Hüzün sinemin ahı, ruhumun hicran sevdası!

Mustafa Cilasun

Sevda, muhabbete hasredilen tavdýr, harý rýzadýr!


Suskun ve sakin bir şekilde
Billür bağlarının ibret sunan sokaklarında ilerliyorum
O kadar asude ve berrakki kuş sesleri ve sincap oynaşmaları dikkatimi çekiyor
Kimseler yok, sanki terkedilmiş koylardan birisi, keşfe aç halet-i ruhiyesi birşeyler söylüyor, gönül dilinden zihnime zerkediyor

Her ne hikmetse böylesi mekanlar beni celbediyor
Alıp en bakir hislerimin dile geldiği suhuleti vadediyor, sürur veriyor
Mazi ve ati serencamından, gönülde ukteleşen sızıdan, gama iten yadından vazgeçmiyor
Onca yaşanmışlığın sayfalarını yeniden yaşatıyor ve sessizce hesabanı hatırlatıp, mizanın ulviyetini ruhumda hissettiriyor

Bağlar ne kadar bakımlı, göçmeler adına
Üçaylıkta olsa mekan değiştirmek, toprakla bütünleşmek, öz namına
Ahirin halinde can bulmak, faniliğin esaretinden kurtulmak için düşlerin fikriyata galebe çaldığı devran
İnsan nam salmak için, dünyayı içinde yaşatmamalı, varlık için kimliğinden ve imanından ödün vermeden geleceğin hesabıyla yol almaya adanmalı

Susadığımı hissediyorum ve etrafa bakınıyorum
Bir yudum su için acabaların tınısıyla, yol, yordam bilenlerin hatırasıyla k karşılaşıyorum
Kendi halinde ve sessizlik içinde ince bir çizgiyle akan hayret çeşmesini farkediyorum ve etkileniyorum
Hazan ve hüzün bağ kültürüyle ziyadesiyle anlamlıdır, göçüp gidenler adına ne acıdır, hatırat olarak ne kaldıysa gönülde hicran içinde yaşanmaktadır

Mustafa CİLASUN
 
Üst