SaBaH KaHVeSi/4

MiM

Admin
Yönetici
Membership



Leyla'nın oğlu!

Ömer bin Abdülaziz, emevi halifelerinin 8.ncisi ve
mervan'ın torunudur. 679'da Medine'de doğdu.
ikinci halife Hz. Ömer'in oğlunun torunudur.

Hz. Ömer halkın ne düşündüğünü öğrenmek için
tebdilli olarak gezmekte iken, süt satan bir genç
kızın annesinin süte su karıştırması emrini
dinlemediğini ve ona bundan dolayı serzenişlere
geçtiğini görür. Ertesi gün kızın bu fikirde ısrar edip
etmediğini kontrol etmek için bir memurunu
göndererek sütçü kızdan süt satın aldırır ve sütün
içine su karıştırmadığını görür.

Hz. Ömer, kızı ve annesini halifelik evine çağırır ve
aralarındaki anlaşmazlığı duyduğunu söyler. sütçü
kızı ödüllendirmek için ona kendi oğlu Asım ile
evlenmeyi kabul etmesini istediğini bildirir. Kız bunu
kabul eder ve bu evlilikten çiftin Leyla adını verdikleri
bir kızları olur. işte Hz. Ömer'in torunu olan bu Leyla,
tıpkı büyük dedesi Hz. Ömer gibi, adaletiyle nam
salacak olan büyük islam halifesi Ömer bin Abdülaziz'in
annesi olacak olan Leyla'dır.

Ömer bin abdülaziz, adaletli idaresinden dolayı
"ömer-i sani"(ikinci ömer) olarak yad edilir.






anne adaylarına nasihatler

bilimsel araştırmalar, anne karnındaki ceninin,
annenin duygu ve düşüncesinden etkilendiğini
ortaya koymuştur. annenin sevinç, korku, üzüntü,
heyecan ve ıstıraplarının karnındaki çocuk tarafından
algılandığı, hatta çocuğun gelecekte oluşacak
kişiliğinde hamilelik döneminde annenin duygu ve
düşüncelerinin temel teşkil ettiği bir husustur.

bu nedenledir ki, hamile hanımlar özellikle hamilelik
sırasında manevi dünyalarını çok zengin tutmalı,
yavrularının yüksek bir kişilik kazanması için duygu
ve düşüncelerine yücelik kazandırmalıdırlar. insan
duygu ve düşüncesinin en yüce olduğu anlar, insanın
ALLAH'a en yakın olduğu anlardır.

bir başka hakikat, hamile annenin hamilelik sırasında
zihninde canlandırdığı objeler ya da görüp aşırı
etkilendiği insan, hayvan ve diğer varlıklar, karnındaki
çocuğun sadece manevi dünyasını değil, kimi zaman
fiziki yapısını dahi etkilediği görülmüştür.

bu nedenle hamile dönemlerinde kadınlar, mümkün
olduğu kadar zihinlerinde güzel insanları, en doğrusu
insanların en güzeli Resulullah'ı canlandırmalı ve
hz. Peygamberin sireti üzerinde daha fazla durmalıdır.

son bişey daha, hamile kadının diyetinin birinci şartı,
"helal yiyecek" olduğu gerçeğidir. unutulmamalıdır ki,
yedikleriyle insan ve davranışları arasında çok gizemli
ve girift ilişkiler mevcuttur.





Yolculuk nereye?

bu dünya hayatında bir yağmur damlası gibi tertemiz
bir hayat, ihsan makamında bir kulluk ve ibadetle
yoğrulmuş bir ömür yaşamalıyız. Yani bugünden
kendimize sormalıyız: "Nereye gitmek istiyoruz,
kabrimiz nasıl olsun, yolculuğumuz nereye olsun,
kıyamet gününde kimin yanında olalım?" bu sorular
karşısında halimizin nasıl olmasını istiyorsak, dünyada
o şekilde bir hazırlık içinde olmamız lazım...






tefekkür...

kötü niyetli bir insan, bir başka insanı nasıl kandırıyorsa,
şeytan da insanı öyle aldatıyor.
çünkü aynı açık kapılardan giriyorlar. insanın zaaflarını,
kendi amaçları doğrultusunda kullanıyorlar. önündeki
havucun peşine koşan eşek misali, küçücük bir menfaati
yaşamanın amacı gibi gösterip, o zavallıyı istedikleri
yerlere çekiyorlar.






hayal kurmak

hayal kurmak insanoğlunun tabiatında var olan bir
hakikattir. kimi çoğu zaman, kimi çok az! ne ki, kurulan
hayaller genelde insanoğlunun kendi iç dünyası, yaşam
tarzı, gayesi, amacı, özlem ve gelecek gibi düşünsel
şeylerle ilgilidir.

herşeyde olduğu gibi elbet hayal kurmada da,
zararlı-faydalı olan unsurlar mevcut. hayalleriniz
şayet nefsani unsurlar taşıyorsa bu demektirki öyle
kolay ulaşamayacağınız hayaller ile iştigal ediyorsunuz
demektir. ve bu çok zararlıdır, ulaşılamayacak hayaller
insanda ileride büyük boşluklar, hayal kırıklıkları ve
haliyle de mutsuzluklar, hatta bazen psikolojik ve
patolojik rahatsızlıklara dahi yol açabilir.

ama hayallerinizi çok faydalı bir hale getirebilmeniz
sizin elinizde... hatta onları kurtuluşunuz, belki
dünyanızı adeta bir cennet haline sokabilecek
vesileler olarak dahi aracı kılabilirsiniz! bunu
yapabilmeniz için nefsani hayallerden kurtulmak,
tam aksine uhrevi hayallere yönelebilmektir.
mesela, kendinizi bir an, sevgili efendimizin
huzuruna varırken tahayyül edebilirsiniz! o an
belki de, kendi durumunuzu gözden geçirir,
yanına varırken sıkıntı, utanç duyabileceğiniz
halleriniz varsa bunlar sizi sıkıntıya sevkedebilir
ve bu gibi hallerinizin izalesi yönünde önemli
adımlar atabilme şansına kavuşursunuz.




yardım eden kuş gibi...


ibrahim edhem'in arkadaşı Şakik belhi hayatını
kazanmak için ticaret yapmaya karar verir. bunun
için de uzaklara, başka şehirlere gitmesi gereklidir.
ayrılmadan önce, herkesin sevgi ve saygı gösterdiği,
kendisine güvendiği hocası ibrahim edhem'e uğrar.
konuşup helalleşir ve sonra veda ederek yola koyulur.
ancak daha uzun bir süre görülemeyeceği zannedilen
Şakik'i camide görünce, hayretle "niçin çabuk döndün?"
diye sordu. Şakik belhi: "yolculuğumda çok acaip birşey
gördüm, ondan döndüm" dedi... ibrahim edhem,
"hayırdır inşallah, ne gördün anlat bakalım?" deyince de,
şöyle anlatır şakik:

"yolculuk esnasında, dinlenmek için kenar bir yere
çekilmiştim. orada kör ve topal bir kuş gördüm. kendi
kendime, bu kuş bu uzak yerde yalnız başına nasıl
yaşıyor diye düşünürken, az sonra, ağzında yiyecek
taşıyan bir başka kuş çıkageldi. bu böyle bir kaç defa
oldu. bunun üzerine ben, "bu kuşu bu ıssız yerde
rızıklandıran ALLAH, elbet beni de rızıklandırır. O'nun
buna gücü yeter" dedim ve döndüm."

bunun üzerine ibrahim edhem şöyle dedi:
"şaşarım sana ey Şakik, niçin başkasının yardımıyla
yaşıyan kötürüm bir kuş gibi olmağa razı oldun da,
hem kendisi için çalışan, hem de diğer düşkünlere
yardıma koşan kuş gibi olmayı düşünmedin?"

bu sözler üzerine Şakik, çok mahçup oldu. kalktı,
ibrahim edhem'in elini öptü ve "sen bizim üstadımızsın
ey ibrahim edhem" dedi ve sonra da terkettiği yola,
ticaret yapmak üzre dönüverdi...





500 yıllık ibadet!


bir israiloğullu kendini sıkmış, bir adaya çekilmiş,
her türlü dünya nimetinden kendini çekip almış,
gece gündüz ibadet etmişti. tam beşyüz sene
böylesine bir ibadete muvaffak olmuştu. ne kadar
sevinse, mutlu olsa yeriydi. kendine göre artık
cenneti garantilemişti. kıyamet vaktinde, mahşer
gününde neler olacaksa, ALLAH bize önceden ya
ayetleriyle ya da peygamberleriyle bildiriyor ya,
bize o kulunun mahşerdeki halini de öyle
bildirivermiştir.

Kul amel terazisinin başına geldiğinde, "ey kulum,
haydi sen lütfumla gir cennetime!" buyurmuş Rabb-i
Teala... biz olsaydık koşarak giderdik; ama o kul
duraklamış: "ben az mı didindim, çırpındım?" dercesine,
"ya Rabbi, ben ibadetlerimle cennetine girmek istiyorum"
deyivermiş. Cenab-ı Hak da meleklerine emretmiş, "bu
kulumun ibadetlerini, iyiliklerini tartın."

tarttıklarında bir de ne görsün, onca ibadeti ancak
bir gözünün şükrüne denk gelebiliyor! demek beş yüz
sene değil, ömrü olsa da beşbin sene ibadet etse
aldığı nimetlerin şükrünü ödeyemeyecek. ezilmiş,
büzülmüş, kızarmış ve "hata ettim ey Rabbim, lütfunla
cennetine girmek istiyorum" demekten kendini alamamış.

Cenab-ı Hak bize cenneti ihsan ediyor. cennet bir
ikramiyedir!




tebessüm


Nasreddin hoca ile arkadaşları konyada bir eve
akşam yemeğine davet edilmişler. ev eski ve ahşap...
bastıkça tahtalar gıcırdıyor... hoca laf atmış:
-evin tahtaları ses veriyor! adam ukala ya:
-bizim ev pek sofudur, ara sıra zikreder! hoca laf
altında kalır mı?:
-ya aşka gelip secdeye varırsa?!




günün duası


"ALLAH'ım!
ayaklarımızı sabit kıl, kalbimizi şaşırtma. dilimize
senin razı olduğun sözleri söylet ve ruhumuzu
saflaştır, arındır. -amin-








okumak, anlamak, hissetmek, idrak etmek ve yaşayabilmek dileklerimle...
en güzel günler sizin olsun, huzur ve saadetlerle beraber!
 

[TB] Benzer konular

K

Kasým

Guest
Ynt: SaBaH KaHVeSi/4

Ellerinize sağılık ...
cennet ikramiyedir derken !
 

MiM

Admin
Yönetici
Membership
Ynt: SaBaH KaHVeSi/4

Ellerinize sağılık ...
cennet ikramiyedir derken !

eyvallah abisi, teşekkür ediyorum.
cennet ikramiyedir derken, kastedilen şu ki, şayet siz bir şeyi almaya gücünüz yetmez, ama onun sizin olmasını çok istersiniz, onu size mesela bir dostunuz ikram eder. alır ve hediye olarak hayallerinizi süsleyen bu güzel şeyi size hediye ederler, işte böyle bişey abicim...

bizlerde cenneti hak edecek düzeyde amellerimiz olmadığı halde, yahut şöyle diyelim. bizim amellerimiz mesela ancak cennette bir hafta kalabilecek kadar yeterlidir. halbuki cennet sonsuzdur. işte Rabbimiz bize onun tamamını hediye eder, ve bu bize ikram olur.
 
Üst