Sevdiğim Kadın AdLarı (gibi)

S

SimurG

Guest
MARİYYA
çin kadar uzaklardan
can kadar yakından
sen bir masal kızısın
dün
çinden gelmiştin
bu gün
lizboa'dan

yüzünde tarçın kokusu
gözünde cîn
bir gün buradan gidersin
mariyya

can kadar yakın
çin kadar uzak
lizboa boyalı haritalarda kapanır

bir gün buradan gidersin
mariyya
aynalarda seni ararım
bu şehirde seni ararım
bu dünyada seni ararım
mariyyaaa


Asaf Halet ÇELEBİ
 

[TB] Benzer konular

S

SimurG

Guest
Ynt: Sevdiğim Kadın AdLarı (gibi)

LAVİNİA


Sana gitme demeyeceğim
Üşüyorsun ceketimi al
Günün en güzel saatleri bunlar
Yanımda kal

Sana gitme demeyeceğim
Gene de sen bilirsin
Yalanlar istiyorsan yalanlar söyleyeyim
İncinirsin

Sana gitme demeyeceğim
Ama gitme Lavinia
Adını gizleyeceğim
Sen de bilme Lavinia


Özdemir ASAF
 
S

SimurG

Guest
Ynt: Sevdiğim Kadın AdLarı (gibi)

DESTİNA

Dün gece sen uyurken ismini fisildadim
Ve hayvanlarin korkunç öykülerini anlattim
Dün gece sen uyurken çiçeklere su verdim
Ve insanlarin korkunç öykülerini anlattim onlara

Dün gece sen uyurken yüregim bir yildiz gibi baglandi sana
Iste bu yüzden sirf bu yüzden yeni bir isim verdim sana

Destina

Sen öyle umarsiz, uyusan da bir kösede
Iste bu yüzden sirf bu yüzden iste
Yasamdan çok ölüme yakin oldugum için
Seni bu denli yiktiklari için
Yasamimin gizini verecegim sana

Destina
 
S

SimurG

Guest
Ynt: Sevdiğim Kadın AdLarı (gibi)

MONA ROSA

Mona Rosa. Siyah güller, ak güller.
Geyve'nin gülleri ve beyaz yatak.
Kanadı kırık kuş merhamet ister.
Ah senin yüzünden kana batacak.
Mona Rosa. Siyah güller, ak güller.

Ulur aya karşı kirli çakallar,
Ürkek ürkek bakar tavşanlar dağa.
Mona Rosa bugün bende bir hal var.
Yağmur iri iri düşer toprağa,
Ulur aya karşı kirli çakallar.

Açma pencereni perdeleri çek,
Mona Rosa seni görmemeliyim.
Bir bakışın ölmem için yetecek.
Anla Mona Rosa ben bir deliyim.
Açma pencereni perdeleri çek.

Zeytin ağaçları, söğüt gölgesi,
Bende çıkar güneş aydınlığına.
Bir nişan yüzüğü bir kapı sesi.
Seni hatırlatır her zaman bana.
Zeytin ağaçları, söğüt gölgesi.

Zambaklar en ıssız yerlerde açar
Ve vardır her vahşi çiçekte gurur.
Bir mumun ardında bekleyen rüzgar,
Işıksız ruhumu sallar da durur.
Zambaklar en ıssız yerlerde açar.

Ellerin, ellerin ve parmakların
Bir nar çiçeğini eziyor gibi.
Ellerinden belli olur bir kadın,
Denizin dibinde geziyor gibi.
Ellerin, ellerin ve parmakların.

Zaman ne de çabuk geçiyor Mona.
Saat onikidir söndü lambalar
Uyu da turnalar girsin rüyana,
Bakma tuhaf tuhaf göğe bu kadar.
Zaman ne de çabuk geçiyor Mona.

Akşamları gelir incir kuşları,
Konarlar bahçemin incirlerine.
Kiminin rengi ak kiminin sarı.
Ah beni vursalar bir kuş yerine.
Akşamları gelir incir kuşları.

Ki ben Mona Rosa bulurum seni
İncir kuşlarının bakışlarında.
Hayatla doldurur bu boş yelkeni.
O masum bakışların su kenarında.
Ki ben Mona Rosa bulurum seni.

Kırgın kırgın bakma yüzüme Rosa.
Henüz dinlemedin benden türküler.
Benim aşkım uymaz öyle her saza.
En güzel şarkıyı bir kurşun söyler.
Kırgın kırgın bakma yüzüme Rosa.

Artık inan bana muhacir kızı,
Dinle ve kabul et itirafımı.
Bir soğuk, bir mavi, bir garip sızı
Alev alev sardı her tarafımı.
Artık inan bana muhacir kızı.

Yağmurdan sonra büyürmüş başak,
Meyvalar sabırla olgunlaşırmış.
Bir gün gözlerimin ta içine bak
Anlarsın ölüler niçin yaşarmış.
Yağmurdan sonra büyürmüş başak.

Altın bilezikler o kokulu ten
Cevap versin bu kuş tüyüne.
Bir tüy ki can verir gülümsesen,
Bir tüy ki kapalı geceye güne.
Altın bilezikler o kokulu ten.

Mona Rosa. Siyah güller, ak güller.
Geyve'nin gülleri ve beyaz yatak.
Kanadı kırık kuş merhamet ister,
Ah senin yüzünden kana batacak.
Mona Rosa. Siyah güller, ak güller.





Sezai KARAKOÇ
 
S

SimurG

Guest
Ynt: Sevdiğim Kadın AdLarı (gibi)

PİA

ne olur kim olduğunu bilsem pia'nın
ellerini bir tutsam ölsem
böyle uzak seslenmese
ben bir şehre geldiğim vakit
o başka bir şehre gitmese
otelleri bomboş bulmasam
içlenip buzlu bir kadeh gibi
buğulanıp buğulanıp durmasam
ne olur sabaha karşı rıhtımda
çocuklar pia'yı görseler

bana haber salsalar bilsem
içimi büsbütün yıldızlar basar
bir hançer gibi çıkıp giderdim

ben bir şehre geldiğim vakit
o başka bir şehre gitmese
singapur yolunda demeseler
bana bunu yapmasalar yorgunum
üstelik parasızım pasaportsuzum
ne olur sabaha karşı rıhtımda
seslendiğini duysam pia'nın
sırtında yoksul bir yağmurluk
çocuk gözleri büyük büyük
üşümüş ürpermiş soluk

ellerini tutabilsem pia'nın
ölsem eksiksiz ölürdüm


ATTİLA İLHAN
 
S

SimurG

Guest
Ynt: Sevdiğim Kadın AdLarı (gibi)

HELENE



Ötesi yok şehre ulaşınca kaderin yolu

Pişman bir el kapayacak kapısını ömrünün;

Hatırlayacaksın beni gözlerin yaşla dolu,

Güzelliğin yalnız mısralarımda kaldığı gün.



Odanı dolduracak son mevsimin, son baharın..

İsmini dinleyeceksin serin esen rüzgarda,

Duyacaksın ateş feryadını hatıraların

Akşam vakti söylenen aşıkane şarkılarda.



Ve bilhassa parmaklığına dayanadığın zaman

Ufku uzak şehirlere açılan balkonunun,

Günahların geçecek hafızanın arkasından.

Günahların..Sonu gelmez kafilelerden uzun..



Susarken ağaçlarda kuşlar tahayyül içinde,

Bakşlarında sükunun zehri, bekleyeceksin.

Türlü acılar şekillenecek yine içinde,

'Ah! Şairim bu akşam da geçmedi' diyeceksin.



Ve ulaşacak bu son şehre kaderin yolu,

Kapayacak pişman bir el kapısını ömrünün;

Hatırlayacaksın beni gözlerin yaşla dolu,

Güzelliğin yalnız şarkılarımda kaldığı gün.



Orhan Veli Kanık
 
S

SimurG

Guest
Ynt: Sevdiğim Kadın AdLarı (gibi)

FAHRİYE ABLA


Hava keskin bir kömür kokusuyla dolar,
Kapanırdı daha gün batmadan kapılar.
Bu, afyon ruhu gibi baygın mahalleden,
Hayalimde tek çizgi bir sen kalmışsın, sen!
Hülyasındaki geniş aydınlığa gülen
Gözlerin, dişlerin ve ak pak gerdanınla
Ne güzel komşumuzdun sen, Fahriye abla!


Eviniz kutu gibi bir küçücük evdi,
Sarmaşıklarla balkonu örtük bir evdi;
Güneşin batmasına yakın saatlerde
Yıkanırdı gölgesi kuytu bir derede.
Yaz, kış yeşil bir saksı ıtır pencerede;
Bahçende akasyalar açardı baharla.
Ne şirin komşumuzdun sen, Fahriye abla!

Önce upuzun, sonra kesik saçın vardı;
Tenin buğdaysı, boyun bir başak kadardı.
İçini gıcıklardı bütün erkeklerin
Altın bileziklerle dolu bileklerin.
Açılırdı rüzgârda kısa eteklerin;
Açık saçık şarkılar söylerdin en fazla.
Ne çapkın komşumuzdun sen, Fahriye abla!

Gönül verdin derlerdi o delikanlıya,
En sonunda varmışsın bir Erzincanlıya.
Bilmem şimdi hâlâ bu ilk kocanda mısın,
Hâlâ dağları karlı Erzincan'da mısın?
Bırak, geçmiş günleri gönlüm hatırlasın;
Hâtırada kalan şey değişmez zamanla.
Ne vefalı komşumdun sen, Fahriye abla!



Ahmet Muhip DRANAS
 
S

SimurG

Guest
Ynt: Sevdiğim Kadın AdLarı (gibi)

EMİNE

Abanoz'daki Emine
On yedisinde düştü
Afro'nun eline
Şimdi yaşı yirmi bir
Eridi gitti dört senede
İpek saçları, vücudu bozuldu
Ela gözlerinin ateşi söndü
Kalmadı eski neşesi
Alıştı zamanla küfre, tütüne
Zamanla etrafına uydu
Isındı evin âdetlerine
O içimizden birinin kızı
Birinin kardeşi
Âşık birine


Necati Cumalı
 
S

SimurG

Guest
Ynt: Sevdiğim Kadın AdLarı (gibi)

FERİDE

Feride başak kokar, esmer bir başak

Gözlerini hep s(aklar) utanırken

Sonrasını...

Sonrasını ben bilirim.

Günler turşu kıvamındaydı; şarkı söyler, rüzgar giyerdik akşamları.

Masamızda hep ucu kırık bir karanfil dururdu;

yaralarımızı sarardık,

sorardık ihtilal dönüşleri,

infazları sayardık."
 
S

SimurG

Guest
Ynt: Sevdiğim Kadın AdLarı (gibi)

RUVEYDA


hangi ressamı vurur bilmem, endamın

sarar da benliğimi

ben beni tanımam kaldırımlarda

kafesleri yutan kafese doğru

alaca bir at koşar içimde

zamansız, mekansız nefese doğru



kırmızı bir kurdela bağlayarak alnına

duydun mu orkideye dua eden birini

bu ısmarlama yüzler yok mu Rüveyda

bu yapmacık bebekler

gözyaşı akıtırken gülenler yok mu

beni kahrediyor geceler boyu



hangi çağın gelişidir bilmem, gülüşün

soluk bir dünyanın mezarlarına

gömerek gurbetimi

kapadı karanlığa Yesrib, kapılarını

meydan okuyuşun çağın ordularına

bilmem hangi mevsimin başlangıcıdır

doruklarından öte hevese doğru

alaca bir at koşar içimde

zamansız, mekansız nefese doğru



yasını tutuyorum kararttığım düşlerin

yıpranmış divaneler gibiyim sokaklarda

amansız bir ütopya üfleyen pencereler

lif lif yoluyor dram seyyahı bedenimi

önümde, haksızlığın hesaba çekildiği

hiç kimsenin kimseyi tanımadığı mahşer

arkamda, kare kare ömrümü belirleyen

hatırladıkça yanıp tutuştuğum resimler



söyle, nasıl aşarım pişmanlık dağlarını

yeniden bir Nil olup taşar mıyım çölllere

kim giydirir başıma tacını nihayetin

kim takar bileğime hürriyet künyesini

karada balık gibi nasıl yaşarım, söyle

Rüveyda, seziyorum; tahammülün kalmadı

ama dur, boşaltayım bütün çığlıklarımı

asırlardır köhne barınaklarda

küflenen, çürüyen çığlıklarımı



at vuruldu içim paramparça Rüveyda

gölgelerin ardına sakladım kusurumu

sen orada kayıtsızca gülümsüyor gibisin

ben burda damla damla eriyip akıyorum

yine de, çiğnetmem kimseye gururumu

istenmediğim yeri sessizce terk ederim

hatıra kalsın diye bırakır da ruhumu

mahzun bir derviş gibi boyun büker, giderim


Nurullah Genç
 
S

SimurG

Guest
Ynt: Sevdiğim Kadın AdLarı (gibi)

VERA

Gelsene dedi bana
Kalsana dedi bana
Gülsene dedi bana
Ölsene dedi bana

Geldim
Kaldım
Güldüm
Öldüm

1963


Nazım Hikmet
 
S

SimurG

Guest
Ynt: Sevdiğim Kadın AdLarı (gibi)

FERİDE


feride şiir huyludur,gül kokuludur
gül kokuludur gözleri ile gözlerime dokunur

dokunur

vaay!

o aşklar ki hayatın teninde sonrasız bir oyundu
dağıtınca bir yangının alanında süngüler
birileri anlatmaya koyuldu

......

herkesin bir feridesi vardır bilmezmiyim
herkesin bir ayakkabısı gibi bir de şarkısı
herkesin bir kimsesi vardır bilmezmiyim
bir de kimsesizliği..



Yılmaz Odabaşı
 
S

SimurG

Guest
Ynt: Sevdiğim Kadın AdLarı (gibi)

NEVİN

I

yaban
ve asi
dağlara dağılan taylar gibi
ve yangın
gençliğinin alazında ışıltılı bıçaklar gibi

adana’da yollara dizilmiş garlarda
çığlık çığlığa peronlarda
çocuklar gibiydi gözleri

/adı nevin
şarap içer, rüzgâr giyerdi geceleyin.../

II

o, kanadı kırık bir kuştu
beyaza vurulmuştu
kimseler görmnedi bir başka renk sevdiğini
kimseler
görmedi kimseler kirlendiğini...

/adı nevin
hüzün kokar ve korkardı geceleyin.../

III

“kendini martılarla bir tutma” derdim; “senin kanatların yok. düşersin, yorulursun, beni koyup koyup gitme ne olursun!”*

o, kanadı kırık bir kuştu
gülümserken vurulmuştu
kimseler görmedi uçtuğunu
kimseler
görmedi kimseler öpüştüğünü...

/adı nevin
özlem tüter ve ç(ağlardı) geceleyin./

IV

“ışığın” diyordu: kırılıp düştüğü yerlerden geliyorum; karanlık kördü ve acımasız... ellerimle kırdım ben de kalan kanatlarımı; kanatlarımı kanatmaktan geliyorum...

V

o bir yenik serçeydi sıkılınca ağlamaya çıkardı. sonra da çift çıkardık; kar yağardı, biz dinlemez, çıkardık! o kentte bütün sokaklar biz yan yana yürümeyelim diye dar yapılmıştı, insanlar dar yapılmıştı, çıkardık!

kar durmazdı, üşüşürdü saçlarına ve hep bir şeylere ağlardı o karlı havalarda... avurtlarına çarpan kar taneleri, gözyaşlarının sıcaklığına çarpıp erirdi... erirdi... biz yan yana, yana yana... yana yana!

/o bir yenik serçeydi sıkılınca ağlamaya çıkardı
ben yürüsem bütün yollar ona çıkardı.../

VI

gitti... kanatları yüreğimdeydi
kalan, elimde minyatür bir kuş şimdi
yitirdim o aşkın kimliğini
hükümsüzdür...

/adı nevin,
ihaneti tutuşturduk bir sabahleyin!/


yenik serçe/ yılmaz odabaşı
 
S

SimurG

Guest
Ynt: Sevdiğim Kadın AdLarı (gibi)

MANOLYA

Bana biraz gökyüzü getir
Tek bir kelime bile konuşmadan
Suyun kiyisinda durup
Işaret ver kalbime
Gözlerin hangi çiçekten renk almişsa
Mecaz duruşuyla o dalga
Beni de içine çagirsin

Konuştukça azaliyor güzelligim
Dalindan düşen bir yapragin kaderini yaşiyorum
Aynalar kirilinca
Fotograflar da düşüyor suya
Muglak bir cümlenin peşine düşüp
Üşüyorum
Rüzgara açik bir yaninda oluyorum hayatin

Merhametin, o ilik rüzgar degmese yüzüme
Elbet benim de kiyametim olacak
Bedenimdeki dünya kokusu
Kendime sapladigim bu biçak bu agri
Dişimdaki kalabalik içimdeki tenhalik
Ne çok şey buluyor beni sen olmayinca

Bana kehanetler üzerine sorular sorma şimdi
Sesim ki bir gölgenin rengine bürünüp
Sana varligini sunuyor

Manolya! Yüz yillik adresim
Beni bana birakma
Bak, daracik merdivenlerinden çikiyorum sarayina
Düşebilirim sen olmasan
Derin kuyulara
Yeryüzü korkularina

Ey bir yazin rüyasinda
Bir kere daha açan çiçek
Her gölge varliginin esiridir
Aşikar kil kendini
Demli bir çay, biraz melâl
Yetmiyor bu hayati anlamaya

Istersen çocuk olur
Defne agaçlarini düşünürüm
Meleklerin yapraklari altinda
Gizli duruşlariyla olduklari yerde
Beni kimseler bulamaz
Uyurum sularin serin yataginda
Istersen yolcu olurum daglarinda
Kapinda akşamlari bürünüp sabahi beklerim

Ey ay işigi! Gökten bana bakan suret
Mürekkebi kurumadan şiirimin
Bana bak
Yeni açilmiş bir güle benzesin yüzüm


Mustafa Özçelik
 
K

KARANFÝL

Guest
Ynt: Sevdiğim Kadın AdLarı (gibi)

Çok güzel şiirler...
Adına şiir yazılan bir kadın olmak, güzel olsa gerek...
Benim en çok beğendiğim; Mona Rosa ve Rüveyda..
Teşekkürler...:)
 
S

SimurG

Guest
Ynt: Sevdiğim Kadın AdLarı (gibi)

MARIA

Sustu Another Life gazinosu
Sustu şarkılar,
Paletimde renk sustu, fırçamda şekil
Ve bu gece ilk defa şimal körfezinde
Sustu Peramos'un mazgallarından
Şehre pancur pancur dökülen arya,
Artık ne tayfalar mevcut, ne komondoslar,
Ne o kor tenli, kızıl saçlı kanarya.
Bu medar ikliminin tenha gecesinde
Sardı bambu kamışlarını pişman bir sükut
Sardı bu sızı
Hani birdenbire bazen bütün etrafımızı
Sapsarı bir şüphe sarar ya işte öylesine berbat bir hal var.
Hiç bir şey düşünmek istemiyorum, hiç bir şey
Ama dördüncü tarassut kulesinde
Bir şüpheli sinyal var
Hayır hayır yalan bütün bunlar
Artık ne kadere inanıyorum ne fala
Yalan söylüyor o falcı kadın
O hintli parya.
Ben yalnız sana inanıyorum
Yalnız sana, MARYA...
Beni kahrediyor böyle geçen her gece
Bu hoyrat yıldızlar, bu su, bu okyanus, bu yer
Ve gökyüzünde emanet duran şu asma fener.
İnan ki sevgili MARYA
Ne varsa hepsi yalan, hepsi keder
Ve hepsi omuzumun üstünde çaresiz bir yük
Ve hepsi angarya.
Biliyorum bu sabah güneşle beraber biliyorum
Bir vapur demirleyecek bu nankör limanda
Pol'un ebedi matemine rağmen
Virjini olabilirdi bu vapurda
Ama sen yoksun biliyorum sen yoksun.
Baharda geleceğim diyordun hani
Haydi gel daha ne bekliyorsun işte mevsim bahar ya.
Fırçam neden böyle titrer bilir misin?
Ve neden resimlerimde fon sapsarı
Anlıyorsun değil mi yavrum
Bütün kağıtlara sinmiş anlıyorsun
Bu tropikal zehir, Bu müzmin malarya,
Sensiz nasıl da boş iskele, sensiz nasıl da tenha şehir
Müfreze nöbetçilerinin gözü önünde
Koydan yıldızları çalmışlar bir bir,
Yine de birkaç çımacı, birkaç palikarya.
Ama kim düşünür yıldızları,
Yüzbaşı Arnold'u vurmuş yerliler
Matemler içinde tekmil batarya.
Bu insanlar, bu gök, bu deniz, bu yer
Birer birer kaybolmaya mahkum, birer birer
Biz ki çoktan bu sapsarı hasret içinde susuz
Biz ki çoktan beri kaybolmuşuz.
Nasıl, ağlıyor musun MARİA? ..
Sil gözlerini, sil yavrum
Bizim yokluğumuzdan ne çıkar
Aşkımız var ya.


BEKİR SITKI ERDOĞAN
 
K

KARANFÝL

Guest
Ynt: Sevdiğim Kadın AdLarı (gibi)

Nasıl, ağlıyor musun MARİA? ..
Sil gözlerini, sil yavrum
Bizim yokluğumuzdan ne çıkar
Aşkımız var ya.


Ve bir de bu..müthişş çok severim Bekir hocanın bu şiirini..
Çok güzel bir ziyafet oldu..:)
 
S

SimurG

Guest
Ynt: Sevdiğim Kadın AdLarı (gibi)

MİHRİBAN

Sarı saçlarına deli gönlümü,
Bağlamışım çözülmüyor Mihriban.
Ayrılıktan zor belleme ölümü,
Görmeyince sezilmiyor Mihriban.

Yar deyince kalem elden düşüyor,
Gözlerim görmüyor aklım şaşıyor.
Lambamda titreyen alev üşüyor,
Aşk kâğıda yazılmıyor Mihriban.

Önce naz sonra söz ve sonra hile
Sevilen seveni düşürür dile
Seneler asırlar değişse bile
Eski töre bozulmuyor Mihriban

Tabiplerde ilaç yoktur yarama,
Aşk deyince ötesini arama.
Her nesnenin bir bitimi var ama.
Aşka hudut çizilmiyor Mihriban

Boşa bağlanmamış bülbül gülüne
Kar koysan köz olur aşkın külüne
Saştım kara bahtım tahammülüme
Taşa çalsam ezilmiyor Mihriban

Tarife sığmıyor aşkın anlamı
Ancak çeken bilir bu derdi gamı
Bir kör düğüm baştan sona tamamı
Çözemedim çözülmüyor Mihriban


Abdurrahim Karakoç
 
Üst