KÖTÜLÜŞÜ ÖRGÜTLEYİP DÜZENLEYENLER

  • Konbuyu başlatan Altuğ Öztürk
  • Başlangıç tarihi
A

Altuð Öztürk

Guest
Yeryüzünde yaşayan genç yaşlı, kadın erkek milyonlarca insanın pek çok farklı özelliklerine rağmen ortak bazı yönleri vardır. Bunlardan biri kötülük yapma hissidir. Genelde bütün insanlarda bu his vardır. Ancak bazı insanlar, ihtiyaç duyduğunda içlerindeki bu isteği harekete geçirebilir. Genellikle çevresinden tepki almaktan çekinen bu insanlar akıllarındaki kötülükleri ortaya koymaktan kaçınır ve gizli olarak yaparlar.

Peki, milyonlarca insan bu ortak dili nereden öğrenmiştir? İnsanları kötülük yapmaya sürükleyen, teşvik eden sebep nedir? Sorunun cevabı; amacı bu ortak dili tüm dünyaya yayarak kendi gibi zalim ve acımasız toplumlar oluşturmak olan şeytandır. Şeytan insanların zarar görmesi için elinden geleni yapmış ve kıyamete kadar da yapacağına yemin etmiştir. Bu gerçek Kuran’da şöyle geçer:

Dedi ki: "Madem öyle, beni azdırdığından dolayı onlar(ı insanları saptırmak) için mutlaka Senin dosdoğru yolunda (pusu kurup) oturacağım. Sonra muhakkak önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından sokulacağım. Onların çoğunu şükredici bulmayacaksın." (Araf Suresi, 16–17)

"(Yine de) Ben nefsimi temize çıkaramam. Çünkü gerçekten nefis, -Rabbimin kendisini esirgediği dışında- var gücüyle kötülüğü emredendir..." (Yusuf Suresi, 53) ayetinden de anlaşıldığı gibi, şeytan ve nefis insana var gücüyle kötülüğü emreder.

Şeytanın tuzağına düşen kimi insanlar dünyada sahip olmak istedikleri her şeyi şeytanın yöntemiyle elde edeceklerini düşünürler. Kuran ahlakından uzak yaşayan insanlar şeytanın yolundan gider ve nefislerinin arzu ettiği şeyleri yapmak için sınır tanımazlar. Vicdanlarının sesini bastırıp çıkarları doğrultusunda hareket ederler. Bu tip insanlarla hayatımızda sıkça karşılaşırız.
‘Görmedin mi, biz gerçekten şeytanları, kafirlerin üzerine gönderdik, onları tahrik edip kışkırtıyorlar.’ (Meryem Suresi / 83)

Şimdi şeytanın emrine giren, kötülüğü örgütleyip düzenleyen insanlardan bahsedelim. Müminlerin arasında yaşayan ve mümin taklidi yapan münafıklar, gerçekte iman etmedikleri halde iman etmiş gibi gözüküp müminlerin arasında çıkar elde etmeye çalışırlar. Ancak isteklerine ulaşamadıkları noktada müminlerin arasından ayrılıp onlara zarar vermek için örgütlenirler ve aralarındaki birliği bozmaya çalışırlar. Şeytanı dost edinen bu insanlar son derece bencil, nankör ve güvenilmezdir. İyiliğe engel olup kötülük yapmak için yarışırlar. Amaçları müminlere zarar vermektir ve bunun için iftira atmaktan dahi kaçınmazlar.

İnsanlardan öyleleri vardır ki: 'Biz Allah'a ve ahiret gününe iman ettik' derler; oysa inanmış değillerdir. (Sözde) Allah'ı ve iman edenleri aldatırlar. Oysa onlar, yalnızca kendilerini aldatıyorlar ve şuurunda değiller. Kalplerinde hastalık vardır. Allah da hastalıklarını arttırmıştır. Yalan söylemekte olduklarından dolayı, onlar için acı bir azap vardır. (Bakara Suresi, 8–10)

Şeytani planlar yapan bu insanlar genelde geceleyin örgütlenirler. Gizlilikle yürüttükleri planlarla müminlere zarar vermeye çalışırlar. Ancak Allah her zaman müminlerin yanındadır ve kötülükleri tasarlayıp kuranlar için acı bir azabı müjdelemektedir.

Onlar, insanlardan gizlerler de Allah'tan gizlemezler. Oysa O, kendileri, sözden (plan olarak) hoşnut olmayacağı şeyi 'geceleri düzenleyip kurarlarken,' onlarla beraberdir. Allah, yaptıklarını kuşatandır.(Nisa Suresi,108)

Kuran’da münafık karakterine örnek gösterilen Samiri, Hz. Musa’nın kavminde yer almasına rağmen Musa’nın yokluğunda kavmi şaşırtıp doğru yoldan saptırmak için elinden geleni yapmıştır.
Dediler ki: "Biz sana verdiğimiz sözden kendiliğimizden dönmedik, ancak o kavmin (Mısır halkının) süs eşyalarından birtakım yükler yüklenmiştik, onları (ateşe) attık, böylece Samiri de attı."
Böylece onlara böğüren bir buzağı heykeli döküp çıkardı, "İşte, sizin ve ilahınız, Musa'nın ilahı budur; fakat (Musa) unuttu" dediler. (Taha Suresi, 87 -88)

Kötülüğü örgütleyip planlayanlar geçmişte de vardı, bugün de varlığını devam ettiriyor.
Günümüzde dışarıdan bakıldığında oldukça insancıl ve iyi hizmetler verdiği düşünülen masonlar, gerçekte ‘dinsiz bir dünya’ oluşturma çabasındadır. Masonluğun temeli ‘hümanizm’ felsefesidir. Hümanist felsefe akımının öncüsü olan Julian Huxley :

‘‘Ben "hümanist" kelimesini kullanırken, insanın, aynı bir bitki ya da hayvan gibi, doğal bir varlık olduğunu kastediyorum. Yani insanın bedeni, zihni ve ruhu, doğa üstü bir güç tarafından yaratılmamış, aksine evrim süreci sonunda oluşmuştur. Dolayısıyla insan, herhangi bir doğa üstü gücün kontrolü ya da yol göstericiliğine değil, sadece kendi varlığına ve kendi gücüne inanmalıdır.’’ (Yüce Allah’ı tenzih ederiz.)
Sözleriyle masonluğun temelinin dinsizliğe dayandığını ispatlamaktadır. Masonlar gizli bir örgüttür ve kendi çıkarları doğrultusunda her şeyi yapabilecek zihniyettedirler.
'Gizli toplantıların fısıldaşmalarından' (kulis) men' edilip sonra men' edildikleri şeye dönenleri; günah, düşmanlık ve Peygamber'e isyanı (aralarında) fısıldaşanları görmüyor musun? Onlar sana geldikleri zaman, seni Allah'ın selamladığı biçimde selamlıyorlar. Ve kendi kendilerine: "Söylediklerimiz dolayısıyla Allah bize azab etse ya." derler. Onlara cehennem yeter; oraya gireceklerdir. Artık o, ne kötü bir gidiş yeridir. (Mücadele Suresi,8)
Hz. Adem’den bugüne kadar faaliyetlerine devam eden şeytan, insanları kendisiyle birlikte cehennem ateşine sürüklemek için çabalarını kıyamete kadar devam ettirecektir. Ona uyanlar için ise Allah’ın büyük azabı mutlaka gerçekleşecektir.
‘Artık 'kötülüğü örgütleyip düzenleyenler', Allah'ın, kendilerini yerin dibine geçirmeyeceğinden veya şuuruna varamayacakları yerden azabın gelmeyeceğinden emin midirler?’ (Nahl Suresi,45)
 
Üst