El-Kuddüs

...Tefekkür...

Hüznüm yüreðime dokunan dûamýn sûkûtudur...
Kuddüs
Noksanlıklardan münezzeh , Her türlü eksiklik ve ayıplardan münezzeh olan.
Al-Quddus
The Pure One. He who is free from all error.

O Allah ki, O'ndan başka ilâh yoktur. Melik'tir; Kuddus'tur; Selâm'dır. Mü'min'dir, Müheymin'dir, Aziz'dir, Cebbar'dır, Mütekebbir'dir, Allah, (müşriklerin) şirk koştuklarından çok yücedir * Haşr 59:23
Her türlü hata, gaflet ve acizlikten uzak, eksiklikten beri, mutlak kemâl sahibi anlamında. Allah, sonradan olma ve hiçbir tasvir kayıtlarına sığmayan, hakkında hiçbir eksiklik düşünülemeyen en mukaddes olan en yüce varlıktır (el-Haşr, 59/23; el-Cum'a, 62/1).
 

...Tefekkür...

Hüznüm yüreðime dokunan dûamýn sûkûtudur...
Ynt: El-Kuddüs



Her türlü şekillerden, lezzet ve kokulardan,
Kirden, pastan, lekeden, tasa ve korkulardan,
Molekülden, atomdan, hücre ve dokulardan,
Herşeyden münezzehtir, uzaktır KUDDÛS dür O.
 

...Tefekkür...

Hüznüm yüreðime dokunan dûamýn sûkûtudur...
Ynt: El-Kuddüs

Yâ Kuddûs


Bediüzaman, Allah'ın Kuddûs ismi hakkında şunları söyler:
"Allah Kuddûs'tür. Yani her şeyden ulvidir. Her kusurdan mukaddestir. Her hayalden u-zaktır. Fanilere ve sonradan olanlara mahsus her halden, acizden, fakrdan, zaaftan, noksanlıklardan ve eksikliklerden münezzehtir. Bütün sıfatları kâmîl derecededir. Sonsuz biçimde arîdir ve paktır. Cenabı Hak Kuddûs ismi gereği temizliği, bedenen ve ruhen temiz olmayı sever bunu kainat çapındaki faaliyetlerinde açıkça gösterir. Kainat bu günden tertemiz yaratılmış ve öylece devam ede gelmektedir. Kainatın Kemalatı, Kendi Kemalatına milyonlarca ayet ve işaret hükmündedir. Kainat sanatta, güzellikte, ihtişamda, ahenkte paklıkta ve temizlikte eşsiz oluşuyla, Allah'ın Kuddûs isminin eseri olduğunu gösterir."


Yâ Kuddûs,

Sultanım,

Efendim,

Ey öncelerin öncesi,

Ey sonraların sonrası,

Her türlü maddi ve manevi eksiklikten, kusurdan, noksandan münezzeh olan büyük Allahım.

Sen yaradanım, efendim, sahibim, sultanımsın.

Sen kusursuzsun. Seni tarif edemem. Tarife sımazsın. Seni anlatmayı dilerim. Anlatamam. Anlatılamazsın.

Sen Kuddûs’sün...

Sen her şeyden, dünyevi olan her şeyden münezzehsin. Ben çaresizim, sen çaremsin.

Dualarımı kabul buyur kapında, beni tekrar bana bahşet, yeniden dirileyim. Aklanayım.

Ey öncelerin öncesi,

Ey sonraların sonrası,

Bütün varlığımı saffetinde erit, akla, arıt..

Beni de rahmetinin sularına kat.


Ey Allahım,

Düşünceye uyanan ruhumu karanlık dehlizlerde uyutmuşum yıllar yılı. Kusurum alkışlanmış, iyiliğim dışlanmış. Senin sonsuzluğunun nehrine dalmak düşüncesi böldü uykularımı. Gelmek diledi yüreğim. Kabul buyur beni. Cümle eksikler benim, kusurlar benim, noksanlar benim. Bütün çizgilerime eksiler üşüşmüş.

Düşünceye uyanan ruhumu alıp sana geldim. Yıkıntılarımın arasında sana yalvarıyorum. Bütün kötülükleri, çirkinlikleri keşfeden ruhum, dergahından kovulan iblisin menziline gireli ben, ben değilim. Bir ben yok artık içimde. Binlerce suret var. Her biri başka bir ben. Şaşar oldum kendime bir yabancı gibi. Bir kırlangıcın hürriyetini özlüyor yorgun yüreğim. Uçmak istiyorum yüküm olmadan sana doğru. Kirletilmiş bir deniz bu dünya. Sularında her gün boğuluyorum. Çıkar beni kirlettiğimiz bu dünya ırmağından. Temizleneyim.

Bir kırlangıcın hürriyetini kıskanıyorum.

Ey öncelerin öncesi,

Ey sonraların sonrası,

Bütün varlığımı saffetinde erit, akla, arıt..

Beni de rahmetinin sularına kat.



*Bütün varlık tesbih eder

Söylerler dilde “Yâ Kuddûs”

Hemi gökler ile yerler

Zikreder hâlde “Yâ Kuddûs”



Rabbim,

Sadakat, şefkat, merhamet, vefa, güzellik, iyilik, aşk timsali seni bilirim. Başka yanım- yörem yok. Güzelliğinin ülkesinden bir iz- işaret ver. Şaşırmadan gelmek diler yaralı yüreğim. Dağ taş seni arıyorum. Sonra buluyorum. Ve biliyorum ki cümle alem hep sen imişsin. Tenha bir mevsimin kollarında açmayı bekleyen bir gülüm dikenler içinde. Bir nur bahşet bana şafakta açılayım. Binlerce kuytu mağarada uyuklayan her bir parçam yeni baştan birleşsin. Bir Zümrüd-ü Anka gibi küllerimden dirileyim. Hicranım bitsin. Senin kusursuzluğunun tezahürü olayım. Şüphesiz ben senin kulunum. Üzerimde izin var. Alnımın yazısının mührü sende. Güzellik bahşet rabbim. Temizlik bahşet. Senin rahmetin , senin nurun eksilmesin üzerimden. Senin cemalin nakışlasın yüreğimizi, ruhumuzu.

Ey öncelerin öncesi,

Ey sonraların sonrası,

Bütün varlığımı saffetinde erit, akla, arıt..

Beni de rahmetinin sularına kat.



Hüküm O’nun hikmet O’nun

Diler ise nusret O’nun

İkramıdır cennet O’nun

Nakş-ı gönülde “Yâ Kuddûs” .


Ey Kuddûs,

Yücelerin yücesi,

Sultanım,

Bu nefsin elinde bizarım. Hep olmak diledi nefsim. Derdi “olmak” değildi aslında. Oldu desinler istiyordu. İnsan “olmak”tansa “ her şey” olmak derdine düştü. Dünya nimeti için kirlenmedik elimiz, söylenmedik dilimiz, kararmadık yüzümüz, bakmadık gözümüz, katlanmadık derdimiz kalmadı. Dışımız içimizin kefili. Yüreğimizi olmadık tasalarla kanattık. Meta için ağlar olduk. Uykularımız bölündü. Her şeyi yıprattık, kirlettik, eskittik. Hep yoksulduk zaten! Sonra anladık ki yoksulluğumuz paradan puldan değilmiş. Asıl yoksulluk içimizdeymiş. Sensizlikmiş. İçimiz kirlendi, karardı.Ruhumu akla Rabbim. Artık mavi göklerim bana sadece huzur muştulasın. Yeniden kamburum olmadan huzura geleyim. Aklımda dünyadan bir nişane taşımadan mim gibi büküleyim. Vav gibi eğileyim huzurunda.

Ey öncelerin öncesi,

Ey sonraların sonrası,

Bütün varlığımı saffetinde erit, akla, arıt..

Beni de rahmetinin sularına kat.


Fezada yükselen her ses

Alınan, verilen nefes

Tesbihat eyler mukaddes

Bülbüller Gülde “Yâ Kuddûs”



Yâ Kuddûs,

Sultanım,

Alemlerin Rabbi olan Allahım,

Beni eksik buluyorlar. Kendi eksiklerini görmeden.. Noksanlarımı yüzüme vuruyorlar. Kendi noksanlarını görmeden. Sen kirlisin diyorlar kendi kirlerini görmeden. Kendileri arınmadan sularımı taşlıyorlar... Sana sığındım. Yüreği taşlaşmışları da ben de ıslah et... Kabul buyur... Sen Alemlerin Rabbisin. Ben de senin kulunum. Beni taşlayanlara, incitenlere son sözü sen söyle, ey Alemlerin Rabbi... Yakup’un sabrı yok yüreğimde. Sabır ver bu aceleci kuluna. Ebubekir Sıddık’ın sadakati uğramaz oldu menzilimize. Sadakati bir ışık gibi düşür içimize. İbrahim’in vefası esmiyor nazlı nazlı. Bir vefa rüzgarı estir dallarımıza. Meryem’in safiyeti, iffeti bir çiçek gibi süslesin gözlerimizin pervazlarını. Safiyetin manevi iklimine yürüyelim hep birlikte.

Ey öncelerin öncesi,

Ey sonraların sonrası,

Bütün varlığımı saffetinde erit, akla, arıt..

Beni de rahmetinin sularına kat.

(Amin)
 

...Tefekkür...

Hüznüm yüreðime dokunan dûamýn sûkûtudur...
Ynt: El-Kuddüs

Ya Kuddüs!
Sensin kuddüs. Kutsiyet sendendir, bundan öte laf olmaz.
Sen dilemezsen hiçbir sey pak sayılmaz.
Gönlüm sana yönelmedikçe saf olmaz...
Kanımı her nefeste temizledigin gibi, nefsimi arındır pak eyle.
Temizlenenlere muhabbet edersin gönlümü muhabbetinle temizle!
 
S

SimurG

Guest
Ynt: El-Kuddüs

Büyük bir fabrika düşünün, binLerce işçi çalıştıran, acaba bu fabrikanın temizLiği için kaç temizLik görevLisine ihtiyaç vardır.

Bir de kendimize bakaLım; bir kaç hafta yıkanmasak kokmaya başLarız.

Evimizi bir kaç gün süpürmesek, pisLikten geçiLmez.

Eğer içerisinde zevk ne neşe iLe yaşadığımız şu dünyamızın temizLiği sırf bizim eLLerimize kaLsaydı, çöpLük ve Leşler dünyasında boğuLur giderdik.

BeLediye işçiLeri bir kaç hafta grev yapsa sokakLar çöpten, pis kokuda n geçiLmez.

Oysa biLhassa insanın eLi ve ayagının değmediği denizLer, göLLer, karaLar, ormanLar öyLesine temiz, güzeL ve pırıL pırıLdır ki insan bu güzeLLiğe hayran kaLmaktadır.

İşte bu temizLik ve pakLık ALLah-u TeaLa'nın Kuddüs isminin bir ciLvesidir.
 
Üst