Önce Kur'an mı yoksa tefsir mi ?

  • Konbuyu başlatan senarist081
  • Başlangıç tarihi
S

senarist081

Guest
İslam dininin evamir ve nevahisine riayet etmeye çalışan kardeşlerimizden bazıları, yaptıkları ibadatü taatte ehemmiyet sırasını dikkate almaktan gafil durumdalar.
Daha açık bir ifade ile elzemler varken elzem olmayanlarla meşgul oluyorlar. Şu bir haikkattir ki Şeytan sadece dinle alakası olmayanlara vesvese vermekle yetinmeyip, din ile meşgul olanlara da yaptıkları ibadetlerden sevabı az olanlarla meşgul ettirip daha çok efdal olan ibadetlere yönelmesini engelliyor.

Sabah namazına kalkamadığı için Allaha çok çok göz yaşı dökerek affına mazhar olan ve bu hareketinden dolayı Allahın rızasını kazanan bir zatı, başka bir zaman, şeytanın sabah namazına kaldırması bunun bariz örneklerindendir.

Şeytan asrımızda da;
Bazı dinine bağlı kişileri Kuran'ı Kerimin tefsiri ay da tercümesiyle meşgul ederek, gerçek Kuranı Kerim olan arapçasını okumakta gevşeklik göstertip, o meşguliyetlerle geçen vakitleri de Kur'an okumuş zannına kaptırarak harika bir tuzak kurmaktadır.

İzahata başlamadan önce bir durum değerlendirmesi yapalım.

Kuran-ı Kerim Arapça olarak nazil oldu. Ama bütün Müslümanlar da Arap değiller. Peygamberimiz (s.a.v.) bunun sanki farkında değil miydi? Elbette farkındaydı. Peki bu kadar müslümanın da Arapça öğrenemeyeceklerinin, dolayısıyla da Kuran-ı Kerimin manasını Arapça olarak anlayamayacaklarının da farkında değil miydi? Yine elbette farkındaydı. Peki bunun farkında olan Peygamberimiz (s.a.v.)anlayamayacakları için; "Herkes kendi dilinden okusun" da diyebilirdi. Müslümanların kahir ekseriyetinin Arapçasını anlayamayacağını bildiği halde neden hala Arapçasını da okumamızı özellikle tavsiye ediyor, emrediyor?

Aslında bu tür bir kıyas yapmakta yanlış. Çünkü Kuran-ı Kerimin ne anlama geldiğini lisanı Arabi olanlar bile anlayamaz. Hatta evliyanın ve ulemanın en büyükleri olan Eshab-ı kiram bile, âyetlerin manalarını Resulullah (s.a.v.) efendimize sual ederlerdi. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:

Kur’an-ı kerim Allah’ın metin (sağlam) ipidir. Manalarının hepsi anlaşılmaz. Çok okumak ve dinlemekle eskimez. (İbni Mace).

Buradan anlaşılıyor ki bu işin birde manevi ciheti var. Demek ki Kuran-ı Kerimin insanları saadetiddareynde aziz yapma mazhariyeti sadece mefhumunu anlamakla olmuyor. Bunu ısbat için herhalde yüzlerce ayet ve hadisi şerifi saymak ehli idrak için zaid olsa gerek. Ancak yine de biz bu engin gülistandan bir demet gül koparıp takdim edelim.

“Muhakkak Allah’ın Kitabını okumaya devam edenler, namazının doğru kılanlar,kendilerine rızık olarak verdiğimizden gizli ve aşikar infak edenler katiyen kesat bulmayacakbir kazanç beklesinler.”(S.Fatır 29)
“Kuran-ı Kerimin her bir harfi için, namazda okuyana bin hasene, abdestli okuyana yüz hasene abdestsiz okuyana on hesene verilir.
(Mevıza-ı Hasene s. 56)

“Bir kimse Mushafa bakarak Kuran-ı kerimi okursa, Allahü Teala kafirde olsa anne babasından azabı hafifletir”(H.Ş.)

“Kuranı Kerimi tecvidi ile okuyan kişi için şehid ecri vardır.” (H.Ş.)

“Bulunduğunuz mahalleri Kuran okuyarak ve namaz kılarak nurlandırınız.” (H.Ş.)

“Kitabullaha bakmak ibadettir” (H.Ş.)

“Kur’an okuyun,zira Kuran kıyamet günü kendini okuyanları şefaat eder.”

“Kuranın diğer kelamlara üstünlüğü Allahü Tealanın mahlukata üstünlüğü gibidir.” (Ramüzlul ehadis s.516/5)

“Kuran bir milyon yirmi bin harftir.Onu kim sabırla ecrini Allahtan umarak
okursa, her harfi karşılığında hurilerden bir zevce alır.”
(Ramuz 2795)

“Kul Kuran-ı hatmettiği zaman altmış bin melek onun üzerine istiğfar
eder.
(H.ş.)”


Yukarıda da izah etmeye çalıştığımız gibi Kuranı kerimin anlamını bilmediğimiz için okumakta gevşeklik gösterebiliyoruz. Hemen tefsirlere yönelip onlardan istimdat bekliyoruz. O da güzel, tabiki okuyacağız ama;
Orjinalini en azından tevcid kaidelerine riayet ederek okuma seviyesine gelmezsek vebal altında kalırız.

Görünürde Kur'an-ı Kerimin belki bu üstünlüğünü inkar etmiyor gibi görünebiliriz. Yalnız yaşam tarzımız olarak ve zihnimize yerleşen bir unsur olarak gevşek davranıyoruz bu konuda.

Kuranı Kerime hizmet edenleri sadece Kuran öğretiyorlar diyerek basite indirgeyip diğer yapılan hizmetleri daha kutsal görüp onlarla geçen vakitleri ve onların verdiği sevapları daha fevkalade görüyoruz.

Bazen şahit olmaktayız, islamiyete en önemli hizmet olduğundan zerrece şüphe olmayan Kuran-ı Kerim hizmetini ifa için bir ömür eza ve cefa görmüş, ömrünü bu uğurda harcamış evliyaullaha
”Kurana hizmet etmiş bir Allah dostu”
deyip geçiyoruz.

Kur'an-ı Kerim okuyor musun diye sorulduğu zaman "tefsirini okuyorum" diyebiliyoruz.Tefsirini okumakla bir ibadet yaptığımızı ya da kuranı kerim okumuş olduğumuzu zan ediyoruz. Aslında bunları, Kur'an diye okumak sevap olmaz, günah olur, bunu düşünemiyoruz. İbni Hacer-i Mekki hazretleri buyuruyor ki:

"Kur’an-ı kerim tercümesini, Kur’an-ı kerim yerine okumak haramdır."
(Fetava-i fıkhiyye s. 37)

Elbette okunanlar Kuranı Kerimi bir nebzede olsa, her ne kadar aslının katresine bile vakıf olamasalarda bize açıklıyor. Ama bunu yaparken de vaktimizin bir kısmını Kuranı Kerimin o medhedilen, herkese huzur veren, nur veren, sıkıntılardan halas eyleyen, hastalara şifa veren, ve okunmadığı zaman vebal altında bırakan o güzelim arapçasını da diğer tefsirleri okuduğumuz gibi düzenli ve istikrarlı olarak azıcık okuyalım.

Bunu yaptıktan sonra sana tefsirini okuma diyen de yok.AmaKuranımızı okumayı ihmal ederek o tefsir diye tabir ettiğiniz kitapları gece gündüz okur, yanlarınızda taşırsanız o zamanda ben size Kuran-ı Kerimi 2. plana atıyorsunuz derim. Çevremizde bizzat şahit oluyoruz, abimize bakıyorsun maşAllah takır takır izah ediyor ayetleri tefsire endeksli. Ama yıllardır bu işin içinde olmasına rağmen Kuranı Kerimi okuyuşuna bakıyorsun.Ham- hum – kem-küm……Tecvid yok?

Arkadaşa soruyoruz.O tefsiri hangi sıklıkla okuyorsun diye?
Düzenli olarak her gün 10 sayfa okuyorum diyor. Pekii arapçasını diyorsun.?
Yok!!!
Allahü ekber !Buyrun manzarayı seyredin...

Bunun hesabı da vebali de ağır olur .Kuranı Kerimin tefisiri değil kendisi şefaat edecek bize.
Tamam sünnetleri namazda yapalım, amenna, ama; önce farzını tam bir öğrenelin ki sonra
sıra sünnetlere gelsin.Değil mi? Önce asıllar sonra feriler.
Bakın İmamı Rabbani k.s 29. mektubunda farz olan ibadetler ile nafile ibadetler arasındaki derece farkını anlatırken şöyle buyuruyor:

"Namazın içindeki edeplerden bir edebi bile yerine getirmek, 1000 sene nafile ibadetten hayırlıdır."

Bir edep bile bu kadar efdalken Kuranı Kerimin arapçasını okumakta geçen bir saniye vakit diğer tefsir vs. ile meşgul olmaktan ne kadar efdaldir sizin takdirinize bırakıyorum..
Tabiki bunları tüm tefsir okuyanlara haml etmek haksızlık olur.Bazı kardeşlerimiz her
ikisine de verilmesi gerekli ehemmiyeti verenlerde yok değil.Allah onlardan razii
olsun.Sözümüz bu ehemmiyet sırasına riayet etmeyenlerimize...
Vesselam......
 

[TB] Benzer konular

B

[BeRkay]

Guest
Ynt: Önce Kur'an mı yoksa tefsir mi ?

Önemli olan Kur'an'ı anlamak değil midir?
 
I

isoz_

Guest
Ynt: Önce Kur'an mı yoksa tefsir mi ?

Sayın Muaz Bin Cebel abim,
Bu konu da tabii olarak ele alınmalıydı, siz böylelikle vesile oldunuz. Şimdi bura çok değerli hocalarımızın yanında bu konuda birşey söylüyor olmamız pek hoş olmayak kanaatindeyim ama...
Önce Kur'an mı, tefsiri mi soru olarak dahi problemlidir. Hiç bir kitabın orjinali ile çevirisi birbirini tam olarak tutmadığına göre başta Kuran'ın diğerleri ile üstünlüğü tartışılamaz. Kur'an-ı Kerim'in ses uyumu dinleyenlerin kalbini yumuşatan nurun etkisi yani o edebi üstünlüğü yanı sıra Rahman'ın bir ayetindeki kelamının manasında ifade edilen, insanı sonu gelmeyen bir mana yolculuğuna çıkaran büyüleyici etkisine çok nadir de olsa kapılmışızdır. Ve O kitabın yüceliği ALLAH kelamı olmasındandır.
Kuran okuma ile tefsir okuma üstünlükleri kıyas bakımından yanlış. Böyle bir kıyasa girmek abesle iştigal bir durum. Daima önce Kuran okunmalı.
Ancak şunu demekte yanlış olabilir. Her insana anlamını bilmeseniz de Kur'an okuyunuz ama tefsir okumaya gerek yok diyemezsiniz. Yazınızda Kur'an'a hizmet eden insanlar diye ifade ettiğiniz insanlar gittikleri yerde sadece Rahmetli Abdussamed gibi sadece Kur'an okuma hizmetinde bulunmuyorlar. Onlar Kur'anı anlatıyorlar. Kur'anı anlatmak hakikati anlamaya çalışmaktır. Zira biz Hakikati sorgusuz kabul ettik ancak Rabbimiz bizi ilim sahibi yapmış ise bunu bu uğurda kullanmamız gerekmez mi? Kur'anı anlam ilmi diğer tüm ilimlerden üstündür. Kuran'ı en iyi anlayan Peygamberimiz (S.A.V)'dir. Dolaysıyla biz elimizden geldiğince hem Kur'an okuyacağız hem hadis hemde tefsir ilimlerinden faydalanacağız. Ama neredeee. Eğer arapça bilseydik okuduğumuzda manayı idrak etmede başlangıçta olsa önemli bir yol olacaktı. En azından belki mealde(tefsirden bahsetmiyorum) anlatınlanlardan daha iyi anlayabilirdik. Ancak ne kadar anlayacaktık? Kur'anda kainatın bütün ilmini kapsamakta olduğunu ayetlerin meallerinde görebiliyoruz.
Enbiya/33
“Geceyi, gündüzü, Güneşi ve Ayı yaratan da Odur. Bunların herbiri bir yörüngede yüzmektedir.”

Bura siz bakarsanız farklı anlamlar çıkartırsınız bir ilim tahsil etmiş alim çokdaha farklı bir fizikçi çok daha farklı anlamlar çıkartır.
Rabbim tüm kainatı yaratmış ve Kuran da öyle bir işlenmiştirki bu konular hiçbiri ne Kur'an'ın diğer ayetleri ile ne de kainatın nizamına aykırıdır.
ALLAH'ın izni ile Gece ve gündüz Dünya'nın kendi etrafında dönemesi vuku bulur. Bu bilgi Kur'anın dışında bir bilgi değildir.
Geçen arkdaş ile yutube te bir video izledik. Amerikalı bir müslüman hoca konuşma yapmış. Onun videosu idi. Videoda bazı konularda hocanın hakikaten ciddi gözle görülür eksikleri vardı. Yabancı birisi altına yorum yazmış. Demiş ki, ülkemizde (sanırım İran) kafası çalışan başarılı öğrenciler ya doktor ya fizikçi kimyacı gibi saysal bölümleri tercih ederler geriye kalan kafası kalın insalar genelde ilahiyata girerler. Bizde durum daha da içler acısı. Hiç bahsetmeye gerek yok. Neredeyse üniversiteye alınmayacaklar. Konu dağıldı toparlıyorum :)

Okulda öğretmen önce konuyu öğrencisine okutur, sonra ne anladığını sorar, herkes farklı anlamlamlar çıkartır. Ancak öğretmen konuda anlatılmak isteneni hakiki anlamda güzel bir şekilde ifade eder. Bu insanın öğrenme hiyerarşisinin temelinmi oluşturur. Eğer size birisi bir konuyu çok iyi ifade etmiş ise o sizin için o konuda ehildir. Dolaysıyla Kur'anı anlamada ehil insanlar üstadlar tefsir yazacaklar ve tefsir dersleride olacak ki kur'an'ın anlaşılmasında üst bir noktaya doğru ilerlenilebilsin. Arapçasını bilmiyorsunuz. Ama okuyarak veya dinleyerek tabiki feyzinden faydalanıyorsunuz. Peki içerisindeki mana ne olacak? Manayı anlamaya gelince uyuşukluk hiç üzerimizden eksik olmuyor. Enerji sarfetmeye hiç meyilli değliz. Kafayı çalıştırma konusunda malesef çok geriyiz :)
Hocam siz sanırım tecvitli okuyorsunuz. Tabi bizim okuduklarımıza okuma demezsiniz. Ben açıkçası zor okuyorum. Okuyarım ama bir akıcılık yok. İnşALLAH üzerinde çalıyorum ve iyi bir seviyeye getiririz. Ancak hocam size eğer katılmıyorsanız tefsir sohbetlerine katılın bence.Mesala bu yüzyılın alimlerinden Bedüzzamn Said Nursi'nin Risale-i Nur derslerine katılabilirsiniz. Hakikaten Bismillahirrahmanirrahim mana bakımından nasıl irdelinmiş okuyun. Manaya inmek için alimlerin bu güzel harikulede eserlerinden istifade etmek gerek.
ALLAH'a emanet olun.
 

MiM

Admin
Yönetici
Membership
Ynt: Önce Kur'an mı yoksa tefsir mi ?

teşekkürler isoz abim, yazdıklarınıza yüzde yüz katılıyorum.
sevgili tarık'ın o yazısı türkiye gazetesinin bağlı olduğu ışıkçı ekolün kaleminden çıkmış bir alıntı. bu cemaatin garip inanışları vardır. hüseyin hilmi ışıktan başka birini okuduğunuzda yanlış yapabilir, batıla dalabilir, sünnet yolunu terkedebilir... muhtemelen dinden imandan bile çıkabilirsiniz(!)

o yüzden yıllardır yürüttükleri propagandalarla milleti dinini, kitabını öğrenmekten uzaklaştırmak için azami gayret sarfetmişlerdir.

bu yazı da onlardan biri... şu kadar var ki, ilmi olmayanın sadece meal okuması taraftarı değilim ben de. ama tefsir mutlaka okunmalıdır. merhum elmalılı bir besmeleyi 125 sayfada anlatmıştır. bu arada prof. bayraktar bayraklı -bazı görüşlerini kabul etmesem de- çok güzel bir tefsir yazmıştır. fevkalade müstefid oldum gerçekten. bu tefsir de ayetlerin ruhuna vukufiyetle nüfuz edilmeye çalışılmış... çok şey öğrendim diyebilirim.
 
Üst