Sahipsiz Mektuplar -1-

  • Konbuyu başlatan muhammed yusa
  • Başlangıç tarihi
M

muhammed yusa

Guest
Sahi sen kimsin?
Senin gibiler hep okuduğum romanlarda olurdu...
İlginç tipler yani!
Senin sözlüğünün en kıyak kelimesiyle Deliler yani!
Evet Deli olmak sana göre özel bir kelimeydi...
İki delinin arkadaşlığı gibi!

...

İstanbul dönüşünde arabayı gecenin 12 sinde Antalya'nın Akdeniz sahiline doğru çekişini anlatırken nasıl da gözümde büyüdüğünü anlatamam...
Neden mi?
İşte…

Antalya'ya bakıyor ama İstanbul’u görebiliyordun sen...
Yiten sevdalılar da seni bulup bulup hırpalıyordu işte...

Evet sen deliydin!
Hayatı delicesine yaşıyor ama hiç kimseye de çaktırmıyordun!
Belki de marifet buydu!
Deliliği çaktırmadan kimselere, delicesine hayatı yaşamaktı...

...

Yanında namaza durduğumda Sahibinin karşısında ellerini bağlayıp duran bir kölenin varlığını hissediyordum yanı başımda...

Hele o seccadeni ıslatan gönül yaşların yok mu?
Hep diyordun ki
"ateş bir yanmaya görsün yürekte...
Merak etme kıvılcımı yanından geçenleri de bulur"

Bense "ama nasıl olacak, tebliğ şart" diye ekliyordum...
Ve susuyordun!

Sonra gözlerimin içine bakıp,
"ufaklık daha çok öğrenecek şeyin var, sabretmeyi ne zaman öğreneceksin?"diye bir soru fırlatıyordun gözlerinden gözlerime...

...

Sen benim duamsın!
Ellerimi yumruk yapıp "ya işte eksik, nerede?" dediğim, romanımın kahramanlarından birisin sen!
Burdakiler bilir "Yaaa...Off.....Bir kardeşim olsa, bir büyüğüm belki....
Ama görmüş geçirmiş!
Hayatı kitap gibi okumuş bir kahramanım olsa...
Gitsem yanına...
Fırçayı yesem, hıncımdan ağlasam ağlasam ağlasam ama başıma boyun uzatan yine o olsa" dediğim bir büyük......
Duamsın işte!

İlk tanışmamızdan sonra ki buluşmamızdı...
Demiştin ki bana!
"Sen benim içimi hiç yakmadın...
Evet kılığın kıyafetin İslam olmuş ama yüreğimi acıtmadın..."

Önce sustum...
Sonra... Sonra.....
Bu susuşum inkar olmasın söylediğini diye yıllardır sızısını duyduğum şeyin cümlesini kurdum:
"KENDİMİ RABBİME KARŞI SAMİMİ BULMUYORUM!"dedim ve koydum gittim seni...
Aslında seni değil kendimi bıraktım yanına....

Odandan her çıktığımda boynum yerde bazen hüzünlü bazen kızgın bazen ağlamaklı ama hep mutlu…
gülümseyerek "Yediğim Fırçalar!" adında kitap yazacağım sayende" dediğimde
sen de gülümseyerek ama dalgın "iyi… bende "Yediğim kazıklar!” diye yazarım" demiştin de gülüşmüştük....
Hatta birde espri patlatmıştın tüm ağır yüklerinle birlikte:
"Yediğim Fırçalar kitabını alana Yediğim Kazıklar bedava....."

Kırdın kalıplarımı...
Kafamdaki Müslüman kalıbını kırdın!
Sakallı sarıklı her cübbelinin adı hoca olabilirdi ama acaba müslüman mıydı?

Evet seni ilk gördüğümde işte tebliğ için bir müşteri deyip atılmıştım...
Aklımca sana tebliğ edecek ve seni islama davet edecektim....
Ne garib meğer ben sana değil sen bana tebliğ edecekmişsin!
Ve yine ne garib, senin peşini bırakmayışımı senin için zannederken aslında kendim içinmiş...

Bana tağut nedir diye sen sormuştun?
"Hayırdır" dedim "nerden çıktı?"
"Ruyamda ders yapıyorduk seninle...Tağut kelimesi geçti, altını çizdim....Hocama bir sorayım" dedin...

Bana hocam deyişin...
Aslında bilmiyorum....
Hoca sen misin yoksa ben miyim?
Bu güne kadar hiç oy kullanmadığını duyunca büyük bir darbe yemiş gibi olmuştum hatırlıyor musun?
Hele şu kurduğun cümle: "Evet oy kullanmıyordum ama imanımın gereği değildi bu eylem...."
Subhnllah....
Evet şimdi anladın mı hocam deyişini neden garipsediğimi...
Şimdi anladın mı hocanın kim olduğunu Hocam....

Birgün yine...
ne çok gün yaşamışız seninle elhamdulillah...
Ama diyorsun ki hep "bir gün sende çıkacaksın hayatımdan...
Çünkü kimi sevmişsem çıkıp gittiler tek tek...
Çünkü yol arkadaşlığı budur...
Bazen bu durakta bazen diğerinde inmektir yol arkadaşlığı..."
Yani O bir günü de illa ki yaşayacağız seninle öyle mi?

Halbu ki ben seninle olmak istiyordum hep...
Sen de diyordun ki:
"Sen alman gerekeni aldın...
İçmen gereken suyu içtin, artık su bidonunu yanında taşımanın bir anlamı yok...."
Ve gülümsüyordun!

.
.
.


İşte bir gün....
Demiştim ki....
"Ya ben anlayamıyorum...
Bu sabah okuduğum şu hadis...
Hani birisi çok susamış...
Sonra kuyuya inmiş...
Çıkınca bir köpek görmüş bakmış ki o daha susuz...."

"Evet" dedin, daldın...

”Evet...İşte ben neden hissedemiyorum!
Mesela bu nasıl bir şeydir?
Karşıdakinin susuzluğunu hissetmek nasıl bir şey bu...
Ve onun susuzluğunu görünce kendi susuzluğunu unutup ona su vermek....”

"Ya sen gerçekten hiç susamadın, ya da susuz gördüklerin aslında gerçek susuzlar değil!" tamam işte bu hadisin şerhi değil de neydi?
Şimdi anladın mı hoca sen misin ben miyim?

Elhamdulillahi Rabbil alemiiin....

İyi ki varsın...
İyi ki yanımdasın...
İyi ki bir zaman gelecek, ben senin hayatından çıkacağım ve sen benim hayatımdan çıkacaksın!
İyi ki...

Ve iyi ki sen benim kardeşim, büyüğüm kendisine minnettar olduğum sevgi öğretmenim, hocam, duamsın!

Sevgi Öğretmenim’e….

alıntı....
 

[TB] Benzer konular

Üst