþra

Guest
Ynt: Sevdiğim Kadın AdLarı (gibi)

AYSEL GİT BAŞIMDAN

Aysel Git Başımdan
Aysel git başımdan ben sana göre değilim
Ölümüm birden olacak seziyorum.
Hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim
Aysel git başımdan istemiyorum.

Benim yağmurumda gezinemezsin üşürsün
Dağıtır gecelerim sarışınlığını
Uykularımı uyusan nasıl korkarsın,
hiçbir dakikamı yaşayamazsın.
Aysel git başımdan ben sana göre değilim.
Benim icin kirletme aydınlığını,
hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim

Islığımı denesen hemen düşürürsün,
gözlerim hızlandırır tenhalığını
Yanlış şehirlere götürür trenlerim.
Ya ölmek ustalığını kazanırsın,
ya korku biriktirmek yetisini.
Acılarım iyice bol gelir sana,
sevincim bir türlü tutmaz sevincini.
Aysel git başımdan ben sana göre değilim.
Ümitsizliğimi olsun anlasana
hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim.

Sevindiğim anda sen üzülürsün.
Sonbahar uğultusu duymamışsın ki
içinden bir gemi kalkıp gitmemiş,
uzak yalnızlık limanlarına.
Aykırı bir yolcuyum dünya geniş,
Büyük bir kulak çınlıyor içimdeki.
Çetrefil yolculuğum kesinleşmiş.
Sakın başka bir şey getirme aklına.
Aysel git başımdan ben sana göre değilim,
ölümüm birden olacak seziyorum,
hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim.
Aysel git başımdan seni seviyorum...


ATİLLA İLHAN
 
M

milysktina

Guest
Ynt: Sevdiğim Kadın AdLarı (gibi)

akıllı siurg işini biliyor ;) gerçekten enteresan ve şiir görseli harika olan bir çalışma olmuş.hele seçilen şiirler büyülenmemek elde değil.neydi o lavinya şiiri yaa, yazanın yüreğine sağlık.acaba biri birgün çıkarda milysktina adında şiir yazar mı merak ediyorum :D :D :D
 
B

Büþra

Guest
Ynt: Sevdiğim Kadın AdLarı (gibi)

ECE HANIMA


O beni buldu.
Bense sadece bulundum
Adı Ece'ymiş öyle söyledi,
Çok güzelmiş, çok alımlı,

O beni buldu.
Geldi... sadece...
Geri koyacak sandım ama..
Beni aldı.. götürdü..

O beni buldu.
Evinin en gizli köşesine koydu beni
Kimsenin bilmediği en kuytu köşeye.
Canım sıkılıyor.. yüreğim de..

Sanırım beni geri götürmeyecek.
Ama kendi bilir
Adı Ece'ymiş Ece dedim ya
Soyadı mı?
Bilmiyorum...

YILMAZ ERDOĞAN
 
S

SimurG

Guest
Ynt: Sevdiğim Kadın AdLarı (gibi)

ELİF

İncecikten bir kar yağar,
Tozar Elif, Elif deyi...
Deli gönül abdal olmuş,
Gezer Elif, Elif deyi...

Elif’in uğru nakışlı,
Yavrı balaban bakışlı,
Yayla çiçeği kokuşlu,
Kokar Elif, Elif deyi...

Elif kaşlarını çatar,
Gamzesi sineme batar.
Ak elleri kalem tutar,
Yazar Elif, Elif deyi...

Evlerinin önü çardak,
Elif'in elinde bardak,
Sanki yeşil başlı ördek
Yüzer Elif, Elif deyi...

Karac'oğlan eğmelerin,
Gönül sevmez değmelerin,
İliklemiş düğmelerin,
Çözer Elif, Elif deyi...

Karacaoğlan


* * *

ELİF

Kuşlar uçurdum gönül kafesimden.
En uzak diyarlara.
Hasretlik adına
Ötüştüler,
Zifiri karanlığın en suskun yerlerinde.

Bütün ayaklarımı aldım,
Ona gittim.
Adını sormayın bana.
Baş harfi Elif.

Hani Elif değnek gibi,
Elif dik.
Elif bildik.

Gönlümün kuşlarıyla,
Sahrana düştüm Elif.
Heyhat!
Göz fenerlerim de yok,
Seni görecek.
Olsun.
Taş yüreğimin gözelerinden
Akan yaşlar var ya.
Biriktirdim onları,
Ağlamayanlara, ağlayamayanlara inat.
Hep, dağları kıskandığım
Elif’ ten saklayarak.

Ve…

Sahrada bir deniz yaptım kendime.
Öyle bir deniz ki;
Nice firavunları boğarak!

Kül gibi dağıldı düşüncelerim,
Ölçeriverdiler canevimin ocağını,
Ösketiler korlandı yine bedenimde.
Bir Elif,
Bir Sahra kaldı şimdi,
Tutmaz elimde,
Söylemez dilimde.

Sadi Yıldırım


* * *
 
S

SimurG

Guest
Ynt: Sevdiğim Kadın AdLarı (gibi)


SONE

Benzetebilir miyim bir yaz gününe seni?
Sen daha sevimlisin, daha sakinsin ondan.
Sert rüzgarlar Mayısın narin çiçeklerini.
Hırpalar ;Yaz ise pek çabuk geçer...Durmadan!

Bazen, kızgın olarak,parlar gözü semanın...
Bir karartıyla sık sık söner altın bakışı;
Her güzel, güzelliğini kaybeder: Tabiatın-
Sebep olur da bazen bu kararsız akışı!

Fakat senin ebedi yazın hiç sönmeyecek,
Dönmeyecek sendeki güzellik bir yalana.
Ölüm sana yaklaştı diye, öğünmeyecek:

Sen eşitken ebedi mısralarla zamana
Yaşadıkça insanlar, görebildikçe gözler,
Seni yaşatmak için yaşayacak bu sözler

William Shakespeare
 
S

SimurG

Guest
Ynt: Sevdiğim Kadın AdLarı (gibi)

ANNABEL LEE

Senelerce senelerce evveldi
Bir deniz ülkesinde
Yaşayan bir kız vardı bileceksiniz
İsmi; Annabel Lee
Hiç birşey düşünmezdi sevilmekten
Sevmekten başka beni
O çocuk ben çocuk, memleketimiz
O deniz ülkesiydi
Sevdalı değil karasevdalıydık
Ben ve Annabel Lee
Göklerde uçan melekler
Kıskanırlardı bizi
Bir gün işte bu yüzden göze geldi
O deniz ülkesinde
Üşüdü bir rüzgarından bulutun
Güzelim Annabel Lee
Götürdüler el üstünde
Koyup gittiler beni
Mezarı oradadır şimdi
O deniz ülkesinde
Biz daha bahtiyardık meleklerden
Onlar kıskanırdı bizi
Evet !Bu yüzden "Şahidimdir herkes ve deniz ülkesi"
Bir gece rüzgarından bulutun
Üşüdü gitti Annabel Lee
Sevdadan yana kim olursa olsun
Yaşca başca ileri
Geçemezlerdi bizi
Ne yedi kat göklerdeki melekler
Ne deniz dibi cinleri
Hiç biri ayıramaz beni senden
Güzelim Annabel Lee
Ay gelir ışır, hayalin erişir
Güzelim Annabel Lee
Orda gecelerim uzanır beklerim
Sevgilim sevgilim hayatım gelinim
O azgın sahildeki
Yattığın yerde seni...

Edgar Allan Poe
 
S

SimurG

Guest
Ynt: Sevdiğim Kadın AdLarı (gibi)

SONNET

Kalbim sırrını buldu, manalandı hayatım.
Ölmez bir aşk aniden kapladı benliğimi.
Ümitsiz acı çektim ve herkesten sakladım,
O bile kendisini bilmedi sevdiğimi.

Ah! Şimdi çok pişmanım, yanında gölge gibi,
Hem ondan ayrılmadan kalacaktım, yalnız ben
Hem ölünceye kadar mesut bir köle gibi,
Hiçbir şey istemeden ve bir şey beklemeden.

Tanrı onu yaratmış melek gibi saf, temiz,
Yaşarken etrafını dinlemeden, habersiz
Bu aşkın şarkısıyla bir gün karşılaşacak.

O kalbe gömülerek yaşanılmış sevgiye,
Kendisinden başkası olmayan sevgiliye
"Kim bu kadın acaba?" deyip anlamayacak

Felix Arvers
 
B

Büþra

Guest
Ynt: Sevdiğim Kadın AdLarı (gibi)

DUNAY

Zorlada güzellik oluru,ayrılıklar
Bir de yollar belletir..
Her an'a bir çentik atmak
Nedir ki damıtmaktan başka kalmaları...
Gitmeleri sen anlat
Kalmaları ben
Ki kalmalarımın gelmişi geçmişi
Rüzgarla yangının, şiirle şarabın hikayesidir..
Tanrıyı anlamak insandan kurtulmaktır..
Ki acemi bir şairdir Tanrı
Aşka bile ihtiyacım yok diyecek kadar
Yalnızlığımın bir adı
Beklediğim biri var..
Oysa beklemiyor Tanrı hiçbir şeyi..
Bir ölü beklemeyebilir ancak
Ki bekliyorum seni Dunay
Kucağında nar çiçekleriyle gel...
Yalnız bir karayılanım şimdi...
-bilmem,kim bilir kırmızıyla karayılanın hikayesini...
 
B

Büþra

Guest
Ynt: Sevdiğim Kadın AdLarı (gibi)

DUNAY

Şiirden önce içmeli şarabı..
Demlenmeli yalnızlık bir imgenin koynunda..
Bütün yaşadıklarımdan önde gidiyor yaşayamadıklarım..
Belki de ondandır,
Taşıdıklarımın önünde gitmesi taşıyamadıklarımın...
Oturmuyorsam dostluklara,sevilere
Doymuyorsam
Kimlere ne ki Dunay
Bıraksınlar gebereyim
Bıktım masrafsızlığıma karşın
Ödediğim bunca hesaptan...
-bilmem,bilen var mı..-
 
S

SimurG

Guest
Ynt: Sevdiğim Kadın AdLarı (gibi)

milysktina' Alıntı:
akıllı siurg işini biliyor ;) gerçekten enteresan ve şiir görseli harika olan bir çalışma olmuş.hele seçilen şiirler büyülenmemek elde değil.neydi o lavinya şiiri yaa, yazanın yüreğine sağlık.acaba biri birgün çıkarda milysktina adında şiir yazar mı merak ediyorum :D :D :D

Tam isminLe değiL ama benzeri yazıLmış sevgiLi miLysktina.. Hemde çok güzeL bir şiir..


MİSSAKİAN

yüksekkaldırım'da bir akşam
maria missakian'ı düşündüm
eğer kendimi bıraksam
yağmur olabilirdim yağardım

kasım'da bir çınar olurdum
yaprak yaprak dökülürdüm
kalbimi sıkı tutmasam

döküp saçıp boşaltsam
içimde yükselen şiiri
kaldırımlara döküp harcasam
gözleri balıkçıl gözleri
dudaklarında tutup rüzgarı
maria missakian adında biri
gelse göğsüne kapansam

gece gölgesine sokulsam
gökyüzünde bulutlar büyüseler
yağmuru dinlesem anlatsam
şimşekler kırılıp dökülseler
bizi sokaklarda bıraksalar
leylekler üşüyüp gitseler
dönüp arkalarına bakmadan

yine akşam oldu attilâ ilhan
üstelik yalnızsın sonbaharın yabancısı
belki paris'te maria missakian
avuçlarında bir çarmıh acısı
gizlice bir sefalet gecesi
çocuğunu boğarmış gibi boğup paris'i
sana kaçmayı tasarlar her akşam
 
M

milysktina

Guest
Ynt: Sevdiğim Kadın AdLarı (gibi)

SimurG' Alıntı:
milysktina' Alıntı:
akıllı siurg işini biliyor ;) gerçekten enteresan ve şiir görseli harika olan bir çalışma olmuş.hele seçilen şiirler büyülenmemek elde değil.neydi o lavinya şiiri yaa, yazanın yüreğine sağlık.acaba biri birgün çıkarda milysktina adında şiir yazar mı merak ediyorum :D :D :D

Tam isminLe değiL ama benzeri yazıLmış sevgiLi miLysktina.. Hemde çok güzeL bir şiir..


MİSSAKİAN

yüksekkaldırım'da bir akşam
maria missakian'ı düşündüm
eğer kendimi bıraksam
yağmur olabilirdim yağardım

kasım'da bir çınar olurdum
yaprak yaprak dökülürdüm
kalbimi sıkı tutmasam

döküp saçıp boşaltsam
içimde yükselen şiiri
kaldırımlara döküp harcasam
gözleri balıkçıl gözleri
dudaklarında tutup rüzgarı
maria missakian adında biri
gelse göğsüne kapansam

gece gölgesine sokulsam
gökyüzünde bulutlar büyüseler
yağmuru dinlesem anlatsam
şimşekler kırılıp dökülseler
bizi sokaklarda bıraksalar
leylekler üşüyüp gitseler
dönüp arkalarına bakmadan

yine akşam oldu attilâ ilhan
üstelik yalnızsın sonbaharın yabancısı
belki paris'te maria missakian
avuçlarında bir çarmıh acısı
gizlice bir sefalet gecesi
çocuğunu boğarmış gibi boğup paris'i
sana kaçmayı tasarlar her akşam

çok çok teşekkür ederim simurg.İnan beni çok mutlu ettin.Gerçektende adıma benziyor.Ben bana yazılmş gibi okudum.Allah senden razı olsun.Sanırım Aitilla ilhan yazmış bu şiiri.Ajandama not edecğim.

Allaha emanet ol
 
B

Büþra

Guest
Ynt: Sevdiğim Kadın AdLarı (gibi)

ÇİÇEK

Bir çiçek duruyordu, orda, bir yerde,
Bir yanlışı düzeltircesine açmış;
Gelmiş ta ağzımın kenarında
Konuşur durur.

Bir gemi bembeyaz teniyle açıklarda,
Güverteleri uçtan uca orman;
Aldım çiçeğimi şurama bastım,
Bastım ki yalnızlığımmış.

Bir başına arşınlıyor bir adam mavi treni
Keşke yalnız bunun için sevseydim seni.

CEMAL SÜREYA
 
Üst