Hey Gidi Günler

  • Konbuyu başlatan oski
  • Başlangıç tarihi
O

oski

Guest
Ve birgün sahabenin dediği gibi Hey Gidi Günler diyecekseniz.Meğer tatlı günler o günlermiş!Diyeceksiniz.Belki bende öyle diyeceğim.Ama belki yerin altında beklide yerin üstünde bende öyle diyeceğim.Hey gidi günler!Tam yaşanılacak günlermiş.Hiç durmadan gecelerinde koşulacak günler,hiç durmadan soluk soluğa küheylanlar gibi gündüzlerinde koşulacak günler.Himmet toplantısı deyip,utana utana hicap ede ede,terleye terleye ne olur Allah aşkına çoşun denen günler!Burs verin,kurbanlarınızı verin,İmamhatip yapın,yurt yapın,pansiyon yapın,okul açın açın deyip terin tabandan çıktığı günler.Bende diyeceğim.sizde diyeceksiniz,bugün belki hicranlı günler.Belki hasretli günler ama birgün gelecek özlenen günler olacak.Nesibe yetiştiği gül devri ile şer şad ve hurrem değildi.O Uhud’u düşününce seviniyor ve gülüyordu.Sırtında elin yumruğun girip saklandığı sırtındaki yarıyı gösterdiği zaman,mesut ve bahtiyar oluyordu.Gül devrini yaşarken değil!
Abdullah ibni izafetüssehmi başının kaynayan sulara sokulduğu günleri hatırlıyor Hey gidi günler diyordu.
Huzeyfe babasının evinden kovulduğu günü düşünüyor Hey gidi günler diyordu.
Ammar yeldire yeldire geziyordu.Sırtında ateşlerin söndürüldüğünü düşünüyor Hey gidi günler diyordu.
Zübeyir bin Avvam hasırlara sarılıp yakıldığı günleri hatırlıyor Hey gidi günler diyordu.
Onlar Hey gidi günlerdi.Çünkü o günlerde müminler tırmanma şeridinde,sürekli olarak tırmanıyorlar başka hiçbirşeye gönül kaptırmadan,başka bir şeye Dilbeste olmadan,turnikeye önce girmenin hakkını araştırmadan,hizmet karşısında hakk,ı temeddü aramadan sadece hizmet deyyor deyyor ve yürüyorlardı.Hey gidi günler!
Hey gidi günler diyorlardı.O çile günlerine o ızdırap günlerine;Çünkü o günlerin içinde Allah’ın hoşnutluğundan başka mulahaza yoktur.Çünkü o günlerde büyüklük yoktu.Çünkü o günlerde herkes küçüktü.Çünkü o günlerde herkes neferdi.Çünkü o günlerde ağabeylik yoktu.Çünkü o günlerde herkes turnikeye evvel girmiş olmanın hesabını yapma yoktu.Çünkü o günlerde “Kunde innennasü verde minennas” “İnsanlar arasında bir insan ol vardı.”
Ah nankör nefsim!Sende hey gidi günler diyeceksiniz.Kafanda hiç o türlü duygular ve düşünceler yoktu.Dinleselerde,dinlemeselerde alınmıyordun.Sekiz saat derse girdikten sonra iki yerde de derse iştirak ediyordun.Bir Cumartesi pazarsa burası Simav senin,orası Gediz benim,şurası Demirci’de senin ve Pazartesi derslere yetiştirmede yine senin. Ama alınmıyor gönül koymuyordun.Dinleyen yok diye üzülmüyordun.Tesir etmiyor diye müteessir olmuyordun.Hey gidi günler!Ne kadar arkada kaldımız!Bizden ne kadar uzaklaştınız!Biz ne kadar büyüdük.Hey gidi günler!
Hey gidi günler!Siz ne kadar küçük kaldınız.Ahh Eyyamullah!Ahh Peyagamber günleri!Ahh Hizmet günleri!Ahh Cihad günleri!Ah başka mulahazaların içine girmediği günler.Biz büyüdükçe sizler arkada küçük kaldınız.Benim Kestane Pazarın’daki tahta kulubeciğim içinde kaldınız.Ahh tahta kulubem!Herşey senin içinde kaldı gitti.Ahh küçüklük sen ne iyiydin!Arkadaştık seninle.Hey gidi günler!İlki değiliz,sonuda olmayacağız.Hey gidi günler!İmamlık makamında ağlaya ağlaya namaz kıldırılan günler.Kur’an okuınurken kalp duracak hale geldiği günler.
Hey gidi günler!Hey gidi günler!Uhuvvet sevgi,yürekten alaka,birbiriyle fertler sarmaş dolaş olurken.dışardan gelenler “Aman Allah’ım bu ne kardeşlik,bu ne uhuvvet” dedirttiği küçük günler.O kadar büyüdük ki sizi tanıyamıyoruz ve göremiyoruz.Biz büyüdük Everest tepesi olduk.Ahh küçük günler!Sizlerde lut gölü gibi zeminden ikiyüz metre aşağıda kaldınız.Ahh yıkılası ağabeylik!Ahh yıkılası saltanat!Ahh yıkılası makam mansıp sevgisi!Ahh yıkılası şirk ifade eden;YAPTIM!ETTİM!ÇATTIM!KURDUM!VERDİM!ETTİM!EYLED İM!Haşa haşa ve kella YAPAN OYDU!EDEN OYDUI!EYLEYEN OYDU!Hey gidi günler!Böyle düşünüyorken nerelere düştük.Düşünüyorken düşlere takılıp kaldık,düşünüyorken düştük.Hey gidi günler!
Nesibe gibi aydındı günlerimiz.İbn-i Huzafe gibi yürektendi.Babasının evinden kovulduğu zaman çok şükür Resulullah’a gitme yolunu buldum,deyen Huzeyfe kadar mesuttu.Hamza’nın günleri kadar fütürsuz ve pervasızdı.Ali’nin günleri kadar ten sevdasından,ceset sevdasından,rahat ve rehavetten uzaktı.Ne çabuk değişiyor günler.O günlerin yerini yımuşak döşekler aldı.O günlerin yerini bikaç odalı evler aldı.O günlerin yerini günde üç defa sofralara konup kalkan birkaç çeşit yemekler aldı.O günlerin yerini evlad-u iyal aldı,çoluk çoçuk aldı.Cumartesi ve Pazar haftanın birkaç günü haftaiçi işini yaptıktan sonra iki günüm,üç günüm cihada geçsin diyen insanların yerini,cihad günlerinin yerini,haftada birkaç gün cihad günlerinin yerini başka duygular,başka düşünceler,başka kılıklar,başka kıyafetler aldı.Başka şekiller,başka sevdalar.Hey gidi günler!
İstemiştim ki O’nu anlatayım Eba Eyyubel Ensari o günlerden kaçarak İstanbul önlerine geldi.Eski günleri arayordu.Hey gidi günlere öyle çare buldu.”Ölürsek galiba bu işten kurtulacağız.”diyordu.”Omuzlayın beni surlara en yakın yere kadar götürün”ihtimal mulahazası şuydu:”Peygamberden işittim birgün biri gelecek bu İstanbul’u feth edecek Feth ederken mezarımda kılıç sesi duyayım.” Çünkü mücahit kılıç sesi duymaktan hoşlanırdı.İhtimal mulahazası buydu.O üzerine hakim olan günlerden intikamını böyle alıyordu.Üzerine,önüne konup kalkan sofralardan intikamını böyle alıyordu.Etrafını sarıp saran çoluk çocuktan intikamını böyle alıyordu.Makam mansıp sevgisinden intikamını böyle alıyordu.Çilesizliğin bir ölüm olduğunu görüyor,ve kendine ölüm arıyordu ve aradığını buluyordu.
Halid ruhuna bin ruhum feda olsun.Yumruğunun birini Sasanilerin başına indirip felç etmişti.Gürzü Bizansın başına indirip onuda felç etmişti.Devrinde iki devletle hesaplaşmış,ikisini de yerlebir etmiştin.Azledildiği zaman en fakir insanın sahip olduğu mal-melek’e sahip değildi.Ordulara baş komutanlığı yapmıştın.Dünyanın o zaman dünya muvazenesinde güçlü Rusya ve Amerika gibi iki büyük devletini yıkmıştı.Kumandanlığı üzerine aldığı zaman kaç paraya sahipse,kumandanlıktan azledildiği zaman o kadar zimmetinde para çıkmıştı.Geriye hiçbirşey koyup düşünmemişti.Bizim bir müezzin efendimizin ruhum ona da feda olsun,bir imam efendimiz kadar da dahi düşünmemişti.Bu insan ölüm döşeğinde ölüyordu.Belki yirmi tane harbe iştirak etmiştin.Yirmi harbi harp zulumatını ışıktan bir kılıç gibi vurup bir yandan girip öbür yandan çıkmıştı.Ölüm aramıştı,ölüm peylemişti.Fakat ölüm nasip olmamıştı.Yatakdaydı .Yastıklar soluklarını yutuyordu.Döşek sağdan soldan kanca atmıştı,kolundan atmıştı,belini doğrultamıyordu.Kendini en son ziyaret eden cephe arkadaşlarından Hz. Ömer’in amcasınınoğluı Aşere-i Mübeşşere’den Said ibni Zeyd içeriye girdiğini görünce bu peygamber yakınına doğrulayım dedi.Düşmanların belini kıran bu insan,belini doğrultamıyordu.Belini doğrultamayınca ağlıyordu hıçkıra hıçkıra

“NE O KUMANDAN ÖLÜM KORKUSU MU?”

“NE DİYORSUN ŞU VUCUDUMDA PARA KADAR YARA ALMADIK YER YOKTU.
HEY GİDİ GÜNLER……. “
 
Üst