Mesnevi ve çelişkiler yada yanlış anlamalar

  • Konbuyu başlatan fenomen
  • Başlangıç tarihi
F

fenomen

Guest
selamlar.Arkadaşlar epeyden beridir tasavvufla ilgili eserleri ve önderlerini araştırıyorum.Ama bazen aklımın almadığı,kafamın basmadığı öyle ifadelerle karşılaşıyorum ki nasıl olrda böyle ifadeler olabilir bu tür eserlerde demekden kendimi alamıyorum.Konuştuklarımdan bazıları bu tür konular tasavvuf önderlerinin karalanması,ard niyet,bilinçli düşmanlık gibi ifadelerde bulundular.Peki gerçekten bu tür eserlerdeki ifadeler yanlış tercüme diyerek veya ard niyetli diyerek geçiştirilebilir mi.ben buraya mesneviden kısa alıntılarla konuyu açmak istiyorum.Amacım bu eserlerdeki ifadelerin hangi anlamda ve ne amaçla yazıldıklarını hikmetlerini anlama uğraşısı ve çabası içerisindeyim.zira çelişkilerden uzak olan sadece kur-an dır diyor eleştiri/yorumlarınızı bekliyorum.

.......................Arkadaşlar ben bunu biyerden alıntılıyorum ama burdaki yazıların aynısı kültür bakanlığının bastırdığı mesnevidekilerin aynısıdır ve kendim oradan okudum.Buraya sırf uzun uzun yazmak istemediğim için alıntıladım.

Celaleddin Rumi, Mesnevinin Arapça dibacesinde kitabıyla ilgili aynen şunları söylüyor:
"Mesnevi-i Kerîm, salih elçiler (katipler) eliyle yazılmıştır. Ona temiz (mutahhar) olanlardan başkasının el sürmesine mani olurlar. Mesnevi Alemlerin Rabbinden indirilmelidir. Bâtıl onun önünden de, arkasından da yaklaşamaz. Allah onu korur ve gözetir... Mesnevinin başka lâkapları da vardır. O lâkapları Allahu Teala vermiştir. Fakat bu azıyla yetiniyoruz." (Mesnevi, 14).

Mesnevi sarihlerinden Tahirul Mevlevi, Şeyhi Celaleddin'in bu sözlerinin Vakıa suresi 78 (v.d) ayetleriyle, Abese 12-15. ayetlerine nazîre olduğunu kabul eder. (Tahirul Mevlevi, I/36).

Tahirul Mevlevi, Mesnevi'yi Kur'an gibi Allah kelamı saymakta pirinden daha pişkindir: Mesnevi için "onun önünden de arkasından da bâtıl yaklaşamaz" ifadesini, Fussilet-42. ayetiyle bağdaştırır. (Mevlevi, 38). Mevlevi devamla şöyle der;

"Cânib-i ilahî'den vahy-i münzel olan Kur'an-ı Kerim nasıl avn-i Samedanî'de ise, onun evvelinden de, sonundan da bâtıl zuhuruna imkan ve ihtimal yoksa Mesnevi de öyledir. İlham-ı Rabbani eseridir. Kendisinden sapıklık zuhuruna imkan yoktur. Hatta iptali ve tahrifi de kabü değildir." (Mevlevi, 38). Demek ki, Mesnevi'deki bütün sapık hikayeler, örneğin (okuyuculardan özür dileyerek, mecburen atıfta bulunmak zorunda olduğumuz) kabak hikayesi (Mesnevî, 5/111-119) ve bizim aynen iktibas etmeye haya ettiğimiz, homoseksüel ilişkilerin tasvirine ilişkin terbiye dışı, ateist bir insanın bile yazmaktan ar edeceği sözler de -haşa- Allah tarafından nazil olmuştur Celaleddin'e..
 

[TB] Benzer konular

Üst