Sıkıntılarınıza İslam kültürüyle bakabiliyormusunuz?

  • Konbuyu başlatan senarist081
  • Başlangıç tarihi
S

senarist081

Guest
Kim zerre kadar hayır işlerse karşılığını görecektir. Kim de zerre kadar şer işlerse cezasını çekecektir!
Bu mealdeki ayetlerin gelişinden sonra bazı hassas insanlar Efendimiz (SallAllahu Aleyhi Vesellem) Hazretleri'ne gelerek:

- Ya RasulAllah, derler, ne olacak bizim halimiz? Kim zerre kadar günah işlerse cezasını çekeceği bildiriliyor. Bizler ise günahtan hali olamıyoruz. Zerresinin de ahirette karşılığını göreceksek nasıl dayanacağız biriken bunca günahların cezasına?

Aleyhissalatü vesselam Efendimiz'in rahatlatıcı cevabı şöyle olur:

- Siz hayat boyunca hiç hastalanmıyor musunuz? Sıkıntı ve üzüntülere maruz kalmıyor musunuz?

- Evet kalıyoruz, derler. Hayat boyu hastalandığımız da oluyor, sıkıntı ve üzüntülere maruz kaldığımız da.

- İşte der, maruz kaldığınız o hastalık ve üzüntüler işlediğiniz bazı günahların cezasını teşkil eder. Dünyada çekilen sıkıntı ve istemeden maruz kalınan zorluklar bazı günahların kefareti yerine geçer. Şayet sıkıntı içindeki sevapları, mükafatları düşünerek sabreder de şikâyetçi olmazsanız!.

Bu açıklamadan sonra rahatlayan soru sahipleri, artık maruz kaldıkları sıkıntı ve zorluklardan 'İnşAllah günahlarımızın kefareti yerine geçer, affımıza vesile olur.' diyerek dayanma gücü kazanmışlar, aşırı gerginliğe girmemişlerdir.

Demek ki zerresini dahi zayi etmediği günahları cezasız bırakmayan Allah (cc), maruz kalınan hastalıkları, sıkıntı ve musibetleri bu günahların cezası yerine kabul etmektedir. Böylece inanmış insanlar, kurtulamadıkları bazı günah ve kusurların cezasını burada çekmekte, ahirete tehirinden de kurtulmuş olmaktalar.

İşte bundan dolayı, hayata İslam kültürüyle bakan insanlar, başına gelen hastalık ve zorluklardan sonra, inşAllah günahlarımın affına sebep oluyor, diyerek gerginlik duygusuna girmez, hep sabır içinde şükretme huzuru duyarlar, şikâyete yönelmezler.

Zaten inanmış insanlara günahlarının cezası çoğunlukla dünyada gelir, ahirete tehir edilmez. Bu, Allah'ın onları yine sevdiğinin ve koruduğunun da işareti olur. Eğer bir kula bunca günah ve isyanlarına rağmen bir sıkıntı ve zorluk gelmiyor, bir ikaza maruz kalmıyor da, şımarıklık ve günahkârlığını devam ettiriyorsa, cezası mahşere tehir ediliyor demektir. Asla hayrına değildir burada cezasız kalması, isyan ve tuğyanına da devam etmesi.

Bu sebeple imanlı insanlar, başlarına gelen musibetlerden dolayı hep sabretmiş, ahirete tehir edilmeyip de dünyada verilen bir uyarı olarak yorumlayıp teslimiyetlerini sürdürmüş, böylece İslam kültürüyle baktığı hayatında hep mutluluk duymuşlardır.

Efendimiz, imanlı insanın duyduğu bu mutluluk anlayışını hiç unutulmayan şu özel ve güzel hadisiyle izah etmiştir:

- İmanlı insanın anlayışına hayret edilir. Çünkü üzülecek bir musibete maruz kalsa sabreder kazanır; sevinecek bir nimete nail olsa şükreder yine kazanır. Böylece imanlı insan, hayatındaki her olayı hakkında hayra çevirir. Ya sabreder kazanır, ya şükreder kazanır. Her iki halde de hep kazanır, hiç kaybetmez. Bundan dolayı hayata iman gözlüğü, İslam kültürüyle bakanlar hali hep kazançlı olur:

- Ya sabreder kazanır, ya da şükreder kazanır.

İşte biz bu bakışa, 'Hayata İslam kültürüyle bakış!' diyoruz. Musibete maruz kalanlara yıkılmama gücü veren bakış.

- Yeter ki olaylara İslam kültürüyle bakmasını bilsin, bunu bir teselli değerlendirmesi sanmayıp gerçeğin kendisi olduğunun farkında olsun.


Ahmed Şahin
 

[TB] Benzer konular

Üst