GüzeLe Bakmak Sevap mı ? "ELbette !"

...Tefekkür...

Hüznüm yüreðime dokunan dûamýn sûkûtudur...



Boşvermiş gençlerin haramları basite, hatta alaya alan Bektaşi mantığıyla söylediği bu sözü duymayanınız yoktur herhalde: “Güzele bakmak sevap!” Tabii, onların güzelde neyi anladığını sorup bunu enine boyuna tartışmak gerekir. Aklı, fikri, anlayışı yukarılarda (hayır, beyninden yaklaşık bir metre aşağılarda) olanların “güzel” denince anladıkları, bir hanımın fiziki güzelliğinden başka şey olmayabilir. İnsanın fiziki güzelliği ise güzellikten sadece bir parçadır a dostlar. Hem de geçici, göreceli, aldatıcı, yalancı bir parça. Şairin biri, sadece dış güzellikten hoşlananlara, hoşlanılanın dilinden şöyle der:

“El oğlu benim etimi budumu beğenmiş, neylersin?
Ulan sen et değil, kemik istersin!”

Nasıl bir beğenmedir bu sizce? Bizce en hayvani cinsinden… Güzelliğin o kadarını hayvanlar bile fark eder. İnsani güzellik daha içten, daha kalbi, daha kalıcı ve tatlıdır. “Güzele bakmak sevaptır” sözünün kullanılış amacı yanlıştır. Ama bu söz, anlam bakımından tümüyle doğrudur. Güzellik de, bakılandan ziyade bakana, görene, duyana ait bir özelliktir. Güzelliği gören göz, güzelden zevk alan ruh olmasaydı güzellik neye yarardı sizce? O yüzden güzele, güzel bir niyetle ve güzel bir şekilde bakmak ibadettir, sevaptır. Yalnız, unutulmaması da gerekir ki, güzelin tanımında güzel yoldan sapmamak, sınırı (hududullah) aşmamak esas nas’tır. Yine bilmeli ki, daha güzeli elde etmek için az güzeli terk etmek veya onu tahdit etmek, sınırlandırmak gerekir. Zevk aldığımız, güzel gördüğümüz dünyevi şeylerden sınırsız bir şekilde yararlanılmasının çok çeşitli dünyevi ve uhrevi zararlara sebep olacağını, bunların imtihan vesilesi olduğunu herkes bilir/bilmelidir. (Biliyorsa uygulamayanın bilmiyorsa öğrenmemesinin sebebini de sorgulamak gerekir…)

Ölüm olmasaydı, ölümden sonraki hesaba çekilmekle başlayan hayat olmasaydı… O zaman her şey anlamsız ve boş olurdu; güzeller ve güzellikler bile. Evet, ölüm olmasaydı o zaman nefse hoş gelen, sınırlarını hevanın veya çevrenin çizdiği güzellerin (!) ve güzelliklerin (!) belki bir değeri olurdu. O zaman dünya sadece eğlenmek ve zevk almaktan ibaret olabilirdi. Ama ölüm var, hem de evet, güzel olan ölüm ve ölüm ötesi güzellikler. O halde tüm yapay ve sanal güzellikleri, bütün sahte ve fani güzellikleri o gerçek güzellik uğrunda feda etmeye değmez mi?

Güzellik; zevkle, haz duymakla, hoşlanmakla, beğenmekle ilgilidir. Kur’an bu konuda insanın hevasının/arzusunun doğru bir ölçü olmadığını belirtir: “Hoşunuza gitmediği halde savaş size yazıldı/farz kılındı. Sizin için daha hayırlı olduğu halde bir şeyi sevmemeniz mümkündür. Sizin için daha kötü olduğu halde bir şeyi sevmeniz de mümkündür. ALLAH bilir, halbuki siz bilmezsiniz.” (2/Bakara, 216).

Kur’an, hoşlanmanın, bir konunun güzelliği açısından yanlış yargıya götürebileceğini açıkladığı halde, halk arasında yaygın, atasözü halini almış ate sözlerinden biri şöyledir: “Zevkler ve renkler tartışılmaz!” İnsanın arzusu ilah kabul edilirse tabii ki tartışılmaz. Hangi şeyden zevk alıyorsa saygı duyarsın, karışamazsın. “Ben zevkime karıştırmam. Özgürlük var. Zevk değil mi, herkesinki farklı olabilir; kimse kimsenin zevkine karışamaz.” Bütün bu anlayışlar hümanizm denilen insana tapma dininin iman esaslarından. Bu hümanizm dinine göre zevklere sınır da konulamaz, güzel yönler/hedefler de gösterilemez. Zevkleri kim tahdit edecek, onlara kim hedef gösterecek? -Haşa- insandan büyük başka ilah mı var?

Bu tür vecize(!)lerle insanların zevkleri de yozlaştırılıp emperyalist oyunlara alet edilmekte. Müslümanlar için insanın zevki de, renkleri seçmede de, her şeyi İlahi ölçülere uymak zorundadır.

“Su sesi, kadın sesi, para sesi.” En güzel ses örnekleri için halkın kesin yargılarıdır bunlar. Tabiat güzelliği ile cinsellik ve kapitalizmin sentezidir bunlar. Ve bunların içine Kur’an sesi girmez, Hakk’a davet girmez…

Kainattaki varlıkların rengi, şekli, tadı ne güzel… Hele sesleri ne güzel bir armoni, ne güzel bir musiki, ne güzel uyumlu orkestradır. Bülbülün şakıması, horozun ötüşü, kuşların cıvıltısı, suyun şırıltısı… anlayana sivrisineğin vızıltısı bile saz gibi ahenkli bir müziktir. Kainat hep tesbih etmektedir, zikretmektedir. Bitkilerin ve hayvanların şekilleri, yapıları, renkleri, tatları hep farklı, hep ayrı güzel. Ve seslerindeki farklılıklar, güzellikler… Bir de çağdaş aygıtlara bakın: Fabrikalardaki sese, makine gürültülerine, araba motorlarına, evlerdeki küçüklü büyüklü alet ve gereçlerden uçakların seslerine kadar… Ne çirkin bir gürültü; tabiatla ne uyumsuz şeyler ya Rabbi!

Yine, eyyamcı fasıkların kulak ve göz gibi nimetleri verene nankörlük yaparak onu haramlarda kullanırken ifade ettikleri bir deyim vardır: “Kulakların pasını gidermek, göze bayram ettirmek!” Neyle? Haramlarla mı?

Bakmak ibadettir, göze bayram ettirmedir. Doğru. Güzele bakmak da sevaptır. Kabe’ye bakmak, aynen nafile namaz kılmak gibi ibadettir. Kur’an’a bakmak, göze nur ve ciladır; bayramdır göz için. Büyük kitaba (kainata) bakmak; emr-i İlahiye uymak ve sevaba girmektir. Hiçbir şey boşuna yaratılmamıştır. Gözler bakmak içindir. Ama “göz oldur ki Hakkı göre, kulak oldur ki Hakkı duya!” Görmek, görebilmek bir ibadet olduğu gibi, duymak, dinlemek de ibadettir. Emiri dinlemek, ezanı dinlemek, Kur’an’ı dinlemek, kendini dinlemek, Hakka çağıranı dinlemek; kulakların pasını gideren birer kulluktur. ALLAH için yapılan her şey, atılan her adım, hikmet ve ibretle bakılan, dolayısıyla O’nun adıyla okunan her şey ibadet; her ibadet de güzel, güzeller güzeli…

Ahmed Kalkan
 

[TB] Benzer konular

V

vuslat_ebedi82

Guest
Ynt: GüzeLe Bakmak Sevap mı ? "ELbette !"

Boş vermiş gençlerin deyince için ürperdi bazen biz de kullanıyormuyuz bu sözcüleri diye.........
“El oğlu benim etimi budumu beğenmiş, neylersin?
Ulan sen et değil, kemik istersin!”
şu mısra ki her şeyi anlatır sanırım.Çevreye baktığımda diyorum ki ne kadar farklılaşmışız. Ne kadar özümüzden uzaklaşmışız
“Hoşunuza gitmediği halde savaş size yazıldı/farz kılındı. Sizin için daha hayırlı olduğu halde bir şeyi sevmemeniz mümkündür. Sizin için daha kötü olduğu halde bir şeyi sevmeniz de mümkündür. ALLAH bilir, halbuki siz bilmezsiniz.” (2/Bakara, 216).
En son noktayı da bu ayeti kerime koyuyor işte. Ya Rab gençlerimizi ,bizleri hayra yonelt .Gideceğimiz tek yön sen olsun.Ellerinize sağlık .........
 
Ynt: GüzeLe Bakmak Sevap mı ? "ELbette !"

"...Sizin için daha hayırlı olduğu halde bir şeyi sevmemeniz mümkündür. Sizin için daha kötü olduğu halde bir şeyi sevmeniz de mümkündür...” (2/Bakara, 216)
 
Üst