ESMÂ-İ HÜSNÂ VE AÇIKLAMASI / اَلْأَسْمَاءُ الْحُسْنَى

  • Konbuyu başlatan haydarı kerrar
  • Başlangıç tarihi
H

haydarý kerrar

Guest
ESMA-İ HÜSNA VE AÇIKLAMASI / اَلْأَسْمَاءُ الْحُسْنَى

"En güzel isimler” demek olan 'esma-i hüsna', naslarda (Kur’an ve Sünnette) Allah Teala hakkında kullanılan isim ve sıfatlardan oluşur. Kur'an-ı Kerim'de ve peygamberimizin hadislerinde Cenab-ı Hakk'a nisbet edilen birçok isim bulunmaktadır. Bu durum bizzat Kur'an tarafından şu şekilde ifade edilmektedir: "En güzel isimler Allah'ındır. O'na bu isimlerle dua edin. O'nun isimleri hakkında eğri yola sapanları bırakın. Onlar yaptıklarının cezasını göreceklerdir” [A'raf 7/150]. Peygamberimiz ise: "Allah Teala'nın doksan dokuz ismi vardır. Bunları sayan cennete girecektir” [Tirmizi, Daavat, 82] buyurmaktadır.
Kur'an ve hadislerde (Tirmizi rivayetinde yer alıp yaygınlık kazanan) Allah'a verilen isimleri alfabetik olarak şu şe¬kilde sıralayabiliriz:
1- ALLAH (اَللَّهُ): Varlığı zorunlu olan ve bütün övgülere layık bulunan, her türlü eksiklik ve noksanlıklardan uzak, bütün kemal sıfatları kendinde toplayan, eşi ve benzeri bu¬lunmayan zatın özel ve en kapsamlı adıdır. Allah'a nisbet edilen isimler has (özel) ve am (cins) olmak üzere ikiye ayrılır. Allah adı özel isim; Rab, Rahman, Rahim gibi isimler ise, Allah'ın özel ismine nisbetle anılan isimlerdir. Allah ism-i şerifi, Cenab-ı Hakk'ın has ismidir. Bu itibarla diğer isimlerin ifade ettiği bütün güzel vasıfları ve İlahi sıfatları içine alır. Diğer isimler ise, yalnız kendi manalarına delalet ederler. Bu bakımdan Allah isminin yerini hiçbir isim tutamaz. Bu isim, Allah'tan başkasına ne hakikaten ve ne de mecazen verilemez. Diğer isimlerin ise, Allah'tan başkasına isim olarak verilmesinde bir mahzur yoktur (Kadir, Celal gibi). Yalnız bu isimlerin başına, insanlara izafe edildiklerinde, "kul” manasına gelen "abd” kelimesinin ilavesi güzel olur [Abdülkadir (Kadirinkulu) ismi gibi].
2- EL-ADL (اَلْعَدْلُ): Adaletli, mutlak adalet sahibi, her şeyi yerli yerine koyan, aşırılığa meyletmeyen, kainatı bütün varlıklarıyla birlikte ölçü altına alıp dengeleyen; canlı cansız her şeye en güzel ve en uygun vaziyeti ve¬ren; her varlığa layık olduğu ölçüde varlığını devam ettirme hakkı vermekle sonsuz adaletini gösteren; emrine itaat edenleri mükafatlandırırken, haddini aşanları dizginleyen ve hak ettikleri cezayı veren; haşrin büyük mahkemesinde ise mutlak adaletini en geniş ve en mükemmel tarzda gösteren, tam adaletli. Adalet, zulmün zıddıdır. Zulüm kelimesinde; incitme, can yakma manası vardır. Zulmetmiyerek herkese hakkını vermek ve her şeyi akıl ve mantığa, hikmet ve maslahata uygun olarak yapmak da adalet demektir. Allah Teala Adil'dir. Zalimleri sevmez. Zalimlerle düşüp kalkanları ve hatta sadece uzaktan onlara imrenenleri ve sevenleri de sevmez.
3- EL-AFÜV (اَلْعَفُوُّ): Affeden, affedici, bağışlayan, hiçbir sorumluluk kalmayacak şekilde günahları affeden, günahları silen, çok affeden ve affetmeyi seven, affı çok. Allah Teala, günahları silen, onları hiç yokmuş gibi kabul edendir. Bu manaya göre bu isim, Gafur ismine yakındır. Ancak arada şu fark vardır: Gufran: Günahları örtüvermek demektir. Afv ise, günahları kökünden kazımaktır. Günahları kökünden kazımak, o şeyi örtmekten daha iyidir.
4- EL-AHİR (اَلْآخِرُ): En son, ebedi, varlığının sonu olmayan, her şeyden sonra varlığı devam eden; bütün var¬lıkların neticesi kendisine bakan ve Ona dönecek olan; her şeyin son noktası. Herşey biter, helak ve fenaya gider, ancak O kalır. Varlığının sonu yoktur. Evveliyetine bidayet olmadığı gibi, ahiriyetine nihayet yoktur.
5- EL-ALÃŽ (اَلْعَلِي): Pek yüce, yüce, yüceltici, izzet, şeref ve hükümranlık bakımından en yüce, aşkın, zat, sıfat ve isimleriyle her türlü kusur ve noksandan uzak, mümkün ve düşünülebilecek ve tasavvur edilebilecek her türlü derece ve merte¬belerin üstünde olan, her hususta, herşeyden yüce olan. Yüksekliğin hakiki manası şudur: a) Allah'tan daha üstün bir varlık düşünülmesi imkansızdır. b) Bir benzeri veya ortağı veya yardımcısı yoktur. c) Şanına yaraşmayan her şeyden uzaktır. d) Kudrette, bilgide, hükümde, iradede ve diğer bütün kemal sıfatlarında üstündür. Şu halde Ali, her şey kendisinin altında, emrinde ve hükmü altında olan zat demektir.
6- EL-ALÃŽM (اَلْعَلِيمُ): Her şeyi bütün incelikleriyle bilen, hakkıyla bilen, ezelden ebede her şeyi bütün yönleriyle, hiçbir şey hiçbir şekil¬de hiçbir zaman ilminden gizlenemeyen, her şeyi çok iyi bilen. Allah, her şeyi tam manasıyla bilir. Her şeyin, içini, dışını, inceliğini, açıklığını, önünü, sonunu, başlangıcını, bitimini çok iyi bilendir O, olmuşları bildiği gibi, olacakları da aynı şekilde bilir. Onun için, olmuş-olacak, gizli-açık söz konusu değildir. Bunlar, insan
 
Üst