İOCUŞUN EŞİTİMİ, EŞ SEİİMİYLE BAŞLAR!

  • Konbuyu başlatan *PINAR*
  • Başlangıç tarihi
P

*PINAR*

Guest
Batılı bilim adamları çocuğun eğitim yaşını (4) olarak belirler. İslam'a göre ise, çocuğun eğitimi an-ne babanın evlenmesiyle başlar. Kadın ve erkek evlenirken, çocuklarına anne yahut baba seçerler. Eş seçimi, aynı zamanda doğacak çocukların mü-rebbîlerinin seçimi demektir. İslam'a göre yuvalar, Allah'ın emri ve Peygamber'in kavliyle kurulur. Tabi ki bu, sözde kalmamalı, gerçekten eş seçimi, nişan, düğün ve evlilik sonrası hayat, Allah'ın ve Peygam-berinin ölçüleri doğrultusunda olmalıdır.
Helâl lokma ve helâl ölçüler içerisindeki bir evlilik ilişkileriyle eğitim devam eder.

Toplumu, besmelesiz insanların şerrinden kur-tarmak için, aile yuvası gibi, çocuğun temeli de besmele ve dualarla atılır.
Hamilelik çağında, annenin yediği besinler ve onun psikolojik hali gibi, dinlediği sesler ve düşün-dükleri şeyler bile çocuğun şahsiyetine etki eder.
Çocuk dünyaya gelir gelmez ilk duyduğu ses de onun kişiliği için son derece önemlidir. Bu yüz-den Müslümanların çocukları ezan ve kamet sesle-riyle dünyaya gelirler. Doğan çocuğun sağ kulağı-na ezan, sol kulağına kamet okunur. Ezan ve kamet ise, İslam'ın en veciz özetidir.

Dünyaya gelen çocuk, fıtrat üzerine yani İs-lam'a yatkın olarak dünyaya gelmiş, anne babaya sunulmuş ilâhî bir emanet ve nimettir. Anne baba bu nimeti sahiplenerek, onu fıtrat doğrultusunda işleyecek iyi bir Müslüman olarak yetiştirecektir. Ni-mete şükür ve emanete riayet bunu gerektirir. Aksi takdirde çocuğuna fıtrat üzere kalma ortamını sağ-lamayan anne babalar, nimete nankörlük, emane-te hıyanet etmiş olacaklardır.

Yuvayı dişi kuş yapar sözü, aile içerisinde kadı-nın tutumlu olması anlaşılarak sadece ekonomik alanla sınırlı tutulmamalıdır. Ailenin İslamî bir yuva olmasında kadının rolü büyüktür. Bu yüzden anne sütünün önemine dikkat çeken Kur'ân, “Biz da-ha önce ona, süt verenlerin sütünü emmeyi haram etmiştik. (Hiçbir kadının sütünü em-miyordu)”(1) buyurarak Hz. Musa'nın annesine döndürüldüğünü ve böylece yabancılaşmaktan korunduğunu bize bildirir. Zira çocuk için, yabancı süt, kültürel yabancılaşma nedenidir. Basit se-beplerle çocuklarından sütlerini esirgeyen anne-ler ve dünyevî ihtiraslarla çocuklarını bakıcıların yanında anne şefkatinden mahrum bırakan an-ne-babalar, bu konu üzerinde derinlikli düşün-mek zorundadırlar. Çünkü yetişen çocuk, yalnız-ca anne baba için değil, tüm toplum için büyü-mektedir.

Çocuğun konuşma çağına geldiğinde söy-leyeceği ilk sözler de son derece önemlidir. Bu yüzden sahabe konuşma çağına gelen çocuk-larına “Allah'a inandım, şeytan ve putları reddet-tim.” cümlesi ile “Çocuk edinmeyen ve hü-kümranlıkta ortağı olmayan Allah'a ham-dolsun!”(2) ayetini öğretirlermiş.(3) Böylece tevhidin temelleri çocukların belleklerine kazın-maktadır.

İnsanlığın başöğretmeni Hz. Peygamber, an-ne - babaları şöyle uyarır: “Çocuklarınızı şu üç şeyle eğitiniz: Kur'ân okumasını öğreterek, pey-gamber sevgisini aşılayarak, peygamberin aile-sinin sevgisini aşılayarak.”(4)

Kur'ân eğitimi, çocuğumuzun temel eğitimini oluşturmaktadır. Peygamber sevgisi, peygam-beri tanıyarak gerçekleşecektir. Zira Peygamber, Kur'ân'ın nasıl anlaşılıp yaşanacağını söylem ve eylemleriyle gösteren canlı Kur'ân'dır. Hz. Pey-gamber ve onun ehl-i beyti, aile halkı ve bağlıları ise, hepimiz için, kendilerini izlememiz gereken en güzel örneklerdir.
ÇOCUKLARIMIZA KİMLERİ ÖRNEK/MODEL OLARAK SUNUYORUZ?

Çocuğun eğitiminde önemli etkenlerden biri de ona örnek / model olacak kimselerin doğru bir şekilde sunulmasıdır. Aslında her insan, birilerini kendisine örnek alır ve örnek aldığı kimseye öze-nir, onun gibi olmak ister.

Çocuklar için de ilk ve en etkin örnek anne babalardır. Onların söz ve davranışlarıyla ço-cuklarına sunacakları örneklik son derece önem-lidir. Bu yüzden aile en etkin okuldur. Bu okulun kahramanları, tüm aile bireyleridir. Ardından çocuklara, doğru kişi yahut kişileri örnek / model-star/ yıldız olarak sunmak gerekir. Günümüzde iletişim organları ile insanlığa yanlış örnekler / yıldızlar model diye sunulmaktadır. Kendilerine hayrı olmayan insanlar, yalnızca terlemeden ka-zandıkları dünyalıkları ve yaşadıkları çılgın ha-yatlarıyla, gençlerimize model olarak sunulmak-tadır. Onları örnek alanlar, yahut insanlığa star diye sunanlar, onların hayatlarına hiç bakma-maktadırlar.

Burada Kur'ân'ın insanlığa sunduğu kahra-manların önemi ortaya çıkmaktadır. Peygamber-ler başta olmak üzere, Kur'ân kahramanlarının doğru bir şekilde çocuklarımıza tanıtılması ve çocuklarımızın o güzel insanlara özenmelerinin sağlanması oldukça önemlidir.
Bu konuda Kur'ân şunları söyler:

“Andolsun Allâh'ın Elçisinde sizin için Allah'a ve âhiret gününe kavuşmaya ina-nan ve Allâh'ı çok anan kimseler için, uyu-lacak en güzel bir örnek vardır.”(5)
“İbrâhim'de ve onunla beraber bulu-nanlarda sizin için güzel bir örnek var-dır…"(6)
“Andolsun, Yûsuf ve kardeşlerin(in kıssaların)da, soranlar için ibretler var-dır.”(7)
Aslında kılınan her namazda okunan salavât dualarında, Hz. Muhammed ve Hz. İbrahim peygamberler, aileleri ile birlikte anılarak onların örnekliğine vurgu yapılmaktadır. Tabi namaz kılanlar, namazda dua ile andıkları bu peygam-ber ailelerine ne kadar benziyorlar, sorusunu sormak gerekiyor. Bu soruya sağlıklı bir cevap için de, onların ne kadar tanındığına bakmak ye-terli olacaktır.

Kur'ân'da kıssaları anlatılan peygamberlerin hepsi insanlık için izlenecek model şahsiyetler-dir. Sözgelimi Hz. Âdem'in hatasından vazgeçip tövbeye sığınması, Hz. Nuh'un küfre ve şirke olan şiddeti, Hz. Eyyub'un sabrı, Hz. Davud'un yumuşak kalpliliği, Hz. Yakub'un ümitvarlığı, Hz. Yusuf'un iffet ve güzelliği, Hz. Musa'nın azim ve kararlılığı, Hz. İsa'nın şefkat ve merhameti, Hz. Muhammed'in şahsında toplanan tüm gü-zellikler… Bu güzelliklerle bezenmiş çok yönlü insanlar, insanlığın yıldızları olarak onlara öncü-lük etmeye devam etmektedirler.

Bunun yanında yine Kur'ân'da tevhid müca-deleleri ve hayat hikâyeleri anlatılan Kur'ân kah-ramanları insanlığa ışık saçmaya devam etmek-tedir. Sözgelimi Ashab-ı Kehf gençlerinin inkârcı ata ve toplumlarına baş kaldırışı, Hz. Âsiye'nin kocası Firavun'a baş kaldırışı, Hz. Meryem'in kirli toplumda kadın başına iffet abidesi olması gibi…
Kur'ân kahramanları anlatılırken, hayatları yaşanamaz, ulaşılamaz kimseler olarak değil; bi-ze örnek olan izleyebileceğimiz kişiler olarak an-latılmalıdır. Üzülerek söyleyelim ki peygamber kıssaları başta olmak üzere, Kur'ân kıssaları, ço-ğu zaman gereksiz yere abartılarak gerçek ha-yattan uzaklaştırılarak anlatılmaktadır. Bu şe-kilde kıssa kahramanlarının yüceltildiği sanıl-maktadır. Oysa bize anlatılan bu kahramanlar, yaşadıklarını birer insan olarak yaşamışlardır. Onlar için söz konusu olan, bizim için de söz ko-nusudur. Şartlar ne kadar olumsuz olursa olsun, Allah'ın yardımı ile bizler de onlar gibi olabiliriz. Zaten kıssa, izlenerek okunan/okunması gere-ken, gerçek hayatta yaşanmış şeylerdir.
Bu temel hususlara dikkat ettikten sonra bol-ca çocuklarımız için dua etmeliyiz. Kur'ân bu ko-nuda dua örnekleriyle doludur:

"Rabbimiz, bizi sana teslim olanlar yap, neslimizden de sana teslim olan bir ümmet çıkar; bize ibâdet yerlerimizi gös-ter, tövbemizi kabul et; zira, tövbeleri ka-bul eden, çok merhametli olan ancak sen-sin. Sen!"(

"Orada Zekeriyyâ, Rabbine duâ etmiş: Rabbim, demişti, bana katından temiz bir nesil ver. Sen duâyı işitensin!"(9)
"İmran'ın karısı onu doğurunca Allâh onun ne doğurduğunu bilirken yine şöyle söyledi: Rabbim, onu kız doğurdum, er-kek, kız gibi değildir. Ona Meryem adını verdim. Onu ve soyunu kovulmuş şeytânın şerrinden sana ısmarlıyorum."(10)

"Rabbim, bu şehri güvenli kıl, beni ve oğullarımı putlara tapmaktan uzak tut!"(11)

"Rabbim, beni ve zürriyetimden olanı namazı gereği gibi kılan yap; Rabbimiz, duâmı kabul buyur!"(12)

"Rabbimiz, bize gözler sevinci gönül-ler açan eşler ve çocuklar lutfeyle ve bizi korunanlara önder yap! derler."(13)

"Nihayet insan, güçlü çağına erip kırk yaşına varınca: Ya Rabbi dedi, beni, bana ve anama, babama verdiğin nimete şük-retmeğe, razı olacağın yararlı işler yap-mağa sevk eyle. Benim için zürriyetim içinde de salâhı devam ettir, benden ge-lecek olanları da iyi insanlar yap. Ben sa-na yüz tuttum ve ben sana teslim olan-lardanım."(14)

Bu Kur'ân dualarında şu hususlar öne çık-maktadır: Yüce Allah'a boyun eğen temiz ne-siller… Putlara tapmayan tevhid ehli nesiller… Namazı gereği gibi kılan nesiller… Göz aydınlığı olacak salih evlatlar istenmelidir. Tabi bu duaları yaparken, istediğimiz bu nesillerin yetişmesi için yapılması gereken fiilî duaları asla ihmal etme-meliyiz.

Şimdi çocukların yaramazlığından, evlatla-rın hayırsızlığından sızlanan anne babalar olarak üzerimize düşen bu yükümlülükleri ne kadar yerine getirdik, yavrularımızı ilahî birer emanet ve nimet olarak görebildik mi, para kazanmanın yollarını öğrettiğimiz kadar, Allah'ın rızasını ve cenneti kazanmanın yollarını da öğretebildik mi, onları geleceğe hazırlarken, plân ve program-larımızı iki dünyaya göre yapabildik mi, onların özendikleri starları kimlerdir, sorularını kendi-mize sormalıyız. İşte önümüzde yaz tatili, bu so-rularla kendimizi test edebilmek için iyi bir fırsat olarak karşımızda duruyor. Yaz mevsimi oldukça sıcak, ama cehennem ateşi çok daha sıcak!

Prof. Dr. Ali Akpınar



1- 28 Kasas, 12.
2- 17 İsra, 111.
3- İbrahim Canan, Hz. Peygamber'in Sünnetinde
Terbiye, s, 128.
4- Münâvî, Feyzü'l-Kadîr, I, 225.
5- 33 Ahzab, 21.
6- 60 Mümtehıne, 4- 6.
7- 12 Yusuf, 7.
8- 2 Bakara, 128.
9- 3 Âl-i İmran, 38.
10- 3 Âl-i İmran, 36.
11- 14 İbrahim, 35.
12- 14 İbrahim, 40.
13- 25 Furkan, 74.
14- 46 Ahkaf, 15.
 
Üst