Adnan Menderes'e AŞıT

|Ⓢєччαh|

MiM
Yönetici
Admin
Tema üyesi



Bundan 48 sene önce bugün (dün), Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin 9. Başbakanı Adnan Menderes, arkasında hizmet dolu 10 ‘altın yıl’ bırakarak 27 Mayıs darbecileri tarafından alçakça idam edildi. Hiç şüpheniz olmasın ki, O bir şehittir. ‘Demokrasi Şehidi’ filan diyerek lafı sulandırmanın alemi yok. Bazıları şehitliği dar anlamda yorumlayıp ille de küffara karşı kılıç sallayarak ölmek şeklinde anlıyor. O takdirde Hz. Ali ’yi, Hz. Hüseyin ’i şehit edenler kafir miydi?

Rahmetli Adnan Menderes, tam 10 yıl gecesini gündüzüne katarak, bütün kalbiyle inandığı ALLAH’ın rızasını kazanmak için hizmet etti.

O’nu şehit eden alçaklar bu aziz millete en büyük hıyaneti reva gördüler. Merhum Menderes’in şehit edilişinin en önemli sebebi, O’nun inançlı olması ve Müslüman Türk Milleti’nin manevi değerlerinin yanında olmasıydı.

O’nu, İstanbul’da yalnız başına, bir selatin camiinde sabah namazı vaktinde Hakk’ın
huzurunda el açmış gözyaşları içinde dua ederken; Eyüp Sultan Hazretleri’nin türbesini huşu içinde ziyaret ederken veya Fatih’in türbesinde fatiha okurken görebilirdiniz.
Kalbindeki iman ve milletine olan sevgisi, daima mütebessim, sevimli, güzel ve nurani yüzüne vurmuştu. O’nu benim gibi çok seven rahmetli babama, ‘Ne olur, bir defacık o tonton yanaklarından öpeyim’ diye yalvarırdım. DP’nin Malatya yöneticisi olan babam, beni O’na götürdüğünde o kadar heyecanlandım ki, ancak elini öpmeyi düşünebildim. Lakin O, beni kucağına alarak yanaklarımdan öpmüştü.

O, tam bir halk adamıydı. Sevgiyle beslenen bir derviş gibiydi. Halkın arasında insanlarla kucaklaşırken gözlerinin nasıl sevgiyle ışıldadığını görürdünüz. Rakipleri gibi halka tepeden bakmaz, halkın ismini kullanarak ‘cahil’ buldukları halkı küçümsemezdi. O, rakiplerinin deyişiyle ‘Hasoların, Memoların’ Başbakanıydı.

O’nu şehit ettikleri tarihte 16 yaşındaydım ve Malatya Lisesi 2. sınıf öğrencisiydim. O tarihte milletin büyük çoğunluğuna ‘kuyruk’, ‘gerici’ derlerdi; şimdi de ‘irticacı’ diyorlar... O kara günü çok iyi hatırlıyorum. Bir taşkınlık yapmamam için babam beni odama kilitlemişti. Odamda saatlerce ağlamıştım...

***
Adnan Menderes’i idam ettirenler CHP zihniyetindeki oligarşik despotlardı. Çok partili demokratik rejimi içine sindiremeyen CHP jakobenizmi ordudaki darbeci odakları tahrik ederek 27 Mayıs’ı hazırlamıştı. Hem Yassıada Mahkemesi’ni(!) kurdurmuşlar, en ağır kararları verdirmek için her türlü teşvikte bulunmuşlar, hem de idam kararlarından sonra timsahın gözyaşlarıyla güya infazı durdurmaya çalışmışlardı. Menderes’in katilleri, sadece Milli Birlik Komitesi’ndeki erazil değil, Alçak Adalet Divanı’nın postal yalayıcı sözde savcı ve hakimleri ile darbeci uşağı şerefsiz basın mensuplarıydı.

Bugün Türkiye’de yargı bu derece siyasallaşmış ve tefessüh etmiş ise, bunun başlangıcı Yassıada Mahkemeleri ve darbeciler emrindeki hukukçu bozuntularıdır. ‘Seni buraya tıkan kuvvet böyle istiyor’ diye kararının gerekçesini bildiren bir yargı mensubu kadar şerefsiz birini düşünebilir misiniz?... Ya profesörlük unvanlarından ve kara cübbelerinden utanmadan mevki, mansap uğruna hukuka ihanet eden amorf üniversite hocalarına ne dersiniz?...

Ne yazık ki, bugün de aynı oyunlar oynanıyor; millet düşmanları, çetelerle kolkola darbe hazırlığı yapıyorlar. Gene, siyasallaşmış hukukçular, darbe tahrikçisi kalem erbabı, bu mağdur ve mazlum milletin iradesini askıya almaya çalışıyor.

***
Menderes, Türkiye Cumhuriyeti’ni demokratikleştiren kişidir. O’nun döneminde gerçek bir ‘halk ihtilali’ yapılmış ve jakoben oligarşinin hakimiyeti sarsılmıştır. O’, ‘köylüyü efendimiz’ yapmış, yani halkı egemenlerin zorbalığından kurtarmıştır.

10 Altın Yıl’da gerçekleştirdiği hizmetleri uzun uzadıya anlatacak değiliz. Lakin bir hizmeti vardır ki asla unutulmayacaktır: Bugün semalarımız ‘Tanrı uludur’ yerine ‘ALLAH ü Ekber’ nidaları ile inliyorsa bunu O merhuma borçluyuz. Esasen 27 Mayıs’ta laikçiliği din yapan oligarşinin ‘İslamca Ezan’a karşı bir rövanşıdır.

Adnan Menderes, sevabıyla, günahıyla, hizmetleri ve hatalarıyla artık tarih oldu. Bu necip millet O’nu çok sevdi... Hatta ölümünden sonra O’nu evliyalık mertebesinde sayanlar görüldü. Çocuklarının adlarını ‘Adnan’ ve ‘Menderes’ koydular. Yaşarken O’nu sevmeyen CHP yanlıları da, ölümünden sonra sevdiler veya en azından yapılan haksızlıklara üzüldüler. Bugün hala darbecilere hak veren ve O’nu küçültmeye çalışan bir avuç ‘jakoben militarist’ dışında hiç kimse ‘27 Mayıs Cehennemi’nde olan biteni hoş görmüyor.

***
‘Üstad’ın Menderes için yazdığı ‘O Zeybek’ adlı ağıttan bir beyitini tekrar yayınlıyorum:

‘Ağla, bir dinmeyen hasretle ağla;
Zeybeksiz yolları gözetle, ağla!’


O’nu ve O’nun gibi şehadet şerbetini içen bakan arkadaşları Fatin Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan’ı, içlerimiz acı dolu olarak minnet, şükran ve rahmetle yad ediyoruz.

O’nun, bunca hizmetten sonra darağacındaki fotoğrafı, siyaset tarihimizin yüzkarası olarak gözlerimizin önünden gitmiyor. O’nu ve arkadaşlarını şehit eden darbecileri ve hukukçuları, buna çanak tutan basını ve oligarşik monarkları ebediyete kadar lanetliyoruz.
Onları şehit eden alçakları kimse hatırlamıyor; lakin Adnan Menderes ismi, Türk tarihine ve Türk Milleti’nin gönlüne ebediyyen unutulmayacak şekilde yazılmıştır.

Çocukluğumun ve ilk gençlik yıllarımın güleryüzlü, nurlu Başbakanı Adnan Menderes’i gözyaşlarımla, minnetle ve rahmetle yad ediyorum.

Rahat uyu benim tonton başbakanım...

Nur içinde yat. Ruhun şad, mekanın cennet olsun.


Hasan CeLaL GÜZEL​
 

[TB] Benzer konular

|Ⓢєччαh|

MiM
Yönetici
Admin
Tema üyesi
Ynt: Adnan Menderes'e AĞıT





Zeybeğimi, birkaç kızan, vurdular;
Çukurda üstüne taş doldurdular.
Bir de, ya kalkarsa diye kurdular...
Zeybeğim, zeybeğim, ne oldu sana?
Allah deyip, şöyle bir doğrulsana!


Zeybeğim, kalkamaz, dirilemez mi?
Odası mühürlü, girilemez mi?
Şu ters akan sular çevrilemez mi?
Ne günedek böyle gider bu devran?
Zeybeğim, bir sel ol, bir çığ ol, davran!


Kır at zincirlenmiş, ufuk sahipsiz...
Han kayıp, hancı yok, konuk sahipsiz...
Baş köşede sırma koltuk sahipsiz...
Kızanlar, dört yandan, hep abandınız!
Zeybeğin kanına ekmek bandınız!


Bilemem, susarak ölmek mi hüner?
Lisan çıldırıyor, dil nasıl döner?
Ondan son iz, uzak, uzak bir fener...
Öldü mü? Çatlarım yine inanmam!
Gizliye yanarım, ölüye yanmam!


Zeybek kaybolduysa bunca kayıp ne?
Tesbihi dökülmüş, aranır nine;
Balonu yok, ağlar çocuk haline...
Zeybeğim, dünyayı aldın götürdün!
Bir öldün de, beni binbir öldürdün!


Beyni tırmık tırmık, pençelere sor!
Mevsim niçin ölgün, bahçelere sor!
Sor; çukuru nerde, serçelere sor!
Ağla, bir dinmeyen hasretle ağla;
Zeybeksiz yolları gözetle, ağla!


nfk
 
Üst