Osmanlı'da Astroloji

  • Konbuyu başlatan senarist081
  • Başlangıç tarihi
S

senarist081

Guest
Yıldızların hareket ve durumlarından sonuç çıkarma bilimi” diye tanımlanacak astroloji, Osmanlıca’da “ilm-i tencim” ya da “ilm-i ahkam-ı nücum” diye anılır. Yıldızların belirli zamanlarda durum ve yere göre konumlarını gösteren cetvel, zeyc ya da zic ; yıldızların durum, hareket, hız ve yönlerini saptama bilimi de ilm-i zic ya da ilm-i zayiçe adını taşır.

Kişilere özel yıldız cetvel ya da haritalarının adı da zayiçedir. Bu cetveller batıda ve günümüzde ülkemizde horoskop diye anılır. Gökyüzüyle ilgili gözlemler, yıldız hareketleriyle ilgili saptamalar, astrolojinin, astronomiye kaynaklık etmesini sağlamıştır. Rasathane diye adlandırılan gözlemevleri, hem gökbilime, hem de yıldız fallarına , savaş, barış vb. toplumsal olaylar için eşref saati saptanmasına yarıyordu.

Gökyüzü olaylarıyla bilimsel ve simgesel yorumlar yapan müneccimler uzun süre doğu ve batıda saray görevlisi olarak çalıştılar. Osmanlı sarayındaki müneccimbaşılık kurumu cumhuriyet dönemine kadar sürdü.

Yıldız hareketlerini bölgesel olarak gözleyip, çizelgeyi (zic) çıkarmak yaklaşık otuz yıllık bir süreyi kapsar. Bu konuda en ünlü rasathanelerden biri Meraga Rasathanesi, ünlü çizelge çıkaranlardan biri de Zic-i Uluğ Bey’dir.

YILDIZNAMELER

Cifr yöntemiyle gelecekten haberler vermek için hazırlanan her türlü çizelge "yıldızname" diye anılır. Kimi zaman gelecekle ilgili kaygılar, dilekler yazılarak bu kaygı ve dileklerin harf değeriyle de hesapları yapılır. Dilek ve kaygıları Arapça anlamıyla ve Arap harfleriyle yazmak bu işin uzmanının işidir. Bu tip hesaplamalarda yapılacak yanlışlıkların yazgıyı kötü etkileyeceğine inanılır. Cifrle uğraşan kişilerin kendi yöntemleri, çizelgeleri vardır. Bu konuda açıklama ve bilgi vermezler.

Ayrıca, yıldızların kötü etkilerine, burçların gelecekle ilgili olumsuz bildirimlerine karşı yollar aranmış, yine ebcede dayanan ve matematikte "sihirli kareler" denilen biçimlerde vefkler hazırlanmıştır. Her köşesinde çeşitli yönlere yapılan toplamalarda aynı sonucu veren bu şifre ve muskaların istenilen sonucu verip vermediği belirsiz.

BURÇLAR

Yıldızları ilk gözlemleyenler, onları daha iyi adlandırmak için dünyada gördükleri varlıklara benzettiler, hayvan ve söylence kişileriyle adlandırıp simgelediler.

Osmanlı yıldız fallarında, burç sistemi günümüzden farklı değildir :

TARİHLER BURÇLAR


21 Mart - 21 Nisan HAMEL (Koç)
21 Nisan - 21 Mayıs SEVR (Boğa)
22 Mayıs - 21 Haziran CEVZA (İkizler)
22 Haziran - 23 Temmuz SERETAN (Yengeç)
24 Temmuz - 23 Ağustos ESED (Aslan)
24 Ağustos - 23 Eylül SÜMBÜLE (Başak)
24 Eylül - 23 Ekim MİZAN (Terazi)
24 Ekim - 22 Kasım AKREB (Akrep)
23 Kasım - 22 Aralık KAVS (Yay)
23 Aralık - 20 Ocak CEDY (Oğlak)
21 Ocak - 19 Şubat DELV (Kova)
20 Şubat - 20 Mart HUT (Balık)



Bu burçlar kendi aralarında mevsime göre;



İlkbahar noktası burçları (burc-u rebii) : Koç, Boğa, İkizler

Yaz noktası burçları (burc-u sayfi) : Yengeç, Aslan, Başak

Sonbahar noktası burçları (burc-ı harifi) : Terazi, Akrep, Yay

Kış noktası burçları (burc-ı şefvi) : Oğlak, Kova, Balık

biçiminde bölünür.

Burçları da, döneminin anlayışına uygun olarak, dünyayı oluşturan dört öğeye göre değerlendiren anlayış, onlara şu özellikleri yakıştırıp sınıflandırır.

Ateş burçları (burc-ateşi ya da azeri) : Koç, Aslan, Yay

Toprak burçları (burc-ı haki) : Boğa, Oğlak, Başak

Su burçları (burc-ı abı) : Yengeç, Akrep, Balık

Hava burçları (burc-ı badi) : Terazi, İkizler, Kova

Burçlar ayrıca

Kuzey burçları (burc-ı şimali) : Koç, Boğa, İkizler, Yengeç, Aslan, Başak

Güney burçları (burc-ı cenubi) : Terazi, Akrep, Yay, Oğlak, Kova, Balık

olarak da sınıflandırılır.

Osmanlı yıldız falı anlayışına göre , burçlar, yıldızlar ve burçların doğa özellikleri arasında dostluklar ve düşmanlıklar vardır. Arkadaş ve eş seçerken bu dostluk/düşmanlık göz önüne alınmalıdır.

Dünyayı oluşturan öğelerden ;

Ateşin dostu hava, düşmanı su,

Toprağın dostu su, düşmanı hava,

Havanın dostu ateş, düşmanı toprak,

Suyun dostu toprak, düşmanı ateştir.



Toruk(21-31 Mart): İdare sahibi, lider.
Hımmıy (1-10 Nisan): İdealist, romantik.
Huttus (11-20 Nisan): Adaletli, kıskanç.
Hunta (21-30 Nisan): İnatçı, yaratıcı,
Çolpancı (1-10 Mayıs): Duygu tutsağı, önsezileri güçlü, çocuk ruhlu, sadık.
Kölköl (11-21 Mayıs): Enerji dolu, aşkta şahane, önder, kahraman.
Çamay (22-31 Mayıs): Fantezisi zengin, fikir önderi.
Küylü (1-10 Haziran): Gururlu, kaderci, ihaneti kabul etmez.
Kuşmuş (11-21 Haziran): Gösterişçi, eleştirel, mistisizme meraklı.
Sezgek (22-30 Haziran): Mızmız, içine kapanık, intikamcı.
Kuşdüger (1-11 Temmuz): Çocuk ruhlu, dengesiz, kararsız.
Gondaray (12-22 Temmuz): Geçmişe özlem duyan, siyaseti seven.
Ötgür (23-31 Temmuz): Zeki, çekici.
Küsümmü (1-12 Ağustos): İyi arkadaş, önderliği seven.
Künlü (13-23 Ağustos): Hassas, gururlu.
Sınçıma (24 Ağustos-1 Eylül): Sanat ve edebiyata yetenekli.
Atçak (2-13 Eylül): Depresyona yatkın, iradeli, gururlu, hassas, gelenekçi.
Kıllı (14-23 Eylül): Otoriter, sabit fikirli, zeki, aşkta utangaç, yazarlığa yatkın.
Canakkı (24 Eylül-3 Ekim): Nazik, hassas, sorumluluk sahibi, kompleksli, gösterişçi.
Ban (4-12 Ekim): Enerjiktir, hümanisttir, acımaz banlar.
Cemiş (13-23 Ekim): Ahlaklı, filozof.
Batık (24 Ekim-1 Kasım): Özgürlüğüne düşkün, diktatör, gaddar.
Hırtlı (2-12 Kasım): Savaşçı, spora düşkün.
Tutamış (13-22 Kasım): Çapkın, fedakâr.
Uslu (23 Kasım-2 Aralık): Objektif, ilme meraklı.
Kutas (3-12 Aralık): Yetenekli, dengesiz, mistik, anlaşılmaz.
Tusanak (13-21 Aralık): Güçlü, şanslı, emir vermeyi seven.
Tutar (22 Aralık-1 Ocak): Arkadaşı az olur.
Beçel (2-12 Ocak): Kızgın, intikamcı.
Pırsıuay (13-20 Ocak): Tartışmayı seven, sadık, özgür düşünceli. Uzun yaşar.
Balauz (21 Ocak-1 Şubat): Gaddar, deha, önder, müzik ve dansa yetenekli.
Cantay (2-10 Şubat): Estetiğe meraklı, titiz
Ergür (11-18 Şubat): Önder, ufku açık.
Sönegey (18-28 (29) Şubat): Şair, sanatçı, aşk hayatı hareketli.
Cannan (1-9 Mart): Zarif, hüzünlü.
Şatık (10-20 Mart): Huzursuz, sanatçı, depresyona yatkın.


Gökyüzündeki yıldızlar ilk çağlardan bu yana insanoğlunun ilgisini çekti. Yıldızların yıllar, aylar, mevsimler, hafta ve günler, gece ile gündüzle olan ilgisini ve evrenin şaşmaz düzendeki döngüsünü keşfeden insanoğlu, gök cisimlerini tanrılaştırdı ve bunlarla ilgili ritüeller, danslar yarattı. Tarım ve hayvancılık yaparken sürekli göğü gözlüyor, yeryüzünü yıldızların yönettiğine inanıyorlardı. Ritüeller simgesel olarak evrenin hareketini taklit ediyordu.
Gök cisimleri mitologyasında en önemli yeri burçlar ve gezegenler alır. İnsanlar bir bakıma kaderlerini bunlara bağlamışdı. Bu günümüzde de böyledir. Burçların sayısının on iki olarak saptanması Romalılarca gerçekleştirildi. Çeşitli kültürlerde bunların sayısı daha çoktu. Eski Yunan'da burçlara ilk değinen Homeros'tu. Yunan matematikçi Eudoxus'a göre 44 burç, Ptolemy ise 48 burç vardı





Bunların hayvan adları ile anılmasını Hipparchus'un gerçekleştirdiği sanılmaktadır. Günümüzde 'Zodiak' olarak geçen sözcük 'Zôdiakos kyklos' (hayvanlar halkası) ya da to 'zôdia' (küçük hayvanlar) süzcüklerinden çıkmıştır.
Osmanlılarda da on iki burç vardır: Hamel (Koç, 21 Mart-20 Nisan), Sevr (Boğa, 21 Nisan-21 Mayıs), Cevzâ (İkizler, 22 Mayıs-21 Haziran), Seretan (Yengeç, 22 Haziran-23 Temmuz), Esed (Aslan, 24 Temmuz-23 Ağustos), Sünbüle (Başak, 24 Ağustos-23 Eylül), Mizan (Terazi, 24 Eylül-22 Ekim), Akrep (Akrep, 23 Ekim-22 Kasım), Kavs (Yay, 23 Kasım-22 Aralık), Cedî (Oğlak, 23 Aralık-20 Ocak), Delv (Kova, 21 Ocak-19 Şubat) ve Hût (Balık, 20 Şubat-20 Mart).
Eski kültürlerde olduğu gibi Osmanlı'da da dokuz yerine yedi gezegen vardır. Ayrıca bunlardan ikisi, güneşle ay, gezegen sayılmaz. Böylece, dokuz yerine beş gezegen vardır; Kamer (Ay), Utârid (Merkür), Zühre (Venüs), Şems (Güneş), Merih (Mars), Müşteri (Jüpiter) ve Zuhal (Satürn).




Osmanlı minyatürlerinde burçların, gezegenlerin, bütün takım yıldızların ve kuyruklu yıldızların güzel örnekleri görülür. 'Züptetüt Tevârih' adlı eserde evrenin haritası diye nitelendirilebilecek güzel bir minyatür yer alır. Bu eser evrenin kuruluşundan son padişah III. Murad'a kadar peygamberleri, kralları, ulu kişileri içine alan bir insanlık tarihidir. Üç minyatürlü yazmanın biri Dublin'de Chester Beatty kitaplığında, ikincisi Topkapı Sarayı kitaplığında, üçüncüsü ise Türk İslam Eserleri Müzesi'ndedir. Türk İslam Eserleri Müzesi'ndeki minyatür iç içe halkalardan oluşmaktadır. Merkezde yeryüzü bulunur, dokuz gök katmanı renklerle gösterilmiştir. Bunlardan yedi katmanın her birinde bir gezegen bulunur. Bundan sonraki yeşil sekizinci kuşak durağan, sabit yıldızların bulunduğu göktür. Son dokuzuncu kuşak ise yıldızsız göğü ifade eder. Sonraki kuşak 12 burcu adları ve simgeleriyle, bundan sonra gelen iki kuşak ayın 28 durumunu ve menzilini gösterir. Bundan sonra ise meleklerin bulunduğu sonsuzluk başlar. Burç ve gezegen minyatürleri çeşitli yazma ve albümlerde bulunmaktadır.





Buraya aldığımız burç minyatürlerinden biri British Library'deki burçlar kitabından, biri Topkapı Sarayı Müzesi'nden ve diğeri de Paris'deki Bibliothéque Nationale'den alındı. Sonuncusunun bir de New York'ta Pierpont Morgan Library'de ikinci bir nüshası bulunmaktadır. Bu kaynaklardaki minyatürleri karşılaştırmak için İkizler Burcu'nu örnek olarak seçtik. British Library'deki minyatür, Siyam İkizleri gibi yapışık ikizleri ve arkalarında bir ağacı gösteriyor. Yapışık ikizler bir ağacın meyvesidir. Olgunlaşınca ağaçtan düşerler, sonra rüzgârla savrulur, melek olurlar. İkinci minyatür, Topkapı Sarayı Müzesi'ndendir. Bibliothèque Nationale'den alınan minyatür ise hepsinden ilginçtir; burada yalnız burcun kendisi değil, dört gezegen ile ilişkisi de gösterilir. Bu minyatürlerde burç, beyti (evi/hanesi) olduğu gezegen ile birlikte gösterilmiştir. İkizler burcu, Utârid'in (Merkür) beytidir. Diğer üç gezegen de minyatürün altında küçük olarak gösterilmiştir. Bunlardan biri burcun vebaâli yani düşüşü, ikincisi şerefi yani yükselişi, üçüncü de hubûtu yani güçten düşmesidir.





Bir burcun beyti ve şerefi gezegenin etkisinin en güçlü olduğu, vebaâli ve hubt'ul ise etkisinin en güçsüz olduğu durumlardır.
Yedi gezegenin her biri meslek ve sanatları simgeler: Zuhal, hazinedar; Müşteri, kadı; Merih, serasker; Şems, Sultan-ı Cihân; Zühre, çalgıcı ve besteci; Utârid, kâtip; Kamer, Şems'in veziri ya da kaymakamıdır. Bunlardan çeşitli meslek ve sanatkârın doğduğuna inanılmıştır. Gerek Bibliothèque Nationale'deki, gerek Pierpont Morgan Library'deki kaynaklarda yedi gezegenden çıkan yedi meslek ve sanat küçük minyatürlerle gösterilmiştir.



ŞEMS-İ HAMEL BURCU

Dünya kuzey yarım küresinin Sevr Burcu ile Süreyya manzumesinin yakınlarında bulunan bir burç ki, Güneş buraya Mart ayının dokuzunda gelir.



Nevruz, inanışa göre baharın ilk günü ve yıl başıdır. Takvimler hep Mart'tan başlar. Bu sebeple Osmanlılarda malî yıl başlangıcı Nevruz olarak alınmıştır ve hemen bütün kanunnâmelerde verginin ilk taksidinin toplandığı aydır. Bu durum Cumhuriyet döneminde de 1980'li yıllara kadar malî yılbaşı olarak devam etmiştir.



Türklere ait olup, dünyanın en doğru takvimlerinden olan ve Selçuklu Sultanı, Sultan Melikşah zamanında hazırlanmasından dolayı, onun lâkabı Celâlüddevle'den dolayı Celâli Takvimi denilen takvimin başlangıç günü de Greenwich zamanına göre 21 Mart (15 Mart 1079) olarak alınmıştır (Hicri 9 Ramazan 471 Cuma). Bu tarih Osmanlılarda "Nevruz-ı Sultanî" veya sadece "Nevruz" olarak adlandırılmış ve kanunnâmelerde: "... resmin nısfı nevruz-ı sultanî'de ve nısf-ı aharı son güz ayının evvelinde alına" hükmüyle verginin ilk taksidinin alındığı zaman olmuştur.



Bu şekil Osmanlı devletinin hemen bütün Sancak kanunnâmelerinde görülür. Bu kanunnâmelerde Nevruz, "mevsim-i evvel bahar nevruz" şeklinde belirtilmiştir.



Bugün Anadolu'nun bazı yörelerinde Nevruz-ı Sultanî Mart 9'u olarak bilinir.



Osmanlılar tarafından Nevruz-ı mübârek olarak da adlandırılan Nevruz sayılı günlerden biri olarak kutlanmış, güneşin Koç (=Hamel) burcuna girdiği ilkbahar ılınımı anına Nevruz denilmiştir.






 

[TB] Benzer konular

S

senarist081

Guest
Ynt: Osmanlı'da Astroloji

Fussilet' Alıntı:
buda güzeldi, osmanlıcası yokmu bunların acaba :)

Fussilet Hocam,bilmiyorum bu paylaşım sizi yeterince aydınlatır mı?Her ne kadar mizahi anlamda konular içermese de tarihsel açıdan size katkısı olacağı kanaatini taşıyorum.Ayrıca size teşekkür bile etmeliyiz aslında,bu tarihsel konuda ilham verdiğiniz için :)
 
Üst