"""Nurullah Genç şiirleri"""

Z

zeliha

Guest
Siyah Gözlerine Beni de Götür

Daha dokunmadan kurudu irem
çöllere bir türlü yağamıyorum
yeni bir koşunun başlangıcında
biraz deprem sonrası
biraz şehir hülyası
bir kalp yangınından geriye kalan
siyah gözlerine beni de götür
artık bu yerlere sığamıyorum.

Pembe uçurtmalar yolladığından beri
sarardı tiryaki menekşeleri
sonbaharın tozlu kafeslerinde
sevgi turnaları yakalıyorum
turnalar gidiyor;ben kalıyorum
avareyim,asudeyim,yorgunum
bilmiyorum neden sana vurgunum
Erzurum garında banklar üstünde
uyku tutmuyor karanlıkları
yitik düşlerimi kovalıyorum
gölgeler gidiyor;ben kalıyorum.

Binbir türlü kokuyorsa yaylalar
siyah gözlerine beni de götür
baharın koynundan koparıp sana
ipek bir mendile sardığım yüreğimle
şehzade gülleri gönderiyorum
umutlar kalıyor;ben gidiyorum.

Bütün yelkenlileri,deniz fenerlerini
kaptanları sorgulayan
yanından geçen küheylanların
korku tufanına yakalandığı
siyah gözlerine beni de götür
güneş ülkesinden gelen yiğitler
benzeri olmayan bir dünya kursun
cellat,ayrılığın boynunu vursun.

Usul usul intizarı çürüten
bu hercai diken,bu çılgın arzu
sürüklüyor imkansız muştuların
eşiğine gönül vadilerini
bir ağaçtan düşen yapraklar gibi
düşüyorum tanyerine
ya topla yaralı kırlangıçları
ya da bu vefasız şarkıyı bitir
özgürlüğe giden tutsaklar gibi
siyah gözlerine beni de götür.

Nurullah Genç
 

[TB] Benzer konular

Z

zeliha

Guest
Ynt: """Nurullah Genç şiirleri"""

Yalnızsın

Bir akşam ışıkların dağlara güldüğünü
Bir akşam bulutların seyre döküldüğünü
Görürsün, hasretiyle sabah ezgilerinin
Bir akşam gözlerin ufka dalar pek derin
Kuşlar öter, uçuşur, yeşil dallara konar
Umutlar yaprak yaprak alevlenirde yanar
Son mutluluk sesleri dökülür dudaklardan
İnsanlar gölge gibi çekilir sokaklardan
Rüzgar okşamaktayken annen gibi tenini
Gecenin kolları sessizce yakalar seni
Anlarsın gözlerinin dolup boşaldığını
Anlarsın yanlızlığını ve yanlız kaldığını

 
Z

zeliha

Guest
Ynt: """Nurullah Genç şiirleri"""

Gelmedin

gelmedin son hayal de yanıp yanıp kül oldu
bu deruni kavgada kırılan gönül oldu
şimdi menziller elem,yürek duman,sine çak
devleri mahkum eden hayatım şimdi helak
gelmedin yıldırımlar düştü hülyalarıma
nasıl kıydın be zalim masum rüyalarıma
sana doğru her adım neden hep ölüm sunar
seni her andığımda renk solar,desen yanar

hangi rüzgar sabırla böyle koşar ardından
hangi el nakış nakış gergef dokur ardından
susarsam anlatır mı seni göklere tarih
bensiz olur mu sabah güler mi kara talih
gelmedin koptu zincir parçalandı anılar
sardı bütün ruhumu tükenmeyen ağrılar
kalbimin pembe köşkü harab oldu gelmedin
bahçesinde açan gül turab oldu gelmedin
bil ki kıyamet kopsa bu ateş sönmeyecek
heyhat!şair mehtaba bir daha dönmeyecek
 
Z

zeliha

Guest
Ynt: """Nurullah Genç şiirleri"""

Yağmur

Vareden'in adıyla insanlığa inen Nur
Bir gece yansıyınca kente Sibir dağından
Toprağı kirlerinden arındırır bir Yağmur
Kutlu bir zaferdir bu ebabil dudağından
Rahmet vadilerinden boşanır ab-ı hayat
En müstesna doğuşa hamiledir kainat

Yıllardır bozu bulanık suları yudumladım
Bir pelikan hüznüyle yürüdüm kumsalları
Yağmur, seni bekleyen bir taş da ben olsaydım

Hasretin alev alev içime bir an düştü
Değişti hayel köşküm, gözümde viran düştü
Sonsuzluk çiçeklerle donandı yüreğimde
Yağmalanmış ruhuma yeni bir devran düştü

İhtiyar cübbesinden kan süzülür Nebi'nin
Gökyüzü dalgalanır ipekten kanatlarla
Mehtabını düşlerken o mühür sahibinin
Sarsılır Ebu Kubeys kovulmuş feryatlarla
Evlerin arasına dikilir yesil bayrak
Yeryüzü avaredir, yapayalnız ve kurak

Zaman, ayaklarımda tükendi adım adım
Heyûla, bir ağ gibi ördü rüyalarımı
Çölde seni özleyen bir kuş da ben olsaydim

Yağmur, gülsenimize sensiz, baldiran düştü
Düşmanlik içimizde; dostluklar yaban düştü
Yenilgi, ilmek ilmek düğümlendi tarihe
Her sayfaya talihsiz binlerce kurban düştü

Bir güzide mektuptur, çağlarin ötesinden
Ulaşır intizarın yaldızlı sabahına
Yayılır o en büyük mustu, pazartesinden
Beyazlik dokunmuştur gecenin siyahina
Susuzluktan dudağı çatlayan gönüllerin
Sükutu yar, sevinci dualar kadar derin

Çaresiz bir takvimden yalnızlığa gün saydım
Bir cezir yaşadım ki, yaşanmamiş, mazide
Dokunduğun küçük bir nakış da ben olsaydim

Sensiz, kaldırımlara nice güzel can düştü
Yarılan göğsümüzden umutlar bican düştü
Yağmur, kaybettik bütün hazinesini ceddin
En son, avucumuzdan inci ve mercan düştü

Melekler sağnak sağnak gülümser maveradan
Gümüş ibrik taşıyan zümrüt gagalı kuşlar
Mutluluk nağmeleri işitirler Hiradan
Bir devrim korkusuyla halkalanır yokuşlar
Bir bebeğin secdeye uzanırken elleri
Paramparça, ateşler sahinin hayalleri

Keşke bir gölge kadar yakınında dursaydım
O mücella çehreni izleseydim ebedi
Sana sırılsıklam bir bakış da ben olsaydım

Sarardı yeşil yaprak; dal koptu; fidan düştü
Baykuşa çifte yalı; bülbüle zindan düştü
Katil sinekler deldi hicabın perdesini
İstiklal boşluğunda arılar nadan düştü
Dolaşan ben olsaydım Save'nin damarında
Tablosunu yapardim yıkılan her kulenin
Ebedi aşka giden esrarlı yollarında
Senden bir kıvılcımın, süreyya bir şulenin
Tarasaydım bengisu fışkıran kakülünü
On asırlık ocağın savururdum külünü

Bazen kendine aşık deli bir fırtınaydım
Fırtınalar önünde bazen bir kuru yaprak
Uğrunda koparılan bir baş da ben olsaydım

Sensizlik depremiyle hancı düştü; han düştü
Mazluma sürgün evi; zalime cihan düştü
Sana meftun ve hayran, sana ram olanlara
Bir bela tünelinde ağır imtihan düştü

Badiye yaylasında koklasaydım izini
Kefenimi biçseydi Ebva'da esen rüzgar
Seninle yıkasaydım acılar dehlizini
Ne kaderi suçlamak kalırdı ne intihar
Üstüne pırıl pırıl damladığın bir kaya
Bir hurma çekirdeği tercihimdir dünyaya

Suskunluğa dönüştü sokaklarda feryadım
Tereddüt oymak oymak kemirdi gururumu
Bahira'dan süzülen bir yaş da ben olsaydım

Haritanın en beyaz noktasına kan düştü
Kırıldı adaletin kılıcı; kalkan düştü
Mahkumlar yargılıyor; hakimler mahkum şimdi
Hakların temeline sanki bir volkan düştü

Firakınla kavrulur çölde kum taneleri
Ahuların içinde sevdan akkor gibidir
Erdemin, bereketin doldurur haneleri
Sensiz hayat toprağın sırtında ur gibidir
Şemsiyesi altında yürürsün bulutların
Sensiz, yükü zehirdir en güzel imbatların

Devlerin esrarını aynalara sorsaydım
Çözülürdü zihnimde buzlanmış düşünceler
Okşadığın bir parça kumaş da ben olsaydım

Sensiz, tutunduğumuz dallardan yılan düştü
İlkin karardı yollar, sonra heyelan düştü
Güvenilen dağlara kar yağdi birer birer
Sensizlik diyarından püsküllü yalan düştü

Yağmur, duysam içimin göklerinden sesini
Yağarsın; taşlar bile yemyeşil filizlenir
Yıldırımlar parçalar çirkefin gövdesini
Sel gider ve zulmetin çöplüğü temizlenir
Yağmur, bir gün kurtulup çağın kundaklarından
Alsam, ölümsüzlüğü billur dudaklarından

Madeni arzuların ardında seyre daldım
Küflü bir manzaranın çürüyen güllerini
Senin için görülen bir düş de ben olsaydim

Şehirler kabus dolu; köylere duman düştü
Tersine döndü her şey sanki; asuman düştü
Kırık bir kayık kaldı elimizde, hayali
Hazindir ki; dertleri asmaya umman düştü

Ayrılığın bağrımda büyüyen bir yaradır
Seni hissetmeyen kalp, kapısız zindan olur
Sensiz doğrular eğri; beyaz bile karadır
Sesini duymayanlar girdabında boğulur
Ana rahminde ölür sensizlikten bir cenin
Şaşkınlığa açılır gözleri, görmeyenin

Saatlerin ardında hep kendimi aradim
Bir melal zincirine takıldı parmaklarım
Yeryüzünde seni bir görmüş de ben olsaydım

Sensiz, ufuklarıma yalancı bir tan düştü
Sensiz kıtalar boyu uzayan vatan düştü
Bir kölelik ruhuna mahkum olunca gönül
Yüzyıllardır dorukta bekleyen sultan düştü

Ay gibisin; güneşler parlıyor gözlerinde
Senin tutkunla mecnun geziyor güneş ve ay
Her damla bir yıldızı süslüyor göklerinde
Sümeyra'yı arıyor her damlada bir saray
Tohumlar ve iklimler senindir; mevsim senin
Mekanın fırçasında solmayan resim senin

Yağmur, birgün elimi ellerinde bulsaydım
Güzellik şahikası gülümserdi yüzüme
Senin visalinle bir gülmüş de ben olsaydım

Tavanı çöktü aşkın; duvarlar üryan düştü
Toplumun gündemine koyu bir isyan düştü
İniltiler geliyor doğudan ve batıdan
Sensizlikten bozulan dengeye ziyan düştü

Islaklığı sanadır ahımın, efgahımın
İçimde hicranınla tutuşuyor nağmeler
Sendendir eskimeyen cevheri efkarımın
Nazarın ok misali karanlıkları deler
Bu değirmen seninle dönüyor; ahenk senin
Renkleri birbirinden ayıran mihenk senin

Bir hüzün ülkesine gömülüp kaldı adım
Kapanıyor yüzüme aralanan kapılar
Sana hicret eden bir Kureyş de ben olsaydım

Yağmur, sayrılığıma seninle derman düştü
Beynimin merkezine ölümsüz ferman düştü
Silindi hayalimden bütün efsunu ömrün
Bir dönüm noktasında aklıma Rahman düştü

Nefsinle yeniden çizilecek desenler
Çehreler yepyeni bir degişim geçirecek
Aydınlığa nurunla kavuşacak mahzenler
Anneler çocuklara hep seni içirecek
Yağmur, seninle biter susuzluğu evrenin
Sana mü'mindir sema; sana muhtaçtır zemin

Damar damar seninle, hep seninle dolsaydım
Batılı yıkmak için kuşandığın kılıcın
Kabzasında bir dirhem gümüş de ben olsaydım

Kardeşler arasında heyhat, su-i zan düştü
Zedelendi sağduyu; körleşen iz'an düştü
Şarrkısıyla yaşadık yıllar yılı baharın
İnsanlık bahçemize sensizlik hazan düştü

Yağmur, seni bekleyen bir taş da ben olsaydım
Çölde seni özleyen bir kuş da ben olsaydım
Dokunduğun küçük bir nakiş da ben olsaydım
Sana sırılsıklam bir bakiş da ben olsaydım
Uğrunda koparılan bir baş da ben olsaydım
Bahira'dan süzülen bir yaş da ben olsaydım
Okşadığın bir parça kumaş da ben olsaydım
Senin için görülen bir düş de ben olsaydım
Yeryüzünde seni bir görmüş de ben olsaydım
Senin visalinle bir gülmüş de ben olsaydım
Sana hicret eden bir Kureyş de ben olsaydım
Damar damar seninle, hep seninle dolsaydım
Batılı yıkmak için kuşandığın kılıcın
Kabzasında bir dirhem gümüş de ben olsaydım
 
Z

zeliha

Guest
Ynt: """Nurullah Genç şiirleri"""

Çiçekler Üsümesin

Gönlümün maviliği gitmesin gökyüzünden
Kuşların gülücüğü eksilmesin yüzünden
Kar yağsada bu sessiz vadiye, gün bitmesin
Yapraklar üşüse de , çiçekler üşümesin
 
Z

zeliha

Guest
Ynt: """Nurullah Genç şiirleri"""

Giderim

İçimde bir acı fırtına kopar
Bulutlarda şimşek çakar giderim
Bitmeyen arzularyolumu kapar
Çılgın bir sel gibi yıkar giderim

Anlarım eşitten farkını farkın
Yıllar süren ömrü biter merakın
Keder uzak olur; mutluluk yakın
Yorgun kafesimden çıkar giderim

O an, zaman durur, mekan silinir
Sonsuzluğa doğru nefes alınır
Ruhum bir damla su, göğe salınır
Süzüle süzüle akar giderim

Çile denizinin görünür dibi
Alır beni yüreğimin sahibi
Geceyi süsleyen yıldızlar gibi
Ben de, bir meş`ale yakar giderim

Birgün utku için, hicran yerine
Dalmak için hülya bahçelerine
Dostların ıslanmış çehrelerine
Son defa, hasretle bakar giderim
 
Z

zeliha

Guest
Ynt: """Nurullah Genç şiirleri"""

Ey Sarı Gök Bulutu Ey Izdırap Gülşeni

dön kendine, gözlerimi yüzünde
vur kendini kimsesiz yolara ömrünün
eysarı gök bulutu, ey ızdırap gülşeni
zaman definesini taşı dagarcığında
yoksa aşkı bir belelı vadiye çekersin

eline geçince ruhun dizginlerini
umudunu imkansız çöllere taşır ölüm
kumların dehşetine salar gezginlerini
efsunlu bir vahanın bağrına düşer ölüm

eteği neden yaslı keremsiz kalan dağın
hangi rüzgar kuruttu duygular tarlasını
ey sarı gök bulutu, ey ızdırap gülşeni
dokundur ellerini şiirin alevine
yoksa aşk, bir köşede ansızın yakar seni

dön kendine, anlarsın; yıllar boyu çaresiz
olmak ne kadar acı karanlık bir kuyuda
birer birer kapanır güneşin perdeleri
kaybedersin bir daha dönmemek üzere geri
riyakar neş’eyi de, budala uykuyuda
 
K

KARANFÝL

Guest
Ynt: """Nurullah Genç şiirleri"""



BENİ YAKIŞINA

O esrarlı yangına bu can nasıl dayandı
Sahile vurdu kalbim su yandı, kum da yandı,

Bir mum gibi eriyip aktı uykusuzluğum
Ölüme baş kaldıran dertli uykum da yandı

Yurdumdan mahrum edip dolaştırdın cem gibi
Ruhumla söndü alev sonra ruhum da yandı


Kül oldu bir yiğidin figanıyla her umut
Bülbülün küllerine konan puhum da yandı


Böylesi bir yangın görmedi Nemrut bile
Kaktüsün gölgesinde nazlı ahım da yandı


Ahımdır zannederdim en belalı kıvılcım
Kirpiğine dokunan kanlı ahım da yandı


Bir damla su ver bana ey çöl, bari sen küsme
Kalmadı hiçbir şeyim bak günahım da yandı


Yenilgiler bir tufan gibi çöktü üstüme
Ülkem yıkıldı heyhat, ordugahım da yandı.


Köleleri her akşam duman kıldı gözlerim
Başıma tac ettiğim padişahım da yandı


İlk defa böylesine tutuştu gökkuşağı
Renklerim siyah oldu ve siyahım da yandı


Ondan başka ne varsa yandı, yandık sen ve ben
Onu göreyim diye kıblegâhım da yandı

Nurullah GENÇ
 

|Ⓢєччαh|

MiM
Yönetici
Admin
Tema üyesi
Ynt: """Nurullah Genç şiirleri"""

binler teşekkür sevgili zeliha ve karanfil kardeşlerim...
Nurullah genç bu ülkenin medar-ı iftiharı şairlerinin başında gelir. hele yağmur... yok mu o muhteşem şiir... benim için bu şiir, bu ülkede yüz yıl içinde yazılmış en muhteşem şiirdir... kim ne derse desin...

bir çanakkale şehitleri ve bir sakarya türküsü kadar muhteşem bir şiirdir... iman dolu yüreklerin üstüne düşen yağmur gibi, rahmet gibi...
 
K

KARANFÝL

Guest
Artık İlgilenmiyorum Seninle

Bunca yıkılmış dağlar üstüne
Kalbimin kanını buharlaştırdı gözlerin

Oysa kaç güvercin havalanmıştı içimden
Konarak pervazlarına gülüşlerinin
Kaç mermi sıyırmıştı ruhumu
Acımasız yürüyüşlerinin mevzilerinde
Dayanmıştım
Ağlamıştım saatlerce parçalanan düşlerime
Ta ki sevgilim
Kızaran bir gök bulutu
Ölümü
Bir yıldırımla düşürdüğün ana değin
Kalbimin haritasına

Artık ilgilenmiyorum seninle
Demiştin barut kokan kelimelerle
Demiştin de hayat ölü bir bıldırcın gibi
Tutuşup yanmıştı yanan bir tahta içinde
Tarla küllerle dolu, ortasında yumurta
Çatladıkça yeniden doğuruyor kanımdan
Fışkıran harflerle kalbim olan cümleyi:
Ben ancak bir tarih kitabı kadar
İlgileniyorum seninle...

Nurullah GENÇ
 

...Tefekkür...

Hüznüm yüreðime dokunan dûamýn sûkûtudur...
Ynt: """Nurullah Genç şiirleri"""


GÜLNARE


ben, yıpranmış sokaklar ortasında avare

sen, kırgın bir ülkenin süreyyası: Gülnare

honçalı novroz gelir; bir de siyah ve sarı

dalgalanır göklerde bir kuşun kanatları

her nağme, dudağında çarpılmış karanfil

sana tutkun atlılar şimdi yorgun ve sefil

göğsünde, kıskandığım bir rüyadır kırmızı

nerdesin, ey masallar ülkesinin son kızı



dokunmuyorsa kalbim o mazlum kitabeye

ayışığı düşer mi kanlı bir harabeye

sensiz çöl, ıssızlığın kahrıyla zehirlendi

yalnız bulutlar değil, vahalarda kirlendi

mahşeri bir serabın ardından yürüyorum

gözlerini kaybeden bir kervan görüyorum

geride, okunmayan silik izler kalıyor

kaktüs hala toprağı uykuda yakalıyor



tarihin her sayfası soluyor pare pare

karasevda burcunu yıkıyorsun, Gülnare

Azerbaycan ufkunda bir divanedir gönül

böylesi tarümar olmadı belki de gül

toprak, bir bakışınla kızıl renge büründü

yıldızlar ülfet için gündüz vakti göründü

gözlerin binlerce yıl ötesinden yadigar

nerdesin, ey Bakü’den, Gence’den esen rüzgar



yaldızlı perçemlerin ıslandıkça uzuyor

yalnızlık damla damla şakağından sızıyor

bazen öfke, kavgayı sevenlerin ardında

mahülya ve hüzün; bazen korku ve sevda

çiçeklerin yurdunda yalnız senin kokun var

bazen uzaktan uzak, bazen yakın bir duvar



karanlığa mahkumdur gökte sensiz, sitare

ruhumu zevalinle buuşturma, Gülnare

soluğun ab-ı hayat mıdır; filizlendi kül

siyah bir lale gibi aynaya düştü kakül

kırdın yüreğimdeki saatin akrebini

kuruttun düşlerimin hayal mürekkebini

hangi ırmağa baksam akıyorsun derinden

Hazar, acılarınla ağlıyor kederinden



kuduran bir denizde benziyorsun şikare

görebilseydi seni ejderhalar, Gülnare

gözlerinden fışkıran yanardağlar sönerdi

o ısırgan bakışlar balmumuna dönerdi

oysa şimdi su sarhoş; balıklar geldi dile

dalgalar son bir umut vuruyor sahile

Nahcıvan, hasretinle alevlenen sır çerağ

seninle firakını unutuyor Karabağ

göğsünde, kıskandığım bir rüyadır kırmızı

nerdesin, ey masallar ülkesinin son kızı

bırakıp gittin beni umarsız bir efkare

haber gönder, nerdesin, nerdesin ey Gülnare
 
H

Hüda_i gülü

Guest
Ynt: """Nurullah Genç şiirleri"""




"UNUTURSUN " DEYİŞİNE



unutmak, yıldızların ciğerine saplanan

bir lâle yaprağına gömmektir sevgiliyi

unutmak, bir kaktüsün küllerinde ansızın

alevli bir tapınak eylemektir sevgiyi

unutmak, semendere zehir sunmaktır, gülüm

taş dolu yüreklerin lügatinde bulursun

unutmak, sessizliğe yine kanmaktır, gülüm

unutulursa şair, sen de unutulursun



bir dağın bir kuyuya tohum ektiği yerde

balığın yüzgecinden irin döktüğü yerde

kralın, kölelerin emrinde yürüdüğü

geminin bir köpükte okyanus aradığı

ay’ın arzı terkedip gökte durduğu ânda

serseri bir kurşunun ay’ı vurduğu ânda

başını ellerinin arasına al ve dur

işte o lahza gülüm, bu can seni unutur



unutmak, bir saatin kırılan camlarında

zamanı çürüterek öldürmektir sevgiyi

unutmak, bayramlığı giydirilen çocuğun

aldatılan göğsünde vurmaktır sevgiliyi

unutmak, bir ülkenin tozlu kaldırımlarında

taşlara boğdurmaktır yağız atlı yiğidi

unutmak, susturmaktır yolların ayrımında

şairlere can veren muhteşem bir ağıdı

unutmak, koparmaktır çiçekleri dalından

sisli bir yalnızlığın ekseninde bulursun

unutmak, ayırmaktır arıları balından

unutulursa şair, sen de unutulursun



Nurullah Genç
 

...Tefekkür...

Hüznüm yüreðime dokunan dûamýn sûkûtudur...
Ynt: """Nurullah Genç şiirleri"""

KENDİSİNE
Sen ey şehrin yerlisi, cesur, kararlı mühür
Sen ey inatçı kıskanç, alçak gönüllü ve hür

Karanlık geceleri korkutsa da günahım
Kızlar Kayası gibi dikilip kaldı âhım

Sefere çıkanların tatlı rüyâsı mısın?
Rûhumun cellâdı mı, yoksa hülyâsı mısın?

Konuşursun, sözlerin dâre çeker canımı
Susarsın, çâresizlik büyütür isyânımı

Siyaha boyanınca, kanatlanır mı yürek?
Hangi harfin başını bekliyor şimdi melek?

Kasîde, hangi şehrin âşiyânında güzel
Bulutlu havalarda parlayan aydır gazel

Yine mest, yine sarhoş bahçendeki mumyalar
Canlanıyor taşların kalbinde sardunyalar

Fildişinden heykel mi taşıyorsun elinde
Yine bir raksın mumu yanıyor gözlerinde

En hâkî denizini verdim sana ömrümün
Dilediğince yıkan sularında gönlümün

Sürmek mi istiyorsun masal arabasını
Getireyim kapına devlerin en hasını

Ölümsüz meyvesini sundum hayal bağının
Dehâsında bulmuşum seni yalnızlığımın

Celî bir kavis miydin, sokuldun yüreğime
Hattı hümayununla sultan oldun evime

Hendeseyi titretir endâmın ley-ü nehâr
Bu aşkı destan gibi yazıyor fırtınalar

Yüzündeki çizgiler kûfî midir sülüs mü?
Aradığın define İrem mi Endülüs mü?

Sen ey yardım sevenim, ruhumu derde saldın
Yalnızlığım ağlarken gülenim, nerde kaldın ?

Azimli bir yüreğin yorgun kimyasın da mı?
Sevda denklemlerinin memnû dünyasında mı?

Her pazartesi âhım kapında helâk olur
Her Cuma karanlığın kuşları leylâk olur

Kâşifin benim gülüm, görmediğin yine ben
Bilseydin sana benden bakanı görünmeden

Anlardın; her macera tende rü’yet gibidir
Oysa sende gördüğüm, sana gurbet gibidir

Utangaç bir merhamet saklıyorsun sesinde
Sahraya dönüyorum baharın ötesinde

Gizlice bir nikahtır o arzuhal, o kâmet
Sensizlik, yollarımda bir değil, bin kıyamet

Bu tebessüm rüya mı, bu istifham uğru mu
Âh bir çoğaltabilsem yüreğinde ruhumu

Bilmezsin ayrılığın ağı kokan dilini
Hâtıra bırak bana oyalı mendilini

Ege uygarlığı çağrıştıran tarihin
Asya’nın bağrı kadar muammalı ve derin

Arı sütü damlarken kaygan kirpiklerinden
Görünmez bir mürekkep akar iliklerinden

Yüreğin, âh yüreğin bir hüzün lâlesi mi
Masallar ülkesinde Zengibar kalesi mi

Kapısına bir türlü varamadım, a gülüm
Hudutlarında bile duramadım, a gülüm

İpeğimi elimden aldı pusathâneler
Bulamaz kaybedilen nûn’u rasathaneler

Hummalı bir kovanda bal yapan arı mısın?
Hayatımın ansızın kopan damarı mısın?

Paslandı buzdağları ortasında çeliğim
Gözlerinden hatıra kaldı kekemeliğim

Kervanında kaybolan bir bezirgân gibiyim
Kaktüslerin diline düşen figân gibiyim

Her köşede bir meddâh anlatıyor âhımı
Bilmiyor, kirpiğinden almışım siyahımı

Uğrunda, kralların bahtı solsaydı, gülüm
Amerika, yolunda kurban olsaydı, gülüm

Bir Kafkas figüründe bulurdum son izini
Efeler diyârına çevirirdim yüzünü

Eşkıyâ vurgunudur seni benden ayırmak
Çalıkuşunu yakan bir rüyayı haykırmak

Gölgelere gecenin künhünü hatırlatır
Ayrılıklar bazen de gölgeleri ağlatır

Sükûnla savaşıyor hislerim kıyasıya
Sevdiğini bilirim uykuyu doyasıya

Süslenmek istiyorsan, ruhumu boynuna tak
Bu firûze özgürlük yalnız senin olacak

Bastığın her hücremde otuz sekiz çizgi var
Baktığım her duruşun muammalı bir duvar

Suskunluğun taş gibi, gülüşün berrak değil
Neden vivien kokar baharın, leylâk değil?

Gözlerin bir zamanlar toprağın sahibiydi
Bakışların bir tutam gül yaprağı gibiydi

İnsanlar kıvranırken ejderlerin ağında
Ceylan gibi yürürdün bir hayal sokağında

Yine de, yokluğumun en şüpheli çağıydın
Tenhâlarda ağlayan bir okul kaçağıydın

Karanlık korkutamaz gülüm seni, vururum
Kâtil yüzlü cinlerin karşısında dururum

Yeter ki, o nâzenîn kalbin emir buyursun
Kâinat yıkılsa da yüreğimde uyursun


Nurullah GENÇ
 
A

arif öztürün

Guest
Ynt: """Nurullah Genç şiirleri"""

Allah razı olsun kardes çok güzel bi şiir devami bekleriz inşallah.
 
R

rana_94

Guest
Ynt: """Nurullah Genç şiirleri"""

DİKEN DİKEN

zembilcide büyüyen, dal üstünde uyuyan
gülmek sende gül olur, sen bende diken diken
elmas beşik içinde kundağını öptüğüm
sevmek tende gül olur, ten bende diken diken
inci döker gözlerin asil kirpiklerinden
umut kanda gül olur, kan bende diken diken
kezzap akıtsan bile filizlenir yüreğim
ölüm canda gül olur, can bende diken diken
maverayı bulunca kapında süvariler
kılıç kında gül olur, kın bende diken diken
kafdağından öteye gidenler birgün döner
hasret handa gül olur, han bende diken diken
hasadı diriliştir tarlasında sevginin
buğday unda gül olur, un bende diken diken
acıların birikir, birikir de içimde
her şey bende gül olur, ben bende diken diken



ANSIZIN

seni kaybettiğim o günden beri
içimi dağlıyor hasretin, sızın
kah gönderiyorsun yalnızlığını
kah karşıma çıkıyor ansızın

herhangi bir gecede, dumanlı bir köşeden
bazen ayın ondördü kadar şehla ve güzel
bazen bir ejder gibi, bakışları bir kızın
ızdırab şarabıyla ruhumu sarhoş eden
kil renkli gözlerini buluyorum ansızın

herhangi bir zamanda muamma bir şarkının
dalgın nağmelerinde duyuyorum seni
ağlayan kirpikleri bazen kumral ve kısa
uçurtmalar taşıyor göklere nefesini

bazen karanlıkları örtecek kadar uzun
alevli saçlarında dağılıyor gül ve gün
kalbimden bir karanfil koparıyor sonsuzun
savaşta yenik düşen gemiler kadar üzgün

herhangi bir denizin efsunuyle yeniden
her şey sanki yeniden başlayacak derinde
sönerken mutluluğun nazenin kandilleri
yaralı bir güvercin görürüm ellerinde
hayalinde bulurum solgun karanfilleri

NURULLAH GENÇ
 
K

KARANFÝL

Guest
Karşılatığımız An'a


Karşılaştığımız An'a

o an, yıldırımların kalbine indi hüzün
o an, ıztırap sızdı toprağına bir yüzün
o an, bir yalnızlığı vurdu uzaktan avcı
o an, omuzlarıma çöktü isyan ve acı
o an, öldü anılar döşeğinde sessizlik
o an, bir yılan gibi büyüdü çaresizlik
o an, yaralı asker kurşunlandı alnından
o an, kılıç eriyip aktı yere kınından
o an, palandökenler yakalandı sıtmaya
o an, bir karıncanın üstüne düştü kaya
o an, koşan küheylan çatlattı yüreğini
o an, kırdı bir bayrak çürüyen direğini
o an, kırmızı güle mahkum oldu bahçivan
o an, arılar için kendini yaktı kovan
o an, zehir rengine boyandı ırmakta su
o an, yıkıldı köprü; o an kuruldu pusu
o an, beyaz giyindim korkular ülkesinde
o an, kuşlar uçuştu bulutların sesinde
o an, bir yaprak gibi savruldu gökte şiir
o an, öldü acılar fanudunda bu şair
o an, ihbar edildi yeraltında mağara
o an, akkor bir yürek çivilendi duvara
o an, durdu saatin titreyen yelkovanı
o an, bir cazibenin kahrı deldi tavanı
o an, elpençe divan durdum önünde suyun
o an, yaktı içimi bir hülyayı hümayun
o an, çöktü hayalim en aydınlık çağında
o an, bine bölündüm umudun kundağında
o an, liman yıkıldı, köreldi denizlerim
o an, kaybolup gitti tenhalarda izlerim
o an, zehir damlattı ucundan yere kalem
o an, bir tufan gibi sardı ruhumu elem
o an, vurdu karaya okyanusun gözleri
o an, kavurdu beni O'nun simya sözleri
o an, heykel misali dikilip kaldı beden
o an, farkım kalmadı bin yıllık harabeden
o an, toprak tutuştu gönlümün loşluğunda
o an, güneş karardı bir göğün boşluğunda
o an nehir boğuldu; şehir bunaldı o an
o an her şey dağıldı; gölgeler kaldı o an


Nurullah GENÇ
 

|Ⓢєччαh|

MiM
Yönetici
Admin
Tema üyesi
Ynt: """Nurullah Genç şiirleri"""

necip fazıl üstadımdan bu yana en beğendiğim şairdir nurullah genç...
bu şiiri de olağanüstü...
ama yağmur bir başka...
ben efendimize adanmış bu kadar güzel bir şiirin bir daha yazılabileceğini inananam bi türlü...
yüreğine sağlık sevgili karanfil, teşekkür ediyorum.
 
B

Bevadih

Guest
Ynt: """Nurullah Genç şiirleri"""

."nasıl O an'mış" !...demek geldi içimden...Nasıl hissediş ve döküş...

Teşekkürler bitanesi...
 
B

birgarip_kul

Guest
Ynt: """Nurullah Genç şiirleri"""

Allah razı olsun.....
 
K

KARANFÝL

Guest
Ynt: """Nurullah Genç şiirleri"""

Rica ederim Mim hocam, bevadih ablam ve birgarip_kul..
Rabbim razı olsun..

Evet Mim hocam benimde en çok sevdiğim şairlerdendir Nurullah Genç.Yağmur'u anlamaya kelimeler yetmez, sürekli olarak Dursun Ali Erzincanlı yorumuyla dinlerim o muhteşem eseri.

Bu son eklediğim şiiri daha önce okumamıştım, müthiş tasvirlerle anlatılmış "o an"..
Şairimizin yüreğine sağlık..

Allah'a emanet olun.
 
Üst