Neden, medeniyet harikaları Kur’an’da açık bir şekilde yer almamaktadır?

  • Konbuyu başlatan koza_kelebegi
  • Başlangıç tarihi
K

koza_kelebegi

Guest
Eğer desen: 'Mâdem Kur’ân, beşer için nâzil olmuştur. Neden beşerin nazarında en mühim olan medeniyet hârikalarını tasrih etmiyor? Yalnız gizli bir remz ile, hafî bir îmâ ile, hafif bir işaretle, zayıf bir ihtar ile iktifâ ediyor?'

Elcevap: Çünkü, medeniyet-i beşeriye hârikalarının hakları bahs-i Kur’ânîde o kadar olabilir. Zîrâ, Kur’ân’ın vazife-i asliyesi daire-i Rubûbiyetin kemâlât ve şuûnâtını ve daire-i ubûdiyetin vezâif ve ahvâlini tâlim etmektir. Öyle ise, şu havârik-ı beşeriyenin o iki dairede hakları yalnız bir zayıf remz, bir hafif işaret ancak düşer. Çünkü, onlar daire-i Rubûbiyetten haklarını isteseler, o vakit pek az hak alabilirler.

Meselâ, tayyâre-i beşer(UCAK) Kur’ân’a dese: 'Bana bir hakk-ı kelâm ver, âyâtında bir mevkî ver.' Elbette o daire-i Rubûbiyetin tayyâreleri olan seyyârât, arz, kamer, Kur’ân nâmına diyecekler: 'Burada cirmin kadar bir mevkî alabilirsin.'

Eğer beşerin tahte’l-bahirleri, âyât-ı Kur’âniyeden mevkî isteseler, o dairenin tahte’l-bahirleri, yani, bahr-i muhît-i havaîde ve esir denizinde yüzen zemin ve yıldızlar ona diyecekler: 'Yanımızda senin yerin görünmeyecek derecede azdır.'

Eğer elektriğin, parlak, yıldız-misâl lâmbaları, hakk-ı kelâm isteyerek, âyetlere girmek isteseler, o dairenin elektrik lâmbaları olan şimşekler, şahaplar ve gökyüzünü zînetlendiren yıldızlar ve misbahlar diyecekler: 'Işığın nisbetinde bahis ve beyâna girebilirsin.'


SÖZLER. RİSALEİ NURDAN...
 

[TB] Benzer konular

Üst