Kur'an Mucizesi …….Rahle-i Edeb…….

...Tefekkür...

Hüznüm yüreðime dokunan dûamýn sûkûtudur...
KUR’AN MUCİZESİ
……Rahle-i Edeb……


Şirkin Karanlığından Tevhidin Aydınlığına

Kur’an, Değişmeden Bugüne Ulaşan Tek İlahi Kitap
Kur’an-ı Kerim, Hz Peygamber’e vahiy yolu ile gelmiş ve tevatürle bize nakledilmiş ilahi bir hitaptır O, iner inmez yazılmış ve ezberlenmiş ve hiç bir değişikliğe uğramadan aynısı ile günümüze kadar gelmiştir

Kur’an’ın en büyük özelliği; lafzı, manası, üslubu vb bütün yönleri ile Allah kelamı oluşudur O, ebedi bir mucizedir Hiç bir beşer sözü ona benzemez Ve onunla mukayese edilemez O, sözlerin en güzeli, manaların en yücesidir Allah (cc), onun yüceliğini Zümer suresi 23 ayette açıkça beyan buyurmuştur:

“Allah, sözün en güzelini; ayetleri, (güzellikte) birbirine benzeyen ve (hükümleri, öğütleri, kıssaları) tekrarlanan bir kitap olarak indirmiştir Rablerinden korkanların ondan derileri (tüyleri) ürperir Sonra derileri de kalpleri de Allah’ın zikrine karşı yumuşar İşte bu Kur’an, Allah’ın hidayet rehberidir Onunla dilediğini doğru yola iletir Allah kimi saptırırsa artık onun için hiçbir yol gösterici yoktur”

Kur’an-ı Kerim’in diğer bir özelliği ise, lafzı ile ibadet yapılmasıdır İbn-i Mes’ud (ra)’dan rivayet edildiğine göre, Rasulullah (sav) şöyle buyurmuştur: “Kim Kur’an–ı Kerim’den bir harf okursa, onun için bir iyilik sevabı vardır Her bir iyiliğin karşılığı da on sevaptır Ben, ‘elif lam mim’ bir harftir demiyorum; bilakis ‘elif’ bir harftir, ‘lam’ bir harftir, ‘mim’ de bir harftir”(Tirmizi, Fezailü’l-Kur’an 16)

Yine Abdullah b Amr b el-As (ranhüma)’dan rivayet edildiğine göre, Nebi (sav) şöyle buyurmuştur: “Her zaman Kur’an okuyan kimseye şöyle denecektir: Oku ve yüksel, dünyada tertil ile okuduğun gibi burada da tertil ile oku Şüphesiz senin merteben, okuduğun ayetin son noktasındadır”(Ebu Davud, Vitr 20)
Kur’an, lafzı ve manası ile bir bütündür Onun lafzı Arapça’dır Arapça’nın dışında başka bir dille okunması Kur’an’ın aslı değildir Allah Teala, Yusuf suresi ayet 3’te; “Biz onu anlayasınız diye Arapça Kur’an olarak indirdik” buyurmaktadır

Kur’an, cihanşümul olup bütün insanlığa hitap eder O, yalnız bir millete ve yalnız bir devre ait değildir Onun hükmü zaman ve mekanla kayıtlı değildir Onun her yerde ve her devirde hükmü geçerli ve muhatabı bütün insanlardır Ona hiç bir kimse dokunamayacak, onun hükmünü hiç kimse değiştiremeyecektir Nitekim yüce Allah, Kur’an’da şöyle buyurmaktadır:

“O Kur’an’ı biz indirdik ve onun koruyucusu da elbette biziz” (1)
Zaman ve dünya ihtiyarladıkça o gençliğini devamlı muhafaza etmektedir Bütün ilimler Kur’an-ı Kerim’in ilmine kavuşabilmek için devamlı çalışma içerisindedir Bu hususu idrak eden bazı batılı ilim adamları, ömürlerinin sonunda da olsa, Kur’an-ı Kerim’deki ilim ve mucizeler karşısında ona boyun eğmekten başka çare bulamamışlardır

Kur’an-ı Kerim, Peygamberimiz’in en büyük mucizesidir Bu özelliği dolayısıyladır ki, cahil ve inatçı kavimlerin içinde bulundukları karanlıkları aydınlatarak ve onları cahili inatlarından döndürerek medeni bir millet haline getirmiştir Günümüzde basit alışkanlıklarını bile terk edemeyen, Kur’an’dan habersiz insanların halini İslam’ın geldiği yıllardaki Arapların işlemekte olduğu cahiliye adetleri ile kıyasladığımızda Kur’an’ın etkisi ve mucize oluşu daha kolay anlaşılacaktır İşte böyle bir cahiliye devrinde Kur’an-ı Kerim bir hidayet rehberi olarak insanlığın imdadına yetişmiş, her çeşit şirkin, zulüm, işkence ve cinayetin insanlık dışı bir düşünce ve davranış olduğuna insanları ikna ederek bunları kesinlikle yasaklamıştır Sapık düşünce, batıl inanç ve hurafelerle mücadele ederek karanlığı aydınlığa, cehaleti ilme, anarşiyi gerçek düzene, ümitsizliği ümide, haksızlığı adalete, esareti hürriyete ve düşmanlığı kardeşliğe çevirmiştir

Kur’an’ın bir benzerinin meydana getirilemeyeceği hususunda Yüce Allah; “Yahut onu kendisi uydurup söyledi diyorlar Hayır, onlar iman etmezler, eğer doğru iseler haydi onun gibi bir söz getirsinler” (2) buyurmaktadır

Kur’an’ın tamamı, insanları irşat için gönderilmiş olduğundan, 23 senelik bir zaman zarfında çeşitli olaylar üzerine tedricen, ayet ayet ve sureler şeklinde inerek tamamlanmıştır

Nüzul sebeplerine bir misal verecek olursak; bir gün Ubeyy b Halef elinde çürümüş kemikleri ufalayarak Hazret-i Peygamber’e geldi ve şöyle dedi:

- “Bu kemikler böyle çürüdükten sonra Allah bunları diriltir mi diyorsun?” Bunun üzerine Rasulullah da:

- “Evet, seni de diriltir, ateşe kor” dedi Ve şu ayet nazil oldu: “Kendi yaratılışını unutarak bize bir misal verdi De ki: Onları ilk defa yaratan diriltecek O, her yaratmayı bilir”(3)

Kur’an ayetlerinden, önce Cennet ve Cehennem’den söz eden kısa ayetler indi İnsanlar İslam’ı kavrayınca helal ve haramla ilgili ayetler nazil oldu Eğer, önce “İçki içmeyin!” vb anlamdaki ayetler nazil olsaydı insanlar, “Biz içkiyi asla bırakmayız” derlerdi(4)

Kur’an-ı Kerim, hiç bir kelimesi ve harfi değişmeden aslını muhafaza eden ve günümüze kadar gelen tek ilahi kitaptır Bunun tek önemli sebebi ise; Kur’an’ın nazil olduğu zaman yazılmış olmasıdır Nazil olan ayetleri Hz Peygamber (sav), hafızasında tutar ve derhal vahiy katiplerine yazdırırdı Bu ayetler etraftakilere bildirilir ve namazlarda okunurdu

Kur’an, insan hayatının bütününü kuşatan ve insanlara en doğru yolu gösteren ilahi bir rehberdir Getirmiş olduğu esaslarla insanları terbiye eder ve onları yüceltir Dünyada iyilik yapanlara müjde getirir Kötülük yapanlara ise korkunç akıbetlerini bildirir

Peygamberimiz (sav);

“İleride karanlık geceler gibi bir fitne olacaktır” buyurmuş;
“Ondan kurtuluş çaresi nedir ya Rasulallah?” diye sorulduğunda şöyle cevap vermiştir:

“Yüce Allah (cc)’nun Kitabı’nda sizden öncekilerin kıssası, sizden sonrakilerin haberi ve aranızdakilerin hükmü vardır O, şaka değil, hak ve batılı ayıran kesin bir sözdür Onu zorbalıkla terk edenin Allah (cc) belini kırar Onun dışında doğru yol arayanı Allah şaşırtır O, Allah’ın hikmet dolu bir zikri ve doğru yoludur Onunla reyler dağılmaz Alimler ona doymaz Muttakiler ondan usanmaz Onun ilmini bilen ileri gider Onunla söyleyen doğru söyler, onunla amel eden mükafat görür Onunla hüküm veren adalet eder, ona sımsıkı sarılan doğru yolu bulur”(5)

Kaynakça:
1 el-Hicr, 15/9
2 et-Tur, 52/33-34
3 Yasin, 36/78-79 Bkz Vahidi, Esbab-ı Nüzul, s 209 Ayrıca bkz Abdülfettah el-Kadi, Esbab-ı Nüzul, s 329
4 Sahih-i Buhari, c 6, s 185
5 Tirmizi, Sünen, c 2, s 149
 

[TB] Benzer konular

Üst