Şairler ve Şiirleri ve Halleri...

?

`

Guest
bu konuyu genelde tartışınca mesele baya bi büyüyor, en iyisi özelden tartışalım... ilk başta sevgili simurga verdiğim sözden dolayı fussilet ile giriş yapmadım, sitenin sorunları ve bazı müşterilirime anında yetişmem için foruma girmem şarttı, ayrıca bir kaç üye ile ilgili sorunlar vardı o yüzden fussilet deyilde bu nickle girmek zorunda kaldım...

gelelim asıl meseleye...

Şiir eğer Allahı hatırlatıyor, ve insanın manevi duygularını harekete geçiriyorsa şiir anlamlıdır ve önemlidir aksi takdirde benim için bomboş bir harfler senfonisidir...

şuara suresini yazdığımda milletin ekseriyeti bana tepki vermişti, verebilirler vermeleri de çok normal, doktor Ali şeriatinin bir kitabında bir cümle vardı hala aklımdan çıkmış değil hamdolsun, kişi bilmediği şeyin düşmanıdır diyordu doktor... o yüzden b düşmanlık benim için çok normal bir durum arz ediyor, şimdi ayetleri bir daha yazıyorum...

224.Şairler ise; gerçekten onlara azgın-sapıklar uyar.
225. Görmedin mi; onlar, her bir vadide vehmedip duruyorlar,
226. Ve gerçekten onlar, yapmayacakları şeyleri söylüyorlar.
227. Ancak iman edenler, salih amellerde bulunanlar ve Allah'ı çokça zikredenler ile zulme uğratıldıktan sonra zafer kazananlar (veya öclerini alanlar) başka. Zulmetmekte olanlar, nasıl bir inkılaba uğrayıp devrileceklerini pek yakında bileceklerdir.


Şairler ile ilgili kısım sadece bundan ibaret, ne eksik ne fazla, ayetlerin öncesinde başka konular işleniyor, Şairlere gelince bahsi 224'den sonra başlıyor...

şimdi geçen yazımda söylediğimde millet herkes yanlış anlamak için elinden geleni yaptı, bu ayetler ışığında eğer şiir Allahı hatırlatmıyor, zalimin karşısında yer almıyorsa, zalimin zulmunden bahsetmiyorsa o şiir benim için şiir değildir, ve onu yazan şaiirin gönlünde isteyerek veya istemeyerek kaymalar olduğunun göstergesidir, kendi yazdığım şiirlerde kaymaların olduğunu , bunun farkında olduğumu ve artık yazmadığımı daha önce söylemiştim... çünkü şiir ve edebiyat o kadar dehşet verici bir iksirdirki kelimeler ve kelimere verilen bu senfoni insanı bambaşka bir aleme götürüyor ve bu alem benim müşahade ettiğim ve tefekkür ettiğim onca zaman içinde bana şunu gösterdi... şuara 224-225 üzerinde önemle durulması gereken ayetlerdir.

şimdi sizlere örnekler vereceğim, gerek filiznurdan ve gerekse elemden, benden örnek vermeye gerek yok, çünkü benim şiirlerin %90 nında bu var zaten...

Kederin aksi en koyu rengiyle gülümsüyor acıyan yanlarıma.
Vakit dar, yarım/ı geçmiş akrep ..
Yarı/mı da savurup götürmüş gece..
Uyumam gerek biliyorum,
Uyutup şu uykusuzluğu
Doğrulup biraz düşüncelerimden..
Unutarak her şeyi..


Peki nasıl anlatayım bunu?
Uyku nedir bilmeyen gözlerime
Geceyi taksim ediyoruz..
Sen biraz uyusan,
ben sonra düşünsem..
Sonra ağlasan olur mu?
Şimdi biraz uyu!
Bak sabaha daha çok karanlık var!


Şiir olmak istiyor sözlerim..
Hani yüzünü dökmek biraz.
Kanaması ellerin..

Dağınık, yarıya kadar okunmuş,
Öylece kalmış kitaplarıma takılıyor sonra gözlerim..
"Ne çok -ben- her biri" diyorum
Ne kadar ıssız,
Ne fena
Yarım ve sessiz


Artık, dilime pelesenk olmuş sözlerimi ufalayarak ağzımda..
Genzime takılan heceleri yutuyorum..

İsyan sözleri etmek istiyor içim
Dilim yanıyor
Günah!
Canımı acıtır, biliyorum


Yitirdiğim ne çok şey var..
Ne çok özlediğim..
Sus sen!
Ortaya dökme dilim..
Gönlüm uyanır, korkuyorum



Ruhumun insan olan yanları seyriyor..
Çok fena..
Özü, benliği, kimsesizliği..
Titriyor içim..
Uyuşup kalmışım ömrün en çıplak yerinde..
Yine erbain doğmuş.
Gece üstümden kaymış,
Üşüyorum!
Dua getirdim sızımca
Kucak kucak
Ne olur onlarla ört üstümü Allah'ım!


Nisan 2009
bu şiirin neresinde , Allah'ı hatırlatan manevi duyguları harekete geçiren yönler var, nerde mzlum, nerde zalim, nerde Allah, nerde Nebi...
baştan sona ''Ben'' kokan ve Ruhun uçsuz bucaksız vadilerinde şaşkın şaşkın dolaşmalarından başka bir şey göremedim. şimdi siz yukarda yazdığım ayetlerle bu şiiri ve diğer şiirleri kıyaslayın lütfen, bakalım çakışmayıu görebilecek misiniz?

filiznur hocadan da bir örnek vereyim...
her şiirden örnek verilir ama rast gele birisini tıklayıp yazacam...

Kulaklarınız sağır
Gözleriniz amâ olsun,
El yordamıyla bulun indiğiniz basamakları
Aşk karanlığınızı nura çevirmiyorsa
Aklınız kürsüden hala düşmemişse
Bir kadının gözlerindeki hüznü anlamıyorsanız
İşaret parmağınız kalbinizin kanayan yerinde değilse
Ve
göğün çanağından bir katre yağmur yağmamışsa üzerinize
geceyi çekmemişseniz uyku diye uyanık içinize
bütün isimleri unutup bir O’nu tesbih etmiyorsanız
ummanında bir kulaç dahi atamamışsanız secdesinde
açılmamışsa kuşluk vakti ellerinizyazık yazık ki
aşk tan nasib/sizsiniz !...
şimdi bana ayetleri çarpıttığımı söyleyen kişiler veya tarafsız kalıp susan kişiler veya bu yazıyı şimdi okuyacak olan kişiler sizlere soruyorum... bu şiirler şuara süresinin neresinde kalıyor, istisna kısmında mı, yoksa çizgiyi aşma kısmında mı?

diyeceklerim bunlardır, ayetleri ve şairleri yanlış anladığımı düşünenler varsa dinlemeye hazırım, ve beni ikna etmelerini canı gönülden istiyorum...
 

[TB] Benzer konular

Ynt: Şairler ve Şiirleri ve Halleri...

Şiir eğer Allahı hatırlatıyor, ve insanın manevi duygularını harekete geçiriyorsa şiir anlamlıdır ve önemlidir aksi takdirde benim için bomboş bir harfler senfonisidir...
İşin dini boyutunu anlamaya, ele almaya çalışıyorsak bu işin beni, seni olmayacağı için ayet ve hadisler ön plana çıkar... Ama dense ki ben didaktik, pastoral veya epik şiirler severim... İşte o zaman "siz bilirsiniz, zevkinize karışamayız" deriz...

Rahmana emanet olun...
 
?

`

Guest
Ynt: Şairler ve Şiirleri ve Halleri...

liprade kardeşim, Laiklik sadece devlet için varolması gereken bir oluşumdur, bireyler laik olamaz olmasıda düşünülemez, şimdi din ayrı, dünya ayrı olması imkansız bireyler için...

müslümanım diyen herkes dini boyutu ile bakmak zorundadır, gidip ümit yaşar oğuzcana neden ''brahman mabedlerinde geziniyorsun'' diyemem çünkü onun yaşantısında din yoktur... o yüzden yazdığı şeyler onun için bir sakınca teşkil etmez...

ama müslümanın bilmesi ve farkında olması gereken durumlar vardır, bu yüzden söylediklerine katılmıyorum...
 
Ynt: Şairler ve Şiirleri ve Halleri...

Hocam ben anlatamadım belli ki... Dinen mübahsa işin renk, zevk kısmına bir şey diyemeyiz... Budur öz... Yoksa din sadece perşembe Kuran okumakla, cuma günü namaza gitmekle olmuyor... Hayatımızın her safhasındadır... Bildiğiniz şeyleri yazıyorum ama üstteki durum olunca... :)

Rahmana emanet olun...
 
Þ

þeyda

Guest
Ynt: Şairler ve Şiirleri ve Halleri...

Syn fusilet hoca, bu yazdıklarınız sizin görüşünüzdür benim şiirlerimde Allahı hatırlatacak bir söz yoksa bile, insanları saptırıp yoldan çıkaracak, dinden çıkaracak sözlerde yok. Yani ne o, nede o anlatabildim mi, siz bunu kabul etmeyebilirsiniz size göre her şiir Allahı anımsatan şiirler şiir olabilir, ben şuan nasıl yazıyorsam yine o şekilde devam edeceğim dilersem rahmanı hatırlatan şiirde yazabilirim.. Ayete gelince bunun açıklamasını ilk ben size net yaptım, o ayette bizimkilerden değil, insanları yoldan dinden çıkaranlardan bahsettiğini, düşünüyorum, ayrıca sizin görüşünüz sizi bağlar efendim, ben sizin gibi düşünmüyorum düşünmek zorunda da değilim, aynı şekilde sizde öyle saygı duyarım efendim.. Vesselam , selametle.. :)
 
Þ

þeyda

Guest
Ynt: Şairler ve Şiirleri ve Halleri...

Şunuda belirtmek isterim ki, bu iki günlük uzaklaştırılma o an sizler için pek gerekli değildi bana göre, çok büyük tartışmalar olmamıştı bu düşüncemi sevgili simurg arkadaşımlada paylaştım dün, fakat böyle bir sistemin olması buna, simurgun bundan sonraki bu tarz daha büyük incitici tartışmalarda bu uzaklaştırmayı sağlaması da forum düzeni açısından uygun olacağını düşünüyorum, kişileri ayırmaksızın elbette ..
 
?

`

Guest
Ynt: Şairler ve Şiirleri ve Halleri...

224- Şairlere gelince ancak amaçsız, havai insanlar onların peşinden gider.

225- Görmüyormusun ki, onlar her vadiye dalarlar.

226- Ve yapmadıklarını söylerler.


Onlar karakterlerine ve arzularına uyarlar. Bu nedenle arzu ve isteklerine esir olan şaşkınlar onların peşlerine takılırlar. Zira bunların hiçbir amaçları ve hiçbir programları yoktur.

Şairler, söz, düşünce ve .bilincin her vadisine takılırlar. Zira bunların hiçbir amaçları ve hiçbir programları yoktur.

Şairler söz, düşünce ve bilincin her vadisine takılırlar. Her zaman diliminin, üzerlerindeki etkilerine gösterecekleri tepkilere göre, herhangi bir baskı atmosferinde oradan oraya takılıp giderler.

Şairler yapmadıkları şeyleri söylerler. Zira kendi hayallerinin ve duygularının ürünü olan dünyalarda yaşarlar. Kendilerine çekici gelmeyen gerçek hayatın bu hayal ürünü dünyalarını tercih ederler! Bu nedenle çok şeyi söylerler. Fakat onları yapmazlar. Çünkü bunları kuruntu alemlerinde yaşarlar. İnsanların görülen dünyalarında bunların bir gerçekliği, bir pratiği yoktur.

İslam yapısı hayat pratiğinde uygulanmaya müsait, hazır, eksiksiz bir hayat programıdır. İslam gizli olan vicdanlardan hayatın görülen bütün uygulamalarına varıncaya kadar herşeyi kuşatan geniş kapsamlı bir harekettir. İslamın bu tabiatı, şairlerin insanlık tarafından bilinen genel karakteri ve tabiatıyla uyuşmaz. Çünkü şair iç aleminde bir takım ütopyalar yaratır ve onlarla tatmin eder kendisini. İslam ise, hayallerin gerçekleşmesini ve onların gerçekleştirilmesi için çalışmayı gerektirir. Bütün duyguları realite aleminde üstün bir örnek olarak gerçekleştirmeye çalışır.

İslam insanların hayatın gerçeklerini olduğu gibi karşılamayı onlardan kaçıp ütopya türü hayallere yönelmemeyi tercih eder, sever.
Eğer bu gerçekler, onların hoşuna gitmiyorsa, uyguladıkları programa uygun düşmüyorsa, islam bu durumda insanların onları değiştirmelerini ve istediği programı gerçekleştirmelerini öngörür.

Bu nedenle islam, insanların uçup giden kuruntulara, hayallere mümkün ölçüde kapılmamalarını, onların kökünü kazımalarını ister. İslam insanın bu gücünü yüce hayallerin gerçekleştirilmesi uğrunda harcamasını öngörür. Yüce ve geniş kapsamlı programını gerçekleştirme uğrunda bütün enerjisini harcaması gerektiğini belirtir.

Bununla beraber islam, ayetlerin yüzeysel olarak ele alınışı halinde anlaşılacağı gibi şiire ve sanatın kendisine karşı savaş açmaz. Belki ayetlerin yüzeysel olarak değerlendirilmesiyle böyle bir yargıya varabilirse de gerçek öyle değildir. İslamın karşı koyduğu savaştığı şey, şiir ve sanatın izlediği yol ütopyaların yolu: sınırsız arzuların hiçbir ilkeye bağlı olmayan tepkilerin yolu. İnsanları tasavvurlarını gerçekleştirmekten alıkoyan ütopyaların yolu.

Ruh, İslam'ın yoluna girip oraya yerleştiğinde, şiiri ve sanatı ile islami prensiplerle yetiştiğinde, olgunlaştığında ve aynı zamanda realite dünyasında bu tertemiz duyguları gerçekleştirmeye çalıştığında kuruntulara dayalı dünyalar yaratıp bunların içinde yaşamakla yetinmediğinde, hayatın realitesini, çarpık, geri kalmış ve çirkin halde yüzüstü bırakmadığında;

Ruhun islami bir amaca yönelik değişmez bir programı bulunduğunda, dünyaya bakıp onu islam açısından islamın ışığında değerlendirdiğinde; sonra da bunların hepsini şiir ve sanat ile ifade ettiğinde;

İşte bu durumda islam şiire soğuk bakmaz, sanata karşı savaşmaz. Belki ayetleri yüzeysel olarak değerlendirdiğimizde böyle bir bakış açısı ilk etapta göze çarpar ama gerçekten öyle değildir.

Kur'an-ı Kerim kalpleri ve akılları bu evrenin harika sanat güzelliklerine ve insan ruhunun derinliklerine yöneltir. Dikkatlerini bu alanlara çeker. Bunlar ise şiir ve sanatın ana malzemesidir. Kur'an'ı Kerim maddi ve manevi varlıkların güzellikleri önünde bir takım duruşlar yapar ki, şeffaflıkta, etkilemede bu sanat üstünlükleri ve güzelliklerini bir bütün olarak sergilemede hiç bir şiir Kur'an'ın bu tesbitlerine ulaşamaz.

Bu nedenle Kur'an-ı Kerim şairlerin bu genel karakterinde bir istisna da yapar. Hükmünü mutlak olarak vermez.


fizilalil Kuran -Seyyid kutup-
 
?

`

Guest
Ynt: Şairler ve Şiirleri ve Halleri...

şeyda kardeşim, hiçbir dayanak olmadan kendi kafama göre yazarım demen açıkçası doğru bir tavır değil bana göre, ki seyyid kutupu okuduktan sonra , düşüncelerimizin örtüşmesi bana iyi geldi...

elmalılı da şöyle yazmış...

225- Görmez misin onların her vadide şaşkın şaşkın dolaştıklarını? Şiir de esas hüküm değil, yalnız nefsin duygularını, zevkini veya iğrenmesini gıcıklayacak duygulardır. Onun için şairler, eğri doğru, iyi kötü her konuya dalar, her vadide otlar ve ifadede ne kadar şaşkınlık ve şiddetli arzuya dalarsa o kadar etkili olacağından her telden çalmak için, iyi ve kötü her vadide sarhoş bir şekilde dolaşırlar. Hem de onlar yapmayacakları şeyleri söylerler. Sözleri işlerini tutmaz ve işte bu iki özelliklerinden dolayı da arkalarına çapkınlar ve sapkınlar düşerler. Bu sebepten bu şairlerde Hz. Muhammed'e ve o Peygambere tabi olan Muhammed ümmetine benzemezler.

226- Görmez misin onların her vadide şaşkın şaşkın dolaştıklarını? Şiir de esas hüküm değil, yalnız nefsin duygularını, zevkini veya iğrenmesini gıcıklayacak duygulardır. Onun için şairler, eğri doğru, iyi kötü her konuya dalar, her vadide otlar ve ifadede ne kadar şaşkınlık ve şiddetli arzuya dalarsa o kadar etkili olacağından her telden çalmak için, iyi ve kötü her vadide sarhoş bir şekilde dolaşırlar. Hem de onlar yapmayacakları şeyleri söylerler. Sözleri işlerini tutmaz ve işte bu iki özelliklerinden dolayı da arkalarına çapkınlar ve sapkınlar düşerler. Bu sebepten bu şairlerde Hz. Muhammed'e ve o Peygambere tabi olan Muhammed ümmetine benzemezler.
 
Þ

þeyda

Guest
Ynt: Şairler ve Şiirleri ve Halleri...

`' Alıntı:
şeyda kardeşim, hiçbir dayanak olmadan kendi kafama göre yazarım demen açıkçası doğru bir tavır değil bana göre, ki seyyid kutupu okuduktan sonra , düşüncelerimizin örtüşmesi bana iyi geldi...

elmalılı da şöyle yazmış...

225- Görmez misin onların her vadide şaşkın şaşkın dolaştıklarını? Şiir de esas hüküm değil, yalnız nefsin duygularını, zevkini veya iğrenmesini gıcıklayacak duygulardır. Onun için şairler, eğri doğru, iyi kötü her konuya dalar, her vadide otlar ve ifadede ne kadar şaşkınlık ve şiddetli arzuya dalarsa o kadar etkili olacağından her telden çalmak için, iyi ve kötü her vadide sarhoş bir şekilde dolaşırlar. Hem de onlar yapmayacakları şeyleri söylerler. Sözleri işlerini tutmaz ve işte bu iki özelliklerinden dolayı da arkalarına çapkınlar ve sapkınlar düşerler. Bu sebepten bu şairlerde Hz. Muhammed'e ve o Peygambere tabi olan Muhammed ümmetine benzemezler.

226- Görmez misin onların her vadide şaşkın şaşkın dolaştıklarını? Şiir de esas hüküm değil, yalnız nefsin duygularını, zevkini veya iğrenmesini gıcıklayacak duygulardır. Onun için şairler, eğri doğru, iyi kötü her konuya dalar, her vadide otlar ve ifadede ne kadar şaşkınlık ve şiddetli arzuya dalarsa o kadar etkili olacağından her telden çalmak için, iyi ve kötü her vadide sarhoş bir şekilde dolaşırlar. Hem de onlar yapmayacakları şeyleri söylerler. Sözleri işlerini tutmaz ve işte bu iki özelliklerinden dolayı da arkalarına çapkınlar ve sapkınlar düşerler. Bu sebepten bu şairlerde Hz. Muhammed'e ve o Peygambere tabi olan Muhammed ümmetine benzemezler.


Ben sizin ne demek istediğinizi anlıyorum, fakat siz benim ne dediğimi hala anlamamakta veya anlamak istememekte ısrar ediyorsunuz, peki sorun değil ben sözlerimin arkasındayım, aynı savunmayı tekrar tekrar yapacak değilim artık anlayan anlamıştır zaten. Allah doğrusunu biliyor ve kalbimi .. Selametle saygılar..
 
?

`

Guest
Ynt: Şairler ve Şiirleri ve Halleri...

:) seyyid kutub'u seviyorum, Allah da sevsin (rh.a)
 
Þ

þeyda

Guest
Ynt: Şairler ve Şiirleri ve Halleri...

Ayrıca yasağı ihlal ederek ki siz bilirsiniz tabii burası sizin, tekrar gelip yine aynı şeyleri söyleyip aynı cevabı alıyorsunuz, size kırılmıyorum kesinlikle sadece beni anlamayışınıza şaşırıyorum, yorum yok artık selametle kalın ..
 
S

senarist081

Guest
Ynt: Şairler ve Şiirleri ve Halleri...

Kusura bakmayın ama bu şiir konusu artık kabak tadı vermeye başladı..Konuyu kilitliyorum :)
 
?

`

Guest
Ynt: Şairler ve Şiirleri ve Halleri...

boşuna kilitleme adminlere kilit sökmez...
 
S

senarist081

Guest
Ynt: Şairler ve Şiirleri ve Halleri...

:D :D Hocam konu amacından iyice sapmıştı,gündemi değiştirmek adına yapmıştım bu eylemi :)
 
?

`

Guest
Ynt: Şairler ve Şiirleri ve Halleri...

güzel kardeşim,
şeyda' Alıntı:
Syn fusilet hoca, bu yazdıklarınız sizin görüşünüzdür benim şiirlerimde Allahı hatırlatacak bir söz yoksa bile, insanları saptırıp yoldan çıkaracak, dinden çıkaracak sözlerde yok. Yani ne o, nede o anlatabildim mi, siz bunu kabul etmeyebilirsiniz size göre her şiir Allahı anımsatan şiirler şiir olabilir, ben şuan nasıl yazıyorsam yine o şekilde devam edeceğim dilersem rahmanı hatırlatan şiirde yazabilirim.. Ayete gelince bunun açıklamasını ilk ben size net yaptım, o ayette bizimkilerden değil, insanları yoldan dinden çıkaranlardan bahsettiğini, düşünüyorum, ayrıca sizin görüşünüz sizi bağlar efendim, ben sizin gibi düşünmüyorum düşünmek zorunda da değilim, aynı şekilde sizde öyle saygı duyarım efendim.. Vesselam , selametle.. :)
şeyda kardeşim, duygusal cevaplar itemiyorum, kaynaklı delilli cevaplar istiyorum, duygularınla konuşma çünkü bende desir etmiyor duygusallık...

2 gündür duygusallığa alerjim var
 
Þ

þeyda

Guest
Ynt: Şairler ve Şiirleri ve Halleri...

Yorumsuz kardeşim yorumsuz yorum yok bitti ;) kendinize iyi bakın :) Allah emanet olun :)
 
K

KARANFÝL

Guest
Ynt: Şairler ve Şiirleri ve Halleri...

Sevgili Fussilet hocam,

Müsadenizle bende bu konuda birşeyler yazma gereği hissetttim.Dini açıdan araştırdım, önemli bulduğum bir kaç bölümü alıntılayacağım.Bizim fikirlerimiz ve araştırmalarımızın dışında MİM hocamın bu konuda ki görüşünü, bilmek isterim.Umarım hocamızda bizi bilgilendirir..

Konumuza gelince...


Kendi düşüncem; şiir yazmakta herhangi bir sakınca yoktur, yeterki islamın getirdiği ölçüler dahilinde olsun.İsyan ve müstehcenlik  içeren, zülmü-zalimi öven şiirler, elbette islamın kabul etmeyeceği, insanları kötülüğe yönelten türdendir.Buraya kadar sanırım hemfikiriz.

Şimdi bundan sonra, bu konuya delillerle cevap verilen bir kaç bölüm aktaracağım..



Şiir ve şarkı yazıp söylemek, konuşmak gibidir. Yani sözün İyisi ve kötüsü olduğu gibi, şiir ve şarkının da iyisi ve kötüsü vardır. Resûlullah (sav) şöyle buyurmaktadır: "O, yani şiir bir sözdür; güzeli güzel, çirkini çirkindir" (-Darekutni. Hakîm ve Beyhâkî).

Resûlüllah'ın Hasan ve Abdullah bin Revaha gibi şairleri vardı. Resûlullah bu şairlerini camide dinlerdi. Yine meşhur şairlerinden Ka'b kendisi kadar şöhreti olan kasidesi "banet Suadu'Vu Resûlullah huzurunda okumuştu. Resûlullah da seslerini çıkarmadan dinlemişlerdi. Söz konusu şiirde bir çok teşbih ve istiare bulunduğu, hatta şiirde sözünü ettiği sevgilisinin ağzındaki tükürüğü şaraba benzettiği halde Resûlullah onu okumaktan alıkoymadı.

Ashabı Kiram ile büyük İslâm âlimlerinden şiir ve kaside yazmamış (söylememiş) olanı hemen hemen yok gibidir.

::sorularla islamiyet::




Şiir şuurun rafine edilmiş,ince fikir ölçüleriyle süzülmüş ve damıtılmış halidir.Uzun hakikatları veciz ifadelerle söyleme sanatıdır.

            Kullanılış niyet ve şekline göre hüküm alır.Zira niyet kömürü elmasa,elması da kömüre kalbeder.

            Şiir edebi bir sanattır.İslamın geldiği dönemde revaçta olan bir uygulamadır.

            Edebiyat ve yazarlık şiirle başlar.Her edib ve yazarın denemeleri şiir denemeleriyle başlamıştır.

            Din şiir ve şaire müsbet alanda kullanması halinde müsaade eder,cevaz verir.

-Tevbe suresinin 117-119.ayetleri Rasulullahın,savaştan geri kalan şairi Ka'b b. Malik-in aklanması üzere inmiştir.[1]

Âyetlerde:” Andolsun ki Allah, müslümanlardan bir gurubun kalpleri eğrilmeye yüz tuttuktan sonra, Peygamberi ve güçlük zamanında ona uyan muhacirlerle ensarı affetti. Sonra da onların tevbelerini kabul etti. Çünkü O, onlara karşı çok şefkatli, pek merhametlidir.

Ve (seferden) geri bırakılan üç kişinin de (tevbelerini kabul etti). Yeryüzü, genişliğine rağmen onlara dar gelmiş, vicdanları kendilerini sıktıkça sıkmıştı. Nihayet Allah'tan (O'nun azabından) yine Allah'a sığınmaktan başka çare olmadığını anlamışlardı. Sonra (eski hallerine) dönmeleri için Allah onların tevbesini kabul etti. Çünkü Allah tevbeyi çok kabul eden, pek esirgeyendir.

Ey iman edenler! Allah'tan korkun ve doğrularla beraber olun.”
[2]

Âyetleri nâzil olduğunda Hassan b. Sâbit, Abdullah b. Revâha ve Ka’b b. Mâlik ağlayarak Hz. Peygamber’e geldiler ve “Ey Allah’ın Rasûlü! Allah Teâlâ bu âyetleri indirirken elbetteki bizim şair olduğumuzu biliyordu” dediler. Bunun üzerine Hz. Peygamber

“Ancak iman edip salih ameller işleyenler, Allah’ı çokça ananlar, zulme uğratıldıktan sonra kendilerini müdafaa edenler müstesnâdır...”[3] âyetini okuyarak “İşte Allah’ı çokca ananlar ve zulme uğratıldıktan sonra kendilerini müdafaa edenler sizlersiniz” buyurdular.

-Haşir ve Nisa surelerindeki bazı ayetler yahudi şair olan Ka'b b. Eşref-in şenaatinden dolayı inmiştir.[4]

-Rasulullahın meşhur 3 şairi;1)Ka'b b. Malik.2)Hassan b. Sabit.3)Abdullah b. Revaha.Bunlar Medinenin 5 büyük şairlerinden üçüdür.[5]

-Rasulullah şiire müsaade etmiş,savaştaki kılıçla eş tutmuştur.

-"Şuara suresi"; Şairler suresi demektir. 224. ayetinde şairlerin iyileri ve kötülerinden bahsettiği için bu adı almıştır.

“Şairlere de azgınlar uyar.

Görmedin mi onlar her vadide şaşkın dolaşırlar.

Onlar yapmadıklarım söylerler.

Ancak iman eden, ameli salih işleyen, Allah'ı çokça zikreden ve kendilerine zulmedildikten sonra galip gelmeye çalışanlar müstesna. Zulmedenlerde yakında nasıl bir devrimle devrileceklerini bilecekler.”[6]


Kafirlerden bir kısmı Peygamber Efendimizden Kur'an ayetlerini dinleyince Efendimize şair demişlerdi. Rabbimiz ise Kur'an'm şair sözü olmadığını haber verir Ve şiirin Allah Rasulüne yakışmayacağını bildirir.

-Kafirlere şiirle cevap veren Hassan b. Sabiti Peygamber Efendimiz teşvik etmiş ve "Rasulüllahı korumak için o kafirlere cevap ver" demiş ve Hassan'ın daha güzel şiir söylemesi için "Allah'ım onu Ruh'ul-Kudüs (Cebraü)le kuvvetlendir" diye dua etmiştir.

Araplar sevgilinin zülfünün bir teline şa'r derler. İnceliği, zarafeti, güzelliği, asaleti, aşkı temsil eder ve insan şuurunu harekete geçirir.

Sözün şelale gibi akanına, seher yeli gibi serinletenine, volkan gibi yakanına şiir derler.

-Übey İbnu Ka'b (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Şiirde hikmet vardır"[Buhârî, Edeb 90; Ebü Dâvud, Edeb 95, (5010); Tirmizî, Edeb 69, (2847); İbnu Mâce, Edeb 41, (3755).]

- Ebü Dâvud'da İbnu Abbâs (radıyalâhu anhümâ)'dan yapılan bir rivayet şöyledir: "Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm)'a bir bedevî geldi. (Dikkat çekici bir üslubla) konuşmaya başladı. Efendimiz (aleyhissalâtu vesselâm):"Şurası muhakkak ki beyanda sihir vardır, şurası da muhakkak ki şiirde de hikmetler vardır" buyurdu."[8]

-Amr İbnu'ş-Şerrîd, babasından (Şerrîd'den naklen radıyallâhu anh) anlatıyor: "Bir gün ben Resülullah'ın bineğinin arkasına binmiştim. Bir ara bana:"Hafızanda Ümeyye İbnu Ebi's-Salt'ın şiirinden birşeyler var mı?" diye sordu. Ben: "Evet!" deyince:"Söyle!" dedi. Ben kendisine bir beyt okudum. O yine:"Devam et!" dedi. Ben bir beyt daha okudum. O yine,"Söyle!" emretti. Böylece kendisine yüz beyit okudum."[9]


::Mustafa Özçelik::

Bütün bunlara baktığımda şairin ve şiirin dinin hükümleri dahilinde olduğu müddetçe yanlış bir şey olmadığını anlıyorum.

Bir şairin şiirinde sevdiğinden, özleminden, aşkından vs. bahsetmesi, bu şairin gönlünde kaymaları olduğu anlamına mı geliyor?
Bunları yazmak nasıl saptırıcı olabilir?
Bunca  aşk'a dair güzel şiirleir yazan şairler nasıl ruhsuz olabilir bilemiyorum...



Bu konuda tamamen size tepki gösteren değilim, yazdıklarınızda hak verdiğim noktalar var fakat, bazı şiirlerden ve şairlerden yola çıkarak genel olarak şiiri ve şairliği yanlış diye nitelemek, hoş görmemek doğru olmasa gerek..

Allah'a emanet olun..
 
R

Resulehasret

Guest
Ynt: Şairler ve Şiirleri ve Halleri...

Ara, sıra ve acemice'de olsa şiir yazmaya çalışan biri olarak, Karanfil kardeşimin izahını haklı ve doğru buluyorum.. Fakat fussilet hocama da kısmen hak veriyorum.. Ama karanfil kardeşimin yazısı, beni tam anlamıyla aydınlatan ve rahatlatan bir açıklama oldu. Kardeşcan Allah senden razı olsun.
 
?

`

Guest
Ynt: Şairler ve Şiirleri ve Halleri...

ne tuhaf bir durum, karanfil kardeşim yazdıklarının tamamı benimde ktıldığım cümleler, kayma olmadığı müddetçe sorun yok, peki kayma nereden başlar , nasıl başlar? bunlarda sanırım fikir ayrılığı başlıyor
 
K

KARANFÝL

Guest
Ynt: Şairler ve Şiirleri ve Halleri...

Resulehasret' Alıntı:
Ara, sıra ve acemice'de olsa şiir yazmaya çalışan biri olarak, Karanfil kardeşimin izahını haklı ve doğru buluyorum.. Fakat fussilet hocama da kısmen hak veriyorum.. Ama karanfil kardeşimin yazısı, beni tam anlamıyla aydınlatan ve rahatlatan bir açıklama oldu. Kardeşcan Allah senden razı olsun.
Rabbim senden de razı olsun kardeşcan...


`' Alıntı:
ne tuhaf bir durum, karanfil kardeşim yazdıklarının tamamı benimde ktıldığım cümleler, kayma olmadığı müddetçe sorun yok, peki kayma nereden başlar , nasıl başlar? bunlarda sanırım fikir ayrılığı başlıyor
Evet hocam fikir ayrılığı orda başlıyor sanırım....

Ne diyeyim Rabbim o kaymalardan uzak tutsun şairleri..
:)
 
Üst