Nasıl Bir Dergi Bu Gerçek Hayat..?

Nasıl bir dergi bu Gerçek Hayat...




Gerçek Hayat Dergis'inin genç yazı işleri müdürü Faruk Yücel’le, dergisini anlattı. 26 yaşındaki genç yönetici dergicilikte çok iddialı.


Yakup ÖZTÜRK'ün röportajı

Gerçek Hayat'ın yazı işleri müdürlüğüne geçmeden öncesini konuşarak başlayalım istiyorum. Kimdin abi sen?

En başını soruyorsan, İstanbul'un Üsküdar ilçesinde böyle işlere hevesli ama enerjisini toprağa verememiş, vermek için kendince bir yerel gazete çıkaran biriydim.


Neden bir yere girip çalışmadın da kendi başına böyle bir işe kalkıştın?

Muhafazakâr(!) bir gazetede editörlük yapan pek sevgili abimizin yanına bana iş öğret diye gittim. Tanıdığım birisiydi ve başka birinin tavsiye ile gitmiştim. Derdimi anlattıktan sonra “buradaki gençler o kadar sene iletişim okuyup üzerine bir de yıllarca staj görüyorlar yine de olmuyor, bırak bu işleri” deyince bana buralarda ekmek yok, küstüm oynamıyorum dedim. Sonra başımın çaresine baktım.




Sonra hangi süreç seni Gerçek Hayat'la buluşturdu?

Artık İstanbul'un Şişli ilçesinde hala hevesli olarak Bugün Gazetesi'nde çalışıyordum. Bir akşam Sibel Abla (Eraslan) aradı, Gerçek Hayat'a Ali Adakoğlu ortak oldu. Genç, başarılı ve heyecanlı birisi. Bu işi alır götürür, ekibinde olacak genç birisini arıyor dedi. Büyüklerimle istişare edip Ali Bey ile görüşmeye gittim. Öyle başlamış oldum.


Ortam nasıldı dergide?

Ben Murat Menteş, Gökhan Özcan gibi çekirdek kadroyla hiç çalışmadım. Geldiğimde Halime abla (Kökçe) başımızdaydı ve bence çok neşeliydik. Elbette yakın zamanda bu kadar uzun süre birlikte çalışmış yazı işleri kadrosunun birden değişmesinin verdiği şaşkınlık vardı. Ama fena değildi, çok iyiydi hatta.




Yazı işleri müdürlüğüne geçişin nasıl oldu? Bunları anlatır mısın bize?

Suavi abi Halime abladan sonra yazı işlerinin başına geçmişti. Ben de Ali abiden (Adakoğlu) müsaade alıp dergiden ayrılmış ve başka bir şirkette çalışmaya başlamıştım. Ama hafta içi bazı akşamlar ve hafta sonu dergiye gelip yazılar ve dosyalar hazırlıyordum. Bu süreç 4 ay devam ettikten sonra Ali abi hadi geri dön dedi. Ben de ağabeylerime danışıp Şubat 2008'de geri döndüm. Fakat döndükten iki ay sonra tedavisi aylar sürecek bir hastalıktan dolayı yine dergiden uzak kaldım. Ekim'de tedavim bitti ve o zamandan beri arkadaşlarımızla beraber hasret gideriyoruz.

Okurlarımız ne der bilmiyorum ama bir dönem Gerçek Hayat, kendisini kuran çekirdek kadroyu kaybettikçe, prestijini de, okurunu da yitirmişti sanki…

Ben biraz farklı bakıyorum. Gerçek Hayat bu tür tökezlemelerle okurunu ya da prestijini kaybedecek bir dergi değildir. Okurlarımızın olumsuz eleştirilerine saygı duyuyorum. Fakat 9 yıllık bir derginin kurucu kadrosu neredeyse hep beraber yakın zamanlarda farklı yönlere dağıldılar. Gökhan Özcan ve Murat Zelan Başbakanlıkta çalışmaya başladı. Hüseyin Besli milletvekili oldu. Murat Menteş farklı bir yerde denemek istedi şansını, süper işler yaptı. Halime Abla Star gazetesine gitti, neredeyse hazırladığı ekin bütün yükü üzerinde.

Cihan Aktaş Taraf gazetesinde yazıyor. İbrahim Kiras Star'da, gazetenin danışmanı. Kurucu Levent Gültekin aynı gazetede İcra Kurulu Başkan yardımcısı. İlk yazarlık yıllarını bu dergide geçiren Selahattin Yusuf'u anlatmaya gerek yok… Bizim de yediğimiz yemeklerle büyüdü bu ağabeyler, aynı masada toplantı yapıyoruz şimdi biz de. Kısa süre içerisinde ayrılan kadronun ne işler yaptığına bakar mısın? Bu insanlar bir şekilde Gerçek Hayat ile büyüdüler ve sonra yerlerini kendilerinden sonrakilere devretti. Böyle yorumlamak lazım bence.

Doğru, böyle topluca bakınca epeyce isim göze çarpıyor…

Biz de burada kalıp devam eden arkadaşlar ve yeni gelenlerle bir süre devam edip yerimizi bizden sonra gelecek gençlere emanet edeceğiz. Ayrıca şunu da söylemem lazım, Gerçek Hayat maalesef bu coğrafyanın hala tek haftalık dergisidir, uğruna fedakârlıklardan dağlar yapılıp sıra sıra dizilmiştir. Bizden öncekilerden bahsetmeye zaten gerek yok, bizi ve bizden sonrasını yetiştirecek bir okuldur. Okuru da prestiji de kolayca kendisini terk etmez. Temelini Hakan abi (Albayrak), Gökhan Abi (Özcan) öyle sağlam atmıştır ki, böyle silkelenmelerle yıkılmaz.

Yani şunu demek istiyorum, Gerçek Hayat bir gazete havasına bürünmüştü.

Bırakalım bunları dostum. Bence şimdi güzelliklerden bahsedilmeli. Şu kriz ortamında tek geliri abonelik ücreti olan bir dergiyi her şart ve zeminde yaşatmak için varını yoğunu ortaya koyan patronlarımızdan, yazı işlerindeki, idari işlerdeki, yemekhanedeki, dağıtımdaki arkadaşlardan, yazar ağabeylerimizden ablalarımızdan bahsedilmeli, hatta kesin Allah razı olsun denmeli. Sonra da bundan sonra neler yapacağımızı düşünmeliyiz.



Mesela “Korsan Hayat” bölümü okurlar tarafından epey sahiplenilmiş durumda. Bundan sonra bunun gibi farklı sayfalar görecek miyiz dergide? İleriye dönük konuşulanlar neler?

Korsan Hayat tam olarak arzuladığımız gibi değil ama sağolsunlar beğendiler. Benim çok parlak bulduğum Sorgu Odası var. Gencecik bir arkadaşımız hazırlıyor. İleride planladığımız iki yenilik daha vardı ama şartlar biraz daha beklememizi gerektiriyor.


Tahmini olarak söylüyorum yaklaşık 6 aydır derginin tekrar eski günlerine döndüğünü söyleyebiliriz. Sen bu durumu nasıl değerlendiriyorsun?

Süper değerlendiriyorum. Derginin 200. Sayısı şerefine yapılan soruşturmada bir şair derginin gücünü, çekirdek kadrosunun edebiyatçılardan oluşmasına bağlıyordu. Bence çok da haklı. Aramızda bir şair Suavi Kemal Yazgıç ve bir hikayeci Sibel Eraslan vardı, bir şairi daha; Ali Ayçil'i ekledik, bundan kaynaklanıyor olabilir. Şaka bir yana son aylarda evet okurlarımızdan olumlu şeyler duyuyoruz, Suavi abi, Ümmühan abla ve Gülcan Hanım ile oturup seviniyoruz. Sanırım onlarda süper değerlendiriyorlardır. Yani biz değiştik ama okur da biraz değişti sanki bilemiyorum.


Okurdan beklentiniz var yani…

E tabi, hep onlar mı bizden bir şey bekleyecek. Bence şimdi zaman gidenlerin ardından ağıt yakma değil kalanların sırtını sıvazlayarak yüreklendirme zamanıdır.




Peki o halde okur buluşmaları düşünüyor musunuz?

Bunu arkadaşlarımızla paylaşıp bir karar vermememiz lazım. Belki önümüzdeki günlerde küçük bir toplantı düzenleriz. Dökülür içimizdeki kurtlar. Ama ilan etmediğimiz, resmiyeti olmayan bir sürü buluşmamız oluyor.


Dergiyi hazırlarken en çok neler size iyi ki bu işi yapıyoruz dedirtiyor?

Cesur'un ya da İskender'in tatlı alıp gelmesi, kesinlikle bu! Özet olarak yaptığımız iş aslında sesini duyuramayan kalabalıkların derdini bir sandalye üzerine çıkıp megafonla herkese anlatmaya çalışmak. Dergi, nerede masum varsa, onların o mazlumiyetlerini paylaşanların toplandığı bir yer. Ümmet birliğinin hayal olmadığını iddia edenlerin bu iddialarını anlattığı yer. Bunları bizimle paylaşanları gördükçe, hamdolsun hâlâ varız diyerek mutlu oluyoruz, umudumuzu tazeliyoruz.

(Buradaki Cesur ve İskender sitemizin güzide yazarlarından Cesur Küçük ve İskender Gümüş oluyor. y.ö.)


Gerçek Hayat'ta kimler var neler yapıyorlar?

Suavi Kemal Bey'den başlayayım. Şairimiz, kitap kurdumuz, yüksek sesle gülenimiz. Çok çeşitli konudaki birikimi ile acayip dosyalar hazırlayan kültür sayfalarımızın editörü.

Ümmühan Hanım, ablamız, köşem sultanımız, en çok telefonla konuşanımız, bir olay içerisindeki duyguyu çok komik ya da çok duygusal anlatabilecek kadar usta kalemi ile Korsan Hayat'ın editörü. Gülcan Hanım, gazetecimiz, en sessizimiz, bilhassa hanımlarla en iyi örgütlenenimiz, bir derdi olduğunu en ciddi anlatan manzara sayfalarımızın editörü.

Bu abi ve ablalar yayın kurulumuz. Dışındakilerin hepsi de canımız ciğerimiz!


www.dunyabizim.com'u nasıl buluyorsun. Bu soru benim klasik sorum oldu kimle konussam soruyorum.

İşlerinizde hayır ve kolaylıklar diliyorum. Allah ortaya koyduğunuz emeğ zayii etmesin.


Gönlündeki Gerçek Hayat kaç satıyordur?

Tiraj tek başına çok mühim değil. Bugün en çok satan iki gazete olan 700 binlik Posta ve Zaman'ın genelkurmaya açıklama yaptırtacak bir tek manşeti yoktur. Fakat 50 binlik Taraf, silahlı kuvvetlerin randevularını alt üst ediyor bir manşeti ile. Süreli yayınların tirajı ile beraber etki alanı çok mühim. Gerçek Hayat şu anda 15 bin tiraja oturmuş durumda. Hedefimiz tirajı artırmaktan çok etkinliği artırmaktır.


Yeni bir dergi yapacak olsan nelere düşmek istemezdin?

Her hafta yeni bir dergi yapıyorum ve geçen hafta yaptığım hataları bu hafta yapmayayım diye çekiyorum besmeleyi.


Yeni yazarlardan da bahsedelim istersen. Kimler katıldı dergiye? Bu katılımlar devam edecek mi?

En son Yusuf Kaplan ve şair Ali Ayçil katıldı aramıza. Bu yakınlarda yeni bir isim daha katılması gündemde değil. İbrahim Paşalı, İsmail Kılıçarslan yazıya o kadar ara veriyorlar ki yazdıklarında ama her defasında, yeni bir yazar aramıza katılmış gibi hissediyoruz. Bu heyecan şimdilik bize iyi geliyor.


Gerçek Hayat'ta önemli söyleşilerde, haberlerde adını sıkça gördük. Bunlar daha çok kültürel haber ve söyleşilerdi. Sanırım gündemi takip eden işler yapmanın yanında edebiyatla, sanatla, kültürle de bağını sıkı kurmuşsun…

Edebiyat olmadan hayat pek yavan olur. Yazar olarak ya da okur olarak fark etmez, bir ucundan tutmak lazım. Edebiyat dünyasından iyi dostlarımız, ağabeylerimiz ve ustalarımız var. Gündemi yorumlayabilmek için edebiyatın verdiği zihin açıklığı ve ifade gücünden faydalanıyorsak bir adım öndeyiz. Zaten bizim tarihimiz edip gazetecilerle doludur.


Son olarak şahsi yazı serüveninden de bahsedelim. Hikâye yazdığını biliyorum…

Hikâye yazıyorum evet. Hikâyelerim hakkında bir şey söyleyebilecek durumda değilim, ama çalışıyorum. Bir motora bir de iki kelimeli cümlelere hayranım diyerek el sallayayım.


(dunyabizim.com)
 
R

rukiye

Guest
Ynt: Nasıl Bir Dergi Bu Gerçek Hayat..?

Süper bir dergi bu güzellik yıllarca sürer inşallah.
 
Ynt: Nasıl Bir Dergi Bu Gerçek Hayat..?

Birkaç sene evvel rastlamıştım ve içeriğiyle dopdolu bir dergi...

Tavsiye edilebilir... :)
 
Üst