Ayetten Yansımalar

|Ⓢєччαh|

MiM
Yönetici
Admin
Tema üyesi
“İnsanlardan bazıları Allah’tan başkasını Allah’a denk tanrılar edinir de onları Allah’ı sever gibi severler. İman edenlerin Allah’a olan sevgileri ise çok daha fazladır. Keşke zalimler azabı gördükleri zaman bütün kuvvetin Allah’a ait olduğunu ve Allah’ın azabının çok şiddetli olduğunu önceden anlayabilselerdi.” (Bakara, 165)

Harita metod defterinin çizgileri arasına simetrik kalpler çizmekle başladı bizim sevdamız. Zaman zaman içinden bir ok geçirdik boyutunu göstermek adına. Mef’ullere meftun rüyalara daldık. Önce günlerimizi paylaştık, sonra verdik neyimiz varsa geceye dair… Kulaklarımız duymaz oldu önce, sonrasında beklenen perde indi gözlerimize. Direniş cephesindeki yüreğimiz, göğsümüzü delercesine haykırdı hakikati çırpınışlarıyla. O Ehad’dir, Samed’dir dedikçe lal oldu diller. Sustuk. Allah adına göğe savrulan yumruklar da indi birer birer. İki eli yanda, başı önde dağıldık sessizce. Öyle ya, kurallarına uymazsak atılırdık oyundan. Sustuk. Bizim hayatımız oyun ve eğlenceden ibaret değildi. Değildi amacımız kuru bir saltanat davası. Kural koyucu bir merci tanımazdık vahyin önüne geçen. Din üzerinden pazarlığa yanaşmazdık, nefsin sevdikleri uğruna. Sizin dininiz size, benimki banaydı. Allah rızasını gözettiğimiz sadr-ı İslam yurdunda.


Sağ elimize güneş, sol elimize ay verilmeden terk ettik cennetimizi. Allah ayetlerini yitik bıraktık ucuz tezgahlar üzerinde. “ Yerlerin ve göklerin hakimiyeti bendedir” diyen Rahman’ı göğe isnad ettik isyankar bir boyun eğişle. Sevgimizi, kulluğumuzu tayin edilen günlerde hatırladık. Rabbi hoş tutmak adına şölenler, geceler tertip ettik, Kur’an ezgisiyle süslenen, gözyaşlarıyla bezenen. Onun müdahil olmadığı imitasyon bir hayat tasarladık ve buna biz bile inandık. Hürriyet, milliyet kafiyeli şiirler okuduk hep bir ağızdan. Dakikalık kıyamlara durduk sığındığımız Laisizm’in gölgesinde. Er-Rahim’in gölgesinden başka gölgelerin bulunmayacağı o günü hatırımıza getirmedik bile.


Günümüz Samirilerinin inşa ettiği teneke buzağılara taptık sorgulamadan. Musa’nın asasını, Firavun’un bir nefeslik saltanatını çok çabuk unuttuk.


Ruhumuzu besleyecek gerçek sevgiyi aradık yanlış adreslerde. Kimimiz rabıtada buluşmak üzere randevulaştı, kurtuluşunu bağladığı önderleriyle. Ağızdan gönle inmeyen tümceler kurdu birbiri ardına. Beşinci boyuta mahkum etti yaşayan, dinamik İslam’ı. Vahiy ona muhatap değilmiş gibi aracı suflörler aradı narkozlu beynine. Çok şeyleri sevdik; karanlık, rutubetli bir senaryo içinde. Karun gibi sevdik, sahiplendik geride kalacak olanları. Kabil gibi mahrum ettik Allah rızasını üzerimizden. Tarih kitaplarından çıkardık nefsimize hoş gelmeyen sonları. Ebrehe’den haber vermez oldu ebabiller. İbrahim’in baltası sızlanmakta için için. sokaklar çıkmaz oldu imanı tutuşturacak bahar yellerine. İslam olmaktan ötesine uzanan bir teslimiyet gerek bizlere. Haber verilen o azap günü gelip çatmadan, Allah’ın önüne geçen gayri meşru sevgileri tek celsede söküp atmaktır tevhide yakın olan…


Hatice Kübra Demirbaş
 

[TB] Benzer konular

Üst