CuMA notLaRı/6

|Ⓢєччαh|

MiM
Yönetici
Admin
Tema üyesi




Kur’an’ın üzerinden ne kadar uzun bir zamanın geçtiğini düşünün; tam 1400 sene, devletler gelmiş, imparatorluklar yıkılmış, yüzlerce mezhep türemiş, hepsi de Kur’an’ı okumuş, ellerinde tutmuş, bir sürü uydurma inançlar üretmişler, binlerce hadis uydurulmuş, fakat Kur’an’a ilişememişler, değiştirememişler, buna cüret edememişler, yani anlamından tanıyabileceğimiz sapık inançları Kur’an’a sokamamışlardır.

Ey Muhammed de ki: "Ben, şu Mekke'yi kutsal kılan ve her şeyin sahibi olan Allah'a kul olma emrini aldım. Ayrıca Müslüman olma ve Kur'an okuma emri aldım. O halde kim (bunları yaparak) doğru yola gelirse bunları kendisi için yapmış olur. Ben sadece uyarıcıyım." (Neml 91-92)

Bu ayetlerde üç şey emredilmiştir. 1. Allah'a kul olma 2. Allah'ın emirlerine teslim olma (Müslüman olma) 3. Kur'an okuma. İlk iki şart ise ancak Kur'anı okuyup doğru anlamakla olur. Kur'an'ı anlamadan, Allah tealaya kul olmak ve teslim olmaktan söz edilemez. Kur'an okumak Rabbimizin en önemli emirlerindendir.

"Ey peygamber! Doğrusu bu Kuran senin için ve insanlar için bir hatırlatma ve kesin bir bilgidir. Siz bu Kur'an'dan sorumlu tutulacaksınız." (Zuhruf 44) Peygamberimiz de Kur'an'a uymakla yükümlüydü. Aynı yükümlülük bizim için de geçerlidir. O da bizim gibi kul idi. Fakat bir farkla ki; bize örnek gösterilmiş bir kul. "O yüce bir peygamberdi, biz kim ona uymak kim" gibi düşünceler yanlıştır. Peygamberimiz Kur'an-ı Kerim'de gösterilen yüce ahlak ve kulluk ilkelerini hayatında somut olarak yaşamıştır. Bu yüzde ona "yaşayan Kur'an" denmiştir. Bize düşen de Kur'an'ı anlayarak okumak ve peygamberimizi örnek alarak tıpkı onun gibi Kur'an'ı hayatımızda somutlaştırmaktır.

"Allah mü'minlere gerçekten büyük ikramda bulunmuştur. Çünkü onlara içlerinden bir elçi göndermiştir. O elçi Allah'ın ayetlerini (sözlerini) onlara bildiriyor…" (Al-i İmran suresi 164)

Elçinin görevi kendisine bildirilenleri ekleme ve çıkarma yapmadan aynen insanlara aktarmaktır. İnsanlar eğer o elçinin (peygamberimizin) getirdiği sözü (Kur'an'ı) dinlemez ve itaat etmezlerse o elçiyi kabul etmemiş olurlar. Çünkü elçinin getirdiğini dikkate almamak elçinin elçiliğini anlamsız kılar. Yani "ben peygamber aşığıyım", "canım kurban olsun senin yoluna" dedikleri halde elçinin getirdiği Kur'an'ı göz ardı edenler elçiyi hiçe saymışlar demektir. Ve bütün iddiaları boşa gider. O açıdan bir kişi ben peygambere inanıyorum, peygamberi seviyorum diyorsa onun getirdiğini Kur'an'ı dikkate almalı, ona kayıtsız kalmamalıdır. Müslümanlık lafla olmaz. Ben İslam dinindenim diyen kişi İslam'ın, insanın ve her şeyin sahibi olan Allah'ın sözlerini (Kur'an'ı) dinlemelidir.

"Kendilerine kitap verdiğimiz kimseler kitabı hakkıyla okurlar. Çünkü onlar, o kitaba güvenirler. O kitabı görmezden gelenler ise zarara uğrayanlardır." (Bakara 121)

Bu ayette anlatılan kitap Allah tealanın kitabıdır. Bu ayetten anlaşıldığına göre kitabı okumak ona güvenmekle alakalıdır. Kitabı okumayan ona güvenmiyor yani inanmıyor demektir. Çünkü çok ciddi iddialarda bulunan bir kişiyi dikkate almamak ona güvenmemekle /inanmamakla ilgilidir. Kişinin Kur'an'ı Kerim'e yaklaşımı onun imanıyla doğru orantılıdır. İman arttıkça Kur'an'a ilgi artar. Çünkü Kur'an alemlerin Rabbinin sözüdür. Dünyadaki sıradan insanların sözlerini bile çok merak eden insanlar Kur'an'a ilgisiz kalıyorlarsa onu hakkıyla tanıyamamışlar demektir. Allah'ın kitabını önemsemeyenler zarar edeceklerdir. Kitabı hakkıyla okumak demek; onu takip etmek, gösterdiği yolda iz sürmek, ona uymak demektir. Tabi ki uymak için anlamak lazımdır. Günümüzde çoğu insanın yaptığı gibi sevap kazanmak için anlamını bilmeden Kur'an'ı Arapça orijinalinden okumak onu hakkıyla okumak değildir. Kur'an'ı hakkıyla okumak demek onu anlamaya çalışmak ve ayrım yapmadan her ayete kesin itaatle olur. İsterse bu ayet, onun çıkarlarına veya düşüncelerine uygun gelmesin. Günümüzde müslümanım diyen herkes Kur'an'ın Allah sözü olduğunu kabul eder. Fakat ona, işine gelmeyen bir ayet okunduğu zaman onu kaale almaz. Veya çarpıtır. İşte böyle yapanlar Kur'an'a güvenmiyor demektir.

"Ey peygamber! Doğrusu bu Kuran senin için ve insanlar için bir hatırlatma ve kesin bir bilgidir. Siz bu Kur'an'dan sorumlu tutulacaksınız." (Zuhruf 44) Peygamberimiz de Kur'an'a uymakla yükümlüydü. Aynı yükümlülük bizim için de geçerlidir. O da bizim gibi kul idi. Fakat bir farkla ki; bize örnek gösterilmiş bir kul. "O yüce bir peygamberdi, biz kim ona uymak kim" gibi düşünceler yanlıştır. Peygamberimiz Kur'an-ı Kerim'de gösterilen yüce ahlak ve kulluk ilkelerini hayatında somut olarak yaşamıştır. Bu yüzde ona "yaşayan Kur'an" denmiştir. Bize düşen de Kur'an'ı anlayarak okumak ve peygamberimizi örnek alarak tıpkı onun gibi Kur'an'ı hayatımızda somutlaştırmaktır.

"Kim Rahman olan Allah'ın kitabına aldırış etmezse, onu bir şeytan kuşatır ve onun arkadaşı olur. Nitekim onu yoldan çıkarır. Buna rağmen o hala doğru yolda olduğunu sanır." (Zuhruf 36-37)

İnsanların çoğu "biz Kur'an'ı anlamayız" gibi bahanelerle Kur'an'dan uzak kalır, aldırış etmez, görmezden gelir, Kur'an'a karşı soğuk durur. Kendine rehber ve yol gösterici olarak Kur'an'ı seçmeyen böylelerine başkaları yol gösterir. Arkadaş edindiği kişi zamanla onu yoldan çıkarır. Fakat o bunun farkına bile varamaz, hatta kendini doğru yolda sanır. Çünkü şeytan doğru yolun üzerinde oturur ve insanları buradan döndürmeye uğraşır. Yani şeytan bizim yanımıza kötü iş yapacağımızda değil hayırlı işler yapacağımızda gelir ve bizimle mücadele eder. Yanlış yapanlarla şeytanlar niye uğraşsın ki? Çünkü onlar zaten kendi yoldaşlarıdır. Bazı insanlar da insanlara dini söylemlerle koyu bir dindar olarak yaklaşır. İbadet ederler, islami kavramlar kullanırlar, hatta Kur'an'ı ezbere bilirler. Fakat Kur'an'ı anlamaya çalışmazlar veya anlamak istemezler. Hayatlarının merkezine Allah ve Allah'ın kelamı Kur'an yerine başka kitap veya insanları koyarlar. Bazı iyi niyetli insanlar da (Kur'an'ı bilmedikleri için) bunlara uyarlar. Bu insanlar çok samimi ve iyi niyetli olabilirler. Fakat din konusunda niyetin iyi olması tek başına yeterli değildir. Allah'a kulluk ederken Allah'ın gösterdiği yöntemlerin dışına çıkılmamalıdır.

Bizim sorgulanamaz tek kutsalımız Kur'an'ı Kerim'dir. Çünkü Kur'an yüce Allah'ın sözüdür ve bunun binlerce delili vardır. Biz duygularımızla veya varsayımlarla değil aklımızı kullanarak bu sonuca varırız. Kur'an'ı iyi bilen bir kişi –aklını da kullanırsa- kolay kolay yanlış işler yapmaz ve yanlış akımlara kapılmaz. Allah aklını kullanmayan insanları sevmez. Bir ayette şöyle buyurulmuştur: "Allah, aklını kullanmayanları pislik içinde bırakır." (Yunus 100) Buradaki kastedilen pislik küfür ve şirktir. Bu pisliklerden ancak aklını kullananlar kurtulur. Özetle Kur'an'ı dost edinen Allah'ın sevgisini kazanır. Kur'an'a aldırış etmeyen kişi şeytanın dostluğuna davetiye çıkarmış olur. "Kimin arkadaşı şeytan olursa, o arkadaşların en kötüsüne düşmüş demektir." (Nisa 38)

"Benim Kitap'ımdan yüz çeviren bilsin ki onun sıkıntılı bir dünya hayatı olur ve kıyamet günü de onu kör olarak diriltiriz. O zaman: "Rabbim! Beni niçin kör olarak dirilttin, oysa ben dünyada gören bir kimseydim" der. Allah da: "Ayetlerimiz sana gelmişti de sen onları unutmuştun, önemsememiş, ilgilenmemiştin. Bugün de seninle kimse ilgilenmeyecek, önemsemeyeceksin" der. İşte haddi aşanları, Rabbinin ayetlerine güvenmeyenleri böyle cezalandıracağız." (Taha 124-125-126-127) Kur'an-ı Kerim'deki evrensel prensiplere uymayanlar mutlu olamazlar. Çünkü insanı yaratan Allah'tır. Ve nelerin insanı mutlu edeceğini, nelerin ona zarar vereceğini en iyi o bilir. Allah teala şöyle buyurmuştur: "Yaratan yarattığını bilmez mi?" (Mülk 14) Onun için hayatlarının merkezine Allah'ın kitabını değil de başka şeyleri koyanlar mutluluğu asla tadamazlar. Böylelerinin ahiretteki durumları ise daha da acıklı olacaktır.



Kendi halinde bir tüccardı. Bir gün kumaşları gemiye yükledi. Endonezya'ya gitti, oraya yerleşti. İşini orada devam ettirdi. Kumaşları kaliteliydi. Tam da halkın aradığı cinstendi. Kendisi de kanaat sahibi bir insandı. Kazancı az olsun, temiz olsun düşüncesindeydi. Bir gün geç geldi iş yerine. Eleman iyi bir kâr elde etmişti sattığı mallardan. Merak etti, sordu:
- Hangi kumaştan sattın?
-Şu kumaştan efendim.
-Metresini kaça verdin?
-On akçeye.
-Nasıl olur?" diye hayret etti,
-Beş akçelik kumaşı on akçeye nasıl satarsın? Bize hakkı geçmiş adamcağızın. Görsen tanır mısın onu?
Eleman gitti, müşteriyi buldu, getirdi. Dükkân sahibi müşteriyi karşısında görür görmez, helâllik istedi ve fazla parayı müşteriye uzattı. Müşteri şaşırmıştı. Böyle bir durumla ilk defa karşılaşıyordu.
-Ne demekti hakkını helâl et?
Olay kısa sürede dilden dile dolaştı. Çok geçmeden kralın kulağına kadar vardı. Sonunda kral kumaş tüccarını saraya çağırdı. Kral sordu:
-Sizin yaptığınız bu davranışı daha önce biz ne duyduk, ne de gördük. Bunun aslı nedir?
-Ben, dedi tüccar, bir Müslüman'ım. İslâm dini böyle emreder. Müşterinin bana hakkı geçmişti. Dolayısıyla kazancıma haram girmişti. Ben sadece bir yanlışı düzelttim.
Kral,
-İslâm nedir, Müslümanlık nedir? Gibi peş peşe sorular sordu. Birer birer sorularını cevapladı. Kral ilk defa duyuyordu böyle bir dinin varlığını. Fazla zaman geçirmeden İslâm'ı kabul etti. Daha sonra kısa süre içinde de halk Müslüman oldu.

250 milyonluk nüfusa sahip olan bugünkü Endonezya'nın Müslümanlığı kabul etmesindeki sır sadece beş akçelik kumaştı. Yapılan tek şey vardı sadece: İnandığı gibi yaşamak, sahip olduğu güzellikleri çevresiyle paylaşmaktı. Efendimizin müjdesi herkese açık: "Doğru ve güvenilir tüccar, kıyamet gününde peygamberler, Sıddıklar (doğrular) ve şehitlerle beraberdir." Yani, asıl etkili olan söz dili değil, hal diliydi. Konuşmaktan çok yaşamaktı. Anlatmaktan ziyade davranış dilinin devreye girmesiydi.


 

[TB] Benzer konular

B

Bevadih

Guest
Ynt: CuMA notLaRı/6

Mim abi..mantığı o kadar güzel vermişsiniz ki...Yürekten teşekkürler...Rab'im ecrini kat kat versin...
Her şeyin önündeki engel yine kendimiziz..!
 
M

Mercan

Guest
Ynt: CuMA notLaRı/6

Bizim sorgulanamaz tek kutsalımız Kur'an'ı Kerim'dir. Çünkü Kur'an yüce Allah'ın sözüdür ve bunun binlerce delili vardır. Biz duygularımızla veya varsayımlarla değil aklımızı kullanarak bu sonuca varırız. Kur'an'ı iyi bilen bir kişi –aklını da kullanırsa- kolay kolay yanlış işler yapmaz ve yanlış akımlara kapılmaz. Allah aklını kullanmayan insanları sevmez. Bir ayette şöyle buyurulmuştur: "Allah, aklını kullanmayanları pislik içinde bırakır." (Yunus 100) Buradaki kastedilen pislik küfür ve şirktir. Bu pisliklerden ancak aklını kullananlar kurtulur. Özetle Kur'an'ı dost edinen Allah'ın sevgisini kazanır. Kur'an'a aldırış etmeyen kişi şeytanın dostluğuna davetiye çıkarmış olur. "Kimin arkadaşı şeytan olursa, o arkadaşların en kötüsüne düşmüş demektir." (Nisa 38)

Rabbim Kur'an'ı kerimi okuyup, anlayan ve yaşayanlardan eylesin..
MİM hocam Rabbim sizi Gönlünüzdekinin en güzeliyle mükafatlandırsın.Binlerce kez razı olsun ...
Çok güzel bir cuma sohbeti olmuş..
 
S

senarist081

Guest
Ynt: CuMA notLaRı/6

Kuran-ı Kerimi çok ihmal ediyoruz,bu kitap sadece mübarek gün ve gecelerde okunmak için inmedi.Neden hala daha gafletteyiz, neden her gün 5-10 sayfa okuyamıyoruz,cevabı çok basit aciziz de ondan.

Cenab-ı Mevla Kuran-ı okuyup anlayan,elinden hiçbir zaman düşürmeden hak üzere yaşayan kullar olmamızı nasip ve müesser eylesin.Allah razı olsun Mim hocam,bu sohbetinizden kendime düşen payı ben fazlasıyla aldım... :)
 
S

SUNFLOWERS

Guest
Ynt: CuMA notLaRı/6

Yapılan tek şey vardı sadece: İnandığı gibi yaşamak
İşte püf nokta burada inandığı gibi yaşamakta!..
"İnsan ya yaşadığı gibi inanır ve ya inandığı gibi yaşar" inşallah Allah bizleri inandığımız gibi yaşamayı nasip etsin..
Teşekkürler Sayın MiM hocam gene güzel bir mevzuya değinmişsiniz..
:)
 

|Ⓢєччαh|

MiM
Yönetici
Admin
Tema üyesi
Ynt: CuMA notLaRı/6

Rabbim sizlerden razı olsun, sevgili ablalarım ve tarık kardeşim. sizler böyle hahişkar yorumlar yapınca bazen kırılan umutlarım yeniden yeşermeye başlıyor. çok teşekkür ediyorum hepinize...
 
R

Resulehasret

Guest
Ynt: CuMA notLaRı/6

Allah razı olsun hocam... İnşaallah bizlerde Allahın emir ve yasaklarını beş akçeye değişmeyenlerden oluruz.

Hocam nacizhane şu anda aklıma gelen bir fikiri paylaşmak isterim. Cuma notlarınızın sayısı 55 olunca, yani bir senenin içindeki bütün cumalara yetecek kadar cuma notu yazınca, bunları kitap haline dönüştürmeyi düşünmezmisiniz hocam.
 

|Ⓢєччαh|

MiM
Yönetici
Admin
Tema üyesi
Ynt: CuMA notLaRı/6

Resulehasret' Alıntı:
Hocam nacizhane şu anda aklıma gelen bir fikiri paylaşmak isterim. Cuma notlarınızın sayısı 55 olunca, yani bir senenin içindeki bütün cumalara yetecek kadar cuma notu yazınca, bunları kitap haline dönüştürmeyi düşünmezmisiniz hocam.
teşekkür ederim sevgili hasan,
elbette isterim. ama,
gel görki, bu çok uzun ve meşakkatli bir iş. sermaye isteyen, zaman isteyen, uzun uğraşılar isteyen bir iş. ve maalesef bunların hiç biri de fakirde bulunmayan nesnelerden.

şimdilik, sanal ortamda olması, birkaç sitede yayınlanmış olması yetiyor fakire... ama, bu işle uğraşıpta böyle bir hizmeti deruhte etmeye razı biri çıkarsa, bütün haklarımı devretmeye, helal etmeye hazırım. tek kuruş karşılık beklemeksizin. yeterki emeklerimiz hakkın hizmetine amade kılınmış olsun.
 
R

Resulehasret

Guest
Ynt: CuMA notLaRı/6

Rica ederim değerli hocam,

Bu yazılarınızın kitap haline gelmesini en az benim kadar bu sitede ki herkes istiyordur eminim, bende arkadaşlarıma kitabın tanıtımını yapıp, bunu yazan benim hocam deyip hava atmayı çok isterdim... :)

Şaka bir yana hocam aslında olmayacak işte değil, bakın 6000 tane kardeşiniz var bu sitede, tabi herkesten bunun gayretini bekleyemeyiz elbette, ama bu notların sitemizde kitap haline dönüşterecek kadar kardeşlerinizin olduğunu bilesiniz hocam.

Sizin kaleminizden çıkmış böylesi güzel yazıların sanalda bir kaç kişinin okumasıyla sönüp gitmesine gönlüm ve gönlümüz razı olmaz hocam. Yazılarınız kitap olması için yeterli sayıyaya geldiğinde, tekrar gündeme getireceğim inşaallah hocam bu konuyu.

Bu aralar beni de kitap yazma heyecanı sardı, oradan aklıma geldi böyle bir şey hocam. :) Simurg abiden aldığım bir kaç tiyo ile, sözde kitap yazdığımı sanıyorum bende. :)
 

|Ⓢєччαh|

MiM
Yönetici
Admin
Tema üyesi
Ynt: CuMA notLaRı/6

Resulehasret' Alıntı:

Bu aralar beni de kitap yazma heyecanı sardı, oradan aklıma geldi böyle bir şey hocam. :) Simurg abiden aldığım bir kaç tiyo ile, sözde kitap yazdığımı sanıyorum bende. :)
Hadi hasanım, hele bi de simurg üstad koydumu elini omzuna olur bu iş inşaallah. kitabının ilk müşterisi de benim. yav benden önce bu sitede kitap yazmağa layık o kadar kişi varki... bana en son sıra gelir gibi düşünüyorum. hele de simurg. sen ona söyle, "ustalar önden gidermiş!" deyiver... sorasını da biz düşünelim belki :D ama güzel düşüncelerin ve teveccühün için çok teşekkür ederim abisi.
 
R

Resulehasret

Guest
Ynt: CuMA notLaRı/6

Eyvallah hocam, biz teşekkür ederiz. Gönlümüze böylesi güzel yazıları işlediğiniz için, Allah razı olsun sizden.

Simurg abiyede söylerim hocam dediklerinizi... :) Hatta ben söylemeden eminim o hissedecektir sizin bunları söylediğinizi. O kadar anlayışlı bir abimdir. :)
 
K

kumsaati

Guest
Ynt: CuMA notLaRı/6

aslında çok matıklı Resulehasret abiye katılıyorum
en azından bi dergide yayınlayabiliriz
gerçekten çok değerli yazılarınız var ben arşivleyeceğim inşallah yazılarınızı
eğer birgün önüme öyle bir fırsat çıkarsa tabiki isminizi vererek ve size haber vererek yayınlayabiliriz..
 

|Ⓢєччαh|

MiM
Yönetici
Admin
Tema üyesi
Ynt: CuMA notLaRı/6

sevgili hasan ve güllerim...
ne de çok zaman geçmiş aradan!
size bir teşekkür borcum olduğunu unutmuş olarak!
 
Üst