Kevni_kavseyn

  • Konbuyu başlatan Edeb
  • Başlangıç tarihi
E

Edeb

Guest
Savm u salatu zekat, günah kirin mahveder,
Darb-ı zikir olmasa gönül pası silinmez.
Sil gözünü dön andan bak göresin kendi özünü,
Hakikatin güneşi doğmuş durur dolanmaz.
“Kavseyn“e erişince varır gelir gemiler,
“Ev-edna“nın bahrına hergiz gemi salınmaz.
O deryaya dalmağa can terkin urmak gerek,
Canına kıymayınca o deryaya dalınmaz.
Bu suretin libasın ver gayriye Niyazi,
Ol bahre dalar isen şayet geri gelinmez.

Şeriatin sözleri hakikatsiz bilinmez,
Hakikatin sözleri tarikatsiz bulunmaz.
Şeriatin sözleri hakikatsiz bilinmez,
Hakikatin sözleri tarikatsiz bulunmaz.

“Şeriatin sözleri hakikatsiz bilinmez”, bu sebebten Cem makamı Hazret-il Cem de şeriat makamıdır. Hazreti Rasulüllah sallallahü aleyhi ve sellem:
Buyurdu ki: “Kim Fatiha'yı okumadan bir rek'at namaz kılarsa, imamın arkasında bulunmadığı takdirde, namaz kılmış sayılmaz.” [1] bu hadis doğrudur. İmam-ı Azam hazretleri hakikata aşina olduğundan: “İmam ve cemaatin vücudları Cem makamı üzere tek bir vücuddur” demişlerdir. Hakk’ın vücudundan başka vücud var mı, yoktur. İşte imamın okuması, cemaatın okumasıdır. Bu sebepten imam okur, cemaat sükut eder. Şimdi İmam-ı Azam Ebu Hanife bu hakikatı bilmeseydi şeriati anlar mıydı, anlamazdı.
İmam-ı Şafii, İmam-ı Azam’ın sözleri doğrudur, fakat Hazret-ül cem makamı üzere cemaatin dahi okuması lazım gelir, çünkü bu makamda Hakk batın, halk zahir olduğundan dolayı Şafii imamları Fatiha’yı okuduktan sonra bir süre sükut ederler, bu sırada cemaat da okur, sonra zammı sure okunur ve rükua varılır.
“Hakikatin sözleri tarikatsiz bulunmaz”
İlim üç kısımdır: “İlm’el-yakin”, “Ayn’el-yakin”, “Hakk’al-yakin” dir.
“İlm’el-yakin”: Avamın ve zahir ehlinin ilmidir. İşte halkın vücudu Hakk’ın vücuduna delildir. Çünkü sani’ sanatından bilinir. Deve tezeğinden, adam izinden bulunur, yani bir adam izi görürsün, o izden gider, gider, sonunda aradığın adamı bulursun. Halbuki Cenab-ı Hakk gaip değil ki, delil ile bilesin ve bulasın. İşte bu avama, yani halka göre güzeldir.
“Ayn’el-yakin”: Bu halk Hakk’ın mazharıdır, müstakil vücudları yoktur. Bu görüş, söyleyiş Hakk’ındır der, fakat vücudu bir türlü Hakk’a veremez, vücudunu kıymetli tutar, bu vücud Hakk’ın sıfatlarına mazhardır der. İşte bu da tarikat ehlinin ilimidir. Şimdi aynel-yakine nisbetle ilmel-yakin güzel mi? Hayır değildir.
“Hakk’al-yakin”: Bu hakikat ehlinin ilmidir. Vücud Hakk’ın vücududur, Hakk’ın vücudundan başka vücud yoktur. “La mevcude illa Hu” buna delildir. Şimdi buna nisbetle ilm’el-yakin ve ayn’el-yakin güzel mi? Hayır değildir. Bir salik aynel-yakine varmadan Hakk’al-yakine varır mı, yani tarikat ehlinin ilmini görmeden (bilmeden, öğrenmeden, zevk etmeden) Hakk ehli ilmini bilir mi, bilmez. İşte bu suretle “Hakikatin sözleri tarikatsiz bilinmez” denilmesi Aynel-yakine varmadan Hakk’al-yakine varılamaz demektir.

Savm u salatu zekat, günah kirin mahveder,
Darb-ı zikir olmasa gönül pası silinmez.
Oruç, namaz ve zekat, günah kirin mahveder,
Zikrin darbeleri olmasa gönül pası silinmez.

Rasulüllah sallallahü aleyhi ve sellem buyurdu ki;
“Kişi farz namaz için Allah'a yönelince kalbiyle, kulağıyla ve gözüyle yönelir. Bu şekilde namaza durur ve bu şekilde namazı bitirir ise, namazdan çıkarken anasından yeni doğmuş gibi olur” [2]
Niyazi-i Mısri kaddese’llahü sırrahu’l aziz buyurdu ki:
“… şeri hayat ve erkanı doğru olmazsa demektir. Alameti odur ki sen namazı doğru kıldıkça namaz da seni doğrultur. Günden güne zühdi ve salahı ziyade ider. Hatta namaz dışında bile men eder. Sahibinin kalbine doğru namaz Allah Teala korkusunu düşürür.” [3]

Sil gözünü dön andan bak göresin kendi özünü,
Hakikatin güneşi doğmuş durur dolanmaz.
Sil gözünü dön andan bak göresin kendi özünü,
Hakikatin güneşi doğmuş durur dolanmaz.
Evet, Zat-ı Hak doğmuş dolanmaz, fakat gözünü silmediğin için göremezsin. Bir kere gözünü sil de andan sonra bak, işte o zaman görürsün.

“Kavseyn“e erişince varır gelir gemiler,
“Ev-edna“nın bahrına hergiz gemi salınmaz.
“Kavseyn“e erişince varır gelir gemiler,
“Ev-edna“nın denizine hiçbir zaman gemi salınmaz.

Beyitte geçen “Kavseyn“ den murad tevhidde “Cem-ül cem” makamıdır. Oraya kadar isneyniyet, yani ikilik var. “Ev-edna“ ise “Ahadiyyet” makamıdır.

O deryaya dalmağa can terkin urmak gerek,
Canına kıymayınca o deryaya dalınmaz.
O deryaya dalmağa canı terketmek gerek,
Canına kıymayınca o deryaya dalınmaz.

Vahdet deryasına canı terk etmeden ve cana kıymadan oraya gemi salınmaz ve o deryaya dalınmaz.

Bu suretin libasın ver gayriye Niyazi,
Ol bahre dalar isen şayet geri gelinmez.
Niyazi bu suretin elbisesini ver başkasına,
O deryaya dalar isen şayet geri gelinmez.

Ey Niyazi, şayet o deryaya dalarsan bu suret giysilerini terk et.



TAHMİS-İ AZBÃŽ

Esrar sözü cahile kamil gibi dinlemez
Hakikatin aslına masivadan ayrılmaz
Marifetin hak yüzü tarikatsiz görünmez
Şeriatin sözleri hakikatsiz bilinmez,
Hakikatin sözleri tarikatsiz bulunmaz.
Oku gönül dersini ola veli muteber
Uyma sakın aklına gelmeye ruhuna hatar [4]
“Nahnü kasemna”[5] dır aldın ise Hakk haberi
Savm u salatu zekat, günah kirin mahveder,
Darb-ı zikir olmasa gönül pası silinmez.
Mürşide bel bağlayan izledi Hakk’tan izi
Tuttu cihan yüzünü zahir gönül yıldızı
Bendesiyim veche var kim ki anlar bu sözü
Sil gözünü dön ondan bak göresin kendi özünü,
Hakikatin güneşi doğmuş durur dolanmaz.
Gözle muvafık heva gamda kalır kimiler
Menzili cehd eyle gitse bulur kimiler
Zahir icadı halas niyete bulur kimiler
“Kavseyn“e erişince varır gelir gemiler,
“Ev-edna“nın bahrına hergiz gemi salınmaz.
Sermayesi salikin sa’ ile bin emektir
Ona kitab-ı kadim ıbretle felektir
Sensin seni götüren sanmaki ol semektir[6]
O deryaya dalmağa can terkin urmak gerek,
Canına kıymayınca o deryaya dalınmaz.
Aşıka dilber ne gam eylese ger bu nazı
Nakş-ı hayal eyleyen dilde görür hicazı
Hakikatin piridir Azbi edem mecazi
Bu suretin libasın ver gayriye Niyazi,
Ol bahre dalar isen şayet geri gelinmez.

[1]Muvatta, Salat 38, (1, 84); Tirmizi, Salat 283, (313).
[2] Makasıd-ı Hasene’de aslının olmadığı belirtilmesine rağmen İbn. Hacer. Buhari şerhinde değişik lafızlarla Halebi’nin Ümmü Selemeden rivayet ettiğini belirtir. Ayrıca İbn. Hanberin de rivayet ettiği söylenir. Acluni müttefekun aleyh olduğunu söylerken. Sağani’nin de rüyasında Hz. Rasulüllah sallallahü aleyhi ve selleme sıhhatini doğrulattığını söyler, bkz. Acluni. I/87
[3] (ÇEÇEN, 2006), s.54; (MISRÃŽ, 1223), s. 16a
[4] Hatar: Tehlike. Uçurum, Emniyetsizlik. Korku.
[5]نَحْنُ قَسَمْنَا “Biz taksim ettik.” (Zuhruf, 32)
[6] Semek: Balık.
 
Üst