Hüda KAYA(Gazze Şehadetiyle İnsanlığı Kazand)

  • Konbuyu başlatan Þehadete Vurgunum
  • Başlangıç tarihi
Ã

Þehadete Vurgunum

Guest
Gazze Şehadetiyle İnsanlığı Kazandı


Hüda KAYA


Ashab-ı Uhdud’u bilirsiniz. Buruc suresinin başlarında anlatılan bu kıssada, Hz. İsa’dan sonra beşyüz yirmiüçüncü yıllarda Necran’da (Yemen) Himyer Kral’ı Zu-nuvas’ın zalim yönetiminde iken iman ile tanışan bir genç çeşitli imtihanlarla sınanıp vazgeçirilmeye ve öldürülmeye çalışılır. Fakat genci öldürmeye bir türlü muvaffak olamazlar ve genç ancak dediği yapılırsa ALLAH’ın izniyle kendisini öldürebileceklerini söyler. Gencin şartını yerine getirirler ve bütün şehir halkının bulunduğu bir meydanda, kral “Bu çocuğun Rabbi’nin adıyla” dedikten sonra attığı ok ile genç şehid olur. Bu süreç çok ilginç gelişmiştir ve olay bütün halk tarafından ilgi ile takip edilmektedir.

Kral’ın, gencin inanadığı Rabbin adını anarak öldürmeyi başarabilmesi neticesinde bu olaya şahid binlerce kişi iman ettiklerini haykırırlar. İmanlarından dönmeleri, yoksa hepsinin öldürülecekleri tehditlerine de boyun eğmezler. Büyük hendekler kazılarak içinde ateşler yakılır ve imanlarında direnenler tek tek ateşe atılarak şehid edilirler.

Bu ateş hendeklerine atılarak şehid edilenlerin sayısı rivayetlere göre ikibin civarıdır.

Gazze’nin 22 gün süren Furkan Savaşı’nda da bir şehir halkının imanlarından vazgeçmeyip direnişlerine ve şehadetlerine şahid oldu insanlık.

İmanlarından dönmedikleri için 2 yıl süren bir ambargo ile sessiz ve yavaş ölümlere terk edilen Gazze’nin asil halkı 22 gün boyunca üzerlerine yağan bombalara rağmen bir direniş destanı yaşattılar.

Ashab-ı Uhdud’da bir genç direnişiyle ve şehadetiyle bir şehir halkına örnek oldu, vicdanlarını uyandırdı. Kendisinin feda olması karşılığında tüm halkın iman etmesine vesile oldu.

Bu günde Gazze’yi sadece imanlarından vazgeçmediklerinden dolayı yıllarca ambargo ile zayıflatamadıkları direnişlerini silahla ve ateşle yok etmeye, bitirmeye çalıştılar.

Gece ve gündüz üzerlerine yağan ateşe, eşlerinin, evlatlarının, sevdiklerinin gözlerinin önünde parçalanmalarına, şehirlerinin enkaza dönüşmesine rağmen, imanlarını dünyaya haykırmaya devam ettiler. Asla yılgınlık göstermediler, aksine onca acı ve şehidlere rağmen Gazze’den yükselen tek ses “Elhamdulillahi rabbil alemin, hasbunALLAHi ve ni’mel vekil” (Alemlerin Rabbine Hamdolsun, en güzel yardımcı olan ALLAH bize yeter) idi.

“O (zalimler) başka bir sebeple değil, sadece yücelikte eşsiz ve hamdin tümüne layık olan ALLAH’a imanda ısrar ettikleri için onlardan intikam almışlardır.” (Buruc/8)

Mustafa İslamoğlu hocamız Gerekçeli Meal-Tefsirinde bu ayetle ilgili notunda sanki tam da bugünü anlatıyor: ”Aziz ve Hamid isimlerinin ihsas ettirdiği mana şudur: Kafir’in imanından dolayı mü’mine saldırısı, özünde ALLAH’a saldırıdır. Fakat ALLAH Aziz’dir, hiçbir saldırıdan etkilenmeyecek kadar üstün ve yücedir. Mümin imanından dolayı baskıya uğruyorsa, bu sızlanılacak değil, hamd edilecek bir olaydır. Zira

1- İman’ı ALLAH tarafından sınanmaya layık görülmüş ve ilahi ilgiye mazhar olmuştur.

2- O mümin bu sınav sayesinde ecir sahibi olmuştur. Bu tüm hamdlerin kendine mahsus olduğu ALLAH’a hamd etmeyi gerektirir.”

Bu gün Gazze halkının dilinden hayret ve hayranlıkla duyduğumuz işte tam da budur.

Gazze; İmanlarında Direnişleriyle İnsanlığın Vicdanını Uyandırdı.

Gazze tevhid mücadelesi tarihinde direniş destanları yazmaya devam ediyor. Bir şehir halkının, direnişlerine devam ederek şehadete yürümeleriyle öyle ümit ediyor ve diliyorum ki tüm insanlığın vicdanı harekete geçecek ve saflar ayrışacaktır.

Zalimler ve Mazlumlar

Ezenler ve Ezilenler

Müstekbirler ve Mustaz’aflar

Korkanlar ve Direnenler

Vicdansızlar ve Vicdanlılar

Ahlaksızlar ve Erdem sahibi olanlar.

Bu evrensel değerler, dinlerin, inançlarında ötesinde bir vicdanlılar hareketine dönüştü.

Mazlumiyetin ve direnişin asaleti, güzelliği, şehidlerin kanının bereketi, yeryüzüne yayıldı.

Gazze onurun, şerefin, izzetin, vicdanın cazibe merkezi oldu.

Ateş altındaki Gazze’ye yardıma koşanlar sadece Müslümanlar değildi. Her dinden ve coğrafyadan vicdanlılar ve erdemliler, günlerce Refah sınır kapısında enkaza dönüşen şehre girebilmek için nöbet tuttular.

Bir insanlığı din, dil, ırk ayrımı olmadan, böylesine kendine çeken şey ne idi?

Refah içinde ama zilletle yaşamaktansa izzetlice, şerefle tüm mahrumiyet ve mazlumiyetine rağmen inancından vazgeçmeyen, direnişini duruşunu bozmayan, ölümlerin en güzeli ile amansız ölüme meydan okuyan bir şehir halkı.

Gazze 1500'den fazla şehidiyle, enkaza dönüşen şehirleriyle kaybetmedi, aksine tüm insanlığı kazandı. Yıllardır zillet içinde uyuyan Müslüman halkların uyanmasını, kendini bulmasını sağladı. Bunlardan biri de Türkiye halkıydı.

Bir avuç Siyonist yerli işbirlikçilerin ve militarist laik kesimin haricinde her kesim ve inaçtan olan Türkiye halkı Gazze ile Filistin’le yürek yüreğe bir direnişi, zaferi, acıyı, şehadeti birlikte yaşadılar.

Gazzeli kardeşleri ateş altındayken İstanbul’da ve diğer şehirlerde gece ve gündüz dondurucu soğuklara rağmen günlerce meydanlarda caddelerde nöbetler tutuldu. Dualarına ve gözyaşlarına meydanlar, gökdelenler, sokak lambaları, ay ve yıldızlar şahid oldu.







 

[TB] Benzer konular

Üst