EY ZAMANIN BAŞRINDA FİLİZLENEN YUSUFİ NESİL!

  • Konbuyu başlatan Þehadete Vurgunum
  • Başlangıç tarihi
Ã

Þehadete Vurgunum

Guest
Gün oldu, hayat güzelliklerle geçti; gün oldu, yeryüzü tüm genişliğine rağmen dar geldi. Gün oldu, kalpler müjdeli haberlerle inşirah buldu; gün oldu, yalan ve iftiralarla sineler sıkıştı.Gün oldu, İslam’ın yükselen sesi sadra şifa verdi; gün oldu, hile ve tuzaklar gönüllerde hüzün bıraktı.Evet, hayat böyleydi ve hak – batıl mücadelesi devam ediyordu.Bir yandan insanlara zulüm ve gadirde bulunan, zulmederken de kopardığı yaygaralarla mazlumu haksız göstermeye çalışan şarlatan zalimler; diğer taraftan aldatmayı uyanıklık, çalmayı marifet sayan haramhor ahlakzedeler. Bir yandan perdesi altında “Hak kuvvettedir” deyip bu gücü sonuna kadar kullanan şimirzadeler; diğer taraftan samimiyet çarpan sinelere karşı her köşe başında ayrı bir şeytani tuzak kuran hilebazlar...Ey zamanın bağrında filizlenen Yusufi nesil!Görüyorsun ya!.. Bugün yapılan haksızlıklar, yarın katlanarak karşına çıkabilir. Irmaklar Revan Nehri’ne, çöller Kerbela’ya, düşmanlar Şimir’e, aylar Muharrem’e dönüşebilir. İşte zulümlerin böyle kabarıp köpürdüğü durumlarda kat’iyen eğilmemeli; iman ve ümitlerine dayanarak dimdik ayakta durmalı ve hız kesmeden son nefese kadar menzile koşmalısın.Hatta hali hazırdaki zorluk ve sıkıntlar şimdikinin kat katına ulaşsa... her yer ah u efganla inlese... etraftaki çığlıklar ta asumana dayansa... yaşanan ızdıraplar lav gibi köpürüp yüreklere vursa... başlar üzerinde kılıçlar kavis çizse... bedenler mengeneye alınsa... dört bir yandan sadece zalimlerin naraları duyulsa... en temiz gönülleri bir ümitsizlik sarsa... hanlar devrilip hanümanlar yerle bir olsa... nazarlarla beraber vicdanlar da karanlığa gömülse... herşeye rağmen durumunu ve tavrını değiştirmeden konumunun hakkını vermeli, tazyiklere göğüs germeli, herkesin başvuracağı bir ümit kaynağı olmalı ve sönmeye yüz tutan ümitleri yeşertmeye çalışan bir meşale olmalısın.Hazanın amansaz ve şiddetli estiği zamanlarda sabrın solukları kesilmiş olabilir; ne var ki, her gün biraz daha ümitli, biraz daha canlı görünen emarelerin şafağında şanlı bir diriliş gerçekleşecek. Öyle bir diriliş ki, fazilete sırt çevrilip rezaletin peylendiği, sevaba haciz konup günah toptancılığının yapıldığı, iffete kezzap dökülüp haysiyetin rafa kaldırıldığı, tarihin mıncıklanıp geçmişe salyalar atıldığı, o dönemler gerilerde kalacak. Bugün olmasa da yarın mutlaka bir inayet eli uzanacak... yolunu kesen tipi – boran dinecek... kar – buz eriyip gidecek ve etrafındaki çorak yerler suya kanacak.Unutma! Yeis, yol kesen bir gulyabani; acz ve çaresizlik düşüncesi ise ruhu öldüren birer hastalıktır. Şanlı geçmişiyle yol alanlar, hep iman ve ümitle yol almışlardır. Kendini acz ve ümitsizliğe salanlar da yollarda kalmışlardır. Yola koyulmayanlar yol alamazlar, uyuyanlar hedefe varamazlar.Şimdi, eğer yarını düşünüyor ve geleceğe dipdiri varmayı istiyorsan, yolların yürünerek alınabileceğini ve zirvelere ancak azimle ulaşılabileceğini hatırdan çıkarmamalısın. Zira aşılmaz gibi görünen zirveler şimdiye kadar defalarca aşıldı; defaatle yüksek tepeler azmin ayaklarına yüz sürdü...Ve sonra “teslimiyet” sırrı gönlüne doğmalı. “Yürü” denilen yerde yürümeli, “dur” denilen yerde okçular tepesindeki ibret panoramasını bir kez daha hatırlayıp durmalısın. “Koş” denince koşmalı, “öl” denince Cafer gibi ölümün bağrına düşmelisin.Sahi hatırlıyor musun o günleri? Hani türlü türlü oyunlara başvurmuştular. Gecelerini gündüzlerine katıp amaçlarına ulaşmak adına didinip durmuştular. Ve sonunda mağrur bir edayla: “Kurudu – bitti” demişlerdi. Heyhat ki heyhat! Bak şu hicretlere, bak şu mahzenlere, bak şu şehid çocuklarına! Meyvesi böyle olan bir ağaç kurur muydu hiç? !Kurumazdı tabi...! Şimdi, biraz daha bilinen bir azimle ileri atıl da şeytanın kasesini kır; iblisler dünyasına bir velvele sal! Nemrut’a rahatı haram edip Firavun hanümanını harap eyle! Işıktan kaçanları nurunla boğ; yarasalara aydınlıkta yaşama adabını öğret! Öğret ki, hicranla yanan sinelerin hicranı dinsin... Asırlardan beri iki büklüm yaşayanlar bellerini doğrultarak var olduklarını haykırsın... zulmetlere yenik ruhlar dirilip çevrelerini saran karanlıklarını kovsun... ve herkes olağanüstü bir gayretle İslami ruh ve mana köklerinin klavuzluğunda önündeki engelleri aşsın.

HASAN KUTULMAN


 

[TB] Benzer konular

Üst