Peygamber Efendimizin (S.A.V) Komuşularına Muamalesi

...Tefekkür...

Hüznüm yüreðime dokunan dûamýn sûkûtudur...
PEYGAMBERİMİZİN KOMŞULARINA MUAMELESİ

“Yanıbaşında komşusu açken kendisi
tok yatan kimse hakiki mü'min değildir”
Hakim, II, 15

Bilindiği üzere ailemizden sonra en yakın içtimai çevremizi komşularımız meydana getirir Onlarla bütün hayatımız boyunca yanyana yaşarız Büyük küçük pek çok ihtiyacımız için komşularımıza koşarız Hayatımızın acı ve tatlı hatıralarını onlarla paylaşırız Bu sebeple dinimiz komşuluk ilişkilerine son derece önem vermiştir Kur'an-ı Kerim'de Allah'a imanı emreden ve şirki yasaklayan ifadelerin hemen ardından ana baba ve akrabaların yanısıra, yakın ve uzak komşuya da iyilik yapmak emredilmektedir (en-Nisa 4/36)

Hadis-i şeriflerde komşuluk ilişkileri ve komşu haklarının önemine dair belli başlı prensipler sunulmuştur Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- buyuruyor ki:

“Cebrail bana komşuya iyilik etmeyi o kadar tavsiye etti ki neredeyse komşuyu komşuya mirasçı kılacak zannettim” (Buhari, Edeb, 28; Müslim, Birr, 140, 141)

Fahr-i Kainat -sallallahu aleyhi ve sellem- bu beyanlarıyla komşuluk hakkının, birbirlerine varis olabilecek yakın akraba hakkı kadar ehemmiyet arzettiğini belirtmektedir Dolayısıyla akrabalar arasındaki ilginin benzeri komşular arasında da bulunmalıdır Hatta komşunun başka bir dinden olması bile bu prensibi değiştirmez Bir rivayete göre üzerimizdeki haklarına göre komşular üç kısma ayrılmaktadır:

Gayr-i müslim komşular: Bunların sadece komşuluk hakkı vardır
Müslüman komşular: Bunların hem komşuluk, hem de din kardeşliği hakkı vardır

Akraba ve Müslüman olan komşular: Bunların komşuluk, din kardeşliği ve akrabalık hakkı vardır (Heysemi, VIII, 164)

Hz Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- ashabını komşuluk münasebetleri hususunda daima uyarır , onlara bu konudaki edep kaidelerini detaylı bir şekilde öğretirdi Ebu Zer -radıyallahu anh- diyor ki:

Dostum Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- bana şöyle vasiyet etti:

“Çorba pişirdiğin zaman suyunu çok koy Sonra da komşularını gözden geçir ve gerekli gördüklerine güzel bir şekilde takdim et!” (Müslim, Birr, 143)

Bu hadis-i şerifte yemeklerin en sadesi olan çorbadan bahsedilmesi mecazidir Hiçbir şeyin olmasa, sadece çorban bulunsa bile, komşularına ondan bir pay ayır, denmek istenmiştir Ayrıca bilhassa varlıklı kimseler, evlerinde bolca bulunan ama fakir komşularının tadamadığı yiyeceklerden onlara ikram etmesini bilmelidirler

Öte yandan çorbanın suyunu çok koymak ifadesinde ince bir mana daha vardır: Çorbaya fazladan su katıldığı zaman, nefaseti büyük ölçüde kaybolur Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- bu sözüyle adeta; etrafındaki yoksulların karnı açken senin ağız tadı, damak zevki araman uygun olmaz, sen mü'minsin, zevk peşinde koşacak adam değilsin, açları, yoksulları gözetmelisin demektedir Nitekim Resul-i Ekrem bir başka hadis-i şeriflerinde:

“Yanıbaşında komşusu açken kendisi tok yatan kimse mü'min değildir” buyurmuştur (Hakim, II, 15)

Peygamberimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- basit bir şey dahi olsa komşuların birbirlerine ikramda bulunmaları gerektiğini ifade sadedinde hanım sahabilere şöyle seslenmiştir:

“Ey Müslüman kadınlar! Komşu hanımlar birbirlerine ikramda bulunmayı küçümsemesin! İkram edilen şey bir koyun paçası bile olsa!” ( Buhari, Edeb 30; Müslim, Zekat, 90)

Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- Müslüman hanımlara, ikram edilecek şeyin son derece sade olsa bile “Canım bundan da hediye mi olurmuş!” diye düşünmeden komşuya göndermelerini tavsiye etmektedir Zira “el-Cud mine'l-mevcud: cömertlik elde olandan yapılır” denilmiştir “Çam sakızı, çoban armağanı” atasözümüz de bu manayı ne güzel ifade eder

İkram edilen komşunun da kendisine takdim edilen şeyi küçük görmemesi, büyük bir minnettarlık içinde kabul etmesi lazımdır Basit gibi gözüken bu tavrın bir ibadet hüviyetine sahip olduğu unutulmamalı, Peygamberimizin komşuya iyilikle ilgili emir ve tavsiyeleri hatırlanarak, niyetler ona göre tashih edilmelidir Nitekim onu takip eden ashabı hep bu doğrultuda hareket etmeye çalışmıştır

Sahabeden Abdullah bin Amr bir koyun kestirmişti Ailesine:

- Yahudi komşumuza verdin mi? Yahudi komşumuza verdin mi? diye telaşla sordu ve sonra, “Ben Hz Peygamber'den şöyle işittim” diyerek Cebrail'in Resulullah'a komşuya iyilik hususunda sürekli tavsiyede bulunduğuna dair hadisi nakletti (Ebu Davud, Edeb, 122, 123; Tirmizi, Birr, 28)

Yine rivayete göre ashaptan birine bir koyun başı tasadduk edilmiş, o da;

- Kardeşim falan ve ailesi buna bizden daha fazla muhtaçtır, deyip komşusuna göndermişti Ancak komşusu da ihtiyaç içinde olduğunu düşündüğü bir başka komşuya vermiş, derken koyun başı bu şekilde tam yedi ev dolaşmış ve nihayet ilk sahabiye dönüp gelmişti (Hakim, II, 526)

Komşuluk hukukunun ciddiyetini çok iyi kavrayan mü'minlerin annesi Hz Aişe, iki komşusundan hangisine öncelikle hediye vermesi gerektiğini Peygamberimize sormuş, Efendimiz:

“- Kapısı sana daha yakın olana ver” buyurmuştur (Buhari, Edeb, 32)

Hediye verirken veya herhangi bir ikramda bulunurken kapısı daha yakın olanın gözetilmesinin sebebi şudur: Komşunun durumunu en iyi onlar bilir Komşunun mutfağında pişen şeylerin kokusunu herkesten önce onlar alır Dolayısıyla kapı bir komşuların birbirlerinin haklarına riayet etmelerinin özel bir önemi vardır

İnsanoğlu bir kısım ihtiyaçlarını kendi gayretiyle karşılarken bir kısmını da komşuluk münasebetleri sayesinde temin etmektedir Bu çerçevede “Komşu komşunun külüne muhtaçtır” sözü ne kadar anlamlıdır Allah Teala, cimrilik ederek komşular arasında alınıp verilmesi adet olan kapkacağı bile vermek istemeyen ve başkalarına da engel olan kimselere “Yazıklar olsun” (el-Maun, 107/4-7) şeklinde tarizde bulunmuştur1 (Razi, XXXII, 108)

Komşuluk ilişkileriyle ilgili belli başlı hususlara, bir hadis-i şerifte şöyle dikkat çekilmektir:

1) Borç veya ödünç bir şey isteyince vermek,

2) Darda kaldığında yardımına koşmak,

3) Maddi sıkıntıya düşünce gözetip kollamak, ?

4) Mutlu günlerinde sevincine, kederli günlerinde üzüntüsüne ortak olmak,

5) Kokusu komşunun evine gidecek bir yemek yapınca ona da bir miktar ikram etmek,

6) İzni olmadan evinin önünü kapatacak şekilde bina yapmamak,

7) Hastalanınca ziyaret etmek,

8) Ölünce kabre götürüp defnetmek (Heysemi, VIII, 165)

Hiç şüphesiz Hz Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'in bu tavsiyeleri komşuluk ilişkilerinde oldukça kuşatıcı bir çerçeve çizmekle birlikte komşunun komşusu üzerindeki bütün haklarını saymayı değil, belki önemli olanlarına işaret etmeyi amaçlamaktadır Bu itibarla bir Müslümanın din ve dindarlık farkı, kültür ve bölge farkı gözetmeksizin bütün komşularıyla iyi ilişkiler içinde olması, İslam'ın yardımlaşma, dayanışma, zarar vermeme ve küs durmama ilkeleri doğrultusunda hareket etmesi gerekir

Ebu Hureyre -radıyallahu anh-'den nakledildiğine göre bir adam Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'e:

- Ey Allah'ın Resulü! Falan kadının nafile olarak çok namaz kıldığından, çok sadaka verdiğinden, çok oruç tuttuğundan, ancak diliyle komşusuna eziyet ettiğinden söz ediliyor, (ne buyurursunuz) dedi

Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem-:

“- O cehennemde olacaktır” buyurdu

Adam tekrar dedi ki:

- Ey Allah'ın Resulü! Bir kadının da nafile olarak az oruç tuttuğundan, az namaz kıldığından, az sadaka verdiğinden, sadece yağsız peynir (keş) gibi şeylerden tasadduk ettiğinden, ancak diliyle komşusunu rahatsız etmediğinden söz ediliyor (bunun hakkında ne dersiniz?)

Peygamberimiz -sallallahu aleyhi ve sellem-:

“- O da cennette olacaktır” buyurdu (İbn-i Hanbel, II, 440)

Komşularla iyi münasebetler içinde bulunmak, söz ve davranışlarla onlara zarar vermemek imanın bir gereğidir Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem-:

“Allah'a ve ahiret gününe iman eden kimse komşusuna ikramda bulunsun” (Müslim, ÃŽman 74)

“Allah'a ve ahiret gününe iman eden kimse komşusunu rahatsız etmesin” buyuruyor (Buhari, Rikak 23; Müslim, ÃŽman, 75)

Ebu Hureyre - radıyallahu anh-'ın naklettiği bir hadis-i şerife göre birgün
Fahr-i Kainat -sallallahu aleyhi ve sellem-:

“- Vallahi iman etmiş olmaz Vallahi iman etmiş olmaz Vallahi iman etmiş olmaz” buyurmuştu

Sahabiler:

- Kim iman etmiş olmaz, ya Resulallah, diye sordular
“- Yapacağı fenalıklardan komşusu emniyette olmayan kimse!” buyurdu (Buhari, Edeb, 29)

Bir başka rivayette ise Efendimiz:

“Yapacağı fenalıklardan komşusu güven içinde olmayan kimse cennete giremez” buyurmuştur (Müslim, ÃŽman, 73)

Görüldüğü gibi Müslüman, imanı gereği maddi veya manevi açıdan daima komşusuyla yardımlaşma ve dayanışma içinde bulunarak ona emniyet telkin etmelidir Fakat günümüzde aynı apartmanda yaşadıkları halde, yardımlaşma ve dayanışma bir tarafa, birbirleriyle tanışmayan, selamlaşmayan insanlar mevcuttur Halbuki Müslümanların elden geldiğince komşularıyla tanışmaya gayret etmeleri lazımdır En azından komşuluk ilişkilerinde olumsuz tutumlardan kaçınmak mümkündür Mesela evde bağırarak konuşmak, televizyon, teyp vb gibi cihazların sesini yükselterek komşuları rahatsız edecek her türlü davranıştan uzak durmak gerekir

Gerçek Müslüman, komşusunun evine, bahçesine, malına mülküne zarar vermediği gibi onunla ilgili sırları, ayıp ve kusurları da örtmesini bilmelidir Komşunun ırz ve namusuna göz dikmek, zaten hakiki mü'min için düşünülemeyecek bir durumdur

Hasılı çevresindeki insanlarla iyi komşuluk münasebetleri gerçekleştirmek her Müslümanın vazifesidir Ancak komşularına karşı sorumsuz davranan, onları rahatsız eden kimseler de bulunabilir Bu tür insanlara sabır ve tahammül göstermek, duruma göre münasip bir dille uyarmak, hatta onlara da iyilik yapmak ve ıslahları için dua etmek gerekir Bu sayede umulmadık dostluklar elde edilebilir Kendisine faziletli amellerden bahsetmesini isteyen Ukbe bin Amir'e Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem-:

“Seninle ilgisini kesenle sen ilgini kesme! Sana vermeyene sen ver, sana kötülük edeni sen bağışla!” tavsiyesinde bulunmuştur (İbn-i Hanbel, IV, 148)
 

[TB] Benzer konular

C

can rüba

Guest
Ynt: Peygamber Efendimizin (S.A.V) Komuşularına Muamalesi

Çok güzel bir paylaşım tefekkür ablacım Allah razı olsun.
 

...Tefekkür...

Hüznüm yüreðime dokunan dûamýn sûkûtudur...
Ynt: Peygamber Efendimizin (S.A.V) Komuşularına Muamalesi

RABBİM , önce senden razı olsun Gözümün nuru....
 
Üst