Abdülkadir Geylani (k.s) dan...

Ynt: Abdülkadir Geylani (k.s) dan...

İlahi Armağan / Allah yolcularına nasihat

Sana zenginlerle konuştuğun zaman vakarlı, fakirlerle konuştuğun zamansa mütevazi olmanı tavsiye ederim. Allahü Teala (cc) Hz.lerinin senin bütün hallerine vakıf olduğunu düşün; daima mütevazı ve samimi ol! Birtakım sebeplere dayanarak onlara Yaradanı (cc) ithama kalkışma.

Bütün hallerde o Yaratıcıya (cc) güven. Aranızdaki samimiyete güvenerek kardeşinin hakkını yeme. Gönlü, gözü tok olan Allah (cc) yolunun yolcuları ile sohbete devam et… Onlara karşı mütevazi ve terbiyeli ol… Nefsin isteklerini keserek ıslah etmeye çalış… Allah’a (cc) insanların en yakın olanı, güzel huylu ve ileri görüşlü olanıdır.

Amellerin en iyisi Hakk’la (cc) olmaktır…

Sana daima hak ve sabır tavsiye ederim. Hakk’a (cc) güven, sabırlı ol.

Dünyada sana iki şey yeter; fakir ile sohbet, Allah (cc) dostlarına hizmet… Fakir yalnız Hak zenginliği ile var olandır…

Senden aşağılarla çekişme, küçük düşersin.

Senden üstün kimselerle uğraşma, gücünü boş yere sarfetmiş olursun…

Kendin gibilerle itişme; huysuz sayılırsın…

Fütûh’ul Gayb, Abdülkadir Geylani
 
Ynt: Abdülkadir Geylani (k.s) dan...

İlahi Armağan / Takva zırhını giymek

İmanının zayıf olduğu zamanlarda bilhassa kendine yönelmeli, kendi üzerine eğilmelisin. İmanını iyice kuvvetlendirdiğin an derhal ortaya çık.

İman hususunda önce aile efradına, sonra da diğer insanlara yardımcı ol. Sakın ha, kendin takva zırhını giymeden ve iman miğferini kalbinin başına geçirmeden ortaya çıkma. Bu arada elinde tevhid kılıcı ve sadağında duaya icabet okları bulunsun. Tevfik atına binmiş ol.

Düşmana hücumu, gereğinde geri çekilmeyi, darbe indirmeyi, gürz, kargı ve mızrak kullanmayı da öğrenmiş bulun. Bütün bunları yaptıktan sonra Allah düşmanlarına karşı çık. İşte o zaman sana dört bir yandan yardım yağar. İnsanlan şeytanın elinden alır, Allah’ın kapısına götürürsün.

Uzun emellerini kısalt. Hırsını azalt. Her namazı veda namazı olarak kıl. Sanki bir dahaki namaz vaktine kadar çıkamayacakmış şekilde kıl. Yiyip içmen veda yiyip içmesi olsun. Aile efradının arasında bulunuşun veda bulunuşu olsun.

Fethü’r–Rabbani, Abdülkadir Geylani
 
Ynt: Abdülkadir Geylani (k.s) dan...

Allah’a karşı aldanıştan vazgeç...


Allah ve O’nun katında olan sana yeter. Her şeyin bir karşılığı olur. Dünyaya ahiret, yaratılmışlara ise Yaratan bedeldir. Dünyayı kalbinden atarsan yerini ahiret alır; halk bir yana bırakılırsa onun yerini Hak alır.

***
Şu günün, ömrün için son olduğunu bil. İşlerini ona göre ayarla. Bu duygu sana yeter. Öbür aleme hazırlık yap. Ölüm meleğini can dan bekle. Onun gelişi seni sevindirmeli.
ÃŽman sahiplerine dünya, pişme ocağıdır. Ahiret onları hazır bekler. Hakk’ın gayreti onların kapalı perdesini açar. Onlarda Tekvin -istediğini yapabilmek- sıfatı tecelli eder. Bu, öbür alemde olması gereken bir vasıftır. Ama onların dünyası da bir ahiret olur. Dünya ile ahiretin onlara bir değişik hal getirmediği de, ayrıca iddiası gerekmez bir gerçektir.

***
Yalancı! Allah’ı sevdiğini belirtiyorsun. Nimet halinde “Allah!” de; sonra da kaç, kaybol; bu yakışır mı? Bela geldi mi, sanki ilahi duyguların sönüyor ve sen çırpınıyorsun. Allah’ı yalnız iyilik içinde mi anacaksın? Bela karşısında dağ gibi olmalısın. Allah sevgisi o zaman belli olur. Bu duygudan mahrumsan hiçsin. Bu yol, içi bozuk ları hemen açığa çıkarır. En ufak bir değişik hal, iç alemi perişan etmeye yeter.

Bir adam Peygamber (s.a.v) Efendimiz’e geldi:

“Seni seviyorum, ya Rasulallah!” dedi. Peygamberimiz şöyle buyurdu:

“O halde fakirlik haline razı ol!” Bir kişi yine geldi:

“Ben Allah’ı seviyorum!” dedi. Peygamber (s.a.v) Efendimiz buna da şunları söyledi:

“O halde, bela gömleğini giy. Allah ve Peygamber sevgisini fakirlik hali ve bela takip eder.”

Bundandır ki, birçok iyiler şöyle derler:

“Bela velilere -Allah dostlarına- gelir. Ta ki, bir iddia peşinde koşmayalar. Böyle olmasaydı herkes velilik iddiasında bulunurdu.”

Allah, bela anında dimdik durmayı iyilere verdi. Fakirlik ve ihtiyaç hali ise bu sevginin gereğidir.

“Ya Rabbi, bizi ateşten koru. Dünyada iyilik, ahirette yine iyilik ver.” (el-Bakara, 2/201)

***
Allah’a karşı aldanışın, seni O’ndan ayırdı. Bu aldanıştan dön. Başına vurulmadan bu halden ayrıl. Felaket gelmeden önce tedbir yollarını ara. Başına bela akrepleri çöreklenmeden ve yılanlar başına üşüşmeden, kötü halinden çekil. Ama belayı tatmadıktan sonra al danman eksik olmaz. Bulunduğun hal yalnız seni sevince boğmasın. Çünkü sevinç geçici şeydir. Allah Teala bir ayet-i kerimede –mealen- şöyle ferman buyurdu:

“Onlar, verilen şeyle ferahlandılar; biz de aniden ellerinden aldık; boşa düştüler.” (el-En’am, 6/44).

Fethu’r-Rabbani, Abdülkadir Geylani
 
Ynt: Abdülkadir Geylani (k.s) dan...

Tefekküre Dayanmayan İş Bereketsizdir

Sana acıyorum. Çok az düşünüyorsun. Tefekküre daldığın yok. İşlerini düşünerek yap. Tefekkür kalpten olur. Kalbine yönel. Halini düşün. İyilik üzere isen haline şükret. Aksi halde tevbe et, nadim ol. Hakk’a yalvar. Dinini, tefekkürle canlandırman kabil olur. Şeytan ve kötü duygular, iyi düşünce ile yokluğa gömülür. İşte Peygamberimiz’in:

“Bir anlık iyi düşünce, bir gece sabaha kadar yapılan ibadetten hayırlıdır.” buyurması buna dayanır. Tefekküre geçmeden yapılan her iş uğursuzdur. İnsanı selamete çıkarmaz. Bilakis batağa gömer.

Ey Muhammed (s.a.v) ümmeti! Allah’a şükretmeye alışın. O’na yapılan ibadet, az da olsa, makbul olur. Zaten sizden önce gelenlere nispetle yaptığınız kulluk çok azdır. Bu sebeple yaptığınız halis olmalı, böyle olursa çok olur. Yeter ki, Hak yolunu candan tutasınız. Siz sonra geldiniz; ama kıyamet günü diğer ümmetlerden önce kalkacaksınız. Bu, sizin için bir fazilettir. Sizden iyi olanın iyiliğine yeter yoktur. İyilikte kimse onu geçemez. Sizler şahsınız. Diğerleri sizin tebaanızdır.

***
Doğru ol. Nefsin otağına yerleşip kaldığın müddetçe doğruyu bulamazsın. Tabii ve şahsi arzuların eteğine tutunup koştukça hayrı göremezsin. Mademki halkın elinde olanı zorla kapmak emelini besliyorsun, doğruluk bekleme. Nifak, riya, benliğinin derinliğine sahip durdukça huzur bulamazsın. Doğruyu sezmen kabil olmaz.

Dünyalık işlerin ardından seğirtip gittikçe, gözlerini hırs bulut larından ayırmadıkça, iyilik bekleme. Ahiret işlerinin esenlikle geç mesini dileme.

Hakk’ı ve hakikati bir yana atıp Allah fikrini değil, şeytan fikrini ruhunda beslemeye heves ettikçe, hayır kapısı sana kapalı du rur.

Allah’ım, senin varlığınla bize iyilik ver. “Dünyanın ve ahiretin güzelliğini nasip et. Bizi ateşte yanmaktan sakla.” (el-Bakara, 2/201) Amin!

***
Ey şahsına gereken şeyleri bulamayan! Bu halin geçip gitmesini şiddetle isteme. Belki gelecek şeylerde seni helak edecek nesneler vardır.

Ey hasta! Hastalığın geçmesini mutlak olarak isteme. Afiyetin her zaman yararlı olacağını sana kim dedi? Şimdi hastasın, imanın var; sağlam olunca bu imanı kaybetmeyeceğini kim temin eder? Dünyalığa dalar, Allah’ı, Peygamber’i unutursun. Akıllı ol; her olur olmaz şeyin peşine koşma.

Karını sakla. Kazandığın şeyin değerini bil. Bunda devam et; işlerin düzelir. Her işte başarı elde edersin. Elinde ne varsa, hırsı bir yana at; kanaatini ona yönelt. “Mutlaka artsın!” deme; fazla gelirse al. Olmadığı için üzüntü duyma. Allah’ın verdiğini ye ki, hoş ola. Şahsi isteklerini alırsan dertlenebilirsin.

Fethu’r–Rabbani, Abdülkadir Geylani
 
Üst