İnşirah! Ya Allah(c.c)!!!

M

Mercan

Guest


Kalemin ve kağıdın kaldıramayacağı, harflerin ve imlanın taşıyamayacağı bir dert var içimde. Çilenin ifadesine kalksam, mübalağa ölü doğar dudağımdan. Kelimeler tefritte çoğalırken ifratta can verir bütün manalar. Ancak yine de yazının bedenine ihtiyacım var. Ruh, kara mürekkebin ucunda şimdi…

Keder, bütün zehirlerini sunuyor kadehime. Endişe, tüm zerrelerime varasıya dek kemiriyor hücrelerimi. Hüzünlerle örtülü gönül meclisimde sakinin boynu bükük, peymanenin ateşi sönük…

Ne dökülen meyin lezzeti var damağımda, ne de inleyen neyin ezgisi kulağımda…

Derunumda bütün ifadeler tarifsiz ve bütün tarifler ifadesiz…

Nereye baksam acı, sancı, gam…

Gün geçtikçe büyüyor kavgam. Ah ne yapsam? Ne yapsam da aralasam, aslında hiç kapanmayan kapıları… “Melale aşina bir nesil” de gelse, bilirim, benim elemime lal kesilir dilleri…

Bilirim, ben yine kendimleyim. Gönül ayinemde kendimi seyrettim de, ahvalim nihayetinde tek kelime: Çile! Şimdi dolansam kırk zeytin ve bir testi su ile. Nafile… Hani hikayedeki gibi… Son haddine varasıya kadar suyla dolu bir bardağın üzerine konan gül yaprağı olsam. Girsem kapından. Ah ne yapsam? Ne yapsam da aralasam aslında hiç kapanmayan kapıları…

Bunca dert ve onca kasvetten sonra kapanmayan kapıların son/ucundayım. Ey bana şahdamarımdan daha yakın olan Allah’ım! Şüphesiz Sen beni benden daha iyi bilensin. İnşirah! Koca bir okyanusum, her damlası günah kokan bir suyum. İnşirah!..

Yunus diyor ya: Bunca varlık var iken gitmez gönül darlığı Tak etti bu gönül darlığı, dilimin tokmaklarına dayandı. İnşirah! Ya Allah(c.c)!

Hata ettim ve nihayet Sen’in kapına geldim. Değil mi ki Sen; “Sen’in göğsünü açıp genişletmedik mi?” diyensin. “Belini büken yükünü üzerinden kaldırmadık mı?”, “Sen’in şanını yükseltmedik mi?” kelamını işitip de bir alev gibi titrememek, bir zelzele gibi kalbi titretmemek elde mi? Sevgili…

Kelamının her bir kelimesini kendine yar edinen bu fakir, kendini yalnız hissedebilir mi, ey Sevgili? Ben kendimi bıraktığımda bile beni bırakmayan ilahi müjdeni sol yanımda taşıyorum. Ya Mevla, dünya denen bu zindanda ancak böyle yaşıyorum. Hücremde…

Kimse bilmez; sırrı ifşa eden kamışların sesi her an yankılanır içimin vadilerinde, gül kokusu getiren sabah melteminin asude esintileri yayılır içimin vadilerine. Kimse bilmez, bu divane nasıl yaşar kalp kalesinde… Dünya bana büyük, dünya bana yük…

Koca alemi omuzlarıma, gönül ayinemi avuçlarıma koyuyor; ah yine de ağır basan ve cam kırıklarıyla parçalanan ellerimi kurtaramıyorum. Yaralarımı kendim saramıyorum. Soramıyorum sana ey her şeyimi, her zerremi bilen Rabbim(c.c)!…

Ancak yine de bir cevap buluyorum kelamında: “Şüphesiz güçlükle beraber bir kolaylık vardır.” “Gerçekten, güçlükle beraber bir kolaylık vardır.” “Öyleyse, bir işi bitirince diğerine koyul.” Ne olur, kuşat fikrimi hikmetinle.

Ne olur, donat gönlümü muhabbetinle. Ve gayret…

Bir işi bitirip diğerine koyulmam için bana gayret ihsan et, ne olur…

Hayretimle geldim aslında hiç kapanmayan kapıların önüne. Kalbimi ve beynimi, hissimi ve fikrimi…

Siretimi, suretimi…

Benliğimi, kimliğimi eritip de geldim kapına. İnşirah! Kapına geldim. Bir alev topu gibi yana yana geldim. Sana geldim. “Ancak Rabbine yönel ve yalvar.” diyen Sen değil miydin?

Nihayet Sana yöneldim. İnşirah! Ya Allah(c.c)!!

Gönül ferahı istesem de, gönül refahı dilesem de bezm-i elestten bilirim güle kan, bülbüle figan düşüren hisseyi. Aşık ve maşuk ayırmaksızın herkese; «Bela!» dedirten o suali… “Elestü bi-Rabbikum?” (Ben sizin Rabbiniz değil miyim?)” “Beli…”

Bundan gayrısını kabul etmez lügatim ve bundan başkasına dönmez dilim. İlla bela…

Dünya sayfasında önüme bir mürekkep karalığıyla dökülen her bela, süveyda gibi, mücella bir ayna gibi durur sol yanımda. Sol yanım şerha şerha, elif elif…

Ve o kadar muhtaç ki genişletip ferahlatmana… Ya Allah(c.c)!!

Biliyorum vebalim çok. Anlatmaya mecalim yok. Adının ezeli ve ebedi hürmetine bir ah çeksem yetecek halimin ifadesine: Ah! İnşirah! Ya Allah(c.c)!!..

Ne yanar kimse bana ateş-i dilden özge, Ne açar kimse kapım bad-ı sabadan gayrı! diyen Fuzuli kadar, Kimsesiz bir kimse yok her kimsenin var kimsesi, Kimsesiz kaldım meded ey Kimsesizler Kimsesi! diyen Avni kadar kimsesizim cihan denen zindanda.

Ya Veli!..

Bir tek Sen varsın. Varsın ateşin bütün bedenimi sarsın. Sen bana iki dünyada tek yarsın. Bu hakir, bu fakir ne yapsın da adım atsın rahına.

Bunca dert, kasvet ve kederden sonra muhtacım inşirahına. Ya Allah(c.c)!…

İnşirah! İnşirah!

Selam ve Dua ile…
Alıntı
 

[TB] Benzer konular

Üst