İTİRAFIMDIR.....

  • Konbuyu başlatan MaHru
  • Başlangıç tarihi
M

MaHru

Guest

İTİRAFIMDIR

Öyle çok pazarlık ettim ki Seninle ey Rabbim.

Sen çağırınca kendime ayırdığım vakitlerden çalındığını düşündüm. Ezan okununca sevdiklerimle geçirdiğim zamanların azalmasından korktum. Vakit girince içim cız etti hep. Odamdan uzaklaştım bıraktım işimi bozdum keyfimi; öylece namaza durdum.

Ayak diredim az sonra kılsam da olur! dedim. Az sonralarım çok sonralara döndü geç kaldım geç kalmaktan utanmadım. Sonunda ayaklarımı sürüye sürüye vardım huzuruna. Pazarlığımı vaktin daralmışlığını bahane ederek yeniden ileri sürdüm.

Kaçıyordu namaz ya; o yüzden çabucak kıldım selam verdim hemen kalktım rahatladım. Oysa rahatlığı Sana borçluyum. Ağrımayan her bir dişim kadar huzur borçluyum Sana. Damarlarımın her bir noktasında pıhtılaşmayan kanım kadar sükunet borçluyum Sana.

Tenimin kaşınmayan her bir noktası kadar rahatlık borçluyum Sana. Dişlerim ağrıyacak olsa her biri için harcayacağım zaman Senin. Kanım pıhtılaşıp damarlarım tıkanacak olsa her defasında ızdırap ve korkuyla geçireceğim saatlerin hepsi Senin. Tenim her noktasında yırtılacakmış gibi acıyacak olsa kendi kendime dar geleceğim huzursuz günler Senin.

Kimselere diyemedim..

.itirafımdır..

Gün oldu; usandım. Sabrımı tükettim; tükendim.

Kendimi yontmaya heveslendim. Benden istediğin zamanı çok gördüm. Benden istediğini benim için istediğini bile bile huzurunda huzursuz durdum. Fazla buldum namazın rekatlarını; kısaltmak için bahaneler aradım.

Günümü delik deşik etmeni işimin arasına kesintiler sokmanı hayatımın ortasına duraklar koymanı uykumu bölmeni lüzumsuz gördüm. Beni bana bırak!larla durdum huzuruna; içim başka bir yerlerin türküsünü söylerken ben seccadende belki sadece bedenimle mıhlı kaldım.

Oysa Sen dileseydin dar edebilirdin zamanı bana! Bir uçurumun dibine savrulmuş bir arabada çaresizce Sana yalvartıyor olabilirdin beni. Korkulu bir savaşın orta yerinde ateş ve kan kusan bombaların altında günümü de işimi de uykumu da hatta rüyalarımı da delik deşik etmelerini takdir edebilirdin. Düşmeyen bombalar kadar uçuruma savrulmayan arabalar kadar genişlik borçluyum Sana.

İçten pazarlıktı benimkisi.

Öyle içten ki kendime bile söyleyemedim. Gözlerimle birlikte gönlümü de secdene kilitlemeyi çok gördüm. Kendimi sıfırlamayı benliğimi hiçe indirgemeyi beceremedim. Ensemde kaderin sıcacık nefesini hissedecek o teslimiyetin vadisine inemedim.

Acelem vardı;

alnımı koyduğum gibi kaldırdım seccadeden. Bütün benliğimle aşağı inemedim. İşim vardı secdemi işime zaman kazandım. Secdeye kalbimi de sığdırmaya çalışmadım. Uykum vardı secdemi sığ bırakıp uykumu derinleştirdim.

İtirafımdır:

Bencilliğimi de sırtıma alıp rükularda eritemedim. Bedenim eğilirken huzurunda emrolunduğum gibi dosdoğru olmanın ağırlığını sırtıma almayı erteledim. Sırası değil! ele dur; sonra da olur!du. En Sevgilini bir gecede ihtiyarlatan emri üzerime alınmadım.

Sen dileseydin çocuğumun cılız nabızlarının eşliğinde loş ve neşesiz bir yoğun bakım odasında gözümü de gönlümü de umutsuzca çaresizce ürpertiyle korkuyla bir monitörün ekranına kilitleyebilirdin. Dileseydin yeryüzünün sükunetini bir anda kesip küçücük bir duvar kıpırtısının gölgesinde mini mini bir sarsıntının beklentisi içinde saçlarıma aklar düşürebilirdin.

İçten pazarlık mı denir buna?

Sen bilirsin Seninle ettiğim pazarlığı. Kendime sakladığım ve hatta kendimden de sakladığım sır bu. Dilime bile değdirmekten korktuğum ağzıma almaktan utandığım öyle bir sır işte. Fısıldaması bile acı veriyor ya& Mesela uzayınca Fatiha uzayınca sure heceler sanki özgürlüğe giden yolu taşlar gibi kestikçe bitmez şimdi bu namaz! dediğim çok oldu. Ama içimden. Kimseler duymadı.

Bir Sen duydun beni ey Rabbim.

Sırrımı bir Sen bildin. Kendimi lüzumsuz hissederken seccadenin üzerinde dudağım anlamına yetişemediğim kelimeler için oynarken Sen beni söylediğimden fazlasıyla duydun söyleyemediğimi de dile getiremediğimi de bildin. Ruhumu alıp uzaklara gittiğim halde bir bedenimi bıraktığım halde huzurunda kovmadın beni yakınlığında tuttun.

İtirafımdır;

öyle anlatıldığı gibi özleyebilmeyi beceremedim henüz namazı Aradan çıkarmaya çalıştığım oldu namazı. Geçiştirdim namazı. Bir sorundu çözdüm hallettim. Selam verip sonra yaşamaya başladım& Yaşamayı namazın içinde aramalıydım. Namazı yaşamanın içine sızdırmalıydım oysa. Bilemedim.

Kafa tuttum ayak diredim pazarlık ettim;

ama Sen utandırmadın yine yine yine huzuruna aldın beni. Her secdede rahmetinle okşadın alnımı. Her rükuda aferinler fısıldadın gönlüme. Her vakitte yeni bir sayfanın aklığına çağırdın ruhumu. Yüzüme vurmadın. Azarlamadın. Aşağılamadın. Hepten umut kesmedin benden. Yok saymadın. Utandırmadın.

Pazarlık ettiğimi Seninle bir Sen bildin ey Rabbim.

Kimselere söylemedin. Sırdaşım Sensin bir Sana açabilirim içimi bir Senin beni ayıplamandan korkmam. Ben işte böyleyim; yine bana aitlerin hesabındayım. Başka kime söyleyeyim? Başka kimin anlayışından medet umayım?



SENAİ DEMİRCİ








Bir GÜN Dünyaya ait Büyük Bir Derdin Olursa ‘RABBİNE’ Dönüp, ‘Benim Büyük Bir Derdim Var!’ DEME, Derdine Dönüp ‘Benim Büyük Bir RABBİM Var! DE’
 
Üst