HZ. İSMAİL (a.s)

|Ⓢєччαh|

MiM
Yönetici
Tema üyesi
HZ. İSMAİL (a.s)


Kur'an-ı Kerîm'de adı zikredilen peygamberlerden. Kendisine "Allah'ın kurbanı" anlamına "Zebihatullah" da denir. Hz. İbrahim'in Hacer'den olan büyük oğludur. Kur'an'da on iki yerde ismi zikredilmekte ve aynı zamanda kendisine vahiy indiği bildirilmektedir (el-Bakara, 2/136; Âlu İmran, 3/84; en-Nisa, 4/163). Hz. İsmail (a.s)'ın bir Resul ve Nebi olduğu, ümmetine Allah'ın emirlerinden olan namaz, zekât gibi emirleri bildirdiği anlatılmaktadır. Aynı şekilde Hz. İbrahim ve Hz. İshak ile birlikte Hz. Ya'kub (a.s)'ın ecdadından birisi olduğu (el-Bakara, 2/133) ve İsmail (a.s)'ın babası İbrahim (a.s) ile birlikte Kâbe'nin temelini yükselten ve O'nun temizliğinden sorumlu kimseler olarak anlatıldığı görülmektedir (el-Bakara, 2/125 ve 127).

Hz. İsmail Mekke'ye yerleşen Cürhümîlerin çocukları ile büyümüş ve onlardan ok atıcılığını öğrenmiştir. Eslem kâbilesinden bir grup, yarış için ok atışırken, Hz. Peygamber (s.a.s) onlara şöyle demiştir: "Ey İsmail oğulları! Ok atınız, sizin atanız da mahir bir ok atıcı idi" (Buhâri, Enbiyâ, 12). Hz. İsmail iyi bir atıcı ve avcıydı. Mekke'nin harem bölgesinin dışına çıkarak avlanır ve avlanmayı, ata binmeyi, yabani atları ehlileştirip binmeyi çok severdi. Peygamber (s.a.s) "At edininiz! Onu miras olarak alın ve miras olarak bırakınız! Çünkü bu size babanız İsmail'in mirasıdır" (Ebu'l-Fidâ, el-Bidâye ve'n-Nihâye, I, 192) buyurmuştur. Hz. İsmail Arap dilini çok güzel konuşan fasih bir insandı.

Hz. İbrahim Allah Teâlâ'nın emriyle hanımı Hâcer ve oğlu İsmail'i Filistin'den alıp Hicaz'a götürdü. Hz. İsmail henüz sütte idi. Kâbe'nin daha sonra inşa edildiği yere yakın bir yerde büyük bir ağacın yanına bıraktı. Yanlarına bir dağarcık hurma ve biraz su koydu. O zamanlar henüz Mekke şehri kurulmamıştı, her taraf ıssızdı. Hatta su da yoktu.

Hz. İbrahim dönüp giderken Hacer, "Ey İbrahim, bizi bu ıssız ve kimsesiz vadide bırakıp da nereye gidiyorsun?" dedi. Hacer tekrar, "Ey İbrahim! Bizi burada bırakmanı sana Allah mı, emretti?" diye seslendi. Hz. İbrahim, "Evet Allah emretti" deyince, Hacer, "Öyleyse Allah bize yeter, bizi o korur" diyerek Allah'a tevekkül etti. İbrahim Seniye mevkiine gelince Kâbe'nin bulunduğu tarafa yönelerek şöyle dua etmiştir: "Ey Rabbimiz, ben zürriyetimden bir kısmını senin mukaddes olan evinin yanında ekin bitmez bir vadiye yerleştirdim. Şunun için ki, Rabbimiz (orada) namaz (ların)'ı dosdoğru kılsınlar. Artık sen insanlardan bir kısmının gönüllerini onlara meylettir ve kendilerini bazı meyvelerle rızıklandır ki (verdiğin nimete) şükretsinler" (İbrahim, 14/37).

Aradan günler geçti. Yanlarındaki su ve hurma bitti. Etrafta kimseler yoktu, çocuk susuzluktan ağlıyordu.

Hacer su aramaya başladı. Safa tepesine çıktı, etrafa baktı kimseyi göremedi. İndi; koşarak Merve'ye geldi; etrafına bakındı, kimseyi görmedi. Bir yudum su bulmak için Safa ile Merve arasındaki bu gidiş gelişi yedi defa tekrar etti. Yedinci defa Merve'ye çıktığında şimdiki Zemzem kuyusunun bulunduğu yerde bir melek gördü. Ayağının ökçesiyle yeri eşiyordu. Oradan su çıkmıştı. Diğer bir rivayete göre çocuk ayağı ile (veya eli ile) kumları eşelemeye başlamış ve oradan bir su çıkmıştır. Hacer gelip kana kana içti, çocuğuna da içirdi.

Hz. Hacer su boşa akmasın diye gölet yapıp suyu muhafaza etmeye çalışıyor, bir yandan da avuçlarıyla kırbasını dolduruyordu. Hz. Peygamber (s.a.s) bunu şöyle anlatmıştır: "Allah İsmail'in annesi Hacer'e rahmet eylesin! Eğer o Zemzem'i kendi haline bıraksaydı da, soyu avuçlamasaydı, muhakkak ki Zemzem akar bir kaynak olurdu" (Buhârî, Enbiyâ, 9).
 

[TB] Benzer konular

|Ⓢєччαh|

MiM
Yönetici
Tema üyesi
Ynt: HZ. İSMAİL (a.s)

Hz. Hacer'in suyu bulmasından sonra Mekke vadisinden geçen Cürhümîlerden bir grup vadinin üstünde bir kuş gördüler. Bu kuşun su olan yerde uçtuğunu bilen Cürhümîler daha önce bu vadide bir su kaynağı yoktu. Acaba, yeni bir su kaynağı mı bulundu diye içlerinden birisini kontrol için gönderdiler. Suyu haber alınca, gelip su başına yerleşmek için Hz. Hacer'den izin istediler. Suda bir hak iddia etmemek şartıyla Hz. Hacer onlara izin verdi. Hz. İsmail fasih arapçayı bunlardan öğrendi, gençlik yaşına gelince Cürhümîler içlerinden bir kızla Hz. İsmail'i evlendirdiler. Bu evlilikten sonra Hz. Hacer vefat etti.

Hz. İbrahim oğlunun durumunu kontrol için Mekke'ye geldi. Hz. İsmail'in evine geldiğinde onu evde bulamadı. Hz. İsmail'in hanımı ile aralarında şu konuşma geçti:

"İsmail nerede?" diye sordu. Hz. İsmail'in hanımı;

"Rızık temin etmek için ava gitti" dedi.

"Geçiminiz nasıl?" diye sordu.

"Darlık içindeyiz, durumumuz kötü" diye cevapladı.

Hz. İbrahim; "Kocan geldiğinde selâm söyle, kapısının eşiğini değiştirsin" dedi ve gitti.

smail avdan dönünce hanımıyla aralarında şu konuşma geçti. İsmail (a.s):

"Evimize gelen oldu mu?"

"Evet, yaslı bir adam geldi, seni sordu, cevap verdim. Geçimimizi sordu "darlık içindeyiz" dedim".

Hz. İsmail, "sana bir şey tenbih etti mi?" dedi. Kadın, "Sana selâm söylememi istedi ve "kapının eşiğini değiştirsin" diye tenbih etti" dedi. İsmail (a.s) durumu anladı ve:

"O gelen ihtiyar babamdı. Senden ayrılmamı istiyor, artık evine dön dedi."

Böylece İsmail ilk eşinden boşandı. Bir müddet sonra Cürhümîlerden başka bir kızla evlendi.

İbrahim (a.s) Mekke'ye geldi. Yine İsmail (a.s) ava gitmişti. Hanımıyla aralarında yukarıdakine benzer şekilde bir konuşma geçti. Ancak kadın geçimlerinin ve kocasının iyi olduğunu söyledi. Daha sonra İbrahim: "Kocan geldiğinde ona selâm söyle, kapısının eşiğini güzel tutsun" dedi.

İsmail avdan gelince hanımı olanları anlattı. İsmail: "O babamdı. Sen de evimin eşiğisin. Seni hoş tutmamı emrediyor" (Buhârî, Enbiyâ, 9) dedi.
 

|Ⓢєччαh|

MiM
Yönetici
Tema üyesi
Ynt: HZ. İSMAİL (a.s)

Hz. İbrahim zaman zaman Şam'dan gelip oğlunu ve hanımı Hacer'i ziyaret ederdi. Bir defa rüyasında oğlu İsmail'i kurban ettiğini görmüştü. Rüya üç gece aynen tekerrür edince Hz. İbrahim durumunu oğluna açıp:

"Ey oğulcuğum, rüyamda seni kurban ettiğimi gördüm, buna ne dersin? dedi. Hz. İsmail; "Babacığım, emrolunduğun şeyi yap, inşallah beni sabredenlerden bulacaksın, diye cevap verdi" (es-Saffat, 37/102).

Hz. İbrahim ve İsmail'in bu teslimiyetini Allah mükafatlandırdı. İsmail'in yerine büyük bir kurbanlık verdi (es-Saffat, 37/107).

Ancak Yahudiler Hz. İbrahim (a.s)'ın kurban ettiği oğlunun Hz. İsmail değil Hz. İshak olduğunu iddia ederler (bk. Ali el-Muttekî el-Hindî, Kenzu'l Ummâl, XI, 490).

Bu konuda bazı zayıf rivayetler varsa da Yahudilerin bu iddialarının asıl sebebi kıskançlıklarıdır. Halife Hz. Ömer b. Abdülaziz müslüman olan bir Yahudi alimine "Hz. İbrahim'in hangi oğlunu kurban etmesi emrolundu?" diye sormuştu. Bu zat şöyle dedi: "Vallahi, Allah İsmail'in kesilmesini emretmişti. Bunu Yahudiler de bilirler. Ancak Yahudiler Arapları kıskanırlar. Babanız İsmail'in kurban edilmesi hakkındaki ilahi emre boyun eğişi ve sabrının Allah tarafından övülmesini çekemezler de bu fazileti kendi ataları olan İshak (a.s)'a vermek isterler" (Taberî, Tarih, I, 138,139).

Hz. İbrahim'in Mekke'ye yaptığı bir sefer sırasında Allah tarafından Kâbe'yi yapması emredilmişti. Oğlu İsmail ile birlikte Kâbe'yi yaptılar (el-Bakara, 2/127; el-Hacc, 22/26-27). İs mail (a.s) tas getiriyor, İbrahim (a.s) duvar örüyordu.

Babasının vefatından sonra Hz. İsmail, Hicaz halkına peygamber oldu. Bu husus Kur'an-ı Kerîm'de: "Kitap (Kur'an) da İsmail (a.s)'ı de an ki 0, va'dinde sadık rasûl ve nebî idi. O ehli (kavmi)ne namaz ve zekatla emrederdi ve O Rabbi Teâlâ'nın yanında (söz ve hareketleriyle) makbul idi" (Meryem, 19/55-56) buyurulur.

Nakledildiğine göre Hz. İsmail babasının vefatından kırk yıl sonra 137 yaşında vefat etmiş ve Hacer'in Hicr'deki kabrinin yanına defnedilmiştir. Arapların el-Musta'rebe grubu Hz. İsmail (a.s)'in oğullarından çoğalmış olup, bunların kökü Adnan'a dayanır.

Hz. İsmail'in kabri Harem'deki Hicr denilen yerdedir (Ali el-Muttekî el-Hindi, Kenzu'l-Ummâl, XI, 490).

 

|Ⓢєччαh|

MiM
Yönetici
Tema üyesi
Ynt: HZ. İSMAİL (a.s)

İsmail Aleyhisselâmın Soyu:


İsmail Aleyhisselâm; İbrahim Aleyhisselâmın, Hz.Hâcer´den doğan ilk ve bü­yük oğludur.[1]



İsmail Aleyhisselâmın Doğuşu,


İsmail Aleyhisselâmın Annesiyle Birlikte Mekke´ye Götürülüşü, İsmail Aleyhisselâmın Kurban Edilmek İstenilişi, İsmail Aleyhisselâmın Sünnet Oluşu, İsmail Aleyhisselâmın Arapça Öğrenişi, İsmail Aleyhisselâmın Ok Atıcılığı, İsmail Aleyhisselâmın Ata Biniciliği, İsmail Aleyhisselâmın Davarcılığı, İsmail Aleyhisselâmın Evlenişi;

İsmail Aleyhisselâmın Kabe´yi Babası ile birlikte yapışı... bahisleri için, İbra­him Aleyhisselâma âid bölüme bakınız![2]



İsmail Aleyhisselâmın Şekil Ve Şemaili:


İsmail Aleyhisselâm: boylu, boslu, ak saçlı, güzel ve nurlu yüzlü, kırmızımsı ten-li[3], küçük başlı, büyük gözlü, uzun burunlu, kalın boyunlu, geniş omuzlu, uzun elli ve uzun ayaklı, çok güçlü ve kuvvetli idi.[4]



İsmail Aleyhisselâmın Peygamberliği Ve Bazı Faziletleri:


İsmail Aleyhisselâm; Babası İbrahim Aleyhisselâmın vefatından sonra da, ge­rek Kabe ve gerek Hacc amellerine âid hizmetleri yürütmek ve yönetmekte de­vam etti.[5]

İlk olarak Kabe´ye örtü örttü.[6]

Yüce Allah, İsmail Aleyhisselâma Peygamberlik verdi.[7]

Onu; Mekke´de ve Mekke çevresinde oturan Cürhüm ve Amalika halkı ile Ye­men kabilelerine[8], Me´rib ve Haciramevt taraflarına[9] Peygamber olarak gönderdi. [10]

Elli yıl, onları, İslâmiyete davet etti. [11]

Davet ettiği kimselerden bazısı iman, bazı inkâr etti. [12]

İman edenler, pek az idi. [13]

İsmail Aleyhisselâm, vazifesinde sabr ve sebat edenlerdendi. [14]

Sözünde, sâdıktı. [15]

Günahkârları, Mekke Hareminden, ilk sürüp çıkarandı. [16]

Kendilerine üstün meziyetler verilenlerden[17], en hayırlı olanlardandı., [18]

Namazlarını, kılmalarını, zekâtlarını vermelerini Ev halkına ve kavmine emrederdi.

Kendisi, Allah katında Rızâ´ya ermişti., [19]

İsmail Aleyhisselâm; Mekke´nin sıcaklığından şikâyetlenince, Yüce Allah:

"Ben, sana, Cennet´ten bir kapı (pencere), açacağım!

Kıyamet gününe kadar, oradan, sana serin serin yel esecektir!" buyurdu.

Pencere açılacağı bildirilen yer, kendisinin, vefat ettiği zaman, gömüldüğü Hicr

İdi.[20]
 

|Ⓢєччαh|

MiM
Yönetici
Tema üyesi
Ynt: HZ. İSMAİL (a.s)

İsmail Aleyhisselâmın Bir Vasiyeti Ve Vefatı:


İsmail Aleyhisselâm, ölüm döşeğine düşünce, kızı Nesîme´yi, Ays´a nikahla­masını, kardeşi İshak Aleyhisselâma vasiyet etti. [21]

İshak Aleyhisselâm da, Ağabeyinin bu vasiyetini, yerine getirdi. [22]

Babası İbrahim Aleyhisselâmın vefatından sonra, İsmail Aleyhisselâm da, ve-fat etti. [23]

Hicr´de gömülü bulunan annesi Hz.Hâcer´in yanına gömüldü. [24] İsmail Aleyhisselâm vefat ettiği zaman, yüz otuz yedi yaşında idi. [25] Ona ve Âline ve gönderilen bütün Peygamberlere selâm olsun![26]
 

|Ⓢєччαh|

MiM
Yönetici
Tema üyesi
Ynt: HZ. İSMAİL (a.s)

Hatim Kazılırken İsmail Aleyhisselâmın Tabutuna Rastlanışı:



Abdullah b. Zübeyr; Haccac´ın, Mancınıkla attırdığı taşlarla yıkılan Kabe´yi, ye­niden yaptırırken (Hicrî: 64), Hatîm´i kazdırdığı sırada, orada, yeşil taştan bir Tâ­but buldu.

Bunun hakkında Kureyşîlerden bilgi istedi. İstediği bilgiyi, hiç birinde bulama­yınca, Abdullah b. Safvan´a adam gönderip ondan sordurdu.

Abdullah b.Safvan:

"Bu, İsmail Aleyhisselâmın kabridir. Onu, yerinden kımıldatma!" dedi.

Abdullah b.Zübeyr de, Tâbut´u, olduğu gibi bıraktı. [27]
 

|Ⓢєччαh|

MiM
Yönetici
Tema üyesi
Ynt: HZ. İSMAİL (a.s)

İsmail Aleyhisselâmın Oğulları:



İsmail Aleyhisselâm, ilk zevcesini boşadıktan sonra[28], Cürhümîlerden Mudad b.Amr´ül Cürhümî´nin kızı ile evlenmiş, kendisinin, ondan on iki oğlu doğmuştu. [29]

Mudad´ın kızının ismi Ra´le idi. [30]

İsmail Aleyhisselâmın, Ra´leden doğan oğullarının isimleri şöyle idi:

1) Nâbit,

2) Kaydar,

3) Ezbel veya Ezbil

4) Mebşa veya Menşâ,

5) Mişma´ veya Meşmae,

6) Maşı,

7) Duma,

8) Ezer veya Ezür,

9) Tayma,

10) Yatur,

11) Nebiş veya Neyiş,

12) Kayzuma[31]
 

|Ⓢєччαh|

MiM
Yönetici
Tema üyesi
Ynt: HZ. İSMAİL (a.s)

İsmail Aleyhisselâmdan Sonra Kabe Hizmetlerinin Kimler Tarafından İdare Edildiği?



İsmail Aleyhisselâmın vefatından sonra, Kabe hizmetini, oğlu Nabit, üzerine alıp yönetti. [32]

Bu hizmetin, önce Kaydar, ondan sonra Nabit tarafından yönetildiği rivayet olun­duğu gibi|[33];

İsmail Aleyhisselâmın vefatından sonra Kabe hizmetiyle, önce, Kaydar´ın, sonra, Teymen b. Nabt´ın, ondan sonra, Nabit b. Hemeysa´, b. Teymen, b. Nabt´ın meş­gul olduğu ve Nabit´in vefatı üzerine de, bu hizmetin, Cürhümîler tarafından gö­rüldüğü rivayet ve Nabit´in şeceresi de, Nabit b. Hemeysa´, b. Teymen, b. Nabt, b. Kaydar, b. İsmail Aleyhisselâm olarak kaydedilir. [34]
 

|Ⓢєччαh|

MiM
Yönetici
Tema üyesi
Ynt: HZ. İSMAİL (a.s)

Kaydar´ın Bazı Özellikleri:


1) İsmail Aleyhisselâmın oğullarından Kaydar´ın yüzünde Muhammed Aleyhis­selâmın Nûr´u parıldardı.

2) Savaşçılık,

3) Güreşçilik,

4) Ok atıcılık,

5) Avcılık,

6) Ata binicilik... gibi bir takım özellikleri de, vardı.

Her gün, av silahının yanına vardığı zaman, silahından, ya dişi bir geyiğin, ya da, bir kuşun:

"Allah´ın ismini anmadıkça, beni, kesme! Besmele çekmedikçe de, yeme!" diye seslendiğini işitirdi. [35]
 

|Ⓢєччαh|

MiM
Yönetici
Tema üyesi
Ynt: HZ. İSMAİL (a.s)

İsmail Oğullarının Mekke´den Dağılışı Ve Yönetimin Cürhümîlere Geçişi:



Nâbıt vefat ettiği zaman, İsmail Aleyhisselâmın oğulları, geçim bolluğu olan yer­lere dağıldılar.

İçlerinden bazısı ise;

"Biz, Allanın Hareminden ayrılmayız!" diyerek Mekke´de kaldılar.

Mekke´de kalanlar arasında, İsmail Aleyhisselâmın küçük yaştaki çocukları da, bulunuyordu. [36]

Bunun için, Kabe hizmetini, İsmail Aleyhisselâmın oğullarının ana tarafından babaları olan Mudad b. Amr´elcühenî,

üzerine aldı. [37]


*******************

1] ibn.Sa´d-Tabakat c.1,s.48,49.

M. Asım Köksal, Peygamberler Tarihi, Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları: 1/233.

[2] M. Asım Köksal, Peygamberler Tarihi, Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları: 1/233.

[3] Ebû Nuaym-Delâilünnûbüvve c.1,s.23, Beyhakî-Delailünnübüvve c.1,s.29, Süyûtî-Hasâisülkübrâ c.2,s.129, Di­yar. Bekrî-Hamîs c.1,s.22.

[4] Hâkim-Müstedrek C.2.S.553-554.

M. Asım Köksal, Peygamberler Tarihi, Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları: 1/233.

[5] Yâkubî-Tarih c.1,s.221.

[6] ibn.Hacer-Fethulbâri c.3,s.366.

[7] En´am: 86, 89, Taberî-Tarih c.1,s.161.

[8] Taberî-Tarih c.1,s.161, Ebülfida-Elbidaye vennihaye c.1,s.192-193.

[9] Diyar. Bekrî-Hamîs c.1,s.145 .

[10] Taberî-tarih c.1,s.161, Ebülfida-Elbidaye vennihaye c.1,s.192-193, İbn.Haldun-Tarih c.2,ks.1,s.39.

[11] Diyar. Bekrî-Hamîs c.1,s.145.

[12] İbn.Haldun-Tarih c.2,ks.1,s.39.

[13] Diyar.Bekrî-Hamîs c.1,s.145.

[14] Enbiyâ: 85.

[15] Meryem: 54.

[16] Yâkubî-Tarihc.1,s.221.

[17] En´am: 86.

[18] Sâd: 48.

[19] Meryem: 55.

[20] Ezrakî-Ahbaru Mekke c.1,s.312, Taberî-Tarih c.1,s.162, Ebülfida-Elbidaye vennihaye c.1,s.193.

M. Asım Köksal, Peygamberler Tarihi, Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları: 1/233-234.

[21] Taberî-Tarih c.1,s.162, İbn.Esîr-Kâmil c.1,s.125, Diyar.Bekrî-Hamîs C.1.S.145.

[22] İbn.Esîr-Kâmil c.1,s.125, Diyar.Bekrî-Hamîs c.1,S.145.

[23] İbn.Sa´d-Tabakat c.1,s.52.

[24] İbn.İshak, İbn.Hişam-Sîre c.1,s.6, İbn.Sa´d-Tabakat c.1,s.52, Ezrakî-Ahbaru Mekke c.1,s.86, İbn.Kuteybe-Maarif s.17, Taberî-Tarih c.1 ,s.162, İbn.Esîr-Kâmil c.1 ,s.125, Ebülfida-Elbidaye vennihaye c.1 ,s.193, Ibn.Haldun-Tarıh c.2,ks.1,s.39.

[25] İbn.Kuteybe-Maarif s.16-17, Taberî-Tarih c.1,s.162, Mes´ûdî-Murucuzzeheb c.2,s.48, Ebülfida-Elbidaye ven­nihaye c.1,s.193.

[26] M. Asım Köksal, Peygamberler Tarihi, Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları: 1/234-235.

[27] Ezrakî-Ahbaru Mekke c.1,s.312.

M. Asım Köksal, Peygamberler Tarihi, Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları: 1/235.

[28] Buharî-Sahihc.4,s.115, Taberî-Tarih c.1,s.132, Sâlebî-Araiss.83, İbn.Esîr-Kâmil c.1,s.1O4, Ezrakî-Ahbaru Mekke c.1,s.58.

[29] İbn.İshak, İbn.Hişam-Sîre c.1,s.5, İbn.Sa´d-Tabakat c.1,8.51, Ezrakî-Ahbaru Mekke c.1,s.81, İbn.Kuteybe-Maarif ş.16 Yâkubî-Tarih c.1,s.222, Taberî-Tarih c.1,8.161, İbn.Esîr-Kâmil c.1,s.125

[30] İbn.Sa´d-Tabakat c.1,s.51, Ezrakî-Ahbaru Mekke c.1,s.86

[31] İbn.İshak, İbn.Hişam-Sîre c.1 ,s.5, İbn.Sa´d-Tabakat c.1 ,s.51, ibn.Habîb-Muhabber s.386, Ezrakî-AhbaruMekke c.1,8.81, Yâkubî-Tarih C.1.S.222, Taberî-Tarih c.1,s.161, Mes´udî-Murucuzzeheb c.1,s.62, İbn.Esîr-Kâmil c.1,s.125, Ebülfida-Elbidaye vennihaye c.1,s.193, ibn.Haldun-Tarih c.2,ks.1,s.39.

M. Asım Köksal, Peygamberler Tarihi, Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları: 1/235.

[32] ibn.Sa´d-Tabakat c.1,s.52, Ezrakî-Ahbaru Mekke c.1,s.81-82, Yâkubî-Tarih c.1,s.222, Dîneverî-El´ahbar s.9, ibn.Kuteybe-Maarif s.16, Taberî-Tarih c.2, s.198, Mes´ûdî-Nurûcuzzeheb c.2, s.49 , İbn.Haldun-Tarih c.2,ks.1,s.3.

[33] Yâkubî-tarih C.1.S.222, İbn.Haldun-Tarih c.2,ks.1,s.331.

[34] Belazürî-Ensabüleşraf c.1,s.8,12.

M. Asım Köksal, Peygamberler Tarihi, Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları: 1/236.

[35] Diyar.BekrMHamîs c.1,s.146.

M. Asım Köksal, Peygamberler Tarihi, Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları: 1/236.

[36] Yâkubî-Tarih C.1.S.222.

[37] ibn.İshak,İbn.Hişam-Sîrec.1,s.12O, Ezrakî-Ahbaru Mekke c.1,s.81, Yâkubî-Tarih c.1,s.222, Taberî-Tarih c.2,s.198.

M. Asım Köksal, Peygamberler Tarihi, Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları: 1/236.
 
Üst