Mü'min'in Niyeti...

  • Konbuyu başlatan Edeb
  • Başlangıç tarihi
E

Edeb

Guest
....
Nice küçük ameller vardır ki, niyetler onları büyütür. Nice büyük görünen
ameller vardır ki, niyetler onları küçültür. Niyet halis olmadıktan sonra
yapılacak en büyük amellerin bile zerre kadar değeri yoktur.

Yüce Mevla’nın kendisine hem ilim, hem mal, hem de salih amel nasip ettiği
sayısız insan bulunmaktadır. Bu kişiler Allah’ın rızasına uygun olarak
helalinden kazanmayı ve kazançlarını meşru yerlerde harcamayı prensip
edinmişlerdir. Bazı kişiler de var ki, Allah onlara ne ilim, ne de servet
vermiştir. Ancak o kişiler, “keşke benim de ilmim ve malım olsaydı da, ben
de Allah‘ın ilim ve servet verdiği kişiler gibi yaşasaydım” derler. İşte
bunların her ikisi de Allah katındaki mükafatta beraberdir.
Yüce Allah, kullarından bir kısmına da mal vermiş, fakat ilim vermemiştir.
Bu kişiler cahilce hareket edip, mal biriktirme konusunda helal ve harama
pek aldırış etmezler. Bazıları da bunlara özenerek, “eğer ben de böyle
servet sahibi olsaydım, bu adam gibi har vurur harman savururdum” şeklinde
düşünmektedirler. İşte bu durumda onların her ikisi de günahta beraberdir.
Hz. Peygamber s.a.v Efendimiz buyuruyor ki: “Müminin niyeti amelinden
hayırlıdır.” (Taberani)
“Şüphesiz ki Allah, kulunu niyetine göre cezalandırır veya mükafatlandırır.”
(Nesai, Enes b. Malik, Ahmed b. Hanbel)

İşler Niyete Göredir
İnsanın yapmış olduğu amellerin Allah katında kabul veya reddedilmesinde
kişinin niyeti büyük önem arzeder. Amelin iyi veya kötü sonuç vermesi de
niyete bağlıdır. Niyet iyi ise sonuç mutluluk ve kurtuluş, kötü ise hüsran
ve pişmanlıktır.
Bu husus, Sevgili Peygamberimiz s.a.v.’in şu hadislerinde ne güzel dile
getirilmiştir:
“Ameller niyet iledir ve herkes için sadece niyet ettiği şey vardır. Kişinin
niyeti Allah ve Rasulü yolunda hicret etmekse, hicreti gerçekten Allah ve
Rasulü’nedir. Şayet hicret etmekteki maksadı dünyalık bir iş içinse onun da
hicreti niyet ettiği şeyedir.” (Buhari, Müslim, Ebu Davud, Tirmizi)
Yüce Mevlamız, ahireti bırakıp yalnızca dünyaya yönelme niyet ve arzusu
içinde olan kişilerin, aslında ne kadar aciz ve muhtaç olduklarını
kendilerine hatırlatır ve en çok istedikleri şeylerden daha bu dünyada iken
onları mahrum bırakabilir. Bunun yanında dünya ve ahiretini dengeleyen ve
devamlı Allah rızasına uygun yaşamaya çalışan kişilerin de kalbine
cömertlik, zenginlik yerleştirir ve korktukları şeylerden muhafaza eder.

Allah Niyete Göre Yardım Eder
İnsan bir şey yapmadan önce nasıl niyet edileceğini öğrenmelidir. Zira
niyetsiz yapılan ameller hiçbir kıymet ifade etmez. Bunun içindir ki Hz.
Peygamber s.a.v.: “Niyeti olmayan kişinin ameli de olmaz” (Beyhaki)
buyurmuşlardır. Yani yapılan işin kıymeti niyete bağlıdır.
Buradan çıkan bir sonuç da şudur: Allah’a kulluk ve insanlara iyilikle
meşgul olmalı, gücümüzün yetmediği, imkan bulamadığımız zamanlarda ise
bunları ileride yapmaya niyet etmeliyiz. Çünkü Hz. Peygamber s.a.v.
Efendimiz bizlere, insanların niyetleri üzere haşrolunacağını (Buhari,
Müslim) haber veriyor. Dolayısıyla kişi hayra niyet ettiği sürece devamlı
hayır işlemiş ve niyeti sayesinde her saatini ibadetle geçirmiş olur.
İnsanın işlediği amelin küçük veya büyük olması onun niyetine bağlıdır. Nice
küçük ameller vardır ki, niyetler onları büyütür. Nice büyük görünen ameller
vardır ki, niyetler onları küçültür. Niyet halis olmadıktan sonra yapılacak
en büyük amellerin bile zerre kadar değeri yoktur.
Bu hususun daha iyi anlaşılması için, Salim b. Abdullah’ın Ömer b.
Abdülaziz’e yazdığı mektupta geçen şu ifadeler bize yardımcı olacaktır:
“Bilmiş ol ki, Yüce Allah’ın kuluna yardımı, niyeti nisbetindedir. Kimin
niyeti tam olursa, Allah’ın ona yardımı da tam olur. Niyeti ne nisbette
bozulursa, Allah’ın yardımı da o nisbette azalır.”

O, Kalplerimizi Biliyor
İyi niyet sahibinin yardımcısı Allah’tır. Nefis insana ahiret hayatını bir
tarafa bırakmasını ve sadece dünya nimetlerine yönelmesini ne kadar telkin
ederse etsin, insan kalbindeki güzel niyet ve ulvi düşünceleri sayesinde
mutlaka doğru yola ulaşır.
İnsan bir işi yaparken niyetinin iyi mi kötü mü olduğunun, bize şah
damarımızdan daha yakın olan Yüce Allah tarafından bilindiğini ve yapılanın
kesinlikle karşılıksız kalmayacağını hiçbir zaman unutmamalıdır. Art niyetli
kişilerin durumlarını ortaya koymak ve ibret almak açısından Hz. Peygamber
s.a.v.’in şu hadisine kulak verelim:
“Bir kişi geri vermemek niyetiyle borç alsa veya bedelini ödememek niyetiyle
mal satın alsa ve bu durumda iken ölse, o kişi hain ve hırsızdır.” (Ahmed b.
Hanbel, Taberani)
Ayrıca iyi niyetli ve samimi kişiler devamlı Allah’ın himayesinde, kötü
niyetliler de yine Allah’ın takibindedir. Hz. Peygamber s.a.v. buyururlar
ki:
“Bir kişi geri ödemek niyet ve arzusuyla bir başkasından borç para veya mal
satın alsa ve borcunu ödemeye imkan bulamadan ölse, o kişinin borcunu
kıyamet günü Cenab-ı Allah öder. Geri ödememek niyetiyle borçlanan ve bu
haldeyken de ölen kişiye kıyamet günü, ‘kulumun hakkını almayacağımı mı
zannettin?’ diye nida edildikten sonra, bu kişinin borcuna karşılık olarak
sevaplarından alınır ve borçlu olduğu kişiye verilir. Şayet sevabı yoksa,
borçlu olduğu kişinin günahlarından alınarak bu kişinin üzerine yazılır.”
(İbnu Mace, Ahmed b. Hanbel)
Bir gün Hz. Peygamber s.a.v.: “İki müslüman kılıçları ile karşılaştıkları
vakit, ölen de öldüren de cehennemdedir.” buyurdu. “Ölenin suçu nedir?” diye
sorulması üzerine: “Zira o da onu öldürmek istemişti.” (Buhari, Müslim)
buyurarak, niyetin yol açtığı sona dikkat çekmişti.

Yatağında Can Veren Şehitler
Bir ağaç gölgesinde biraz konaklayıp, yoluna devam etmek kadar kısa olan
dünya hayatında sevap kazanmak ve Yüce Mevlamız’ın rızasına nail olmak,
aslında çok kolay. Hz. Peygamber s.a.v.’in hadisleri, bunun nasıl olacağını
bize açıklıyor:
“Bir kimse, biraz uyuduktan sonra kalkıp namaz kılma niyet ve arzusuyla gece
yatağına yatıp uyusa ve sabah oluncaya kadar uyanamasa, Allah ona yapmaya
niyet ettiği şeyin sevabını verir.” (Ebu Davud, Nesai, İbnu Mace)
“Şehit olmak niyet ve arzusuna sahip bir kimse, yatağında da ölse şehit
olarak ölmüş olur. Ümmetimin şehitlerinin çoğu, başı yastıkta ölenlerdir.
Savaş alanında nice öldürülenler vardır ki, onların niyetini ancak Allah
bilir.” (Ahmed b. Hanbel)
Görüldüğü gibi, kişinin niyeti amelinden önde gelmektedir. Öyleyse
yaptığımız her şeyde önce Allah’ın hoşnutluğu aramalı, daha sonra iyi
niyetimizle irademizi birleştirerek hayatımızı Allah’a hasretmeliyiz.
Büyük veli Hasan Basri k.s.’nin şu hikmet incisi sözü kulağımızda küpe
olmalı:
“Cennet ehlinin ebedi cennette, cehennem halkının da ebedi cehennemde
kalmaları niyetleri sebebiyledir. Çünkü niyetleri inançlarında ebedidir.”
sözü, niyetin önemini açıkça ortaya koymaktadır.
Hz. Ömer r.a. meseleyi ne güzel özetliyor: ”Amellerin efdali, Allah’ın
farzlarını eda edip haramlarından kaçınmak ve sadık niyettir."
Dr. Hüseyin Erçelik
 
[TB] Benzer konular Forum Tarih
H Binbir Damla 0 1K

[TB] Benzer konular

Üst