osmanlı tugraları

  • Konbuyu başlatan DAMRAM
  • Başlangıç tarihi
D

DAMRAM

Guest
SULTAN DÖRDÜNCÜ MURAD

SULTAN BİRİNCİ İBRAHİM

SULTAN DÖDÜNCÜ MEHMED

SULTAN İKİNCİ SÜLEYMAN

SULTAN İKİNCİ AHMED
 

[TB] Benzer konular

D

DAMRAM

Guest
Ynt: osmanlı tugraları

SULTAN İKİNCİ MUSTAFA

SULTAN ÜÇÜNCÜ AHMED

SULTAN BİRİNCİ MAHMUD

SULTAN ÜÇÜNCÜ OSMAN
SULTAN ÜÇÜNCÜ SELİM

SULTAN DÖRDÜNCÜ MUSTAFA

SULTAN İKİNCİ MAHMUD

SULTAN BİRİNCİ ABDÜLMECİD
 
D

DAMRAM

Guest
Ynt: osmanlı tugraları

SULTAN ABDÜLAZİZ

SULTAN BEŞİNCİ MURAD

SULTAN İKİNCİ ABDÜLHAMİD

SULTAN MEHMED REŞAD

SULTAN MEHMED VAHİDÜDDİN
 
D

DAMRAM

Guest
Ynt: osmanlı tugraları

ESTETİĞİN MÜHRÜ: TUĞRA


Osmanlı padişahlarının isim ve lakaplarını ihtiva eden alameti
imzası. Hükümdarın mührü ve yazısı.

Tuğra; padişahın nişanı
alameti veya imzası olarak; ferman
berat ve paralarda kullanıldı.

Önceleri; ahidname
menşur
name-i hümayin
mülkname
ferman
vakfiye
berat vb. üzerine ortaya yazılan tuğra; sonraları para
defter ve kağıtların başına bir hanedan arması halinde bayraklarda
pullarda ve resmi yapılarda da kullanıldı.

Tuğra
vesikalarda; tevk-i hümayun
nişan-ı hümayun
nişan-ı şerif-i alişan
misal-i meymun
alamet-i şerife
tuğra-i garra diye de isimlendirilmiştir.

Tuğra çekene; tuğrai
tevkii
nişancı
tuğrakeş ve tuğranüvis de denilirdi.

Osmanlılar’da tuğra
ilk defa Orhan Bey zamanında kullanılmıştır.

Sultan Murat’tan itibaren tuğralara padişah isimleriyle birlikte padişah babalarının adları da yazılmaya başlandı. Çelebi Mehmet’ten sonra ise han sıfatı da tuğraya eklendi. II. Murat Han’dan itibaren “muzaffer daima”
“el-muzaffer daima” tuğra metnine dahil edildi.

Tuğraların sağ tarafına çiçek konulması veya mahlas yazılması sonradan adet oldu.

Tuğra
hat sanatının bir kolu halinde yüzyıllar boyunca usta hattatlar eliyle yazılarak
işlenerek gelişti
güzelleşti
mükemmelleşti.

Hattat padişahlar
tuğralarını bizzat kendileri sanatlı bir şekilde yazdılar.

Kimi hattatlar; ayet
hadis metinlerini
güzel sözleri tuğra biçiminde yazdılar. Yine özellikle son yıllarda kişi ve kurum adları
talep üzerine hattatlar tarafından tuğra biçiminde yazıldı.

Tuğralar ile “pençe”ler birbirine karıştırılmamalıdır. Pençe
vezir-i azamlarla eyaletlerdeki vezir
beylerbeyi ve sancakbeylerince resmi kağıtlara imza yerine atılırdı. Üç tuğlu ve “beyzeli” pençeler tuğraya çok benzerler. Tuğra ile pençe arasındaki en önemli fark
pençelerin tek beyli olması ve genellikle bölgenin yan tarafına ve yan olarak çekilmesidir.

TUĞRALARIN OKUNUŞU

Tuğra metni
genellikle aşağıdan yukarıya doğru okunacak şekilde düzenlenir. Genellikle tuğra sahibinin adı altta
babasının adı ise üstte yer alır. Bazı tuğralarda ise isimler iç içe girmiştir.

TUĞRANIN BÖLÜMLERİ

Tuğra yapı bakımından dört bölümdür:

1.Tuğranın metin kısmı; Padişahın ve babasının adları
şah
han
el-muzaffer kelimelerinin yer aldığı bölüm. Bu bölüme; kürsü
sele de denir. Önceleri dikdörtgene yakın şekil olan bu bölüm
yuvarlaklaşarak son şeklini almıştır.

2.Beyze: (Bin) ile (Han) kelimelerinin (n) harflerinin kıvrılması ile meydana gelen ve iç içe yazılan iki kavis. Tuğranın sol tarafındadır. “Daima” kelimesi ise bu bölümün ortasındadır.

3.Tuğ veya Elif: Tuğranın yukarı doğru uzanmış mızrak şeklindeki üç elif. Bunlar her zaman elif olmayabilir. Bazen lam veya zı harfinin üzerine flema gibi çekilen kavislere zülüf veya zülfe denir.

4.Hançere veya Kol: Beyzelerin devamı olan ve el-muzaffer kelimesinin üzerinden geçen
tuğranın sağına doğru dengeli iki çizgi halinde uzanan kısımdır.



Kaynak:Rıfkı KAYMAZ
 
D

DAMRAM

Guest
Ynt: osmanlı tugraları

TUĞRALAR OSMANLI PADİŞAHLARININ SİMGESİ VE İMZASIYDI

Osmanlı padişahlarının tuğraları sanatsal açıdan ayrıcalıklı bir konuma sahip.
Tasarım ilkeleri
kaligrafik zenginlik ve biçimsel anlamda hat sanatında tek örnektir. İçinde müzik de vardır
resim de. Tarih de vardır
hayal gücü de...
Tuğra bu anlatım gücünü ve zenginli ini belgesel boyutu yanında sanatsal gücünden de alır ancak çoğu zaman Tuğraların belgesel boyutları ön planda tutulduğ u için sanatsal zenginliği ihmal edilir.
Tuğra bir doğrulama ve tasdik etme işaretidir. Osmanlılarda tuğra
sultanın yazılı alameti
nişanı yani bir nevi imzasıdır tasdik edici ve doğrulayıcı bir işaret olarak kullanılmış ve fermanların sonlarında alamet-i şerifime itimat kılasınız sözü yer almıştır.

Osmanlı devletin kuruluşundan saltanatın kaldırılmasına kadar önemini kaybetmeden çok değişik yerlerde kullanılmış
hat sanatımızın bir kolu olarak gelişmiş
devrini tamamlamış ve bu gün kültürümüzün bir parçası olarak tarihe mal olmuştur.

Önceleri berat
menşur
ferman
vakfiye
hüküm
mülkname ve hüccet gibi evrak üzerine çekilen tuğra
daha sonraları paralarda
defter kayıtları başında
bir hanedan arması olarak bayraklarda
pullarda
resmi abidelerde
nişanlarda
madalyonlarda
harp gemileri üzerinde ve binalarda kullanılmıştır.

Tuğra 4 bölümden oluşur.

Sere (Tuğranın alt tarafı-asıl tuğra metninin yazıldığı kısım)

Beyze (Tuğranın sol tarafı – han ve bin kelimelerinin son harfleri)
Tuğ (Tuğranın üst tarafı – dik çizgiler
elif harfi şeklinde)
Hançere (Tuğranın kolları – beyzelerin ucundan devam eden çizgiler)
(hançere; şekil olarak kılıca benzer
bu nedenle kılıç da denir)

Şehzade Tuğraları Padişah Tuğralarından farklıdır.

Osmanlı padişahlarının erkek çocuklarına Çelebi Mehmed zamanına kadar çelebi bundan sonrada şehzade denmiştir.

Şehzadeler kendi adlarına para bastıramaz
kendi adlarına hutbe okutamazlardı. Bu iki imtiyaz yalnız padişahlara aittir. Şehzade tuğraları da padişah tuğralarına benzer şekilde tanzim edilmişlerdir. Şekil
istif ve metin bakımından pek farklı değillerdi.

Nişancılar Padişahların Tuğrasını çekerler.

Nişancılar devletin eski ve yeni kanunlarını ve protokolü en iyi bilen
şeriatı ve hukuk kanunlarını telif eden kişilerden seçilirdi. Nişancılar bütün resmi evrakı kontrol ederek padişahın alameti şerifesi olan tuğrayı çekerlerdi. Padişahların imzası yerine geçen tuğralar padişahlar için çok büyük önem taşırdı. Osmanlı Padişahları tahta çıktıkları ilk gün
kendisine gösterilen örnekler arasından bir tuğra istifi seçer ve bunu saltanatı süresince değiştirmezdi.

Her padişah
içinde kendi adı da geçen Tuğrasını döneminin en önemli hattatlarına yaptırır aynı zamanda da nişancılarını farklı kişilerden seçerlerdi.

Tuğralarda Sultanın Babasının Adının Yer Alması Çok Önemlidir.

Padişah tuğrasının istifini seçtikten sonra
tuğraya babasının ve kendisinin ismi eklenirdi. Böylece o tuğranın hangi Osmanlı Sultanına ait olduğu kolayca anlaşılabilirdi.

 
Üst