İsLamofobi mi ?....Müslümanofobi mi?

...Tefekkür...

Hüznüm yüreðime dokunan dûamýn sûkûtudur...


“İslamofobi” yani “İslam Korkusu”.

“Fobi”, malumunuz, psikoloji/ruhbiliminin ıstılahatındandır. “Kişinin belli nesneler ya da durumlar karşısında duyduğu, kapıldığı baskılı, kaygılı, olağan olmayan, hastalık derecesinde güçlü korku” manasına gelir.

Musevi-Hristiyan geleneği üzerine inşa edilmiş Batı uygarlığında, İslam’la ve Müslümanlarla tanıştığı günden beri kök salmış hastalıklardan biridir İslamofobi. Bu hastalığın ortaya çıkmasında, öncelikle Hristiyanlar tarafından kasdi olarak yapılmış muharref mubarek Kur’an tercümelerinin ve en başta lisan engeli olmak üzere, birçok sebebden dolayı Müslümanlarla yeterince sağlıklı bir iletişim kuramamış olmanın katkısı çok büyüktür.

Amerikalı Mü’min Müslüman kardeşimiz Yahya Emerick -Hak Te’ala, celle celaluhu, ondan razı olsun, sa’yini meşkur kılsın- “Salaklar İçin Mufassal İslam Rehberi” adlı müthiş kitabının en az adı kadar çarpıcı önsözünde şöyle demektedir: “İslam ve Müslümanlar hakkında çok sayıda olumsuz ve gerçekdışı önyargıya sahip olmanızdan dolayı size kızmıyorum. Çünkü İslam’a ve Müslümanlara karşı olan medya tarafından her gün ve her şekilde İslam’a ve Müslümanlara karşı çok sayıda olumsuz ve gerçekdışı suçlamalarla hatta saldırganlıklarla bombardıman ediliyorsunuz. Ne var ki Müslümanlar gettolarda yaşamıyor, hiçbir zaman yaşamadılar. Sayıları da dünyanın her yerinde, her geçen gün, elhamdulillah, artıyor. Sokakta, alışveriş merkezlerinde, iş yerlerinizde, okullarınızda her gün ve her yerde Müslümanlarla karşılaşıyorsunuz. Hatta büyük bir ihtimalle Müslüman komşularınız bile var. Bu kitap, imanları gereği son derece namuslu, temiz, düzgün, edebli, zor durumda olan herkesin hiç ayırımsız yardımına koşan, toplum hayatına zarar veren her türlü kötü alışkanlıktan titizlikle uzak duran bu insanlarla/Müslümanlarla, onlar ve inançları hakkında kendilerine anlatılanlar arasındaki büyük çelişkiyi farkedemeyecek ve bundan dolayı hayrete düşmeyecek kadar salak olanlar için yazılmıştır.”

Elhak, doğru!

Ama aynı İslamofobinin, halkının %99′unun bin yılı aşkın bir süredir Müslüman olduğu bilinen, Alemlerin Rabbi Yüce Allah’ın, celle celaluhu, dini İslam’ın yüzyıllar boyunca, deyim yerindeyse, sancaktarlığını, önderliğini yapmakla şereflenmiş ve bundan dolayı da öncelikle ve özellikle İslam aleminde haklı bir itibar kazanmış olan bir ülkede, yani mazlum ve mahzun ülkemizde de gözlemlenebiliyor olması, gerçekten de olağandışı tuhaf bir durum. İşin daha da tuhaf tarafı bu psikolojik hastalığın mahzun ve mazlum ülkemizde yüzyıllardır yaşayan ve de namuslu, haysiyetli, şerefli vatandaşları olan Gayr-i Müslimlerde, çok özel ve de istisnai bazı durumların dışında, hiç görülmemesi ama “Efendim, biz de Müslümanız!” diyen belli bir kesimde alabildiğine yaygın olması!

Akla hemen şu sualler geliyor ister istemez: Acaba bu insanlar da mı, üstelik Müslüman olduklarını açıkça, yazılı ve sözlü olarak beyan ettikleri halde, Alemlerin Rabbi Yüce Allah’ın, celle celaluhu, dini İslam’ı yeterince doğru ve iyi bilmiyor, tanımıyorlar? Eğer böyleyse, neden yeterince doğru ve iyi tanımadıkları, bilmedikleri bir dinin mensubu olduklarını ısrarla beyan ediyorlar? Yoksa mensubu olduklarını açıkça, yazılı ve sözlü olarak beyan ettikleri Alemlerin Rabbi Yüce Allah’ın, celle celaluhu, dini İslam’ı yeterince doğru ve iyi öğrenebilmelerine mani olan bir durum ya da şartlar mı var? Neden medyanın belli ama önde gelen, dolayısıyla da bir hayli etkili bir kesimi, üstelik Müslüman olduklarını açıkça, yazılı ve sözlü olarak beyan ettikleri halde, özellikle Batı medyasının İslam’a ve Müslümanlara karşı olumsuz, önyargılı ve saldırgan tavır içinde olanlarının sergilediği tavrı, ısrarla sergiliyor? Neden halkının %99′unun bin yılı aşkın bir süredir Müslüman olduğu bilinen, Alemlerin Rabbi Yüce Allah’ın, celle celaluhu, dini İslam’ın yüzyıllar boyunca, deyim yerindeyse, sancaktarlığını, önderliğini yapmakla şereflenmiş ve olan mazlum ve mahzun ülkemizde, İslam’ın temel ıstılahatı hakiki manalarıyla değil de, inadına asli zemininden kopartılmış, çarpıtılmış, “galat- meşhur” haline gelmiş/getirilmiş manaları esas alınarak değerlendiriliyor, hatta suç addediliyor? Sözgelimi “şeri’at”, “cihad”, hatta “ulema” kelimeleri Müslüman olduklarını açıkça, yazılı ve sözlü olarak beyan eden insanların neden tüylerini diken diken ediyor, öfkelendiriyor? Neden “Elhamdulillah Müslümanım!” diyen/diyebilen herkesi sevindiren, mutlu eden, heyecanlandıran, üzen, tedirgin ve rahatsız eden şeyler, “Efendim biz de Müslümanız” diyenleri sevindirmiyor, mutlu etmiyor, heyecanlandırmıyor, üzmüyor, tedirgin ve rahatsız etmiyor da tam aksine tepkiler vermelerine yol açıyor?

Bu suallerin sayısını artırmak mümkün. Ama mazlum ve mahzun ülkemizin fikri hür vicdanı hür Mü’min ve de Mü’mine Müslümanları olarak bizi asıl ilgilendiren ve mutlaka ciddiyetle ve samimiyetle araştırmamız/irdelememiz gereken bence şu olmalı: Acaba bizim, özellikle de fikri hür vicdanı hür Mü’min ve de Mü’mine Müslümanlar olarak, kendi mahzun ve mazlum ülkemizdeki bu meş’um İslamofobi hastalığının oluşmasında ve bu derecede müzmin hale gelmiş olmasında bir payımız/katkımız var mıdır? Varsa nedendir?

Eğer? -Allah muhafaza!- varsa, o zaman Mü’min ve de Mü’mine Müslümanlar olarak belki de nicedir mazlum ve mahzun ülkemize sirayet etmiş ve müzminleşmiş bu korkunç hastalığının adını Müslümanofobi olarak değiştirmemiz gerekecektir.

Bu, kuşku yok ki, Mü’min ve de Mü’mine Müslümanlar adına çok acı hatta dehşet verici bir durum olacaktır amma giderilmesi/tedavi edilmesi mümkün olması bakımından da içimizi rahatlatacaktır.

Müteyakkız olun, müteyakkız kalın!

Münib Engin Noyan
 

[TB] Benzer konular

Üst