Sünnet YoLu

...Tefekkür...

Hüznüm yüreðime dokunan dûamýn sûkûtudur...
Sünnet Yolu


Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem’in gösterdiği istikamette hayatımızı sürdürmek, müslüman olan bizler için çok önemlidir Sünnet yolunu, her şeyini kapsayacak şekilde, mutlaka üzerinde yürünmesi gereken geniş bir cadde kabul eden kimse, Allah’a ulaştıracak en kestirme yolu bulmuş demektir Ters istikamette olmasa bile, aynı hedefe ulaşmayı amaçladığı halde değişik yolları denemeye kalkanlar, en iyimser ifadeyle hedeflerine, zorlanarak ve geç kalmış olarak ulaşacaklardır Çünkü, Kuran-ı Kerim’e göre, Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem’in sünneti, Hakk’a ulaşmanın merdivenidir ve Nebi’yi terketme manasına gelebilecek her hangi bir şey yapmak büyük bir cinayettir

Buhari’nin Cabir bin Abdillah’tan rivayet ettiği bir hadis-i şerifte, Medine’de bir Cuma günü, tam da hutbe esnasında bir kervan geldiği haberi duyulur Cemaat hutbeyi bırakıp kervana doğru koşuşurlar Caminin içinde sadece on iki kişi kalır Cuma namazı o günlerden çok önceleri farz kılındığı halde, Peygamber’i öyle bir halde bırakıp gitmenin nezaketi bilinmediğinden, bu hadise vuku bulur Bunun üzerine şu ayet-i kerime nazil olur: “Onlar bir ticaret veya bir eğlence görünce oraya doğru sökün edip, seni hutbe verirken ayakta bırakıverdiler De ki: Allah’ın nezdinde ahirette olan nasip, buradaki eğlenceden ve ticaretten elbette daha hayırlıdır Allah rızık verenlerin en hayırlısıdır” (Cuma, 62/11) Bu ayet-i kerime indikten sonra, sahabilerin nasıl bir tavır takındığını tahmin etmek zor değil Kendilerini Allah’ın elçisi olarak kabul ettikleri Zat’ın kucağına atıp, bir daha aynı hataya düşmeyelim diye, kendi kendilerine söz vermişlerdi Bize gelince, neticede hem Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem’i üzecek hem de Allah’a ve O’nun dinine karşı yapılmış bir saygısızlık sayılabilecek bazı yanlışları her zaman yapabiliriz Bunun önüne geçebilecek tek şey ise, sünnet-i seniyyeyi bilip, onu asrın şartları içinde hayatımıza tatbik etmeye çalışmaktır

İyi bir müslüman olmak, Allah’ın elçisinin sünnetine sımsıkı yapışmakla mümkün olacaktır Bu yolda insanın en büyük yardımcısı nafilelerdir İnsan çok fazla nafile ibadet yapamasa bile, içinde hep onları nasıl daha fazla yapabilirim diye bir arzu taşımalıdır Belki o zaman aklımızla beraber kalbimiz de, yürürken hep doğru yerlere gitmemize yardımcı olacaklardır, tabii Allah’ın inayetiyle Nafilelerden bahseden şu kutsi hadis, bizim kalbimizi asıl meşgul etmesi gereken şeyleri salıklıyor Ayrıca, peygamberlerin ve büyük zatların –Allah’ın izniyle- nasıl hep doğru işler yapıp, hem kendilerine hem de insanlığa sürekli faydalı olabildikleri hakkında bir fikir veriyor:

“Kim benim veli kuluma düşmanlık ederse ben de ona harp ilan ederim Kulumu bana yaklaştıran şeyler arasında en çok hoşuma gideni, ona farz kıldığım şeyleri eda etmesidir Kulum bana nafile ibadetlerle yaklaşmaya devam eder, sonunda sevgime erer Onu bir sevdim mi artık ben onun işiten kulağı, gören güzü, tutan eli, yürüyen ayağı olurum Benden birşey isteyince onu veririm, benden sığınma talep etti mi onu himayeme alır, korurum”

Buhari’nin naklettiği bu kutsi hadisin ifadelerinde, nafilelerle beraber gelecek bir Hakk dostluğunu görüyoruz Allah’ın gerçek dostları peygamberler ve onların izinde yürüyenler olduğuna göre, sadece o yol, bizi Allah’ın sevgisine ulaştıracaktır “Sünnet yolu” bu anlamda, kutsal bir vesile olarak düşünülmelidir Bir müslüman için bundan habersiz yaşamak, dünyada başa gelebilecek en büyük hüsran sebebi sayılmalıdır

İsmail Güder
 

[TB] Benzer konular

Üst