FIKRA gibi..

S

SimurG

Guest
Hepsi yaşanmış, gerçek hikayeLerdir..

Zaman zaman bahsettiğim niteLikte, küçük fıkraLar ekLenirse, iLginç fıkraLarın topLanacağını düşünüyorum..
 

[TB] Benzer konular

S

SimurG

Guest
Ynt: FIKRA gibi..

1990 şanlı zonguldak grevin den sonra mengende kurulan jandarma barikatını aşan maden işçileri mahkemeye sevkediliyorlar. kalabalık olduklarından savcı parça parça sorguya alıyor. savcı soruyor

- marks kimdir. tanırmısınız.

diye soruyor. bizim işçilerde saf saf

- valla bizden değil ama bizden sonra devrek'liler var onlardan olabilir.
diyorlar.
...

savcı başka guruba da zafer işareti yaparak

"- bu işareti yaparken ne demek istiyorsunuz" diye soruyor

"- iki milyondan aşağı olmaz" diye cevap alıyor.


****************************************************************************

********************************************************************

Anadolu’da komşu iller arasında bazen görünen karşılıklı çekememe, rekabet gibi şeyler bir çok yönden birbirlerinin benzeyen Elazığ ile Malatya arasında da epeyi bir zamandır devam eden bir şey. Bu tatlı sert atışmanın bir örneği Malatya’da oynanan Malatyaspor-Trabzonspor maçında yaşamıyor.

Bir grup Elazığlı maçta gidiyor ve Malatya’ya karşı Trabzonsporu destekliyor. Bu durumdan rahatsız olan Malatyalılar başlıyorlar slogan atmaya:

- AMERİKA, AMERİKA IRAK’I DEĞİL, ELAZIĞ’I BOMBALA...

Bunun üzerine Elazığ tarafından cevap gelmekte gecikmiyor ve başlıyorlar slogan atmaya:

- HÜKÜMET, HÜKÜMET KIBRIS’I DEĞİL, MALATYA’YI VER...


*************************************************************************

Dönem Özal dönemi. Elazığ’a yeni bir yatırım yapılmadığı gibi bir de mevcut kamu kuruluşlarının bölge müdürlükleri Elazığ’dan alınıp Malatya’ya verilmek isteniyor. Elazığlılar hem hükümete hem de Malatyalıları kayırdığını düşündükleri Özal’a oldukça tepkililer.

O aralar televizyondan “Elazığ’a yağan dolu ekili ve dikili alanlara büyük zarar verdi” şeklindeki haberi izleyen Elazığlılardan biri diğerilerine döner: “Ne olacak sahipsiz memleket dolu da yağar taş da“ der.


****************************************************************************

Bir Elazığlı diğerine anlatıyor:
- Bizdeki şansa bak gardaş, GAP’ı Urfa, DAP’ı Malatya, SAP’ı da Elazığ aldı...

Not:
GAP (Günetdoğu Anadolu Projesi)
DAP (Doğu Anadolu Projesi)
SAP (Sahipsiz Anadolu projesi)


******************************************************************************


Bayburt'a Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası gitmiş. Bakmışlar hiç katılım yok. Sokaktan Bayburtluları toplayıp götürmüşer konsere. Konser çıkışı gazeteciler yaşlı bir amcayı çevirmiş sormuş:

- Nasıl buldunuz, güzel miydi?

Amca şaşkın:

-Bayburt Bayburt olalı böyle zulüm görmedi!!!


*********************************************************************

Cumhuriyetin ilk yılları, kendini “Mehdi” ilan etmiş bir meczup adam varmış. Biraz sorun olunca devlet, adamı ve çevresindekileri tutuklanmaya başlıyor. Kendini mehdi ilan edenin adamlarından birini pazar yerinde, kalabalığın içinde askerler yakalayıp götürmek istiyorlar. Ama adam gitmek istemediği için yere yatıyor. Bunun üzerine askerler adamı tutup havaya kaldırıyor ve omuzlarına alarak götürüyorlar.

Askerlerin omuzlarında götürülen adam kalabalığa bağırmaya başlıyor:

“Ey ahali görün, görün, takdiri İlahiye bakın, Mehdinin askerini devletin askerleri omuzlarında taşıyor... "


**************************************************************************

Tunceli’nin Pertek ilçesi feribot iskelesinde trafik polisi köyden gelen bir traktörü durdurur, kontrol eder, bir iki basit kusur bulur. Biraz nasihat eder, vatandaşı saf bulduğundan, hafiften de kafa bulmak ister: “Size ceza yazmam gerekiyor; fakat bir soru soracağım, bilirseniz ceza yazmayacağım” der. Şoför de “sor” der.
Polis sorar.
-İslâm’ın şartı kaç ?
Traktör şoförü düşünür, düşünür sonunda 15 der. Polis “olmadı” diyince, yanda bulunan diğer bir vatandaş hafiften fısıldar “5 de 5”. Şoför yanındakine döner “Ben 15 diyorum kabul etmiyor. 5’i kabul eder mi?”


************************************************************************
 
S

SimurG

Guest
Ynt: FIKRA gibi..

İnsanLar arasında diLLeri, inançLarı ya da inançsızLıkları, farklı böLgeLerden oLmaLarı vs. gibi konuLarda ayrım yapmayı iLkeLLik oLarak görüyorum.

Ama AnadoLuda bazen bir şehrin, bir böLgenin vs. insanLarını konu ediLip şakayoLLu hikayeLeri oLsun, gerçek hikayeLeri oLsun anLatıLan fıkraLarımız da var.. OnLarı yukarıda yazdığım kapsanda değerLendiremeyiz..

sizden ricam, eğer böyLe bir payLaşım atacak oLursanız, bir diğerinin okuyucunun kırıLacağı düşüncesiyLe daha hassas davranıLmasıdır..

SaygıLarımLa..[/
font]
 
Ynt: FIKRA gibi..

Çok enteresan paylaşım... Yer yer güldüklerim oldu ama bazılarında kendimi/zi gördüm... Onlara has değildi muhakkak...

Hissemizi alıp çıktığımız bir paylaşımdı, vesselam...
 
Ynt: FIKRA gibi..

Şoför

Malum servis söförümüz trafikte hareket edemez halde beklerken (gayet de haklıydı çünkü önündeki arabalar kuyruk olmuştu) arkadan kornaya abanan araç sahibine camdan sarkarak 'Pokemon muyum lan ben arabaların üzerinden uçayım' diye bağırarak tüm servisi yere yıkmıştı.
 
S

samimi

Guest
Ynt: FIKRA gibi..

vaysnih...

--ich weiss es nicht Almanca bilmiyorum demek , bunu iyice
kısaltıp weiss nicht (vaysnih) şekline getirmişler.--

Almanya'ya ilk gelenlerden bir vatandaşımız gezerken gördüklerini
yanındakilere soruyor, tabi Almanca olmayınca ya ya diye geçiştiriyor.

Derken bir villa görmüş ;
-bu kimin?
yanındaki Alman cevap veriyor.
-vaysnih...
az sonra bir mercedes görüyorlar ;
-bu kimin?
-vaysnih...
birazdan bir fabrika;
-bu kimin vaysnih...

...
...
...

derken bir cenaze geçer önlerinden;
-bu kim?
-vaysnih...
bizimki içinden düşünür bu Vaysnih denen zengin adam
öldü acaba bu kadar mirası kime kaldı?
 
Ynt: FIKRA gibi..

Aklıma Sabancı geldi... Bossa, Brisa, Çimsa, Pilsa vs vs vs devam ederken acaba bizim Bursa da mı onun denirdi...

Eklentiniz komikti...
 
S

SimurG

Guest
Ynt: FIKRA gibi..

Olay, bir ilkokulun dışardan bitirme sınavlarından birinde gerçekleşiyor. Dışardan bitirme sınavı ya, yağlı ballı adamlar da var sınavda. Gözetmenler sınav sırasında sıraların arasında dolaşıyorlar. Tam o sırada gözetmen bakıyor, adamın biri soruların hiçbirine cevap verememiş; acıyor adama. 'Maddenin üç halini yazınız' sorusunu parmağıyla işaret ediyor ve adamın kulağına eğilip cevabı fısıldıyor:

'Katı, Sıvı, Gaz.'


Sınav kurulunu dumura uğratan an cevap kağıtları okunurken gerçekleşiyor. Sorunun cevabı, kağıtların birinde aynen şöyle yer alıyor:

- Katır, Sığır, Kaz.

***************************************************

Olay Kastamonuda iki sevgili arasında geçmektedir. Erkek olanın anlatımıyla..

"6. His filmini izledin mi?" dedim.

"Hayır ama çok övdüler" dedi.

"Bende filmin CD'si var, istersen vereyim izle, ben de
çok beğendim
" dedim.

"Şimdi izlersem bir şey anlamam, ilk 5 tanesini izlemem lazım önce" dedi.



Meğersem kız, 6.his filmini; 1.his, 2.his, 3.his, 4.his, 5.his ve 6.his diye seri bir film sanıyormuş :)
 
Ynt: FIKRA gibi..

Bot Ne Kadar?


Abimiz koyu kahverengi deri, yarım botu alıp kasaya yanaşıyor.Kasadaki kız botları poşete koyarken, sayın abimiz de soruyor;

- 43 lira değil mi?...

- Kız, 'Ne münasebet' der gibi bakıyor ve 'Bunlar orijinal deri...İndirimli fiyatı 180 lira.'

Abimizin bitiş cümleleri, kızcağızın kopuş anına denk geliyor;

-Olur mu hanımefendi, altında 'Size 43' yazıyor...
 
R

Resulehasret

Guest
Ynt: FIKRA gibi..

liprade' Alıntı:
Bot Ne Kadar?


Abimiz koyu kahverengi deri, yarım botu alıp kasaya yanaşıyor.Kasadaki kız botları poşete koyarken, sayın abimiz de soruyor;

- 43 lira değil mi?...

- Kız, 'Ne münasebet' der gibi bakıyor ve 'Bunlar orijinal deri...İndirimli fiyatı 180 lira.'

Abimizin bitiş cümleleri, kızcağızın kopuş anına denk geliyor;

-Olur mu hanımefendi, altında 'Size 43' yazıyor...

;D ;D ;D ;D
, ;D
 
Ynt: FIKRA gibi..

Printer

Sene 1992, üniversite yılları. Anneannemin hac parasıyla zar zor bir bilgisayar kapatmışız ama printer'a para kalmamış. Akşam vakti printer'ı olan bir arkadaşa gidip aleti ödünç aldım, eve dönüp proje çıktısı alacağım.Ankara'da her kış olduğu gibi yerler yine buz. Kayıp düşer de alete bir zarar veririm korkusuyla bir taksiye bindim.

Daha iki dakka olmadan polis çevirdi, taksici kenara çekti, sonra arabadan indi, kimliğini gösterdi. Ben kucağımdaki cihazın inmemek için uygun bir bahane olduğu düşüncesiyle elde kimlik arabada bekledim. Polis abi geldi, kapıyı açtı, ve aramızda şöyle bir diyalog geçti:

- O ne len ööle?

- Printer (yanındaki öteki polise dönerek)

-Ecnebi oğlum bu.

Sonra gülümseyerek kapıyı kapattı. Güle güle manasına ikisi birden el salladılar, tekrar yola koyulduk. 500 metre kadar gittikten sonra şöför gene kenara çekti, çünkü gülmekten arabayı kullanamıyordu.
 
S

SimurG

Guest
Ynt: FIKRA gibi..

ALLah razı oLsun Liprade, baya güLdümm :)

AkLıma bir hikayem geLdi printer diyince, ama anLatamıyayım.. ''hakkaten de saLakmışsın Simurg!" dersiniz :)))
 
B

Büþra

Guest
Ynt: FIKRA gibi..

SimurG' Alıntı:


AkLıma bir hikayem geLdi printer diyince, ama anLatamıyayım.. ''hakkaten de saLakmışsın Simurg!" dersiniz :)))
Estağfurullah Hocam..Lütfen anlatın.. :D
 
Ynt: FIKRA gibi..

SimurG' Alıntı:
ALLAH razı oLsun Liprade, baya güLdümm :)

AkLıma bir hikayem geLdi printer diyince, ama anLatamıyayım.. ''hakkaten de saLakmışsın Simurg!" dersiniz :)))
Amin ecmain inşALLAH... Bu köşenin amacı bu olsa gerek...

*Alt paragrafa gelirsek...hm...ne kadar rica etmemiz lazım yazmanız için...
 
S

SimurG

Guest
Ynt: FIKRA gibi..

Tamam tamam anLatıyorum.. :)

Lise yıLLarındayız.. O zamanLar biLgisayar herkeste yok.. Resmi kurumLarda, işyerLerinde vs vs.. Zeyd adında bir sıra arkadaşım vardı (ALLah seLamet versin, şuanda Londrada ).. Onun da biLgisayarı vardı.. BirLikte bir dergi çıkarmaya karar verdik.. Ve onun biLgisayarından yazıLarı hazırLamayacaktık.. Fakat bu yazıLar kağıda nasıL aktarıLacak? meseLe bu..

Zeyd dedi ki: "dert etme bizim işyerinde bir yazıcı var" onu getiririz eve çıkartırız..

Zeyd böyLe diyince, ben makineyi kastettiğini anLamadım, bir insandan bahsediyor sandım.. :)

Bundan sonra aramızda cereyan eden konuşmayı aktarıyorum.. :)

Zeyd : Bizim işyerinde yazıcı var, onu getiririz..
Ben : GüzeLde, ya geLmezse..
Zeyd : Yahu nasıL geLmez, arabaya atar getiririz..
Ben : Yahu herşey zorLa oLmaz, önce bir izin isteyeLim..
Zeyd : Kimden babamdan mı? dert etme onu ben haLLederim..
Ben : Peki büyük mü bu yazıcı?
Zeyd : Yok bee, poşete koysak eLimizLe götürürüz..
Ben : oha, abartma istersen, o kadar da değiL..
Zeyd : VaLLa bak.. Küçük bişe..
Ben : Merak ettim şu yazıcıyı.. Adı neydi..?
Zeyd : Ne biLem unuttum şimdi, yabancı bir adı vardı..
Ben : Türk değiL mi?
Zeyd : Lan bizim türkLerde onu yapacak zeka nerde..?
Ben : SaçmaLama, zekayLa ne aLakası var..
Zeyd : Tabi zekayLa aLakaLı, o zaman önüne geLen yapsın..
Ben : HaLa saçmaLıyorsun, neyse.. Peki siz onu nerden buLdunuz?
Zeyd : Babam Ankara'dan getirdi.. Ama çok pahaLı biLiyor musun?
Ben : OğLum manyak mısın sen, köLe mi bu satın aLıyorsun..? Yoksa sen benLe kafamı buLuyorsun?
Zeyd : Ya niye kafa buLayım.. Doğru söyLüyorum..
Ben : Peki bu yazıcı, yazdığımız herşeyi çıkarır mı?
Zeyd : Tabi çıkarır..
Ben : Peki ayıp oLmaz mı, işinden gücünden ediyoruz kendi işimiz için..
Zeyd : Kimi işinden gücünden ediyoruz? Babamı mı?
Ben : Yani bi yerde babanın da işine engeL oLmuş oLuyoruz..
Zeyd : Babam zaten her zaman kuLLanmıyor, arada sırada..
Ben : Ya biz yazıcıdan vazgeçeLim.. Sen biLmiyor musun çıkarmasını, sen çıkar?
Zeyd : biliyorumda yazıcı oLmadan nasıL çıkarıcam..
Ben : Yani iLLa o yazıcıya ihtiyacımız var öyLe mi?
Zeyd : Evet..
Ben : Ne biçim adammış bu yavv, eLine mahkum oLduk..
Zeyd : AnLamadım dediğini ama akşam oLsun sana gösteririm..

Akşam işyerine gidip yazıcıyı getirmiş eve.. Sonra beni aradı: '' bize geL'' dedi. Gittim.. Evine girdiğimde iLk sorduğum soru 'yazıcıyı geLdi mi?' sorusu oLdu.. Evet odada, git bak.. O benim montumu asmaya götürürken bende odaya girdim, Zeyd'in abisi oturuyor.. Yazıcı yı o sandım.. Beni bir heyecan sardı ki sormayın.. :)

Sonra Zeyd odaya girdi..

- " Fatih bak bu abim Yasin, bu da senin çok merak ettiğin yazıcı.."

Gösterdiği şey küçük bir makine :DDD

Tabi sonra işin asLını anLatınca, her ikimizde güLmekten yerLere yattık.. :))

Şimdi utanmayın ''Hakkaten de saLak mışsın" deyin, hadi :))))
 
Ynt: FIKRA gibi..

Belki de hayatımda okuduğum en komik olay... Ne kadar gülsem hakkını veremem...

Rabbim de sizi her iki cihanda güldürsün he mi..?

*En sondaki alıntıyı asla demem... Demeyi de düşünmem...

Vesselam... :)
 

MiM

Admin
Yönetici
Membership
Ynt: FIKRA gibi..

SimurG' Alıntı:
Bayburt'a Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası gitmiş. Bakmışlar hiç katılım yok. Sokaktan Bayburtluları toplayıp götürmüşer konsere. Konser çıkışı gazeteciler yaşlı bir amcayı çevirmiş sormuş:
- Nasıl buldunuz, güzel miydi?
Amca şaşkın:
-Bayburt Bayburt olalı böyle zulüm görmedi!!!
işte buna bayıldım...
harikaydı!
***
mozart'ın 9.senfonisini dinledikten sonra:
"işte, türkiye... bu" diyenlere inat...
 
Üst