HeLaL Lokmanın Tesiri

...Tefekkür...

Hüznüm yüreðime dokunan dûamýn sûkûtudur...
Nur ve kemali arttıran lokma, helal kazançtan elde edilen lokmadır. Büyüklerimiz, helal gıdanın üzerinde titizlikle durmuşlardır. Bu hususta: “-Ağza giren her helal lokma, manevi hissiyatı güçlendirir.” buyururlar. Dolayısıyla helale riayet eden kimse, hem vücudunu kirletmemiş olur, hem de ibadetlerinde gafletten kurtulmuş olur. Bu sayede Allah katında müstesna bir kıymet ve olgunluk kazanır. Unutmamalıdır ki, haram gıdalar, kalbi katılaştırır, sağırlaştırır. Duaların kabulünü engeller. İnsanı hissiz, duyarsız hale getirir. Halbuki insanoğlu, hayatının her kademesinde öğüt ve nasihatlere muhtaçtır.
* * *

Mühim olan çok kazanmak, çok varlıklı olmak değildir. Mühim olan haramlardan ve şüphelilerden uzak durmak, az da olsa helalle yetinebilmektir. Haram ve şüphelilerle dolu çok mal, insanın kalbini katılaştırır, şükür ve kanaat duygularını zedeler, insanlara tepeden bakma gibi menfi hasletlere sebep olur. Oysa dinimiz, kanaati, şükür ve diğergamlığı emretmiş, cömertliği ve mütevaziliği tavsiye etmiştir. Bu yüzden yediklerimizin, giydiklerimizin nereden geldiğini çok dikkat etmeliyiz. Paramızı nereden kazandığımızın ve nerelere harcadığımızın hesabını vereceğimizi unutmamalıyız. Her gün kendimizi muhasebe etmeliyiz.
* * *

Elimizle, dilimizle, kesemizle, güler yüzümüzle insanlara ne kadar faydalı olabiliriz, bunun gayreti ve heyecanı içinde olmalıyız. Bu hal ise ancak, insanın kalbinin temizliği ile mümkün olur. Bir kabın içinde ne varsa, dışına o sızar.


* * *

Büyüklerimiz, beylerini yolcu ederken: “-Aman, bize helalinden kazan, helalinden getir. Bana da, çocuklarına da haram yedirme!.. Biz, kuru ekmeğe de razıyız, yeter ki, helal olsun!..” derlermiş. Şimdi ise, biz, beylerimizi işine gönderirken neredeyse: “-Aman eli boş gelme de, nereden, ne bulursan getir!..” diyoruz. Hatta bununla da yetinmiyor, halimizi vaktimizi düşünmeden “bitmek tükenmek bilmeyen istekler” sıralıyoruz. Sonra da ailemizde huzur kalmıyor, ibadetimizde huzur kalmıyor, çoluk-çocuğumuz bizi dinlemiyor, yediğimizin içtiğimizin bereketi kalmıyor. Bırakın başka bir fakire, muhtaca bir şeyler ikram etmeyi, bir türlü iki yakamızı bir araya getiremiyoruz.
* * *

Sehl bin Abdullah Tüsteri Hazretleri’nin buyurduğu gibi: “Yolumuzun esası üç şeydir: 1-Helal yemek, 2-Amel ve güzel ahlakta, Rasulullah’ı örnek almak, 3-Yaptığımız her işi, Allah’ın rızasını gözeterek yapmak” Cenab-ı Hak, bizi, verdiği nimetlerini, ahiret sermayesi haline getiren kullarından eylesin. Amin.

Zahide Topçu/Şebnem Dergisi
 

[TB] Benzer konular

Üst