İbrahim Sadri Şiirleri

  • Konbuyu başlatan Resulehasret
  • Başlangıç tarihi
R

Resulehasret

Guest
Ben seni hiç sevmedim ki
Yorgun akşamlarda söylediğimiz şarkıları sevdim
Bir çiçeğe gülmeni, bir güle benzemeni sevdim
Bir de yıldızları sevdim,
Eylül akşamlarında gelip gözlerinde durdular
Ben seni hiç sevmedim ki;

Beni yola koyduğunda ayrılmanı sevdim
Kurşunları sevdim beni vurduğunda
Ağlamayı sevdim, unuttuğunda
Yalnız olduğumu anladığımda, ayakta kalmamı sevdim
Yıkılmamı sevdim, seni her hatırladığımda

Ekmeği sever gibi sevdim sensizliği
Su gibi özledim temmuz güneşinde sesini
İkindide yağmur gibi,
Geceleyin rüzgar gibi sevdim, seni sevdiğimi
Ben seni hiç sevmedim ki

Kuşlara şarkılar öğretmeni sevdim
Menekşeyle konuşmanı,
nisana hatırlatmanı
Baharın bir adının da yalnızlık olmadığını
Düştüğüm zaman kanayan yanlarımı
Ve tuhaflığımı üşüdüğüm zaman
Sakız satan çocukları, yeni çıkan şarkıları

Her kaybettiğimde, kazanan yanlarını sevdim
Denize düşmüş gül gibi düştüm ateşe
Ben yangını sevdim, yandığım zaman böyle işte
Ben seni hiç sevmedim ki

Bir gece bir ceylan indi dağdan kalbine
Bir gece bir şiir gibi kibrit alevinde
Alemin ortasında kimsesizliğin sesinde
Buğusunda sabahın
Acımasızlığında bir ahın
Ağlayan yüzünde insanlığın,
Ferahlatan gücüyle duanın
Korkutan yanıyla narın
İncirin, zeytinin ve kalbin üstüne
Gülün üstüne tutunduğum umudun üstüne
Korkunun üstüne, senin üstüne
Hep Senin üstüne, hep senin üstüne
Ben seni hiç sevmedim ki


Gittiğin zaman, gitmeni sevdim,
Evreni sevdim geldiğin zaman
Kalmanı sevmedim,
Korkuyordum sana alışmaktan
Yine de sevdim gülümsemeyi
Mendilimi sallarken seni götüren trenin ardından
Kırlara ilk kar düştüğü zaman
Ölümünün ne güzel olduğunu sevdim
Seni içimde öldürdüğüm zaman
Ben seni hiç sevmedim ki

Yorgun akşamlarda söylediğimiz şarkıları sevdim
Bir çiçeğe gülmeni, bir güle benzemeni sevdim
Bir de yıldızları sevdim,
Eylül akşamlarında gelip gözlerinde durdular
ben seni hiç sevmedim ki;
Ben sevdim mi adam gibi severim.

Denize düşmüş gül gibi düştüm ateşe
Ben yangını sevdim yandığım zaman böyle işte
Ben sevdim mi adam gibi severim!

ibrahim sadri
 

[TB] Benzer konular

D

DAMRAM

Guest
Gittiğin zaman, gitmeni sevdim,
Evreni sevdim geldiğin zaman
Kalmanı sevmedim,
Korkuyordum sana alışmaktan
Yine de sevdim gülümsemeyi
Mendilimi sallarken seni götüren trenin ardından
Kırlara ilk kar düştüğü zaman
Ölümünün ne güzel olduğunu sevdim
Seni içimde öldürdüğüm zaman
Ben seni hiç sevmedim ki

COK COK COK GUZEL BIR SIIR ELLERINE YUREGINE SAGLIK ABLAM bravoooo bravoooo bravoooo gülsü gülsü gülsü
 
R

Resulehasret

Guest
Sağol ablacım okudugun için çok tşkler Gözlerine sağlık inşallah gülsü heyy Pört kahkahaa
 
R

Resulehasret

Guest
Hadi gidiyorsun
Yürekten kan gidiyor, sen gidiyorsun
Her şey gidiyor
Gökte bulut, dağda kar, düzde kervan gidiyor
Solgun bir gül oluyor insan
Bir demet kır çiçeği ölüyor, sen gidiyorsun
Ne ucuz yaşıyorsun, ne kolay
Bir kristal gibi ellerimden düşüyorsun
Bakma öyle
Ben kanıyorum sen üşüyorsun

Kolay değil, bir yalan bu
Yaralayan, kanayan koca bir yalan
Yalan işte
Sevdiğim yalan
Şarkılardan arta kalan ve sabah buğusu
Ve tarla faresi ve ekmek derdindeki işçi kalbi gibi
Yumuşak sıcak bir yalan

Islak gözlerimle geçiyorum
Yaralı bir ceylanın kalbinden
Ceplerimde kül var
Bir yangından arta kalan

Sorduğum adreslerde kimse oturmuyor
Ve kimse olmuyor ben sorduğum zaman
Herşey bir yalan gibi yandığı zaman
Yalnız olduğunu anlıyor insan
Anladım ve geçtim
Yaralı bir ceylanın kalbinden

Aynamı kırdım, fotoğraflarımı yaktım
Nasıl da acımasızdım tafralarıma karşı
Nasıl da umarsız

Su gördüm düşümde
Karanlıktı ve gürültüyle çağlıyordu
Ceplerimde kül vardı ve yanıyordu
Sonra sabah oluyor
Ve bir ceylan kalbinde alem ağlıyordu

Hayır, diyordu bir dağ köylüsü
Hiç bir şey için geç değil
Ve geç değil
Bir şey için hiç bir şey
Bir şey vardı öyleyse, bir şey
Beni çeken
Gecenin dağdağasından uzağa
Kocaman çayırlara çeken bir şey
Gümrah ırmaklara
Sonra sıcağa sonra acıya
Sonra yaralarıma merhem olmaya kapıma dayanan
Bir şey

Tutsana beni bırakmasana
Olsun, yaralasana
Olsun, ağrısada
Yalan da olsa kalsana

Dağ köylüsü, aşkın olduğu yerde ben varım
Sen olmasan da ben varım
Yağmur yağar, saçlarım filizlenir
Bir yıldız düşer omuzlarıma
Islık çalar, ıslanır, şarkılarımı söyler geçerim kapından
Camların buğusundan ve yağmurun kokusundan
Tanırlar beni,
Bilirler, en iyi yalanlarını ben alırım onların
Adresler sorarım kimseler oturmaz orada
Ve kimseler olmaz ben sordukça

Dağköylüsü
Şimdi gidersen
Şimdi git
Kalırsan şimdi...


ibrahim sadri
 
Z

zeliha

Guest
BİR ADIN KALMALI



Bir adın kalmalı geriye

Bütün kırılmış şeylerin nihayetinde

Aynaların ardında sır

Yalnızlığın peşinde kuvvet

Evet nihayet bir adın kalmalı geriye

Birde o kahreden gurbet

Sen say ki ben hiç ağlamadım

Hiç ateşe tutmadım yüreğimi

Geceleri koynuma almadım ihaneti

Hele nihavend hele buse hiç geçmedi aklımdan

Ve hiç gitmedi bir topak kan gibi adın

İçimin nehirlerinden

Evet yangın

Evet salaş yalvarmanın korkusunda talan

Evet kaybetmenin o zehirli buğusu

Evet isyan

evet kahrolmuş sayfaların arasında adın

Sokaklar dolusu bir adamın yalnızlığı

Bu sevda biraz nadan

Biraz da hıçkırık tadı

Pencere önü menekşelerinde her akşam

Dağlar sonra oynadı yerinden

Ve hallaçlar attı pamuğu fütursuzca

Sen say ki yerin dibine geçti geçmeyesi sevdam

Ve ben seni sevdiğim zaman bu şehre yağmurlar yağdı

Yani ben seni sevdiğim zaman

Ayrılık kurşun kadar ağır gülüşün kadar felaketiydi yaşamanın

Yine de

Bir adın kalmalı geriye

Bütün kırılmış şeylerin nihayetinde

Aynaların ardında sır

Yalnızlığın peşinde kuvvet

Evet nihayet, bir adın kalmalı geriye

bir de o kahreden gurbet

beni affet

kaybetmek için erken

sevmek için çok geç
 
Z

zeliha

Guest
Ynt: İbrahim Sadri Şiirleri

KIRMIZI ARABA



Süleyman kara bıyıklı bir işçidir

Ve bu kara bıyıklı Süleyman'ın hikayesidir

İş bulduğu günlerde evine dik dönmekte

Ve götürdüğü ekmeği yemektedir

Karısı Neriman ve oğlu Cevahir'le birlikte



Ne kadar zalim esse de rüzgar

Ne kadar belini bükse de ekmek parası

Aslan gibi bir adamdır işçi Süleyman



Onun Cevahir’i vardır

Cevahir altı yaşındadır

Çünkü gözleri çakmak çakmaktır

Çünkü Süleyman’a bir başka bakmaktadır



Bir pazar sabahı

Tutar babası Süleyman; Cevahir'in elinden

Ve yanında kader yoldaşı karısı Neriman

Çıkarlar gezmeye İstanbul’u inadına

Bir yol düşünür Süleyman

Ulan bu bahtı kapalı kentte

Yürümek de parayla değildir elbette

Üstelik Neriman’a hanidir istediği o naylon terlikle

Canından özgü Cevahirine

Bir gazozla bir simidi alabilecek kadar

Para da vardır cepte



Yürürler İstanbul şehrinin kalbine

Önce Nerimanın naylon terliği alınır bir seyyardan

Sonra da beğenirler simidin en hasosunu umutları Cevahir’e



Anlatır işçi baba Süleyman

İş ararken adım adım arşınladığı sokakları

Bak Cevahir işte şu Yeni Cami

Hem cami hem güvercinlerinin bakması nasılsa bedavadır



Bak Cevahir şu dumanı tütenler vapur

Şu çığlık çığlığa ağıt yakanlar martılardır

Hem vapurun dumanı hem vapurun düdüğü de bedavadır

Bak Cevahir şu uzakta görünen de köprüdür

Geçmesi değilse de onun da bakması bedavadır



O pazar günü

Kara bıyıklı işçi Süleyman

Karısı can yoldaşı Neriman

Ve gözleri çakmak çakmak olan oğulları Cevahir

Gezerler İstanbul şehrini böyle bedavadan



Ve birden mumun alevi söner

İstanbul’un yalanı biter

Nasıl olur bilinmez takılır Cevahir’in gözü

Bir oyuncakçı vitrininde

Pırıl pırıl yanan kırmızı oyuncak arabaya

Döner karabıyıklı dağ gibi babası Süleyman’a

Bana şu kırmızı arabayı alsana baba

Alsana be Süleyman

Canına can parçana

Bir oyuncak araba almayacaksan eğer

Yuh olsun sana

Nasıl olsa babası onu çok sevmektedir

İşin belası küçük Cevahir bunu bal gibi bilmektedir



Bir vitrindeki kırmızı arabaya bakar Süleyman

Bir karısı Neriman’a

Sonra takılır gözleri Cevahirin gözlerindeki umuda inadına

Ulan alt tarafı bir oyuncak araba

Dünya yansa yorganın yok içinde Süleyman

Alem çökse üstüne hayıfın çok Süleyman

Bakarsın cepteki son gazoz parasına

Cevahir’in o kocaman umuduna

Yakışır şu kırmızı araba



Bırakır karısı Neriman’la Cevahir’i dışarda

Girer iflah etmez bir umutla dükkana

Sorar dağ gibi Süleyman

Usta şu vitrindeki nazlı gelin

Şu zalımın ışıltısı

Şu bahtımın kara yıldızı

Şu İstanbul ağrısı

Şu Cevahir’in çakmak çakmak gözleri

Şu kırmızı araba kaç para

Bir Süleyman’a bakar adam bir arabaya

Çok para der hemşerim yani çok para

Süleyman cebinde bir gazoz parası

Yıkılmış bir dağ artığı

Bir tufan sonrası perişanlığı

Döner kapıya çıkmak için dışarı

Oğlu Cevahir

Kırmızı arabayla getirecek

Babasını beklemektedir

Nasıl olsa babası ordan

O kırmızı arabayla çıkacaktır

Nasıl olsa

Kara bıyıklı dağ gibi

İşçi Süleyman babasıdır

Yani Cevahir’in gözünde o

Dünyanın en güçlü

Dünyanın en zengin

Dünyanın en büyük adamıdır

Süleyman



Ama Süleyman

Eli boş çıkar dükkandan

Sorar Cevahir hani baba

Hani kırmızı araba

Sorar hesabı bulutlar dağa

Nasıl desin Süleyman

Nasıl desin adam yüreği

Ben onu sana alamadım

Benim ona param yetmedi diye

Başlar ağlamaya Cevahir

Başlar bulutlar ağlamaya

Yanar yerin yedi arzı

Ve güvercinlerin kalbi başlar kanamaya

Ulan istanbul yanar içine Süleyman’ın

Sorar Cevahir

Hani baba hani kırmızı araba

Martıları gösterir Süleyman

Bak ne güzel uçuyor

Cevahir martılar havada

Boş ver kırmızı arabayı

Baksana martılara

Bakmaz martılara Cevahir

Bakar yangın gibi arabaya

Ama bak der Süleyman

Ne güzel uçuyor martılar havada

Cevahir bir çocuktur küçük yüreğinde yer çoktur

Takılır gözü martılara

Gözünden sel olup akan kan rengi yaşlarını siler

Evet der ne güzel uçuyor martılar havada

Ve unutur gider Cevahir kırmızı arabayı



Unutur gider dalar gözleri martılara

Cevahir unutur unutmasına ya

Kara bıyıklı dağ gibi işçi baba Süleyman

Ömrü boyunca unutmaz o kırmızı arabayı

Her gece döşeğine yattığında

Uyumak için gözlerini kapadığında

Demir lokma gibi

Bir kırmızı araba takılır durur kursağına

Bütün ömrü boyunca



İşte bu

Kara bıyıklı Süleyman’ın hikayesidir

Ve herkesin bir yerine

Birgün bir Süleyman acısı değmiştir
 
Z

zeliha

Guest
Ynt: İbrahim Sadri Şiirleri

NAN GİBİ

Ve gözlerin gelir geçer içimden,

Su içerken, sen sokulurken akşam kızıllığına,

Ekmeği bölerken,

Yalnızsam, yıllar nasıl geçmişse aradan,

Unutmak kolay sanmışsa şarkılar,

Şiirler yalan yazmışsa ayrılığı,

Kör olsun sözlerim, unuttuysam adını,

An gibi aklımdasın...



Gelir geçer gemiler,

Belki sende geçersin diye,

Bir kumru konar her sabah pencereye,

Bir miladı taşır gece bir yıldız,

Soğuk olur, üşürsün ya adamakıllı,

Hani sarılırsın kendine,

Hani aklın karışır,

Bu bir divaneliktir gönül ah'a alışır,

Ömrüm bitse ne çıkar,

Can gibi aklımdasın...



Gündür bu geçer gider,

Belki bir şey kalmaz sanırsın,

Yani bir sabah uyandığında,

Ne hayatın tortusu, ne kokusu alışmışlığın,

Her şey başka olacaktır,

Başka bir otobüs, başka bir gazete,

Resimlerden silinecek yüzün belki de,

Ne adın, ne sanın,

Bir şafak vakti açınca gözlerini,

Bir merhabayla,

Yeniden kurulacak dünya,

Ve sen her şafak,

Nan gibi aklımdasın...



Bazen bir şey geçer içinden insanın,

En ücra yerlerinden, cesaret gibi bir şey,

Ne olacak işte, kömür yanmıyorsa eskisi kadar güzel,

Fasulyenin tadı yoksa,

Şarkılar yakmıyorsa içini,

Sadri Alışık öyle güzel ağlamıyorsa,

Aşık olmayı beceremiyorsa İzzet Günay Mahallenin en güzel kızına,

Denizin tuzu, Yalnızlığın bahanesi yoksa,

Bir bıçak saplanınca yüreğinin tam ortasına,

Zannetmeki ölmek zor, ölmek kolay, kolay da!

Kan gibi aklımdasın...



Bu da geçer, her sabah kanayacak değil ya,

Bakarsın taze ekmek çıkarır köşedeki fırın,

Biraz da helvası bizim bakkalın,

Senden ayırdığım üç beş zeytin,

Otururum sofraya,

Her lokmada geçer acısı belki bırakılmışlığın,

Bende unuturum, nasıl unutulursa sana susuzluğum,

Ve nasıl becerdiysem kahrolmayı,

Öyle unuturum,

Ekmek gibi, Nan gibi aklımdasın...



Ve gözlerin gelir geçer içimden,

Su içerken,

Sen sokulurken akşam kızıllığına,

Ekmeği bölerken,

Yalnızsam, yıllar nasıl geçmişse aradan,

Unutmak kolay sanmışsa şarkılar,

Şiirler yalan yazmışsa ayrılığı,

Kör olsun sözlerim, unuttuysam adını,

An gibi aklımdasın...

An gibi aklımdasın...

Aklımdasın....
 
Z

zeliha

Guest
Ynt: İbrahim Sadri Şiirleri

BİR ŞEY SÖYLE



Bir şey söyle

Denizler tutuşturulduğunda

Dağlar yürütüldüğünde

Bir şey söyle

Yıldızlar semadan bir bir

döküldüğünde üstümüze

Bir şey söyle

Ben seni unuturum

Söyle

Yer başka gök başka olduğunda

Sallanıp çalkalandığında uçsuz

bucaksız sema

Hani biz

ateşin etrafını sarmış

pervaneler gibi olduğumuzda

Bir şey söyle

Unuturum ben seni, söyle

Kalplerde gizlenenler ortaya döküldüğü zaman

Gök yarıldığı zaman

Ne oluyor bu yere dediği zaman insan

Ve kalakaldığında yüzkarası

şiirlerim

Ve sensiz bir zaman

ve ayaklarımızın altından toprak

kayıp

Dümdüz eğildiği zaman

Bir şey söyle

Defterler açıldığında gökyüzü

sıyrılıp

alındığında

Cehennem tutuşturulduğunda cennet

yaklaştırıldığında
 
Z

zeliha

Guest
Ynt: İbrahim Sadri Şiirleri

ADIN BATSIN


yüreğime bir gül çizdim kanlı yaş ile

yaktın beni küle döndüm dumana döndüm

nasıl edem nere gidem dertli baş ile

bilemedim teli kırık kemana döndüm



canım aldın, can evimden vurdun ya sende

küstüm sana, faydası yok, geri dönsen de

sende vefasız çıktın, sende hayırsız çıktın

sen de vicdansız çıktın adın batsın



zaman ola devran döne sen de çekesin

yitiresin umudunu heder olasın

aşka düşe kahrolasın candan bıkasın

ömrün boyu bir kez olsun gülmeyesin



sen ki beni rezil ettin yedi cihanda

yalan oldum talan oldum senin sayende

sende vefasız çıktın, sende hayırsız çıktın

sen de vicdansız çıktın adın batsın



beni özleyince bir nehir yatağını bulsun

kor düşsün dağlarına, ceylanlar suya insin

sesime bakıpta ağlıyorum sanma

seni özleyince böyle olsun birazda



ayrılıversin yaprak dalından

insan sevdiğinden ayrılıversin

kan damarımdan can pazarından

adam baharından ayrılıversin



dağda dört mevsim erimeyen kar varya

yokluğum öyle erimesin

sende vefasız çıktın, sende hayırsız çıktın

sen de vicdansız çıktın adın batsın
 
N

nazlým

Guest
Ynt: İbrahim Sadri Şiirleri

PARAMIZ YOKSA HAYSİYETİMİZ VAR



dünya dediğiniz abiler

aha benim şu yüreğim kadar

abiler, hayat dediğiniz

ne kadar gülebiliyorsak o kadar

boşverin ötesini

sallayın gitsin dünyayi

paramız yoksa da haysiyetimiz var



gözünü seveyim zeytinin, taze ekmeğin, çayın

bakmayın, benim de canım elbet çeker

şöyle teeryağlı birbuçuk iskender

yine de olsun

kesmedikten sonra selamı bakkal ender

bi de bizim takıma gol olmadıktan sonra

ve de en kıyağından

ve de en ağırından bi şarkı patlatınca müslüm baba

ne gam ne tasa ne fırtına ne kar

boşverin abiler

paramız yoksa da haysiyetimiz var



şimdi beni iyi dinleyin

canımdan öte ve de

en kıymetli sevdigim muhterem arkadaşlar

durumum ortadadır

hayat bana da sağlamına harbi bi çelme takmıştır.

nevrim dönmüş, midem bulanmış, gözlerim kararmıştır

cümlenize olan bilcümle borç edavatım

üç vakte kadar askıya alınmıştır.

biraz idare edebilirseniz eğer

bir de kahveci Nuri'den rica edebilirseniz

kesmezse tavşan kanı günde üç bardak çayı

elbet bu feleğin paslı çarkı

birgün benim için de döner ve düşeş gelmese de

gelirse eger zarımız mesela bir dubara ve hele de dört cahar

işi kolayladık sayın

ve de inanın ki abiler

paramız yoksa da haysiyetimiz var



dalgalan bakalım kızkulesi önündeki dalgalar gibi kalbim

hayıflan bakalım hiç kimselere belli etmeden geceleri yorganın altında

yazıklan bakalım bu da reva mıdır hayatının baharında bir delikanlıya

hep kısa çöpü ben mi çekeceğim

hep bana mı denk düşecek çarkıfeleğin iflası

hep ben bileceğim başkaları mı kapacak beşyüz milyarı

hep ben sevip eller mi alacak aslıyı leylayı

batsın bu dünya, sende mi leyla, itirazım var yalana dolana

ve ben böyle dolana dolana

ellerim cebimde dudağımda ıslığım, başımda eski alemlerin sarhoşluğu

Orhan Veli tadında basıp voleyi yürüyeceğim hayatın sonuna kadar

hiç tasalanmayın abiler

paramız yoksa da haysiyetimiz var...
 
Z

zeliha

Guest
Ynt: İbrahim Sadri Şiirleri

Anne


Kan ter içinde gece

Kan ter içinde her yanım

Her yanım bu gece vurgun içinde

Kurşun yemişim, sürgün yemişim

Bu sana ilk gelişim

Vur emriyle düşmüşüm kapına

Düşmüşüm kucağına, bu yara sıcak ana



Yok elimde bir demet menekşe

Yok elimde sevdiğin gül şekeri

Yok işte sana bir şey

Bilmem ki ne demeli

Bir tek ağır yaralı özlemim

Ve birtek gözlerine sürdüğün gözlerim

Anne benim, aç kapıyı

Oğulcuğun, küçük tavşanın, körolmayasıcağın

Ölmeyesin, bitmeyesin

Yürekyarısı gitmeyesin dediğin

Anne benim, aç kapıyı

İşte geldim, işte bu sana ilk gelişim



Hep senin için gökyüzünde bir evimiz olsun isterdim

Hep senin için bulutları isterdim

Ellerimi açtırıp dua ettirirken

O küçük evimizde sokulurken göğsüne her gece

Hani her gece sorduğumda

Anne babam nerde

Nerde kuşların dilinden anlayan adam

Ve menekşelerle konuşan adam

Nerde anne

Ve sen bastırıp bağrının kızılca kıyametine acını

Gelecek oğul, sen uyu şimdi

Baban gelecek bir yağmur gibi yağmurla

Rahmete boğacak yoksulluğumuzu derken

Ben uyur, düşümde

Senin için bir ev görürdüm gökyüzünde

Sen, babam, ben ve melekler

Ve melekler anne

Anne melekler

Önce babam sonra onlar terkettiler gecelerimizi

Ben de çekip gittiğimde

Yani oğulcuğun yani yürek yarın

İçinden geçen şarkın gittiğinde

Sen nasıl yaşadın anne



Kan ter içinde gece

Kan ter içinde her yanım

Her yanım bu gece vurgun içinde

Kurşun yemişim, sürgün yemişim

Bu sana ilk gelişim

Vur emriyle düşmüşüm kapına

Düşmüşüm kucağına, bu yara sıcak ana



Vakit yok artık

İstersen kalayım böylece

Ama bir kere öpseydim elinden

Ama bir kere sürseydim gözlerimi gözlerine yeniden

Yok elimde bir demet menekşe

Yok elimde sevdiğin gül şekeri

Yok işte sana bir şey

Bilmem ki ne demeli

Bir tek ağır yaralı özlemim

Ve birtek gözlerine sürdüğün gözlerim

Anne benim, aç kapıyı

Oğulcuğun, küçük tavşanın, körolmayasıcağın

Ölmeyesin, bitmeyesin

Yürekyarısı gitmeyesin dediğin

Anne benim, aç kapıyı

İşte geldim, işte bu sana son gelişim



Üzülme, kapanıyor diye gözlerim

İşte gidiyorum vakit doldu

İşte kapanıyor gözlerim kapının önünde

Öğrettiğin gibi ellerimi kaldırıp gökyüzüne

Ve eğip başımı önüme dua ediyorum

Üzülme anne, vakit doldu

İşte şimdi bir oğlun oldu

Bir oğlun oldu anne



Kan ter içinde gece

Kan ter içinde heryanım

 
M

mehru

Guest
Ynt: İbrahim Sadri Şiirleri

BEN AŞKI SATIN ALDIM



ben aşkı bir üveyikten satın aldım,yaşım onaltı

o zamanlar bakır rengindeydi dağlar

daha şıvan düşmemişti böğrüme

daha deli deli esmemişti ruzigar

kalbim acıya düşmemişti

sanırdım bütün ırmaklardan koşacaktım

halayda delikanlı başı olacaktım

bıyıklarım yeni terlemişti



gurbeti

ismail dayımın gönderdiği

kuru üzüm ve fıstık'nan

bir de istanbul fotoğraflarından tanımıştım



hey deli yanım!

türkülerim ince gül dalım

gönül közüm

verdiğim sözüm

ne zaman duman olsa

munzur'un doruklarında kalırdı gözüm

aradabir durup fırat'a bakışım

ve yanımdan ayırmadığım

bir üveyikten satın aldığım aşkım



yani ahretlik gülüyordum

istanbulu fotoğraftan

vurgunu üveyikten biliyordum



bir zemheri akşamında

oturtup tandırın karşısında babam

oğul yürü, dedi

yürüdüm

topak oldu babam,acıdan yundu gözleri

yalınız bir ''ah''etti anam

sessizce ırmağa düştü sözleri



yürüdüm

terleyen bıyıklarım

şahin bakışım

ve yıldızlı gecelerimden birinde canım

üveyikten satın aldığım halis aşkım

geride kaldı



ormanlar gördüm

ağaçlar gördüm

dallarında adamlar asılıydı

ipince fidanlar

ipil ipil kan sızardı dudaklarından

baykuşlar

gecenin koyukatmer al basması karanlığına karşı

nasıl da gülüyorlar

nasıl da gülüyorlardı



hani benim yıldızım

hani şehla bakışım

hani sazım

ve halıs aşkım



dağlardan geliyorum ben

fıratın doğduğu yerden

gönle aktığı yerden

serin göze başından

soğuk bulgur aşından

dağlardan geliyorum ben

aşkın doğduğu yerden hey!

yusuf'un kuyusundan eyyub'un sabrından geliyorum

etmeyin elemeyin

ben istanbulu fotoğraftan

vurgunu üveyikten belliyorum



hani benim yıldızım

hani şehla bakışım

hani sazım

ve bir üveyikten satın aldığım

halis aşkım



hey anam

ne aynam ne tarağım ne sedef çakım

ne tesbihim ne mintanım

bir han odasında

akşam alacası değip geçerken böğrüme

yavaşça önüme düştü alınyazım



kim tutar kaldırır başımı yerden

kim dinler türkülerimi bozlağımı sazımı

bir duan olaydı ah, yanıbaşımda

iki çift lafın

bir tas ayranın

bir dağ soluğun

entarine yapışmış kalmış bir yayla çimenin

bir tesbih böceğin

bir avuç toprağın

bir küçük taşın

bir tel saçın alyazmanın altından



hey anam

akşam indi kırıldı sazım

istanbulda

haramiler sokağında

bir han odasında

yavaşça önüme düştü alınyazım



hani benim yıldızım

hani şehla bakışım

hani dağlara verdiğim aşkım



akşam dediğim ana

istanbulda ay karanlık yürek pustur

bir de hikayesi var

kanadı kırık martıdan dinlediğim:

çok önceden

zebaniler yakıp geçerken şehri

üç damla baldıran zehri

üç damla hıyanet dökmüşler mavi denize

üç martıyı boğmuşlar

herşeyi gördüler diye



akşam dediğim

dam aralıklarından

han bacalarından kaçıp giden güneşin

vurması değil mi taa dağlara, dağlarıma

değil mi ana



yani akşam dediğim

isli han odasında

bir ben

bir viranşehirli yakup

bir de çaykaralı musa

üç bardak çay hatrına

üç gurbet türküsü değil mi uçurduğumuz

üç damla baldıran zehri değil mi ana

akşam dediğim



buradan

bu halis aşkımı

bir han kirasına sattığım hovarda istanbuldan

aranan bütün overlokçular sıraütücüler adına

budur havadisim

hatırladığın

ne bulgur tadı

ne bir çiçek

ne bir isim

ben gündüzleri müslüm gürses dinlemeye

geceleri han odasında

alınyazımı görmeye hüküm giymişim



yine de ana

ana yine de

öperim gözlerinden

dağlarımın

çimenimin

ve kanayan gençliğimin

öperim hepsinin tekmil gözlerinden

bıyıkları yeni terleyen gençliğimin adına



ana

can ana

yaran ana

oyy ana

hani benim yıldızım

hani şehla bakışım

hani sazım

bir üveyikten satın aldığım halis aşkım



ben aşkı bir üveyikten satın aldım,yaşım onaltı

o zamanlar bakır rengindeydi dağlar

daha şıvan düşmemişti böğrüme

daha deli deli esmemişti ruzigar

kalbim acıya düşmemişti

sanırdım bütün ırmaklardan koşacaktım

halayda delikanlı başı olacaktım

bıyıklarım yeni terlemişti
 
K

KARANFÝL

Guest
Ynt: İbrahim Sadri Şiirleri

zeliha' Alıntı:
BİR ADIN KALMALI



Bir adın kalmalı geriye

Bütün kırılmış şeylerin nihayetinde

Aynaların ardında sır

Yalnızlığın peşinde kuvvet

Evet nihayet bir adın kalmalı geriye

Birde o kahreden gurbet

Sen say ki ben hiç ağlamadım

Hiç ateşe tutmadım yüreğimi

Geceleri koynuma almadım ihaneti

Hele nihavend hele buse hiç geçmedi aklımdan

Ve hiç gitmedi bir topak kan gibi adın

İçimin nehirlerinden

Evet yangın

Evet salaş yalvarmanın korkusunda talan

Evet kaybetmenin o zehirli buğusu

Evet isyan

evet kahrolmuş sayfaların arasında adın

Sokaklar dolusu bir adamın yalnızlığı

Bu sevda biraz nadan

Biraz da hıçkırık tadı

Pencere önü menekşelerinde her akşam

Dağlar sonra oynadı yerinden

Ve hallaçlar attı pamuğu fütursuzca

Sen say ki yerin dibine geçti geçmeyesi sevdam

Ve ben seni sevdiğim zaman bu şehre yağmurlar yağdı

Yani ben seni sevdiğim zaman

Ayrılık kurşun kadar ağır gülüşün kadar felaketiydi yaşamanın

Yine de

Bir adın kalmalı geriye

Bütün kırılmış şeylerin nihayetinde

Aynaların ardında sır

Yalnızlığın peşinde kuvvet

Evet nihayet, bir adın kalmalı geriye

bir de o kahreden gurbet

beni affet

kaybetmek için erken

sevmek için çok geç
Bu şiiri hep sevmişimdir..Çok güzel bir anlatımı ve ahengi var..

Yalnız şiiri İbrahim Sadri yorumlamış olsa da kendisine ait değildir.Şiir Ahmet Hamdi Tanpınar'a aittir..
 
B

Bevadih

Guest
Ynt: İbrahim Sadri Şiirleri

Ve Aykut Kuşkaya'da seslendirmiş mühiş olmuş..

Son günlerde çok hoşuma giden sıkca dinlediğim bir eser..
 
Ã

Þehadete Vurgunum

Guest
Ynt: İbrahim Sadri Şiirleri

sırr-ı nihan' Alıntı:
Ben seni hiç sevmedim ki
Yorgun akşamlarda söylediğimiz şarkıları sevdim
Bir çiçeğe gülmeni, bir güle benzemeni sevdim
Bir de yıldızları sevdim,
Eylül akşamlarında gelip gözlerinde durdular
Ben seni hiç sevmedim ki;

Beni yola koyduğunda ayrılmanı sevdim
Kurşunları sevdim beni vurduğunda
Ağlamayı sevdim, unuttuğunda
Yalnız olduğumu anladığımda, ayakta kalmamı sevdim
Yıkılmamı sevdim, seni her hatırladığımda

Ekmeği sever gibi sevdim sensizliği
Su gibi özledim temmuz güneşinde sesini
İkindide yağmur gibi,
Geceleyin rüzgar gibi sevdim, seni sevdiğimi
Ben seni hiç sevmedim ki

Kuşlara şarkılar öğretmeni sevdim
Menekşeyle konuşmanı,
nisana hatırlatmanı
Baharın bir adının da yalnızlık olmadığını
Düştüğüm zaman kanayan yanlarımı
Ve tuhaflığımı üşüdüğüm zaman
Sakız satan çocukları, yeni çıkan şarkıları

Her kaybettiğimde, kazanan yanlarını sevdim
Denize düşmüş gül gibi düştüm ateşe
Ben yangını sevdim, yandığım zaman böyle işte
Ben seni hiç sevmedim ki

Bir gece bir ceylan indi dağdan kalbine
Bir gece bir şiir gibi kibrit alevinde
Alemin ortasında kimsesizliğin sesinde
Buğusunda sabahın
Acımasızlığında bir ahın
Ağlayan yüzünde insanlığın,
Ferahlatan gücüyle duanın
Korkutan yanıyla narın
İncirin, zeytinin ve kalbin üstüne
Gülün üstüne tutunduğum umudun üstüne
Korkunun üstüne, senin üstüne
Hep Senin üstüne, hep senin üstüne
Ben seni hiç sevmedim ki


Gittiğin zaman, gitmeni sevdim,
Evreni sevdim geldiğin zaman
Kalmanı sevmedim,
Korkuyordum sana alışmaktan
Yine de sevdim gülümsemeyi
Mendilimi sallarken seni götüren trenin ardından
Kırlara ilk kar düştüğü zaman
Ölümünün ne güzel olduğunu sevdim
Seni içimde öldürdüğüm zaman
Ben seni hiç sevmedim ki

Yorgun akşamlarda söylediğimiz şarkıları sevdim
Bir çiçeğe gülmeni, bir güle benzemeni sevdim
Bir de yıldızları sevdim,
Eylül akşamlarında gelip gözlerinde durdular
ben seni hiç sevmedim ki;
Ben sevdim mi adam gibi severim.

Denize düşmüş gül gibi düştüm ateşe
Ben yangını sevdim yandığım zaman böyle işte
Ben sevdim mi adam gibi severim!

ibrahim sadri

cok güzel
 
Üst