Birkaç örnek Skeç...

  • Konbuyu başlatan senarist081
  • Başlangıç tarihi
S

senarist081

Guest
KIZ İSTEME


(Maho, Haso, Bilo aileleriyle birlikte Gülo’yu istemeye giderler. Gülo’nun evinde girer ve babasının yani Ramo’nun eline öperler ve yerlerine otururlar. Babaları yanlarında, arkalarında anneleri ayaktadır. Annelerin boynu bükük elleri bağlıdır.)

RAMO : Hoş gelmişseniz agalar, bacılar.

AİLELELER : Hoş bulmışag agam.

SÜLO (Maho’nun babası) : Agam biz hayırlı bir iş için gelmişek. Allah’ın emri peygamberin gavliyle kızınız Gülo’yu olgumuz Maho’ya istiyek.

DİĞER BABALAR (Hep bir ağızdan) : Hooop Hooop! Önce biz gelmişek.

(Aralarında tartışma başlar. Her kafadan bir ses çıkar.)

RAMO : Agalar, agalar! Durun noli? Bizim Gülo’yo almah öyle kolay değil. Ne yapak (Düşünür.)? Şindi damat adayları arasıb-nda bir yarışma yapah. Yarışmayı kazananı Gülo’yo almış sayah.

(Bu arada Gülo süslenmiş olarak sahneye getirilir. Gülo’yu iki erkek iki kadın getirir. Bu arada iki erkek de İşte Hendek İşte Deve şarkısıyla şalvarlarıyla birlikte göbek atarak sahneden geçerler.)

RAMO : Eveeet! Yarışmaya başlayak. Yarışmada birinci gelen, iki eliyle çapa çapalayan, dört beygir gücündeki Gülo’yu kazanacak. Haso, ilk soru sana. Sec bakalım. Hangi konudan istiyon? Edibiyat, gene gültüü, mözih.

HASO : Edibiyat agam.

RAMO : Ula hıbo! Edibiyat senin neyine loo. Neyse sorumu soriyem. Eyi dinle, bi difada anla, eyi civab vir. Divan Edibiyatı nedi?

HASO (Düşünür ve cevap verir.) : Bah şindi agam! Gülo’yo alacan, divana oturacan, dizine yatıran ona şiirler okuyacan. Aha işte divan edibiyatı budur.

RAMO : Bilmemişsen aha sana zıfır puan. Hem edibiyat senin neyine Bu arada Hasonun arkada duran annesi Haso’ya durur. Diğer anneler sevinir.)

HASO : Agam bari bir iki puvan virin. Gidiş yolim dogrudir.

RAMO : Sus ulan sus. Bah gız mız vermiyem sana. Hem sen gızı dizinde oturhmayı rüyanda görisen ancah.

(Şalvarlı erkekler İşte Hendek İşte Deve eşliğinde oynayarak sahneden geçerler.)

RAMO : Maho! Sana galdı gene gültü ve mözih. Hangisini seçiysen?

MAHO : Iıı. Mözih agam.

RAMO : Ula hayvan! Mözihden ne anlasın sen?

MAHO : Agam bugüne bugün köyün çobanıyem. Gavalımın sesini duyan davarlar bile baleri yapii.

RAMO : Baleri mi? O da ne ki? Dur şindi. Gafamı garıştırma. Sorumu soriyem. Üflenerek çalınan estoraman nedir?

MAHO : Ney demişsen agam?

RAMO : Bilmişsen hayvan.! On puvan almışsen.

(Şalvarlı erkekler İşte Hendek İşte Deve eşliğinde oynayarak sahneden geçerler.)

RAMO (Bilo’ya dönerek) Bilo bir teh sen galmışsen. Sana galdı gene gültü. Sen de gültüden peh anlarsın ya!

BİLO : Agam! Geçenlerde bir iki saatlik bir iş için şehre gitmişem. Galan zamanda da azıcıh gültü gapmışam.

RAMO : Eyi, tamam! Soruyu soruyem. Gültü ni dimeh?

BİLO : Ney?

RAMO :Bilemedin loo!

BİLO : Niden agam. Maho’nun neysı gabul edili, benim neim neden gabul edil mi?

RAMO : Sus lo davar! Gızı Maho almışdır

(Şalvarlı erkekler İşte Hendek İşte Deve eşliğinde oynayarak sahneden geçerler.)

BİLO – SÜLO : Eee, biz napik agam?

RAMO : Haftaya Cano için yarışırsınız.

GÜLO (sahnenin ortasına gelerek) : İyki beni Maho aldı. Ben de onu çoh beğenirem.
 

[TB] Benzer konular

S

senarist081

Guest
Ynt: Birkaç örnek Skeç...

KOCA SEYİT ONBAŞI (İlköğretim Okulları İçin)



OYNAYANLAR


Anlatıcı Niğdeli Ali Koca Seyit Cevat Paşa Emir Subayı Fotoğrafçı(Dekor yoktur. Çanakkale Boğazı’ndaki düşman ge­milerini gösteren büyütülmüş bir fotoğraf ya da re­simlenmiş bir pano önünde oynanabilir.)



KOCA SEYİT ONBAŞI(Perde açıldığında ya da sahne aydınlan­dığında asıl gövdesi kuliste olduğu varsayılan bir topun namlusu görülür. Topun önünde topa mermi koymak için tırmanılması gereken iki üç basamaklı bir merdiven de vardır. Aşınmış bir tahta yükselti de denilebilir buna. Sahnede sessizlik egemendir.)

ANLATICI – Az önce burada büyük bir patlama oldu. (Eliyle göstererek) Şuraya bir yere bir bomba düştü. 1915 yılının mart ayındayız. Çanakkale Boğazı’ndaki düşman gemileri Türkiye topraklarını, kıyıda yerleşmiş Türk askerlerini top ateşine tutuyor. işte o top mermilerinden biri de bu yakınlara düştü. On iki askerimiz şehit oldu. Yirmi dört askerimiz de yaralı. Tam şurada patlamayla toprak altında kalan iki yakın ar­kadaş Niğdeli Ali ile Koca Seyit var. Şimdi onları iz­leyelim. (Kenara çekilir.)


NİĞDELİ ALİ – (Yerden kalkmaya çalışır. Üstünde kalın kaputu vardır. Doğrulur. Ayağa kalkar. Sağını solunu yoklar, yaralı olup olmadığına bakar. Yerde onu ara­maya koyulur. Korku içindedir.) Seyit… Heey Koca Se­yit. Nerdesin? Seeyit… (Arkalardan bir inilti gelir.) Kardeş neredesin… (Arkaya koşar, telaş içinde yerdeki yıkıntıların içinden arkadaşını bulmaya çalışır. Seyirciye arkası dönüktür. Toprak içinden arkadaşını çıkarır gibiyapar.) Yaralı mısın kardeş? (İniltiler içinde doğrulmaya çalışır Koca Seyit.) Yaşıyorsun çok şükür. Kalk hadi kardeş. Dayan bana… Bir yerin acıyor mu?
KOCA SEYİT – (Zorlukla kalkarak) Yok Ali, acımıyor. Acımıyor da öldüm sandım. Ölmedim değil mi?
NİĞDELİ ALİ – Yok ölmedin Koca Seyit. Toprağa gömülüp kalmışsın. Ben de öyle. Cephanelik tümden yok olmuş.
KOCA SEYİT- (Kalkar iyice. Üstünü başını silkeler. Ken­dine çeki düzen vermeye çalışır. Ne yapsak Niğdeli Ali? (Topun yanına gider. Heyecan içinde) Ali gel hele. Be­nim topa bak. Sapasağlam duruyor. Hey aslanım top. Biz bu topla ateş edebiliriz Ali.NİĞDELİ ALİ – Edemeyiz kardeş, baksana topun vinci kırılmış.
KOCA SEYİT – (Sevinç içinde) Mermisi de burada duru­yor işte. Kundakta çocuk gibi. Yirmi sekizlik mermi… Yaşasın.
NİĞDELİ ALİ – İyi de Seyit kardeş o mermi. Kundakta çocuk değil. Vinç olmadan onu kıpırdatamayız bile.
KOCA SEYİT – Vinç gerekmez Ali. Sırtıma koyabilirsem. Gerisi kolay. (Çömelir.) Hadi kardeş, yardım et de şunu sırtıma yerleştirelim.
NİĞDELİ ALİ – Olacak iş değil Seyit.
KOCA SEYİT – Dediğimi yap Ali… Döndür şöyle mermiyi sırtıma.
NİĞDELİ ALİ – (Zorlukla mermiyi Seyit’in sırtına doğru döndürür. Bu bile çok zor gerçekleştirilir.) Ayağa kal­kabilecek misin kardeş? {Mermiyi tutmaya çalışmaktadır.)
KOCA SEYİT – Kalkarım Ali… Ha gayret Koca Seyit… Kalktım işte. (Bacaklarının üstünde zorlukla durur. İki yana salınır. Düşmemek için büyük çaba harcar. Mer­divene yaklaşır.) Hepsi topu topu altı basamak. Dayan Koca Seyit. (Zorlukla bir basamak çıkar.)
NİĞDELİ ALİ – Ha gayret Koca Seyit. Kaldı beş basamak. (Koca Seyit bir basamak daha çıkar.) Yaşa Koca Seyit, yaşa… Kaldı dört… Üç… İki… Bir… Basardın kardeş. Ya­man delikanlıymışsın.
KOCA SEYİT – (Soluk soluğadır. Şimdi şöyle çevirelim namluyu… Ağzı düşmandan yana olmalı ki… (Namlu seyircilere doğru çevrilir.) Şimdi de bir iyice nişan al­malı. Oldu. Ateş… (İki arkadaş da geriye çekilerek ku­laklarını kaparlar. Çok da güçlü olmayan top ateşi sesi duyulur. Sonra da Koca Seyitle Niğdeli Ali’nin sevinçli haykırmaları.)
NİĞDELİ ALİ – (Sevinç içinde haykırarak) Tam isabet… Koca Seyit vurdun düşman gemisini. Bak… Koca gemi yan yatıyor. Yangın çıktı gemide… Dumanlara bak…
ANLATICI – (Öne çıkar. Olanaklar elveriyorsa ışık An­latıcıya yoğunlaşır. Koca Seyit ve Niğdeli Ali kulisten uzaklaşırlar.) İzlediğiniz olay inanılmaz ama gerçek. Top mermisinin ağırlığı tam tamına 215 okka. Yani 276 kilo. Bunu yapan genç erimiz Koca Seyit, dört büyük in­san ağırlığındaki mermiyi sırtlayıp topa yerleştirebildi, koca Seyit, Balıkesir İlinin Edremit İlçesine bağlı Havran Bucağında doğmuştu. Yoksul bir aileden geliyordu. İri yarı güçlü kuvvetli olduğu için ona herkes Koca Seyit derdi. Koca Seyit’in gençliği hep savaşlarda geçti. 1912 Balkan Savaşında, 1915 de Birinci Dünya Savaşı’nda da Çanakkale’de savaştı. Koca Seyit, o gün tek başına kaldırıp ateşlediği mermiyle İngilizlerin Ocean (Oşın) adlı savaş gemisini batırmıştı. Bu inanılmaz bir olaydı. O sırada Çanakkale’deki birliğin komutanı Cevat Paşa Koca Seyit’in bataryasına gelip olan biteni yerinde görmek istedi. İşte Cevat Paşa…
CEVAP PAŞA – (O devrin üniformasıyla arkasında emir subayı daha arkada da fotoğrafçı olduğu halde gelir. Niğdeli Ali ve Koca Seyit selama dururlar. Cevat Paşa da onları selamlar.) Merhaba asker.
KOCA SEYİT – NİĞDELİ ALİ – (İkisi birden) Sağol komu­tanım.
CEVAT PAŞA- (Koca Seyit’e yaklaşır.) Koca Seyit sen misin?
KOCA SEYİT – Benim komutanım. .
CEVAT PAŞA – (Elini uzatır sıkmak için. Koca Seyit etini öper Cevat Paşa’nın) Seni kutlarım Koca Seyit. (Emir subayının uzattığı V biçimindeki kırmızı şeritleri Seyit’in iki koluna da takar. Gösterdiğin kahramanlık nedeniyle seni onbaşılığa terfi ettirdik. Hayırlı olsun.
KOCA SEYİT – Sağol komutanım.
CEVAT PAŞA – Bundan böyle Seyit Onbaşısın. Seyit Onbaşı, yanımda fotoğrafçı da getirdim. Mermiyi sırtında taşırken bir fotoğrafını çekecek. Bu fotoğraf da tarihe tanıklık edecek. Mermi şurada… Hadi Seyit Onbaşı. Arkadaşın da sana yardım etsin.
KOCA SEYİT- Başüstüne komutanım.(Koca Seyit Niğdeli Ali’nin de yardımıyla mermiyi sırtlanır. Ayağa kalkmaya çalışır başaramaz. Bir daha dener, beceremez. Ali yardım eder, ayağa kalkması için. Seyit yine yapamaz. Uğraşır. Ter içinde kalır, soluk soluğa çabalar.) Kaldıramıyorum Paşam. Bağışlayın. O gün savaşın öfkesi hırsı içinde yaptım besbelli.
CEVAT PAŞA – {Bir süre gülerek bakar.) Üzülme Seyit Onbaşı. O merminin aynını tahtadan yaptırıp resmini öyle çekeriz.





ANLATICI – İşte böyle arkadaşlar. Ders kitaplarında da gördüğünüz resim Seyit Onbaşı’nın gerçek mermiye benzeyen tahtayı kaldırırken çekilmiş fotoğrafıdır. Sahici mermi değildir. Zaferden sonra Seyit Onbaşı yine yok­sul bir köylü olarak yaşadı. Odunculuk yaptı. 1939 yılının aralık ayında soğukta çalışıp terleyen sonra da üşüten Seyit Onbaşı zatürreden öldü. Öldüğünde elli yaşındaydı. Ölümünden yirmi sekiz yıl sonra 1967′de Seyit Onbaşı’nın doğduğu Havran ilçesine Koca Seyit İlkokulu açıldı. Törende Kurtuluş Savaşı kah­ramanlarından biri olan Seyit Onbaşı saygıyla sevgiyle anıldı. İşte bugün biz de onu andık. Yurdumuzun kur­tarılmasında kahramanlıklar göstermiş pek çok in­sanımızı anmak bize düşen bir borçtur. Unutmayalım ki Seyit Onbaşı gibi insanlarımızı anmak, tarihimizi ve on­ları yaşatmaktır.
 
Üst