14 Asır Öncenin Vahşeti

|Ⓢєччαh|

MiM
Yönetici
Admin
Tema üyesi
14 Asır Öncenin Vahşeti Teknoloji ile Elele Verince.. Cinsiyet Soykırımı 100 Milyon Kız Bebeğe Ne Oldu?



100 milyon insan nasıl yok olur? Bir atom bombasıyla mı, deprem ya da sel felaketiyle mi? Savaş, katliam ya da soykırımla mı? Salgın bir hastalıkla mı? Hiçbiri değil. Son 25 yıl içinde büyük çoğunluğu Çin’de olmak üzere 100 milyon kız çocuğu ya doğum öncesi kürtaj yoluyla alındı ya da doğum sonrasında hemen öldürüldü ya da ihmal edildi.

Günümüzde, eski cahiliye Arap toplumunda kızların diri diri toprağa gömülmesini hatırlatan bir insanlık trajedisi var. Her biri büyüyecek, yaşasaydı şu sıralarda genç bir kız olacak milyonlarca bebeğe hayat hakkı tanınmadı. Bunun toplumsal bir bedeli olması kaçınılmazdı. Bu 100 milyon kızın yokluğu bakın nasıl sonuçlar ortaya çıkardı.

Dünyanın en fazla nüfusa sahip olan ülkeleri olan Çin ve Hindistan büyük bir nüfus problemiyle karşı karşıya. Nüfuslarındaki erkek-kadın oranındaki dengesizlik günden güne artıyor ve bu da bir çok sorunu beraberinde getiriyor. İki dev ülkenin toplam nüfusunun, dünya nüfusunun yüzde 40’ını oluşturduğu düşünülürse yaşanan hadisenin dünya için ne kadar önemli olduğu anlaşılabilir.

İngiliz “The Economist” dergisi geçtiğimiz ay bu konuyu “100 milyon kız bebeğe ne oldu?” başlığıyla kapağına taşıdı. Geniş bir araştırmaya dayanan makalede kız bebeklerin yok edilmesi bir “cinsiyet soykırımı” olarak nitelendiriliyor.

Doğal bir nüfus dengesinde her 100 kız çocuğa karşılık 103-106 erkek çocuk dünyaya geliyor. Erkek çocukların bir miktar fazla olmasının da sebepleri var. Çocuk ölümleri erkek çocuklarda daha fazla oluyor ve bu oran ilerde eşite yakın bir şekilde dengeye oturuyor.

Çin’de 1985-1989 yılları arasında bu oran 100’e 108 civarında idi ki bu da normale yakın sayılabilir. 2000-2004 yılları arasında doğanlarda ise bu oran 124’e çıkıyor. Yani her 100 kız bebeğe karşılık 124 erkek bebek doğuyor. Uzmanlara göre bu oranların ortaya çıkması insan müdahalesi olmaksızın biyolojik olarak imkansız.

Zorunlu Tek Çocuk Politikası


Çin, nüfus artışını azaltmak amacıyla 1979 yılında “zorunlu tek çocuk politikası”nı benimsedi. Farklı bölgelerde değişik uygulamalar olmakla birlikte en fazla 1 ya da 2 çocuk sahibi olmaya müsaade ediliyor. Fazla çocuk sahibi olan aileler ağır cezalarla, yaptırımlarla karşı karşıya kalıyor.

1985 yılında doğum öncesi cinsiyet belirleyen ultrason cihazı kullanılmaya başlandı. Ultrason cihazının kullanımının yaygınlaşmasıyla birlikte anne baba adayı için de bir tercih gündeme geldi. Doğacak olan çocuğun kız ya da erkek olacağı belliydi ve eğer aile istemezse çocuğu aldırma imkanı mevcuttu. Tek çocuk hakkı olan Çinli aileler de tercihini erkek çocuktan yana kullandı. Kız çocuklar kürtajla alındı. Öyle ki kürtaj artık sıradan bir olay haline geldi. Çin’de her kadın en az 1-2 kürtaj yaptırmış oluyordu.

Bir aile için bireysel bir tercih gibi görünen bu durum, bütüne baktığımızda toplum çapında büyük dengesizliklere yol açmış gibi görünüyor. Çin Sosyal Bilimler Akademisi’nin Ocak 2010’daki raporuna göre Çin’de 10 yıl içinde her 5 erkekten biri evlenecek bir gelin adayı bulamayacak. 100 milyon kızın yokluğu büyük bir toplumsal sorun olarak ortaya çıkmış bulunuyor.

Kız Çocuktan Neden Kaçıyorlar?

Çin’de ve Hindistan’da erkeklerin kızlara tercih edilmesinin ardında şu toplumsal yönelişler etkili oluyor. Erkek çocuk sahibi olmak toplumda daha itibarlı olarak görülüyor. Ailenin soyunu erkek çocuğun devam ettirdiği düşünülüyor ve erkek çocuğu olmayan babanın soyunun kesileceği inancı bir çok babayı tedirgin ediyor. Ayrıca babanın ve annenin üzerinde erkek çocuk sahibi olması yönünde ağır bir toplumsal baskı da var. Erkek çocuğu olmayan baba ya da anne toplumca değersiz bulunuyor.

Ayrıca kız çocuk evlenince anne-babayla ilişkisinin çok sınırlı kaldığına, oysa erkek çocuğun nesli devam ettirdiğine, ailenin mirasını sürdürdüğüne, yaşlanınca anne-babasına baktığına inanılıyor.

Hindistan’da yaygın kullanılan bir özdeyişte “Bir kız çocuğu büyütmek komşunun bahçesini sulamaya benzer.” deniyor. Ayrıca yine Hindistan’da kızların çeyiz masrafları çok fazla olduğu için bu insanlara büyük bir yük gibi görünüyor.

Hindistan’da doktorlar ultrasonun reklamını “Bugün 5000 rupi ödeyin, yarının 50000 rupisini kurtarın” şeklinde yapıyorlar. Bu, az bir para ödeyip kürtaj yaptırma ve kız çocuğunun gelecekteki bütün çeyiz masraflarından kurtulma anlamı taşıyor.

Bütün bunların temelinde kız çocuğa değer verilmemesi yatıyor. Kızlara yönelik ayrımcılıkta, insanlar, toplumsal yönelişler ya da kendi menfaatleri doğrultusunda kararlar veriyorlar. Ayrımcılığın boyutları kızların varlığına karşı olmaya kadar varıyor. Öyle ki yeni doğan kız bebekler canlı canlı öldürülebiliyor. Kürtaj bile böyle bir vahşetin yanında hafif kalıyor.

Ödenen İnsani - Toplumsal Bedel

Böylesine ağır bir insanlık suçunun kuşkusuz bireysel ve toplumsal olarak bir bedeli var. Çin ve Hindistan gibi geleneksel toplumlarda evlenmek, aile kurmak, çocuk sahibi olmak bir toplumsal aidiyet, sosyal kabul ve statü kazanmak anlamına geliyor ve önem taşıyor. Böylesi bir toplumda giderek artan bekar, yalnız erkek topluluğu büyük bir tehlike anlamına geliyor. Çin Sosyal Bilimler Akademisi’ne göre 2020 yılında 20 yaşın altındaki erkek nüfus, kadınlardan 30- 40 milyon daha fazla olacak. Bu sorun, erkekler gençlik ve yetişkinlik çağlarında geldiğinde katlanarak büyüyecek.

Son yirmi yılda Çin’de suç oranları iki katına çıktı. Özellikle kadın ticareti, kız kaçırma, tecavüz ve fahişelik gibi cinsel içerikli suçların sayısında büyük artış var. Yapılan araştırmalar cinsiyet oranlarındaki dengesizlikle suç oranları arasında bir ilişki olduğunu gösteriyor. Artan suç oranları zaten otoriter olan yönetimleri daha baskıcı hale getiriyor. Yönetimler, toplumda artan suç oranlarını gerekçe göstererek daha katı tedbirler almaya yöneliyorlar.

Kadın İntiharları

Kürtajın bir anne üzerinde yapmış olduğu psikolojik ve ruhsal tahribat da kendisini gösteriyor. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre en fazla kadın intiharları Çin’de yaşanıyor. 15-34 yaşları arasında kırsal kesimde yaşayan kadınlar genellikle ucuz olan tarım ilaçlarından içip intihar ediyorlar. Kendi bebeğini kürtaj yoluyla ya da canlı canlı öldürmüş olmanın oluşturmuş olduğu ruhsal travma kadınları ölüme götürüyor. Ayrıca birçok kadın olumsuz şartlarda, defalarca yapılan kürtajlardan dolayı ciddi sağlık problemleri yaşıyor.

Teknolojiden Vahşete

Günümüzde, teknolojinin gelişmesiyle birlikte tarihte eşine rastlanmamış yepyeni problemlerle karşı karşıya kalmış bulunmaktayız. Dünya çok hızlı bir şekilde değişiyor. Cinsiyetin doğum öncesi belirlenmesi ve kürtajın gelişen sağlık imkanlarına göre daha kolay ve yaygın bir şekilde yapılması binlerce yıllık insanlık tarihinde çok yeni bir durum. Normalde ancak savaş gibi olağanüstü hallerde değişen nüfustaki cinsiyet oranları toplumların kendi eliyle değiştiriliyor.

Ortaya çıkan olan çarpık toplum yapısı, bireysel ve toplumsal felaketler aslında insan için ALLAH’ın koymuş olduğu ilahi dengenin ne kadar muazzam olduğunu gösteriyor. Genetik bir problem olsa ve bir toplumda normal doğumla erkekler kızlara oranla çok daha fazla dünyaya gelse bu bir felaket demektir. Toplumlar bu örneklerde kendi felaketlerini kendileri hazırlıyorlar. Ne yazık ki insanın fıtratına uymayan ideolojiler, yönetimler, nüfus politikaları milyonlarca insanı etkiliyor.

İnsan, ahlaki ya da dini bir değerin yokluğunda kendi çocuğunu öldürebilecek bir canavara dönüşebiliyor.


Çağrı Taşgetiren

Yararlanılan Kaynaklar:
The Economist, 4 Mart 2010
“Why is son preference so persistent in East and South Asia?” By Monica Das Gupta, Jiang Zhenghua, Li Bohua, Xie Zhenming, Woojin Chung and Bae Hwa-Ok World Bank, Policy Research Working Paper 2942.
“China’s excess males, **** selective abortion and one child policy”, by Wei Xing Zhu, Li Lu and Therese Hesketh. BMJ 2009
 

[TB] Benzer konular

K

Kasým

Guest
Ynt: 14 Asır Öncenin Vahşeti

Son derece üzücü bir durum...
 
Üst